1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Özge "can'imiz" yandı. engin konyaligil yazdı...

Konusu 'Köşe Yazıları' forumundadır ve ENGİN KONYALIGİL tarafından 17 Şubat 2015 başlatılmıştır.

  1. ENGİN KONYALIGİL İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Sağlık Bakanlığı
    ÖZGE "CAN'IMIZ" yandı… Suçlu İdam edilebilir mi?
    17 Şubat 2015 Salı 13:24
    samsunisg@gmail.com
    Özgecan ASLAN cinayeti, ülkemizi tıpkı geçmişteki kadın ve çocuk cinayetlerinde olduğu gibi büyük bir üzüntü ve nefretin içerisine almıştır. Kendi kanaat ve görüşüm edilen bunca beddua ve lanetten sonra hak tecelli edecek ve bu vahşeti büyük bir soğukkanlılıkla gerçekleştiren kişiler kendi kendilerine cezalarını keseceklerdir.

    Ülkemizdeki birçok kişi gibi bende; böylesine bir vahşeti bir insan başka bir insana nasıl yapar, nasıl bir sapık düşüncedir aklım almıyor. Şeytanlaşmış insan bu olsa gerek…

    Dün haberlerde bir kanal ile röportaj yapan katilin annesini maalesef büyük bir öfke ile dinledim. “Oğlumu, bu noktaya getiren sebepler var. Onaylamıyorum tabii ki! Ama olay göründüğü gibi değil” sözlerini duyunca öfkem ve şaşkınlığım daha da arttı. Şöyle demesi tüm Türkiyeci rahatlatacak ve bir nebze olsun üçüncü kişilerin üzüntülerine merhem olacaktı.

    “Seni doğuracağıma taş doğursaydım. Benim artık senin gibi bir oğlum yok…”

    Özgecan cinayeti ülkemizdeki kadına ve çocuğa uygulanan taciz, tecavüz ve sonucunda oluşabilecek bir cinayettin önlenmesi için cezaların yetersiz olduğu konusunu bir kez daha gündeme getirdi.

    Birçok Siyasetçi, sanatçı ve kanaat önderleri idam cezasının ülkemizde tartışılması gerekliliği ile ilgili açıklama yaparak tepkilerini dile getirdiler. Peki, bu iş o kadar kolay mı? Evet, Özgecan ve diğer tüm cinayet vakaların da olduğu gibi bu kişilerin idam edilmesi gerektiği toplum tarafından dillendirilmektedir. Ama bu işin öfke ve duygu boyutu…

    Ülkemizdeki mevzuatlar açısından baktığımızda idam cezası Anayasamızda 2004 yılında yapılan bir değişiklikle kaldırıldığı, hiçbir surette kişilere verilecek cezalar arasında ölüm cezasının yer almayacağı Anayasamızın 38. Maddesinde yerini almış bulunmakta. Bu sadece idam cezasının Anayasamızda ki yeri; Birde imzaladığımız AB normları ve uluslar arası anlaşmalar, idam cezasının ülkemizde uygulanmasının zor olduğunu göstermekte. Kısacası Anayasamızda yapılan bu değişiklikle ülke insanımıza ve AB ye hiç bir suç ve eylemin cezasının ölüm olmayacağının sözünü vermiş bulunmaktayız. Peki, bu durum nasıl düzelir? İdam cezası yeniden anayasamızda yerini alır mı?

    Ne zaman AB ile müzakere ilişkilerimiz durur ve sonlanır o zaman Türkiye kendi hukuk sistemi içerisinde istediği düzenlemeyi yapabilir.

    Yapılan açıklamaları öfkeye bağlı yapılan duygusal bir açıklama olduğunu yazımın başında da ifade ettim. İnsan hakları sözleşmesinin ek 6 no.lu protokolü gereğince de ülkemizde idam cezası kaldırılmış ve yeniden getirilmeyeceğine dair imza altına alınmıştır.

    Bu anlaşma ve hükümlere rağmen Hükümet ve Devletimiz kadına ve çocuğa yapılan her türlü istismar ve tacize karşı ceza-i hükümlerini gözden geçirerek ağırlaştırmış, yinede şeytanlaşmış insanların sapıkça düşüncelerini engelleyememiştir. Toplum içerisinde yer alan bu kişi bir hafta önce rahatlıkla minibüsünü kullanıyor, alışveriş yapıyor, yiyor ve içiyordu… Yani kimse onun asıl yüzünü bilmiyordu. Her ne kadar geçmişinde de bazı vakalara karışmış olsa da!

    Evet, bu şahıs birisinin canına kıyarak kendisini deşifre etti. Ya deşifre edilemeyenler...

    Geçmişi hatırlayın lütfen geçen yıllarda Adana da 6 yaşındaki bir kız çocuğu yine aynı sebeplerce öldürülmüş ve ülke ayağa kalkmıştı. O dönemde de herkes kişinin toplum önünde idam edilmesi gerekliliğini savunmuştu.

    Adana vakasından sonra Devletimiz cezalarda ve kanunda yaptırımları artırmış, İnfaz koşulları ağırlaştırılmış ve suçu işleyen kişi ve kişilerin teşhiri kolaylaştırılmıştır. Buna rağmen suç eylemleri caydırılamamıştır.

    Özgecan’ın katillerinin idam edilmeyeceği kesin, hukuk önüne çıkarılıp en ağır cezayı alacakları da kesin, Allah (c.c) adaletinin tecelli edeceği de kesin… Ama ailenin ve vatandaşın acısının dinmeyeceği de kesin…

    ÇÖZÜM.

    Ceza İnfaz Yasasında yer alan cinsel saldırı sonucu ölüm vakalarından yargılanan suçluları, idam edilemese de hiçbir surette ceza evinden çıkamayacak şekilde düzenleme getirilmeli. Şuan ki mevzuatlarımız da yer alan hükümlere göre; cinsel saldırı sonucu ölüm meydana geldiyse kişiye verilen müebbet hapsin “40 yılı” ceza evinde geçirmesi ibaresi “ömür boyu” olarak değiştirilmeli, açık kapı bırakılmaksızın af ve benzeri işlemlerin bu suçluları etkilememesi adına yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

    Kadına ve çocuğa yapılan şiddet ve istismarın mutlaka bilim adamlarınca araştırılması, psikolojik ve sosyolojik olarak ele alınarak incelenmesi gerekliliğini savunmaktayım. Unutmayalım ki Özgecan vakasının olduğu o saate, sonrasında, ben bu yazıyı kaleme alırken ve sizler yazıyı okurken… Ülkemizin bir başka yerinde ismi Özgecan olmayan birçok “KIZIMIZ” şiddete ve tecavüze maruz kalmakta.

    Özgecan ASLAN “KIZIMIZA” Allahtan rahmet, değerli ailesine ve yakınlarına sabır diliyorum.

    Rabbim hepimizin ailesini ve en önemlisi çocuklarımızı korusun.

    “Kalbinizin asıl sahibine emanet olun.”