1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

'İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu Tasarısı' hakkında görüşler

Konusu 'Köşe Yazıları' forumundadır ve efecan tarafından 22 Nisan 2012 başlatılmıştır.

  1. efecan İSGforum Üyesi

    İş güvenliği uygulamalarında sağlık, iş güvenliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

    Metin Avcıoğlu- 22.04.2012


    Makine Yük. Müh., Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Baş İş Müfettişi
    Yani iş güvenliğinin asıl amacı, işçilerin sağlığını korumak ve işin idamesini sağlamaktır. Dolayısıyla "iş güvenliği" tamlaması, aynı zamanda "iş ve işçi sağlığını" da ihtiva eder. Bu nedenle kanunun adının sadece "İş Güvenliği Kanunu" şeklinde yazılmasının yeterli olduğu kanaatindeyim. "İş Güvenliği Kanunu" şeklindeki ifade, (Borçlar Kanunu, Ceza Kanunu, İş Kanunu, gibi) yazımını ve ifade edilişini daha kolay hale getirip kullanışlılığını artıracaktır.
    [​IMG]
    "İSG Kanunu Tasarısı"nda ilk dikkat çeken husus; kanunun amacının "işyerlerinde iş güvenliğinin sağlanması ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi" olmasına rağmen, kanun metninde "İş Güvenliği Müfettişi" tanımı yapılmamıştır. Hâlbuki, yıllardan beri çok farklı sektörlerdeki işyerlerinde "İş Sağlığı ve Güvenliği"ni sağlamak için; kendilerine verilen görev gereği, teftiş ve inceleme hizmetleri; mühendislik eğitimi almış bakanlık iş müfettişleri, yani iş güvenliği müfettişleri tarafından yapılmaktadır. İSG Kanunu Tasarısı'nın 20. maddesinde, bu kanun hükümlerinin uygulanması, izlenmesi ve teftişinin, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili bakanlık iş müfettişlerince yapılacağı belirtilmişse de bu maddenin (1) numaralı fıkrasının 1. cümlesindeki, "... Bakanlık iş müfettişlerince ..." ifadesi; "... Bakanlık iş güvenliği müfettişlerince ..." şeklinde değiştirilerek, "tanımların" verildiği 4. maddeye; "İş güvenliği müfettişi: İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili bakanlık iş müfettişleri, bu kanunun yayınlanmasıyla iş güvenliği müfettişi unvanını alırlar." şeklinde bir tanım eklenmelidir.
    İSG Kanunu Tasarısı'nda yine "tanımların" verildiği 4. maddenin 1. fıkrasının (s) bendinde; "işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin uygulamasında, teknik öğretmen, fizikçi ve kimyager unvanına sahip olanlar ile üniversitelerin iş sağlığı ve güvenliği programı mezunlarının da "iş güvenliği uzmanı" olabilecekleri belirtilmiştir. Yeni İSG Kanunu ile ilk etapta 10'dan fazla çalışanı bulunan bütün işyerleri, (ki SGK istatistiklerine göre 2010 yılı sonu itibarıyla 10'dan fazla sigortalı işçi çalıştıran işyerlerinin sayısı 188.946'dır) iş güvenliği uzmanı ile çalışmak zorunda olacaktır. Uzman kelimesi; "Belli bir işte, belli bir konuda bilgi, görüş ve becerisi çok olan (kimse), mütehassıs" şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanım ışığında, birtakım kuruluşlar tarafından 90 saati uzaktan toplam 180 saatlik eğitimden sonra katılımcılara verilen "iş güvenliği uzmanı" sıfatını takdirlerinize bırakıyorum.
    Bilinmelidir ki, "İş Güvenliği"; işyerlerinde her türlü işin yapılması esnasında çalışma şartları ile kullanılan makine, tezgâh ve hammaddeler sebebiyle meydana gelebilecek her türlü kaza ve meslek hastalığını önlemek; işçi sağlığını temin etmek, zarar verebilecek risklerden kaçınmak, korunmak ve daha güvenli bir çalışma ortamı oluşturmak; üretim faaliyetleri içinde bulunanların insan onuruna yakışır bir şekilde yaşamlarını sağlamak ve çalışma ergonomisini sağlamak gayesi ile yapılan/yapılması gereken, sistemli çalışma konularını inceleyen ve uygulayan, bir "mühendislik" dalıdır. İş güvenliği, bir mühendislik uygulaması olduğundan, bu konuda yapılacak çalışmalar "en etkin şekilde" ancak mühendislik eğitimi almış kişiler tarafından yerine getirilebilir. Hukukun evrensel kurallarından biri de; "usûlün, esasın önünde olduğu" gerçeğidir. Yani, hukuk eğitimi almamış birisinin -benzer konularda eğitim almış olsa bile- hâkimlik, savcılık veya avukatlık yapması nasıl mümkün değilse; tıp eğitimi almamış birisinin -benzer konularda eğitim almış olsa bile- doktorluk (hekimlik) yapması mümkün değildir ve yasalarımıza göre böyle bir teşebbüste bulunmak dahi suçtur. Aynen bunun gibi, mühendisler tarafından yapılması gereken işlerin, yasal düzenleme ile diğer kişilere bırakılması kesinlikle doğru değildir ve gerçekte; "yok hükmünde olup" anlamsızdır. Ayrıca 2011 yılı itibarıyla ülkemizdeki tüm üniversitelerin "mühendislik fakülteleri"ne alınan öğrenci sayısı 60 binin üzerindedir. Bu demektir ki; her yıl 50 bin civarında genç mühendis çalışma yaşamına katılmaktadır. Yani, iş hayatında mühendis eksikliği yoktur. Bu nedenlerle 4. maddenin 1. fıkrası (s) bendinin kanun metninden çıkarılması şarttır.
    Aslında işyerlerindeki iş güvenliği sorumluluğunun; o işyerinde yapılan işin niteliğine uygun mühendislik eğitimi almış mesleki donanıma sahip mühendislerin "iş güvenliği mühendisi" adıyla görevlendirilmeleriyle, daha uygun bir şekilde çözüme kavuşturulabileceği aşikârdır. Burada çok önemli bir konu da, bu mühendislerin "iş güvenliği mühendisliği eğitimi"dir. İş güvenliği mühendisliği eğitimi, üniversitelerimizin mühendislik fakültelerinde açılacak olan "bir dönem teorik" ve "bir dönem de uygulama" olmak üzere iki dönemde verilip eğitimi veren mühendislik fakültesi tarafından belgelenebilir. Bu eğitimlerde, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili bakanlık iş müfettişlerinin (yani iş güvenliği müfettişlerinin) bilgi birikimi ve tecrübelerinden mutlaka yararlanılmalıdır. Tekrar ifade etmek gerekirse, iş güvenliği eğitimi ciddiye alınmalı ve mutlaka üniversitelerin mühendislik fakültelerinde verilmelidir. Bu konuda asıl önemli konu, yukarıda da belirttiğim gibi, her işyerinde yapılan işin niteliğine uygun mühendislik eğitimi almış bir mühendisin, o işyerinde "iş güvenliği mühendisi" olarak görevlendirilmesidir.
    Bir çelişki: İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili bakanlık iş müfettişleri, kendilerine yasa ile verilen görev gereği, bu teftişleri yapmakta olduklarından, yukarıda da belirttiğim gibi zaten iş güvenliği uzmanıdırlar. Yani gerçek anlamda iş güvenliği uzmanı arandığında bu uzmanlar; işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili bakanlık iş müfettişleridir. Ancak mevzuata göre, bakanlık tarafından, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmak için yetki verilen "bakanlık iş müfettişleri"; iş güvenliği uzmanı sayılmamaktadır. Eğer böyleyse, burada bir çelişki yok mudur? Mezkûr müfettişler, yaptıkları teftişler esnasında, iş güvenliği uzmanı sıfatı verilmiş olan elemanların yaptıkları çalışmaları, "bu kapsamda" denetlemektedir. Eğer bu müfettişler iş güvenliği uzmanı sayılmıyorsa, yaptıkları denetimler geçerli midir? Bu nedenlerle, İSG Kanunu Tasarısı'nın 6. maddesine aşağıdaki gibi bir ifade eklenmelidir: "İşyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili bakanlık iş müfettişleri, (A) grubu iş güvenliği uzmanıdırlar. Bu müfettişlerin uzmanlık belgeleri, emeklilikleri halinde kendilerine bakanlıkça takdim edilir."
    .......................Yazının Devamını Okumak İçin Tıkla

    ZAMAN