1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

İşyeri hekimleri reçete yazmalı mı – 2

Konusu 'Köşe Yazıları' forumundadır ve Erkan Dündar tarafından 10 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Çözüm önerilerime geçmeden önce, işyeri hekiminin reçete yazma yetkisi ile ilgili sürekli dillendirilen bir gerekçeye biraz açmak istiyorum.
    Bu gerekçe şudur: işverenler reçete yazmayan işyeri hekimi istemezler!..
    Bunun nedeni de şöyle açıklanır. İşçinin muayene olmak için işyeri dışındaki bir sağlık kurumuna gitmesinin maliyetinden kaçınmak isterler.
    İşçinin üretimden ayrılıp muayene olmaya gitmesinin kayıpları neler olabilir?
    Birincisi, işçinin “kaytarmak” için revire gitmesi… Bunun için yapılacak bir şey yoktur. İşçi kaytarmak için başka yollar da bulabilir. Hatta, işyeri hekiminin varlığı işçinin sağlıkla ilgili kaytarma gerekçesi gündelik olarak üretmesini mümkün kılar. Öte yandan, “kaytarmak” işçi için, her zaman, hele ki, Türkiye gibi işgücü piyasasının işveren lehine düzenlemeler içerdiği koşullarda “riskli” bir girişimdir. Moda deyime uyarlarsak, sürdürülebilir kaytarma mümkün değildir.
    İkincisi, işçinin “kaytarmak” için dışarıdaki bir sağlık kurumuna gitmesi… İşverenlerin işyeri hekimi çalıştırmak istemedeki önemli bir gerekçesi budur. Böylece, işçinin, dışarıdaki bir sağlık kurumuna gitmeden önce “mutlaka” işyeri hekimine görünmesini isterler. Ancak, işyeri hekiminin kısıtlı günler ve saatlerde geldiği bir işyerinde, işçinin hekim çıktıktan sonra bir rahatsızlık geçirmesi her zaman “olası”dır. Öte yandan, işçi sabah işe gelmeden de “rahatsızlanabilir” ve bunun için işe gitmeden bir doktora gitme “ihtiyacı” hissedebilir. Tüm bunlara, sevk zincirinin zorunlu olmaması ve hastanın hekim seçme hakkını da eklemek gerekiyor.
    Üçüncüsü, işçinin gerçekten hastalık muayenesi için revire gitmesi… Bir önceki yazımda bunu dile getirmiştim. İşyeri hekimi, işyerlerinin çalışan sayısı, tehlike durumu ve maddi olanakları açısından, işyerine sayılı gün ve saatlerde gittiği için, çalışan gerçekten rahatsız iken ona “rastlaması” biraz zordur. Bunun için, benim kanımca, işyeri hekiminin tüm işgünlerinde en az yarım gün işyerinde olması gerekir.
    Dördüncüsü, işçinin gerçekten hastalık muayenesi için dışarıdaki bir sağlık kurumuna gitmesi… Bir üst maddede anlattığım gibi, işyeri hekimi zaten çalışan gerçekten hasta iken ona pek “rastlayamadığı” için, hastalar ihtiyaç ortaya çıktığında zaten izin alıp dışarıdaki bir sağlık kurumuna gitmektedirler. Üstelik, kurum kültürünün düzeyine göre, çalışanlar, muayene olmak için mümkün olan en erken zamanda yöneticisinden izin istemekte, yöneticisi de üretim ya da hizmette bir aksama olmaması için gerekli iş organizasyonunu yapmaktadır. Yani, buradaki kayıp, en fazla, geride kalanlar için işin kısmen yoğunlaşması ya da fazla mesai, ek çalışan organizasyonu gibi düşük maliyetle sonuçlanan önlemlerle kapatılabilmektedir.
    Beşincisi, işçinin rpt için revire gitmesi… Kronik ilaç kullanan çalışanların, SGK’dan alınan yetkiyle, raporlu ilaçlarının işyeri hekimince yazılabilmesi gerçekten büyük kolaylıktır. Bu olmadığında, çalışan, bunları dışarıdaki bir sağlık kurumunda yazdırmak zorunda kalacaktır.
    Altıncısı, işçinin rpt için dışarıdaki bir sağlık kurumuna gitmesi… Yukarıda belirttim, ancak şunu eklemeliyim, bu ilaçları yazdırmak yalınzca sıra beklemekle zaman yitirilecek bir işlemdir. Yani, en kötü olasılıkla kişinin yarım gün kaybına neden olur. Üstelik, bu kayıp 3 ayda bir gerçekleşecek bir kayıptır ancak. İşyerindeki raporlu ilaç kullanan kronik hastaların sayısı da zaten pek azdır.
    Yedincisi, işçinin acil bir sağlık durumundan kaynaklı revire gitmesi… İşyeri hekimi kısıtlı gün ve saatlerde işyerinde olduğu; bu zamanlarda da acil bir vakayla karşılaşma olasılığının çok düşüklüğü; karşılaştığında ise çoğu durumda işyeri hekiminin niteliklerinin bu acil vakayı yönetecek düzeyde olmadığı; revir koşullarının, işyeri hekimi acil konusunda deneyimli olsa bile, vakayı yönetmek için yeterli olmadığı düşünüldüğünde, bu kayıpların önlenmesinde işyeri hekiminin varlığı ya da reçete yazmasının bir önemi olmayacaktır.
    Sekizincisi, işçinin acil bir sağlık durumundan kaynaklı dışarıdaki bir sağlık kurumuna gitmesi… Bir üst maddede anlatmaya çalıştığım gibi, bu vakalar zaten dışarıdaki bir sağlık kurumuna gidecekti.
    Demek ki, tüm işgünlerinde en az yarım gün işyeri hekimi bulundurmayan işyerleri dışında, işyeri hekiminin poliklinik hizmeti vermesi ve reçete yazmasının işverene kritik hiçbir faydası yoktur. İşveren kategorizasyonuyla söylersem, “maliyet etkin” değildir!
    Aslında, bu yalnızca, az gelişmiş ülkenin az gelişmiş burjuvasının maliyet anlayışının bir yansımasıdır. O, maliyetten, en görünür olanı ve en kısa vadede gerçekleşeni anlar çünkü. Bu yüzden, çözümle ilgili önerilerime geçmeden önce, bir sonraki yazımda, işyeri hekimi risk, önleme, korunma noktasında konumlandığında işverene nasıl bir maliyet “katkısı” sunar, ona değinmeye çalışacağım.
    sürecek…
    Not: Bu yazıya konu olan yönetmelik taslağı, internette saygın kişi ve kurumlarca yayınlandığı ve tartışıldığı için, İSGGM sitesinde duyurulmamasına rağmen, sitemizde yayınlandı. Öte yandan, böylesine disipliner bir şekilde yazılmış bir “uydurma” taslağın olacağına inanmıyorum. Muhtemelen, bir “nabız yoklama” işlemidir. Önemli de değil zaten! İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda işyeri hekiminin görevleri arasında tedavi edici hizmetlerin olmaması gerçeği bir yana, epeyden beridir ele almak istediğim bu konu için güzel bir vesile oldu, bu yönetmelik taslağı…
    kaynak:http://www.isgrehberi.com/index.php/isyeri-hekimleri-recete-yazmali-mi-2/