1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .
  2. ISGForum Geliştiricileri - Haberler
    Paylaştığınız güncel haberlerin ana sayfa (portal) slideshow'da çıkmasını istiyorsanız, yüklediğiniz resmin ismi haber olmalı, uzantısı ise jpg olmalıdır. Örnek için ana sayfada ki haberleri inceleyebilirsiniz. Bunu uyguladığınız zaman haberleriniz ana sayfamızda otomatik olarak gösterilecektir.

SON DAKİKA!!! 13 mayıs 2014::soma'da maden faciası.. 301 canımızı kaybettik!!

Konusu 'Kaza ve Olay Haberleri' forumundadır ve Erkan Dündar tarafından 14 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
  2. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    İş Güvenliği Uzmanı İrfan Şaşmaz: "Trafo Yanlış Yere Yerleştirilmiş"
    Emekli İş Güvenliği Başmüfettişi İrfan Şaşmaz, Manisa Soma'daki maden ocağında meydana gelen patlamada ihmallerin olduğunu belirtti. Trafonun yanlış yere yerleştirildiğine dikkat çeken Şaşmaz, ilgili mevzuatın eksik olduğunu belirtti.
    Maden Mühendisi Emekli İş Güvenliği Başmüfettişi İrfan Şaşmaz, Manisa Soma'da meydana gelen maden ocağındaki acı bilançoyu değerlendirdi. 238 kişinin yaşamının yitirdiği maden ocağında tedbirsizliklerin olduğunu belirten Şaşmaz, kanunların iş güvenliğinde yetersiz kaldığını söyledi.

    Trafo patlaması ile kömür tozunun oluşturduğu etkiyi filmler eşliğinde gösteren Şaşmaz, kömür tozunun patlamayı şiddetlendirdiğini belirtti.

    "PATLAMA OLMAZSA, GÖÇÜK OLMAZ"

    Trafo patlamasının öldürücü etkisi olmadığını belirten Şaşmaz, "Yeraltında, maden ocağında trafo patladığında oluşan basınç sebebiyle yollarda biriken kömür tozunu havaya kaldırır. Havaya kalkan toz trafo patlamasında oluşan kıvılcımla patlar. Bir dizi patlama gerçekleşir. Bütün ocak bir anda patlar. Bu patlama sebebiyle alev bulutu oluştuğunda ortamda oksijen bırakmaz. Çıkan dumanlar karbonmonoksit ve karbondioksit. Bunları insan bir kere teneffüs ettiğinizde ölürsünüz. Hücrelere oksijen yerine karbonmonoksit nakli gerçekleşir. Peşinden ölüm gerçekleşir. Bazı işçiler göçük oldu diyorlar. Göçük patlama şiddetiyle olur. Patlama olmazsa, göçük olmaz" şeklinde konuştu.

    "TRAFO YANLIŞ YERE YERLEŞTİRİLMİŞ"

    Trafonun yanlış yere yerleştirildiğinin ifade eden İrfan Şaşmaz, şunları söyledi: "Bir defa maden ocağında trafonun uygun bir yere yerleştirilmesi gerekiyordu. Trafonun patlamasını önleyecek bir dizi tedbir var. Aşırı yüklenmelerde hemen devreyi kesecek, devre kesicilerle donatılmış olması gerekiyor. Bu tedbirlerin alınmadığını görüyoruz. Trafonun da uygun bir yere yerleştirilmediği anlaşılıyor. Trafoyu ana yola yerleştirmişler, trafo patlayınca tozları yoldan havaya kaldırmış. Bu trafo dinamit depoları için yönetmeliğin öngördüğü tedbir bunlar için de alınsaydı, yani bu trafo 90 derecelik dirsekle girilen bir hücreli odaya yerleştirilmiş olsaydı böyle bir kaza olmazdı. Trafoyu uygun bir yere yerleştir, patlasa bile bir kaza olmaz."

    Patlamanın etkisiyle oluşan kömür tozlarının facianın boyutunu arttırdığını dile getiren Şaşmaz, burada temizleyici sistemlerin kullanmadığını söyledi.

    İrfan Şaşmaz, "Bu tozların temizlenmiş olması gerekiyordu. Toz toplayıcı sistemler var. Bunlar kurulmuş olsaydı toz da birikmezdi. Bu olay olmazdı. Bu kadar can gitmezdi. Bunların hepsi ihmal" diye konuştu.

    "MEVZUATTA HÜKÜM YOK"

    Madencilik yönetmeliğinde eksikliklerin bu tür kazalara yol açtığını dile getiren Emekli İş Güvenliği Başmüfettişi İrfan Şaşmaz, "Burada mevzuatımızı eleştiriyoruz. Çünkü mevzuatımızda yeni yayınlanana maden yönetmeliğinde yer altına alınan trafoların konulup konulmayacağı bir hükme bağlanmamış. Yönetmelik, yeraltına trafo konulamaz diyebilirdi. Bu bir tedbir. Orayı denetleyen müfettişler mevzuata bağlı. Mevzuatı almışlar ellerine alıp bakmışlar bir noksanlık yok. Çünkü mevzuatta hüküm yok" dedi.

    Risk analizi yapacak deneyimli uzmanların sayısının az olduğunu belirten İrfan Şaşmaz, "Trafonun ana nakliyat yolunun üzerindeki bir cebe yerleştirilmesine rıza göstermişler" diye konuştu.

    Trafonun yağla soğutulan bir trafo olabileceğini belirten Şaşmaz, "Eğer bu yağla soğutulan bir trafoysa patlama sırasında o yağ da patlama sırasında alev bulutunu fazlalaştırır" dedi.

    "CEZA DAVASINDAN BİR ŞEY ÇIKMIYOR"

    Yaşanan kazanın ardından bir ceza davasının açılacağını belirten İrfan Şaşmaz, "Bir ceza davası açılıyor. Birden çok kişinin ölümüne yol açmakla yargılanacaklar. Bunları cezası 2-15 yıl arasında değişen hapis o da bilinçli taksir kapsamına sokulursa yüzde 50 arttırılabilir. En fazla 22,5 yıl hapis. Ceza davasından bir şey çıkmıyor. Burada önemli olan her bir ölenin yakınının açacağı maddi manevi tazminat davasıdır. Buradan her bir işçi için çıkacak rakam 1-1,5 milyon arası olur" dedi. - İSTANBUL

    http://www.sondakika.com/haber/haber-is-guvenligi-uzmani-irfan-sasmaz-trafo-yanlis-yere-6029532/
    --- Tekrar yazılan mesaj birleştirildi, 15 Mayıs 2014 ---
    Maden Mühendisleri, Soma'dan çok önce uyarmış ve yol göstermişti
    [​IMG]
    Türkiye madenlerde yaşanan kazalarla yeni tanışmıyor. Soma'da yaşanan ve şu anda ölen işçi sayısı 232'ye yükselen ve hala ocağın içinde akıbeti belirsiz olan 200 kadar işçinin bulunduğu kazanın öncesinde onlarca rapor ve çalışmayla uyarılar yapıldı. Bunlardan biri de TMMOB Maden Mühendisleri Odası'nın 2010'da hazırladığı "Madencilikte Yaşanan İş Kazaları Raporu".

    Girişinde Türkiye'de ve dünyadaki iş sağlığı ve güvenliği ile iş yaşamına ilişkin genel bilgilerin verildiği raporda, madencilik alanında çalışan şirketlerin durumu, maden kazalarına neden olan hatalar kazalardan somut verilerle anlatılıyor ve acil önerilerde bulunuluyor. Raporda Soma'daki kömür madenlerine ilişkin de acil öneriler yer alıyor.

    Özelleştirme, sendikasızlaştırma, taşeronlaştırma

    Rapor küreselleşme sürecine paralel olarak özelleştirme, sendikasızlaştırma ve taşeronlaştırma gibi emeğin örgütsüzleştirilmesi politikalarıyla, her türlü güvencelerden yoksun kayıt dışı işçilik ve çocuk işçiliğin katmerleştirildiği tespiti yapılıyor ve Türkiye'de de 4857 Sayılı İş Yasası'yla birlikte iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının da bu yönde değiştiğine işaret ediliyor. Bunların sonucu olarak da iş kazaları ve meslek hastalıklarında resmi istatistiklere yansımayan bir artış olduğu ifade ediliyor. Sanayileşmedeki hızlı gelişmeye bağlı olarak iş yerlerinde yeterli önlemlerin alınmadığı ifade edilen raporda, "Her yıl artan iş kazaları meslek hastalıkları ve çevre kirliliği, insan ve çevre sağlığını tehdit eder bir noktaya ulaşmıştır" deniliyor.

    Madencilik alanında büyük şirketlerin küresel ölçekte birleşme eğilimi gösterdiğini ancak ulusal düzeydeki işletmelerin ise esnekliklerini artırarak bu süreçteki pazar payını korumaya çalıştıkları belirtilen raporda, şunlar ifade ediliyor:

    "Bu amaçla şirketler bağımsız ve merkezi kontrolün dışında çalışan daha küçük ve daha fazla birimlere parçalanma, küçük birimlerin etkinliklerini kaynak dışında bırakma, küçük işletmeleri taşerona verme ve esnek çalışma organizasyonuyla geliştirmeye yönelmektedir. Bu eğilimin gelecekte daha fazla artacağı ve sendikasızlaştırma ile daha olumsuz çalışma koşulları doğacağı, tek yanlı bilgilendirme ve daha düşük ücretlere yol açacağı beklenmektedir."

    Çalışma ortamı ve üretim süreçlerinin yetersiz ve olumsuz koşulları nedeniyle çalışanların sağlıklı yaşam ve çalışma hakkının tehdit altında olduğuna dikkat çekilen raporda, endüstrileşmiş ülkelerde iş kazaları ve meslek hastalıklarının toplam maliyetinin Gayrı Safi Milli Hasılalarının yüzde 1'i ile 3'ü oranında değiştiği bilgisi verilerek, Türkiye'de ise bu maliyetin yılda 4 milyar doların üzerinde olduğu tahmini paylaşılıyor.

    İş kazalarının yüzde 72'si KOBİ'lerde

    Raporda, SSK (SGK) istatistiklerinde sadece sigortalı çalıştırılan işçilere yönelik bilgiler yer aldığı belirtiliyor. Resmi istatistiklere göre iş kazalarının yüzde 72'sinin 50'den az işçi çalıştıran iş yerlerinde olduğu ifade edilen raporda, yasaya göre de bu iş yerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Kurullarının kurulmasının zorunlu olmadığına işaret ediliyor.

    "Kömür madenciliği yakından izlenmeli, kaza önleme çalışmaları yapılmalı"

    Kömür madenciliğinin işçi sayısı başına düşen kaza ve ölüm sıralamasında, bütün sektörlerin başında yer aldığı açıklanan raporda, bu sektörün daha yakından izlenmesi, değerlendirilmesi ve kaza önleme çalışmalarına daha fazla ağırlık verilmesinin gerektiği vurgulanıyor. Maden sektörüne ilişkin raporda şu tanımlayıcı ifadelere yer verildi:

    "Madencilik kuruluşlarımızdaki mevcut deneyim birikiminin yok edilmesi, maden işletmeciliğinin yetersiz, donanımsız ve deneyimsiz kişi veya kuruluşlara bırakılması, kısa sürede yüksek kar sağlamak amacıyla yapılan üretim projeleri, hızlı ve yüksek kazanç için yapılan üretim zorlamaları, bir yandan yetersiz, liyakatsiz kişilerin siyasal amaçlarla kilit mevkilere atanması ve diğer yandan da kamusal denetimin iyice gevşetilmesi kazaların kaçınılmaz hale gelmesine neden olmaktadır. On yıl önce 2000 yılında bir meslektaşımızın söylediği gibi: "... Acilen müzakere edilmesi gereken, dehşetli bir tempoyla ocaklarımızı kasıp kavuran ölümlü kazalardır. Tam mekanizasyona bir türlü kavuşmayan, yeterince havalandırılmayan, bilim, teknik ve teknolojiden uzak, eciş bücüş tozlu panolarda hala ağaç altında çalıştırılan insanlarımız, Avrupa'daki meslektaşlarına göre, hayati tehlike açısından hala haddinden fazla risk altındadır."

    "Teknik nezaretçi yok, patlayıcı deposu yok, gaz ölçümü yapılmıyor..."

    Raporda madencilik sektörünün fotoğrafı da çekiliyor. 2010 yılında hazırlanan rapora göre sektörde yaklaşık 120 bin kişi çalışıyor. Madenciliğin istihdam ağırlıklı bir sektör olduğu belirtilen raporda, sektörde çalışan 1 kişinin diğer yan sektörlerde çalışan 12 kişiye istihdam sağladığı dile getiriliyor. Raporda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 2005 yılındaki "Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Proje Denetimi Değerlendirme Raporu" verilerine de yer veriliyor. Buna göre, Bakanlıkça denetlenen 772 yer altı ve yer üstü maden işletmesinde yapılan proje denetimi ilginç verileri ortaya koydu. İşte bu işletmelerden 250'sini oluşturan kömür işletmelerine ilişkin sonuçlar:

    - 250 adet kömür işletmesi verilerine göre, tablolar incelendiğinde, işletmelerin 7'sinde teknik nezaretçi yok.
    - Patlayıcı madde kullanılan 101 kömür işletmesinin yüzde 77'sinde patlayıcı madde deposu var, yüzde 23'ünde ise depo yok.
    - Yeraltı kömür işletmeciliği yapılan 157 işletmenin, ancak yüzde 57'sinde gaz ölçümü yapılıyor, yüzde 43'ünde ise herhangi bir gaz ölçümü yapılmıyor.
    - Kömür üretimi yapılan 250 iş yerinde 37 bin 114 kişi çalışıyor, işletme belgesi gereken 240 iş yerinin yüzde 83'ü olan 200 iş yeri, bu belgeye sahip değil. (maden işletmeleri için İşletme Belgesi alma zorunluluğu kaldırıldı)
    - Çalıştırılan işçi sayısına göre iş yeri hekimi çalıştırılması gereken 86 iş yerinin yüzde 20'sinde iş yeri heki var, çalıştırdığı işçi sayısına göre İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu bulunması gereken 86 iş yerinin yüzde 18'inde kurul yok.

    İşte kazalara yol açan maden ocaklarındaki eksiklikler

    Raporda Türkiye'deki kömür madenlerinde yaşanan değişik kazalara ilişkin hazırlanan bilirkişi raporlarından derlenen ve kazalara yol açan eksikliklere de yer verildi. Buna göre yer altı işletmeleri için tespit edilen eksiklikler şöyle sıralandı:

    * Uygun ve yeterli tahkimat yapılmamaktadır. Özellikle üretim bacalarında ve kılavuz arınlarında gereğinden de fazla açıklık bırakılmakta, akıcı arınlarda kapak tutulmamakta, akıcı tavanlarda sürme kama tekniği tam olarak uygulanmamaktadır. Ayaklarda "ilerleme kadar göçertme/dolgu yapılması" kuralı uygulanmamaktadır. Göçertmeli ayaklarda ayak göçük hattının düzgün oluşturulamaması, domuzdamlarının yük almaması gibi sebeplerle arın patlaması, göçük, tavan ve yanlardan malzeme düşmeleri meydana gelmektedir. Zonguldak Havzasında uygulanan "göçertmeli-arına paralel sarmalı ağaç tahkimat" yönteminin can damarı olan sürme kama ve damların şeş beş ötelenmesi usulleri çok farklı ve eksik biçimlerde uygulanmakta ve ayak göçüklerine yol açmaktadır.

    * Uygun ve yeterli havalandırma sisteminin bulunmamasına bağlı olarak baca kılavuz arınlardaki metan geliri deşarj edilememektedir. Tali Havalandırmanın yanlış uygulanmasına (çok uzun boru hatlarında engellenemeyen kaçaklar, kısa devreye yol açan ek tali vantilatörler, gücü çok az ya da gereğinden fazla tali vantilatörlerin kullanılması). Bu sebeple metan yanması ve grizu patlamaları meydana gelmektedir. Bağımsız havalandırma ilkesinden (üretim işyerlerinin, seri havalandırılmaması, farklı paralel kollarda yer alması) verilen ödünler özellikle çok sayıda iş yeri ve işçinin etkilendiği büyük kazalara neden olabilmektedir.

    * Üretim iş yerlerinde nefeslik ve kaçamak yolu olarak kullanılmak üzere yer üstü bağlantılarının ikinci bir yol bulunmamaktadır. Bu sebeple kaza durumunda kurtarma çalışmaları zorlaşmakta ve bazen olanaksızlaşmaktadır. İşçiler ocaktan acil ve güvenli bir şekilde tahliye edilememektedir. Ayrıca bu durum ocak havalandırmasını da olumsuz etkilemektedir.

    * Tehlikeli gazlar için bazı büyük işletmelerde "sürekli gaz izleme sistemi" kurulu olup, erken uyarı sistemi bulunmamaktadır. Bu sebeple, tehlikeli gazların sürekli takibi yapılamamakta, gerekli tedbirler zamanında alınamamakta ve tehlikeli durumlarda ocağın acil tahliyesisağlanamamaktadır.

    * Grizulu ocaklarda kullanılması zorunlu olan AlSz ve kendiliğinden emniyetli elektrik donanımların ve devre kesici donanımların zamanla vetamir-bakım gördükçe bu özelliğini yitirmesi iyi denetlenmeyen bir husustur.

    * İllk yardım ve tahlisiye istasyonlarının kurulmaması, mevcutların ise uygun nitelikte olmaması nedeniyle kaza sonucu kurtarma ve ilk yardım işlemleri zamanında yapılamamaktadır.

    * Ocakta uygun vasıfta gaz ölçüm cihazının bulunmaması, her vardiyada muntazam aralıklarla gaz ölçümlerinin yapılmaması, ferdi maskelerin
    bulunmaması ve/veya kullanılamaması, çalışanların CH4 (metan), CO (karbonmonoksit), CO2 (karbondioksit) ve diğer tehlikeli ve zararlı
    gazlarda etkilenmesine neden olmaktadır.

    * Patlayıcı maddelerin ocaklarda kullanılabilecek özellikte olmaması, yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerce ateşlenmesi, kurallara tam uyulmaması,ateşlemelerde gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmaması nedenleriyle ciddi kayıplarla sonuçlanan kazalara sebep olmaktadır.

    * Yangın ve patlamadan sağ olarak kurtulanlar, yeterli eğitim ve tatbikatların yapılmaması nedeniyle oluşan panik sonucu bireysel oksijen maskelerini kullanamamakta, güvenli çıkış yollarını bulamamakta ve bu durum ölümleri arttırmaktadır.

    * Çalışanların ocak içi eğimli yollarda malzeme taşınan vagonlara binmeleri, vagon kaçmalarına karşı tedbirlerin alınmaması, yollardakiaralıkların yeterli olmaması, nakliyatla ilgili ölümlü ve uzuv kayıplı iş kazalarını meydana getirmektedir.

    Yerüstü İşletmeleri içinse,

    * Kademe oluşturulmaması, kademe yüksekliklerinin bom seviyesinin ve derin lağım deliklerinin çok üstünde oluşturulması, kademelere uygun şev verilmemesi, aynalarda gerekli hallerde kavlak ve çatlak kontrolü yapılmaması sebepleriyle kitle ve blok kayma veya düşmesi sonucu iş kazaları meydana gelmektedir.

    "İngiltere'de iş kazaları oranı yüzde 1, Türkiye'de yüzde 9.5"

    Raporda, ILO'nun 2003-2008 yılları arası iş kazası oranlarına göre Türkiye'nin, Hindistan ve Rusya'dan sonra ölümlü iş kazalarında üçüncü sırada yer aldığı hatırlatıldı. Raporda İngiltere'de iş kazaları oranının yüzde 1, Almanya'da yüzde 2.5, Fransa'da yüzde 3.5, İspanya'da yüzde 4 civarında iken, bu oranın Türkiye'de ise yüzde 9.5-10 arasında olduğu vurgulandı.

    2010 yılı verileriyle Türkiye'de 1 milyon 220 bin iş yerinde 9 milyon işçinin çalıştığı, iş yerlerinin yüzde 99.7'sinin KOBİ niteliğinde olduğu ve işçilerin yüzde 83.8'inin de bu tip işletmelerde çalıştığı belirtilen raporda, iş kazalarının yüzde 81'inin de KOBİ'lerde meydana geldiği ifade edildi. Türkiye'de 2008'de meydana gelen 72 bin 963 iş kazası ve 539 meslek hastalığında 866 kişinin yaşamını kaybettiği anlatılan raporda, iş kazalarının daha çok maden, metal, makine, mobilya, tekstil, nakliyat ve inşaat sektörlerinde yaşandığı ifade edildi. Rapora göre, ölüm oranlarına bakıldığında ise sıralama maden, inşaat, nakliyat, metal, mobilya olarak gerçekleşti.

    2013'te madenlerde 93 işçi öldü

    Adalet Arayana Destek Grubu'nun derlediği verilere göre ise 2013 yılında iş kazalarında 1235 işçi öldü ve en çok kaza ise 294 kişinin öldüğü inşaat sektöründe meydana geldi. Bu grubun hazırladığı rapora göre madencilik iş kolunda 2013'te 93 işçi hayatını kaybetti.

    "Kömür madenlerinde grizu patlaması ve göçük oluyor"

    Maden Mühendisleri Odası'nın "Madencilikte Yaşanan İş Kazaları Raporu"nda Türkiye'de yaşanan büyük maden kazalarına da yer verildi. 1983-2010 tarihleri arasındaki 27 yılda aynı anda üçten fazla çalışanın öldüğü 17 maden kazasının meydana geldiği görülen raporda, bu kazalar sonucu toplam 636 kişinin hayatını kaybettiği görülüyor. Kastamonu Küre'deki maden kazası dışında tümünün yer altı kömür işletmelerinde meydana geldiği görülen bu kazalarda, kömür madenlerindeki kazaların 15'inin de grizu patlaması, 1 tanesinin ise göçük nedeniyle olduğu görülüyor.

    [​IMG]

    İşte kazalardan sonra ortaya çıkan ve canlara mal olan nedenler

    Örnek kaza analizlerinin de yapıldığı raporda, belirlenen ortak noktalar ise şöyle:

    * Metan kaynaklı maden kazalarının tümü, aynı anda birden çok ölü, birden çok yaralı ile sonuçlanabilecek kazaların oluşabileceği çok riskli bölgelerde meydana gelmiştir.

    * Kazaların öncesinde veya kaza sırasında dinamit atışı yapılmıştır.

    * Elektrikli teçhizat, kablolar ve motorlar alev sızdırmaz (ALSz) özellikte olmayıp, bu özellikte olan motorlar da arıza yaptığında yer üstünde tamiratı sonrası özelliğini koruyup korumadığı kontrol edilmeden tekrar yer altında kullanılmaktadır.

    * Havalandırma planları yok veya yetersizdir.Ocak içersinde özellikle kör bacalarda yeterli ve etkin havalandırma yapılmamaktadır.

    * Sağlıklı hava ve gaz ölçümleri yapılmamakta, kayıt altına alınmamaktadır. Uzaktan izleme yapılan ocakta varolan sensörler, sayısalolarak yetersiz, bulundukları yerler itibariyle de seyrelmiş gaz ölçümleri yapmaktadırlar.

    * Sigara içildiği tespit edilen ocakta, mevcut mevzuata göre çalışan sayısı ölçüsünde iş güvenliği mühendisi, iş yeri hekimi çalıştırma ve iş sağlığı güvenliği kurulu oluşturma yükümlülüğü yoktur.

    * İçsel denetim yapılmamaktadır.

    * Çalışanlarda kişisel koruyucu bulunmamaktadır.

    * Çalışanlar yeterli uzmanlığa, sertifikaya ve mesleki eğitime sahip değildirler.

    Yönetmelikler uygulanmıyor

    Raporda, "Kazaların tümü; 'Maden ve Taş Ocakları ile Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tedbirleri Hakkında Tüzük' ile bu tüzük hükümleri dayanağında çıkarılan özellikle 'Grizulu ve Yangına Elverişli Ocaklarda Alınması Gerekli Tedbirler Hakkında Yönetmelik' ve 'Yer Altı ve Yer Üstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği' hükümleri gereklerini yerine getirmeme nedenleriyle meydana gelmiştir" denildi.

    İşte "acilen yapılması gerekenler"

    Kömür madenlerinde göçük ve grizu patlamaları şeklinde kazalar olduğu ifade edilen raporda, gelişmiş teknolojilerin ocak emniyetinin sağlanmasına olumlu etkisinin büyük olduğuna işaret edilerek, "Acilen ne yapmalı?" sorusuna da yanıt verildi. İşte Maden Mühendisleri Odası'nın 2010'da acilen yapılması gerekenler diye önerdikleri:

    - Metan kaynaklı kazaların önlenmesinin kesin çözümü metan drenajıdır. İlk uygulama İngiltere'de yapılmış ve daha sonra tüm dünyada hem güvenlik hem de ekonomik yararlar sağlanması amacıyla uygulanır hale gelmiştir.

    - Bütün bu ayrıntılar yerinde yapılacak tetkik ve deneylerle belirlendikten sonra bilgisayarda sayısal gaz akış modelleri oluşturulmalıdır. Bu sayede metan geliri optimizasyonu yapılabilir.Ülkemizdeki en önemli linyit havzası olan Soma'da yeni çalışma bölgelerinde,derinliğin artmasına bağlı olarak kömürün yüksek miktarlarda metan içeriğine sahip olduğu belirlenmiştir. Burada hata yapılması asla kabul edilemez. Gerekli olan tüm araştırmalar yapılmadan ve metan drenajı gerçekleştirilmeden burada kesinlikle üretime başlanmamalıdır. Kömür damarının kalın olması ve havzada günümüze kadar metansız ortamlarda çalışılması nedeniyle tecrübe eksikliği nedenleriyle metan drenajı yapılmadan üretim yapılması yeni bir faciaya sebep olabilir.

    - Öncelikli hedef, özellikle aynı anda birden çok maden emekçisinin ölümüne neden olabilecek kaza olasılığı her an var olan yer altı kömürmadenciliği olmalı ve buralara odaklanılmalıdır.

    - Tüm sektör bileşenlerinin katılımı ile yeraltı kömür işletmeciliği yapılan bölgeler için Maden Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan,kamuoyuna ve sektöre sunulan risk haritası güncellenmeli,(26) öncelikle metan kaynaklı kazalar için ulusal düzeyde acil durum ve eylem planı hazırlanmalıdır.

    - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın kadroları maden mühendisleri ile güçlendirilmeli, ayrı birkömür denetim gurubu kurulmalı, belirli bir termin planı çerçevesinde hazırlanan eylem planına göre öncelikle bu bölgelerin denetimleri nitelik ve nicelik olarak yeterli bir şekilde yapılmalıdır. İçsel denetime ağırlık verilmelidir.

    - Çok riskli bölgelerde işletmecilik yapan işverenler ile toplantı yapılarak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuata uyulmama (özelliklehavalandırma, tahkimat v.s ) konusundaki sorunları not edilmeli, çözüm önerileri geliştirilmelidir.

    - Planın öngördüğü en kısa süre içerisinde bu bölgelerde öncelikle iki yerüstü bağlantı ve cebri havalandırmaların yapılması sağlanmalı, diğerönlemlerin hayati önceliğine göre yerine getirilmesi termine bağlanmalı, aksi halde ocakların kapatılacağı deklare edilmelidir.

    - Siyasi hesaplarla, akademik ve teknik altyapısı hazırlanmadan yeni üniversite ve bölümlerin açılmasına ve eğitimin kalitesizleştirilmesine son verilmelidir.

    - Bu bölgelerde çalışanlarda eğitim ve deneyime önem verilmelidir.

    Dakika dakika neler oluyor? Öğrenmek için hemen tıklayın.

    http://www.cnnturk.com/haber/turkiye/maden-muhendisleri-somadan-cok-once-uyarmis-ve-yol-gostermisti
    --- Tekrar yazılan mesaj birleştirildi, 15 Mayıs 2014 ---
    Çalışma Bakanı Çelik, "Madende 13 adet kadrolu iş güvenliği elemanı var. Bunlar iş güvenliği yasasıyla sağlandı. 15 yaşında bir çocuğun maden ocağında ne işi vardı. Tüm bunları araştırıyoruz." dedi
    Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

    Çalışma ve sosyal güvelik bakanı faruk Çelik, Soma’da meydana gelen facianın ardından yaptığı açıklamada "Çok büyük bir acı, 15 yaşında bir çocuk orada olmamalı, araştırıyorum" dedi.

    Hürriyet gazetesine konuşan Çelik, bakanlık olarak ilk andan beri orada olduklarını, kendisinin de yarın cumhurbaşkanı ile Soma’ya gideceğini açıkladı.

    Çelik, “Bu çok büyük acı, şimdi müfettişlerimiz ocak defterlerini araştırıyor. Hangi konuda ne yapılmış, ne yapılmamış, eksik var mı diye. Bu çok önemli bir veridir. Benim bakan yardımcım ve tüm yöneticilerim orada. Madende 13 adet kadrolu iş güvenliği elemanı var. Bunlar iş güvenliği yasasıyla sağlandı. 15 yaşında bir çocuğun maden ocağında ne işi vardı. Tüm bunları araştırıyoruz. Allah kimseye vermesin bundan büyük acı yok”dedi.
  3. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
  4. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
  5. cul_de_sac İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    1 saat önce Soma'dan geldim, önce Kırkağaç'a gittik teşhis için, bilgisayardaki slayttan teşhis yaptıktan sonra şehitlerimizin olduğu soğuk hava deposuna gittik, rahmetlinin ''O''olduğunu onaylamak için, en son eve dönerken gördüğüm kişi rahmetlinin 2 yaşındaki kızıydı, dünyanın en güzeli ama dönüpte söz veremedik sen büyüdüğünde insanlar işlerinde ölmeyecek diye. 270 şehit, 270 yüz, 270 aile ve her dakika daha fazlaı geliyordu, sanki ölüm yarışı var. çok kötüydü çok, hatta kötülük bile bu kadar vicdansız olamaz. şehir cenazeye doymuş ama belli maden cenazeye doymamış... Allah rahmet eylesin.
  6. Mine Havados İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    42383
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
  7. Ozgur UCUNCU İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    48183
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Soma'daki maden ocağında çocukların çalıştırıldığı yönündeki iddialarının gerçekle ilgisi bulunmadığını söyledi. Bakan Yıldız, akşam üstü çalışmalar hakkında bilgi verirken, madende 15 yaşında işçi çalıştırıldığı iddialarıyla ilgili bir soru üzerine şunları söyledi:
    ÇOK ACINACAK HALE GELMİŞLER

    'Dün geceden bu yana hem işçi kardeşlerimize ulaşma gayretleri hem de algı operasyonlarıyla uğraşmak durumuna kaldık. Böyle bir işçi kardeşimiz burada çalışmıyor. Buna ne sendika ne işveren ne kamu müsaade eder. Yüzlerce, binlerce kayıt arasında baktık o isimde, o yaşta birisi yok. Hele hele bugün Berkin'le bir ilişki kurulmuş olmasını çok manidar buldum. Gezi Parkı'nda parkında ağaçların arkasına saklananlar, 17 Aralık'ta elektrik direklerinin arkasına saklananlar çok acınacak hale gelmişlerdir bugün. Her şeyde siyaset yapılabilir, can pazarının olduğu yerde yapılmaz.'

    SÖYLEYEN NEDEN iSPATLAMIYOR

    Yıldız, daha sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam ile maden ocağında incelemelerde bulundu. Madencilerin yakınlarınını bulunduğu alana gelen Yıldız ve İslam'a bazı kişilerin tepki gösterdiği görüldü. Bakan Yıldız, bir madenci yakınının, '15 yaşında bir çocuğu burada çalıştırdılar' şeklindeki serzenişine, 'Bunu kim söylüyor, niye ispatlanmıyor?' diye sordu.

    İDDAYI ORTAYA ATAN MÜFTERİ

    Madenci yakınının 'sosyal medyada yazıldı' ifadeleri üzerine Taner Yıldız, 'Bu iddiayı ortaya atanlar ispatlamakla mükelleftir. 15 yaşında bir çocuğun burada çalıştığını iddia edenler yalancının ve müfterinin tekidir. 15 yaşında çocuk kim ispat etsinler. Burada 15 yaşında bir çocuk çalıştırıldıysa ben istifa ederim. Bu iddiayı ortaya atanlar ıspatlayamazsa ne yapacaklar' şeklinde sordu. Yıldız, kendisine tepki gösteren bazı vatandaşlarla yaptığı konuşma sonrasında ikna ettiği ve öpüşerek ayrıldıkları görüldü.

    CEKETİNİ MADENCİYE VERDİ

    Maden ocağında süren aramalardan yeni çıkan Şuayip Bıyıkoğlu isimli bir madenci, Bakan Yıldız'a içerdeki durumla ilgili bilgi verdi. Yıldız, terli olan Bıyıkoğlu'na ceketini vererek, 'Terlisiniz, üşütürsünüz fazla dışarda kalmayın' diyerek gönderdi.

    Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü alanı gezdi.

    Sendikasız, küçük yaşta işçimiz yok

    İddialar üzerine açıklama yapan Soma Holding yetkilileri 15 yaşında işçi çalıştırıldığı iddialarını yalanladı. Yıllık 3 milyon ton kömür üretimi bulunan Soma'da 3 bin çalışanları olduğunu söyleyen şirket yetkilileri, 'Sendikasız işçi çalışmıyor. Şirketimizin çalışanlarının yüzde 100'ü sendikalı. Bordrosuz, sendikasız çalışan işçimiz yok. 15 yaşında bir işçinin bizde çalışması gibi bir olasılık yok. Kimlik kaydı 15 olan birinin, bu şirkette çalışma imkanı yok' şeklinde konuştu. Madencilikte 30 yıllık geçmişe sahip olduklarını anlatan üst düzey şirket yetkilileri, 'Türkiye'de bizim tek işlettiğimiz maden ocağı değil, işlettiğimiz maden ocaklarının hepsi denetime açık. Bugün dahi gelip gezilebilir' diye konuştu.
  8. Anıl Keskin Haber Grubu

    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    92297
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    baba dedim baba,babam.!
    son bir kez vur o kapıya, koşarak açmazsam tükür suratıma. terlikleri ayağına getirir hatta giydiririm babam. söz bir daha asla o sofradan erken kalkmam. televizyon kumandası için surat asmam. her akşam kahve bile yaparım sana.
    sen sadece otur ben çalışır kazanır eve bakarım. gerekirse dilenirim. bilirsin dediğim de yaparım. bir poşet bile değmez eline. alışverişi de ben yaparım. sen tasalanma her şeyin en ucuzunu bulurum ayaklarım şişecek olsa bile.
    baba dedim baba,babam!
    söz bir daha bir dediğini iki etmem, akşam yemeklerine de geç kalmak yok. arkadaşlarımla da gezmem seni iki dakika fazla görebileceksem. sen yeterki son bir kez gel. öyle bir gel ki isyanım tövbeme karışsın.
    sadece son bir kez gel. kokun içime sinsin. küçüklüğümden korkunca yaninda yatardım ya. son bir gece daha yaslansın sırtım sana. söz bu sefer kıpırdanmam.
    baba dedim baba, babam!
    beyaz bu defa yakışmamış babam. anladım ki esmerlere beyaz o kadar da yakışmazmış. sen yapamazsın duramazsın o karanlık mezarda babam. ne olur son bir kez gel; ifratla tefrit arasında bırakma. öyle bir gelki küfrüm tövbeme karışsın.ne olur kalk babam daha çok erken kalk.
    üniversite diplomamı sen vereceksin kalk allah aşkına. daha eşim diyeceğim insanla tanışacaksın ne olur kalk. dayanmıyor yüreğim yatma orda boylu boyunca beyaz kıyafetinle. küstürme beni o renge. kalk baba kalk.! kalk küfrüm tövbeme karışsın..yeterki kalk.!
    baba dedim baba,babam!

    (alıntı)
  9. serakent İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    malesef bizim ülkemizde taşeron sistemi; sadece şirketler kendi rantını düşünüyorlar işçiler ölmüş onları ne ilgilendirir ki 800 tl ye çalışmış ne ki önemli değil köleler nasıl olsa. ülkemize taşeron sistemini alacaksak bu işte en ileri düzeyde Japonlar var ihalelerle Japon firmalarını getirelim onlar sadece işçilerini düşünüyorlar çünkü, AİHM de bu konuda kararını versin
  10. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
  11. Anıl Keskin Haber Grubu

    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    92297
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Yazar Emre Aköz, "Şuursuz kapitalistler" başlıklı yazısında 2003'te Adapazarı'ndakiToyota fabrikasında meydana gelen olayı böyle anlattı:

    "İşçilerden biri yüksekçe bir direğe tırmanıyor.
    Sonra da düşüyor.
    Herkes telaşlanıyor. İşçiyi hemen hastaneye kaldırıyorlar. Korkulan başa gelmiyor: İşçi sadece yaralanmıştır.
    Eh, ölmediğine göre, biz olsak "görünmez kaza", "şanssızlık", "alın yazısı" der geçeriz.
    "Sıfır kaza" ilkesiyle çalışan Toyota yönetimi ise başlıyor olayı sorgulamaya: "Bu kaza niye oldu? Yoksa işyerimiz yeteri kadar güvenli değil mi?"
    Bu arada kaza raporu Avrupa Merkezi'ne ulaşıyor. Ve ne oluyor biliyor musunuz? Merkez'in başındaki Dr. Shuhei Toyoda anında özel uçağıyla Türkiye'ye geliyor.
    Hemen fabrikaya gidiyor ve işçinin düştüğü direğe bizzat tırmanıyor.
    Sonra da yaralı işçiyi hastanede ziyaret ediyor. "En iyi biçimde bakın" talimatı verdikten sonra geri dönüyor.
    Sonuç: Kaza, fabrikanın aldığı güvenlik tedbirlerine, işçinin dalgınlık sonucu uymamasından kaynaklanmıştır. İyileşen adam kısa sürede işinin başına dönüyor.
    Ya bu olaya ne diyeceğiz? Soma'daki maden şirketi kâr etmeye çalışıyor da, koskocaToyota kâr yapmak istemiyor mu?
  12. Anıl Keskin Haber Grubu

    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    92297
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    ürkiye’yi yasa boğan Soma’daki maden faciayla ilgili olarak Ankara’da enerji yönetimine ulaşan ilk bilgilerin ayrıntıları ortaya çıktı.

    İlk bilgilere göre elektrik sisteminde bir arıza yaşandı. Teknisyenler, arızanın giderilmesi için çalışmaya başladı. Bu sırada, elektrik panosundaki ‘kablo başlığı’ yangına yol açtı. Habertürk'ün haberine göre, kablodaki izolasyon malzemesi tutuştu. Yangın, yayıldı. Yangınla birlikte yüzlerce işçinin bulunduğu madende karbonmonoksit gazı yoğunlaştı.

    Türkiye Elektrik İletim A.Ş.’de uzun yıllar görev yapan, adının yazılmasını istemeyen emekli bir üst düzey yönetici, kamouyunun bildiğinin tersine trafoların patlamayacağına işaret etti.

    Trafoların arıza yapması durumunda devre dışı kalabileceğini belirten yetkili, “Trafolarda; kesiciler, ayırıcılar gibi bazı teçhizatlar vardır. Bunlar, aynen evlerdeki sigortalar gibi işlem görür. Aşırı yük ya da benzer bir nedenle arıza oluşursa bunlar devreye girer. Akımı keser. Diğer yandan trafoların ve teçhizatların, beton bir köşkle de yalıtılması gerekir. Bu yolla trafo, etraftan yalıtılmış olur” dedi.
  13. Ebru Kılıç İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    bu ne rezillik bu nu mu denetlemişler bu mu mevzuata uygunmuşşş!!!
  14. Anıl Keskin Haber Grubu

    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    92297
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Murat Akçay, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'te feokromasitoma (böbrek üstü bezi, daha az sıklıkla da sempatik sinir düğümlerinden köken alan tümörlerin oluşturduğu bir hastalık) tespit edildiğini açıkladı.
    "Hem tansiyonları takip ediyoruz hem de bu süre içinde tanıyı koymak amacıyla çok ayrıntılı testlerimiz oluyor. Bu nedenle ortak kanaatimiz bu konuda oluştu ve Bakan Bey'i hastanemizde yatırarak tedavi etmeyi planladık. Tamamen doktorlarımızın, benim ve Bekir hocamızın oturup karar verdiğimiz bir durumdur. Sağlık gerekçesiyle bu yapılmıştır. Bu süreç içinde de tedavimizi tamamlamış durumdayız. Şu an itibarıyla da Sayın Bakanımız taburcu olmaya hazır hale geldi. Hatta dünkü basın açıklamasına biz ciddi anlamda karşı çıktık. Hastaneden çıkmaması yönünde çok telkinlerimiz oldu ama kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Bakanımız bizleri bile dinlemeyerek hastaneden ayrıldı. Doktorlar olarak biz buna karşı çıkmıştık. Bugün sabah itibarıyla hastanemize gelerek tetkiklerine devam edildi. Şu saat itibarıyla hem tetkiklerini hem tedavisini tamamlamış durumdayız. Bakanımızı hastanemizden uğurlayacağız."

    ZAMANLAMA OLDUKÇA MANİDAR



    --- Tekrar yazılan mesaj birleştirildi, 15 Mayıs 2014 ---

    MADENİN SAHİBİ ORTAYA ÇIKTI

    SOMA'da 282 işçinin hayatını kaybettiğimaden felaketinin ardından sadece şirket adına yazılı açıklama yapmakla yetinen Soma Maden A.Ş'nin sahibi Alp Gürkan, dün Başbakan Erdoğan'ın Soma'ya gitmesiyle ortaya çıktı.


    ERDOĞAN'I KARŞILADI

    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün Soma'ya gelerek facianın yaşandığı madenocağındaki çalışmalarla ilgili incelemelerde bulunmuş ve bilgi almıştı.

    Başbakan Erdoğan'ı karşılayanlar arasında maden ocağını işleten Soma Holding'in kayıp sahibi Alp Gürkan da vardı.

    Facia bölgesinde olduğu halde hiçbir açıklama yapmayan Alp Gürkan'ın kazaya ilişkin sorulara ne zaman cevap vereceği merak konusu.
  15. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
  16. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Soma faciası: Türkiye'nin kırık maden sicili
    [​IMG]
    Soma’daki maden faciasının ardından, gözler madencilik sektöründeki güvenlik önlemlerine çevrildi.

    Soma faciasından önce de madenlerdeki güvenlik sorunları siyasetin gündemine taşınmıştı.

    Sadece birkaç hafta önce, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), “Maden ocakları denetlensin” önergesi Meclis gündemine gelmişti.

    CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel elinde baretle konuşmasını yaparken, “Yeter artık milletvekilleri olarak madenci cenazelerine gitmekten bıktık. Bir şeyler yapılması gerekiyor” demişti.

    Ancak CHP’nin önergesi, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiş ve Meclis gündeminden düşmüştü.

    Soma ziyareti sırasında bu önergeye değinen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, “O dönemde Meclis çalışmasını yavaşlatmaya yönelik bir girişimdi” dedi.

    Maden kazaları
    Ancak Türkiye’nin maden kazaları konusunda geçmişi çok da parlak değil.

    [​IMG]
    Ülkede meydana gelen ölümlü iş kazalarının yüzde 10’undan fazlası madenlerde yaşanıyor ve bu kazaların önemli bölümü de kömür madenlerinde oluyor.

    Grizu patlamaları, göçükler ve karbon monoksit zehirlenmeleri genelde karşılaşılan ölüm nedenleri.

    Türkiye Ekonomi Politikaları Vakfı’nın (TEPAV) raporuna göre, Türkiye’de çıkarılan her 1 milyon ton kömür başına 7’den fazla işçi hayatını kaybediyor.

    Bu oran, Çin için sadece 1'in biraz üzerinde. ABD için ise, her bir milyon ton kömür başına sadece 0,02 işçi hayatını kaybediyor.

    ‘Kader’
    Türkiye’deki maden kazalarında bu denli yüksek sayıda can kaybı yaşanması farklı gerekçelere bağlanıyor.

    Kimileri bu durumun Türkiye’nin işyeri güvenliği konusundaki kültürel yaklaşıma dayandığı görüşünde.

    2010 yılında 30 madenci Zonguldak’ta hayatını kaybettikten sonra Başbakan Erdoğan, “Maalesef bu mesleğin kaderinde bu var” demişti.

    [​IMG]
    Özelleştirme furyası
    İşyeri güvenliğinin 2004’ten bu yana hızlanan madenlerin özelleştirilmesi süreciyle daha da kötüye gittiği görüşleri de var.

    İşçi sendikaları, madenleri alan şirketleri gerekli iş güvenliği yatırımlarını yapmamakla ve daha çok kâr elde etme arzusunda olmakla suçluyor.

    Küresel metan gazı emisyonunu azaltma misyonuyla kurulmuş olan Küresel Metan Girişimi Derneği, 2013 Türkiye raporunda “Yatırım eksikliği ve özelleştirme programına dair belirsizlik” konularının Türkiye'nin sorunları arasında olduğuna dikkat çekmişti.

    Maden özelleştirmeleri dalgasında Koç Holding, Sabancı Holding ve Doğan Holding dahil birçok büyük aile şirketleri de sektöre girdi.

    Avrupa Kömür ve Linyit Birliği’nin verilerine göre, Türkiye’nin kanıtlanmış kömür rezervleri taş kömürü için 1,3 milyar, linyit için ise 11,5 milyar ton seviyesinde.

    Diplomatik etkiler
    Maden özelleştirmeleri süreci Türkiye’nin diplomatik sıkıntılar yaşamasına da neden oldu.

    Afşin-Elbistan kömür havzası ve termik santrali için Birleşik Arap Emirlikleri’nin kontrolündeki TAQA firmasıyla 12 milyar dolarlık bir anlaşma sağlandığı açıklanmıştı.

    Ancak TAQA daha sonra bu anlaşmadan vazgeçtiğini belirtmiş, Enerji Bakanı Taner Yıldız şirketin kararını “siyasi” olarak nitelemişti.

    TAQA’nın çekilme kararı, Başbakan Erdoğan’ın Mısır’da Müslüman Kardeşleri desteklediği ve Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin görevden alınmasını kınadığı döneme denk gelmişti.

    Acı hatıralar
    Madencilik Türkiye ekonomisinin yaklaşık yüzde 1,2’lik bölümünü oluşturuyor.

    Sektörün mali büyüklüğü 2,5 milyar dolar civarında ve 95 bin civarında madenciye isithdam sağlıyor.

    [​IMG]
    Taş kömürü madenleriyle ünlü Zonguldak, ayrıca Soma faciası öncesindeki en büyük maden faciasının yaşandığı yer de olmuştu.

    1992 yılında Kozlu'daki grizu patlamasında 263 kişi hayatını kaybetmişti.

    Bu faciadan sonra Zonguldak’ta iş imkanlarının azalmasının da bir sonucu olarak madenci aileleri Soma dahil diğer madenlerin bulunduğu bölgelere göç ettiler.

    Ancak şimdi bir çoğu Zonguldak’ta yaşanan facianın acı hatıralarıyla bir kez daha yüzleşiyor.

    http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/05/140514_madencilik_sektor.shtml
  17. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
  18. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
  19. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Ali Tezel
    Manisadan arkadaşım bildiriyor :

    ' Komplo teorilerinden değil; direkt Soma'da görev yapan bir arkadaşımdan öğrendiklerimi yazacağım, dün de ondan öğrendiklerimi yazmıştım, tüm haberler mahsur kalan 300 işçiden bahsederken o söylemişti 1000 kişiden fazla olduğunu bana.
    Çok uzatmayacağım, neden saatlerdir bir sürü sedye çıkarılmasına rağmen ölü sayısının değişmediğini, ailelere neden bilgi verilmediğini, zaten hayatını kaybetmiş insanları neden yaralı süs vererek çıkardıklarnı anlatacağım.

    Hani bakan diyor ya "15 yaşındaki birinin madende çalışıyor olması mümkün değil, araştırdık, yalan bilgi." diye, hayır, aslında değil. Resmi olarak elbette çalışmıyor. Ki kendisi de uykusuzluk / yorgunluk / stres gibi nedenlerle belki; sabah 8 gibi yaptığı açıklamada kaçırdı ağzından, "işçi olmayanlar da çıkıyor ceset olarak." dedi, rakam vermeyi ardından bıraktı.
    Şimdi o arkadaşımın aktardıklarına gelirsek;
    Madende vicdanın kabul etmeyeceği bir çalışma şekli var. Elini kolunu sallayarak gidiyorsun, saatlik çalışmaya geldiğini söylüyorsun, gerekli malzemeleri kayıt dışı verip gönderiyorlar seni madene, saatlik 4 ila 7 lira alıyorlarmış. 15 yaşınkdaki çocuk da böyle girdi, işçi sayısı da bu yüzden belli değil.
    Bu aynı zamanda madende çalışan işçi sayısını yükseltiyor ve oksijen yetmiyor. Bu nedenle daha fazla hava pompalanıyor madene. Trafo konusu bir çok mühendis odasının açıkladığı gibi yalan, asıl yangın nedeni gereğinden fazla pompalanan oksijenin kömürü tutuşturması.
    Ölenlerin isimlerinin, sayılarının muallak olması ise pazarlıklar. Çok acı fakat gerçek. Yüzlerce kayıt dışı işçi mevcut madende şu an, bir çok çocuk dahil, çalışan sayısına dair rakam veremiyor olmaları da bundan söylediğim gibi. Kayıt dışı çalışanların aileleri ile acı, çirkin fakat engellenemez bir pazarlık yürütüyor şirket hatta belki de devlet. "Sesinizi çıkarmayın, x lira alın." gibi. Saatlik 5 liraya muhtaç aileler için cezbedici teklifler sunabileceklerini tahmin ediyorum.
    Ve maalesef 24 saattir devam eden bir yangın var o madende. Kömür madeni burası ve sürekli yanıyor, hiç sönmedi yangın. Kayıt dışı çalışanları en acemiler diye düşünürsek, en acemiler de en alt kademelerde çalışıyorlardı dersek; çok acı bir cümle olacak belki ama orada teşhis edecek bir beden bile bulunmayabilir artık. Ki bulunmayacaktır da. Bu yazdıklarımı öngürü gibi yazıyorum fakat değil, yukarıda söylediğim gibi, orada olan bir arkadaşımla geçen konuşmalarımız bunlar. "O şöyle dedi - ben böyle dedim." gibi yazmak istemedim, yazı akıcı ilerlesin diye kendi fikirlerim gibi yazıyorum, aslen bir konuşmanın ürünü bu yazı.
    Ben tam bu satırları yazarken rte 232 dedi ölü sayısını, şimdilik 232 olduğunu söyledi. Dün gece 3'dü bu sayı, bu değişim üzerinden düşünülmeli yazdıklarım.
    Ne denir bilmiyorum ..
    Yani yazdıklarım bilginiz olsun falan diye, yoksa bir anlam ifade eden şeyler değil, elden gelen bir şey yok .. hiç uyumadım, bol üzüldüm, çok kızdım falan derken benim de kafam allak bullak .. fakat beni tanıyan arkadaşlar birazcık bilir, hiç oturduğum yerden teoriler üreten biri olmadım, bu yazdıklarım da öyle değil, maalesef değil.
    Dileyebileceğim tek şey; acıları unutulmasın.
    Yakınlarını kaybedenler de acılarını unutmasın, bu acılarını unutacak kadar büyük bir acı yaşamasınlar bir daha .. biz de unutmayalım .. unutulmasınlar işte .. bir çoğunun adını vefat edenlerin listesinde göremeyeceğiz, resmi rakamlara girmeyecekler, varlıkları gizlenecek ama orada olduklarını bilelim, unutmayalım. '

    BİLİNSİN, NOT DÜŞÜLSÜN DİYE YAZDIM, 14/05/2014 MI© ALINTI /

    .KOPYALAYIP YAPIŞTIRIN