1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

176 nolu ilo sözleşmesi ve madenciliğe getirdikleri

Konusu 'Bilimsel ve Teknik Yazılar' forumundadır ve Erkan Dündar tarafından 18 Aralık 2014 başlatılmıştır.

  1. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    176 nolu ILO Sözleşmesi ve Madenciliğe Getirdikleri
    [​IMG]
    Nadir AVŞAROĞLU
    nadiravsar@yahoo.com
    Bu hafta köşemde 176 nolu ILO sözleşmesini ve madenciliğe getirdiklerini ele aldım.
    14.12.2014 / 23:51

    Enerjimagazin-2014 yılında Türkiye, Soma’da ve Ermenek’te yaşanan maden facialarıyla yasa boğulurken, madenlerde güvenlik konusu bir kez daha acı bir şekilde gündeme gelmiş oldu. Yaşanan bu kazaların hemen ardından Türkiye, uzun süredir beklettiği Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 176 numaralı “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi”ni imzaladı. ILO’nun 1995 yılında kabul ettiği ve 1998 yılında yürürlüğe soktuğu 176 sayılı Madenlerde Sağlık ve Güvenlik Sözleşmesi yürürlüğe girdikten sonra dünyada birçok ülke tarafından kabul edilerek uygulamaya sokulmuştur.

    Ülkemiz ILO’nun 155 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma Ortamı Sözleşmesi’ni ve İş Sağlığı Hizmetlerine İlişkin 161 Sayılı Sözleşmesini 2004 yılında, İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Çerçeve Sözleşmesi’ni ise 2009 yılında kabul etmiştir. Bu sözleşmelerin kabul edilmesine rağmen en tehlikeli işyerleri arasında sayılan madenlere yönelik ILO sözleşmesinin onaylanması ancak Soma ve Ermenek kazalarından sonra gerçekleşebilmiştir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de işçi sağlığı ve iş güvenliğine yönelik yasal düzenlemeler madencilik sektörü ile hayatımıza girmesine rağmen, madencilik iş kolundaki bu düzenlemelerin hayata geçirilmesi günümüze kadar geciktirilmiştir.

    1865 yılında kabul edilen Dilaver Paşa Nizamnamesi, 1869 Maadin Nizamnamesi, 1921 yılında kabul edilen 151 sayılı Ereğli Havza-i Fahmiye Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun ülkemizde bu alanda yapılmış ilk düzenlemelerdir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu 2012 yılında kabul edilerek, kademeli olarak uygulamaya sokulmuş ve bugüne kadar işçi sağlığı ve iş güvenliği hakkında 36 adet Yönetmelik çıkarılmıştır. Bu kadar detaylı düzenlemelerin yapıldığı bir ortamda maden işyerlerine yönelik 176 sayılı sözleşmenin günümüze kadar onaylanmadan bekletilmesi de hayli ilginçtir.

    ILO tarafından 1995 tarihinde kabul edilen 176 nolu “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi”nin Türkiye tarafından onaylanması için yıllar boyunca birçok girişimde bulunulmasına karşın, bu konudaki karar ancak günümüzde alınabilmiştir. Bu sözleşmeyi imzalayan ülkeler; Arnavutluk, Ermenistan, Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Botsvana, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Finlandiya, Almanya, İrlanda, Lübnan, Fas, Lüksemburg, Norveç, Peru, Filipinler, Polonya, Portekiz, Rusya, Slovakya, Güney Afrika, İspanya, İsveç, Ukrayna, ABD, Zambiya ve Zimbabve’dir. Bilindiği gibi bu sözleşme, maden işletmesi sahiplerine ve hükümetlere önemli sorumluluklar getirmektedir. ILO’nun 176 nolu sözleşmesini bugüne kadar 28 ülke onaylamıştır.

    176 nolu ILO Sözleşmesinde Neler Var?

    4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nde kabul edilen 176 sayılı sözleşmenin tanımlar başlıklı birinci maddesinde işveren tanımı yer almış, buna göre bir veya birden çok işçi çalıştıran fiziksel ve hukuksal kişiler, işletmeyi yönetenler, müteahhitler ve taşeronlar işveren olarak tanımlanmıştır. Kamu ve özel, yer altı ve yer üstü ayrımı yapılmaksızın tüm maden işyerleri sözleşme kapsamındadır.

    Sözleşmenin diğer maddelerine göre işçi ve işveren örgütlerinin temsilcilerini aktif olarak uygulama sürecine dahil edilmektedir. Madenlerde sağlık ve güvenlik tedbirlerini birlikte uygulayacak şekilde temel bir ilkenin hayata geçirilmesi, ayrıca teknik standartların ve uygulama kılavuzunun hazırlanması gereklidir. Sözleşmeye göre madenlerde güvenlik ve sağlık tedbirlerini izlemek ve düzenlemek için yasal olarak yetkilendirilmiş bir birim kurulmalı ve bu birim aracılığıyla madenler etkin bir şekilde denetlenmelidir.

    Sözleşmenin beşinci maddesinde yer alan hükümler üretim öncesi ve üretim sonrası tüm süreçleri düzenleyen kuralları içermektedir:


    1. Madenlerdeki güvenlik ve sağlığın denetlenmesi,


    2. Madenlerin yetkili otorite tarafından atanan müfettiş tarafından teftişi,


    3. Her biri ulusal kanun ve düzenlemelerce tanımlandığı üzere, ölümcül veya ciddi kazaların teftişinin ve tutanağının, tehlikeli olayların ve maden felaketlerinin prosedürü,


    4. Her biri ulusal kanun ve düzenleyicilerce tanımlandığı üzere, kazaların, hastalıkların ve tehlikeli olayların istatistiklerinin derlenmesi ve yayımlanması,


    5. Madendeki sağlık ve güvenlik alanında madencilik faaliyetlerinin kısıtlanması ya da yasaklanması konusunda, durum düzeltilene kadar yetkili otoritenin görevlendirilmesi,


    6. İşyerlerinde güvenlik ve sağlık önlemleriyle ilgili konularda işçi temsilcilerinin katılımının sağlanması, danışılması ve işçi haklarının uygulanması bağlamında etkili prosedürlerin kurulması,


    7. Ulusal hukuki düzenlemeler; üretim, depolama, ulaşım ve patlayıcı kullanımı ve madenlerdeki başlatıcı araçların yetkili ve resmi kimselerin denetimi altında ya da bu kimselerce gerçekleştirilmesinin sağlanması,


    8. Madenden kurtarma, ilk yardım ve uygun medikal malzemelerin bulundurulması zorunluluğu,


    9. Yeraltındaki kömür madenlerinde işçilere kendilerini kurtarmak için yeterli olacak solunum cihazının sağlanması,


    10. Güvenlik ve sağlık tehlikesini en aza indirgemek veya yok etmek, terk edilmiş maden çalışmalarında koruyucu önlemler almak,


    11. Güvenli depolama, ulaşım ve madencilik çalışmalarında kullanılan riskli maddelerin ve madende üretilen atıkların ortadan kaldırılması zorunluluğu,


    12. Uygun olduğunda, yeterli sıhhi kolaylık ve yıkanma, elbise değiştirme, yemek ve hijyeni sağlamak,


    13. Madendeki yetkili işveren, uygun çalışma planlarını çalışma başlamadan ve herhangi önemli bir değişiklik esnasında hazır olmasını sağlamak, periyodik olarak güncellenmesini ve maden alanında ulaşılabilir şekilde bulundurulmakla işveren yükümlüdür.


    Yine bu sözleşme gereği; maden işçiliğinin doğasına uygun tedbir ve önlemler almakla işveren yükümlülüğü altındadır. İşverenler, madenlerdeki riskleri yok etmek, riskleri en aza indirmek ve kontrol etmekle yükümlüdür. Sözleşmeye göre aşağıdaki tedbirleri almak işverenin sorumluluğundadır:


    a) Sağlıklı bir çalışma atmosferi ve güvenli bir iş alanı için madenin elektrik, mekanik ve iletişim sistemi de dâhil olmak üzere başka ekipmanlarla donatılması, tasarlanması ve inşa edilmesini sağlamak;


    b) İşçilerin kendilerini ya da öteki insanların sağlık ve güvenliğini tehlikeye atmadan çalışabilmesi için madenin toplanması, çalıştırılması, korunması ve dağıtılmasını sağlamak;


    c) Çalışma alanlarındaki insanların ulaşımını sağlayacak zeminlerin sağlamlığını korumak;


    d) Yapılabilir olduğu durumlarda, her yeraltı çalışma mekanından yüzeye farklı çıkış araçlarıyla bağlı iki çıkış temin etmek;


    e) İşçilerin yaşayabilecekleri çeşitli felaketleri ve bu felaketlerin işçiler üzerindeki etki seviyesini belirlemek için gözlem, değerlendirme ve düzenli incelemelerin yapılmasını sağlamak;


    f) Ulaşıma izin verilen tüm yeraltı çalışma mekânlarında yeterli havalandırmanın sağlanması;


    g) Özellikle felaketlere duyarlı alanlarda, güvenli bir çalışma sistemi ve işçilerin korumasını sağlamak amacıyla bir çalışma planı ve prosedürleri hazırlamak;


    h) Yangın ve patlamaların başlaması, yayılmasını tespit etmek ve engellemek için maden işçiliğinin doğasına uygun tedbir ve önlemler almak ve;


    i) İşçilerin güvenlik ve sağlığı için ciddi tehlike arz eden durumlarda çalışmaların durdurulması ve işçilerin güvenli bir yere nakledilmesini sağlamak.


    Bu maddelerdeki (i) bendine dikkatinizi çekmek isterim. Bu ifadeye göre yerin metrelerce altında işçileri güvenli bir yere nakletmek en temel ihtiyaçtır. Bu nedenle “yaşam odaları” madenlerin olmazsa olmazıdır. Maden kazalarında yaşanan en temel sorunlardan biri yeraltındaki madencilerin yerini ve sayısını tespit etmektir. Sözleşmeye göre madende bulunan her kişinin muhtemel yerini kesin olarak belirleyebilecek bir sistem kurmak işverenin sorumluluğundadır.


    Sonuç;

    ILO, işçi, işveren ve devlet temsilcilerinden oluşan bir örgüttür ve görevi uluslararası düzeyde çalışma hayatına yönelik asgari normları belirlemektir. ILO sözleşmeleri sadece işçilerin talepleriyle oluşturulmamakta, üç tarafın müzakere ederek, uzlaşmaya çalıştıkları bir sürecin ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenlerden dolayı ILO sözleşmelerini sadece işçileri koruyan metinler olarak görmek yanlıştır.

    Türkiye 1932’de ILO’ya üye olmuş ve bu güne kadar 57 sözleşmeyi onaylamıştır. Madencilik ve iş güvenliği ile ilgili olarak; ILO’nun 1981 tarihli, 155 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Sözleşmesi 2004 yılında, 1985 tarihli, 161 sayılı İş Sağlığı Hizmetleri Sözleşmesi 2004 yılında ve 2006 tarihli, 187 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliğini Geliştirme Sözleşmesi 2009 yılında Türkiye tarafından imzalanmıştır.

    Görüldüğü üzere bu alanda uluslararası mevzuatla kendimizi bağlamış durumdayız. Nitekim 2012 yılında çıkartılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da ILO ve AB standartlarının tamamını içermektedir. Henüz imzalamış olduğumuz 176 sayılı sözleşme ise şu an mevzuatımızda bulunan konulara ilave bir hüküm içermemektedir.

    Bu durumda da görüleceği gibi, 176 sayılı sözleşme ile birlikte bir mevzuat değişikliği değil, bir zihniyet değişikliği yaşanması gerektiği oldukça açıktır. 176 nolu sözleşme; maden işyerlerinde risk değerlendirmesi öngörüyor, ancak 6331 sayılı kanunda bu şart zaten var. İşçiler için eğitim öngörüyor, mevzuatta zaten bu durumda zorunlu. Her bir kazı alanında birbirinden bağımsız iki çıkış yolu öngörüyor ki bu durumda maden yönetmeliğinde zaten zorunlu tutulmuş. Yani 176 sayılı sözleşme şu an mevzuatımızda olmayan hemen hiçbir yenilik içermiyor.

    Dolayısıyla “176’yı imzalasaydık Soma ve Ermenek faciaları yaşanmazdı” demek çok iddialı olurdu. Kaldı ki 176 sayılı sözleşmeyi imzalamayan İngiltere ve Fransa gibi ülkelerde ölümlü maden kazaları bizimle karşılaştırılmayacak kadar düşük. Kazaların yaşanmaması için gerekli olan tüm mevzuat mevcut iken Soma ve Ermenek gibi toplu ölümlere neden olan maden kazaları neden yaşanmaktadır? Madencilik sektöründe uluslararası standartlarda mevzuatımız varsa 300’den fazla insanımızı neden kaybettik?

    Çünkü bu ülkede, her şey gibi madencilik sektöründeki uygulamalarda kendimize özgü. Kanun ve Yönetmelikleri uygulamadaki standartlarımız, denetim sistemimizdeki sıkıntılar, işçi, işveren ve bürokrasi de işçi sağlığı ve iş güvenliği kültürünün yokluğu, sendikal sistemimiz, taşeron sistemimiz ve iş kazalarının açıklanma yöntemi hep kendimize özgü.

    Bu sözleşme ve tavsiyeler temel çalışma hakları, örgütlenme hakkı, toplu pazarlık, zoraki emeğin ortadan kaldırılması, fırsat eşitliği ve çalışma hayatı ile ilişkili diğer konularda asgari standartlar koymaktadır. Aynı zamanda başta mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon, çalışma politikası, emek yönetimi, çalışma hukuku ve endüstriyel ilişkiler, çalışma koşulları, işletme gelişimi, kooperatifler, sosyal güvenlik, çalışma istatistikleri, işçi sağlığı ve iş güvenliği gibi konularda teknik yardım sunmaktadır.

    Ülkemizde madencilik ve iş güvenliği konusunda yeterince mevzuat ve yasal düzenlemeler bulunmakla birlikte yaşanan maden kazalarının temel nedeni bu mevzuatın gereklerinin yeterince yerine getirilmemesinden kaynaklanmaktadır. Yer altı servetlerimizi ve işçi sağlığını korumaya yönelik hazırlanan bu sözleşmeler, işverene getirdiği bazı yükümlülükler nedeniyle zül olarak kabul edilmektedir.

    Madencilik iş kolunun genelinde, işverenler, işçi sağlığı ve iş güvenliğine her zaman maliyet unsuru olarak bakmışlar, bu maliyetten kaçınmak amacıyla rödovans uygulamaları ve taşeron çalıştırma yoluna başvurmuşlardır. Maden işletmelerindeki taşeron uygulaması ise sendikasız, örgütsüz, bir bakıma köle koşullarında çalışma anlamı taşımaktadır.

    4 Aralık Dünya Madenciler Günü’nde Meclis’e sevk edilen ve kabul edilen 176 numaralı sözleşmenin onaylanması madencilik sektöründeki iş kazalarını çözmesini beklemek hayalcilik olur. Dünyanın en iyi yönetmeliğini de çıkarsanız zihniyet ve uygulama oldukça önemlidir. Denetimlerin etkin olması ve denetleme sonuçlarının işverence uygulanması gereklidir. İşçi sağlığı ve iş güvenliği, herşeyden önce bir kültür meselesi; işverenin, işçinin sağlıklı çalışma ve yaşama hakkının bir insan hakkı olduğunun bilincinde olması meselesidir. Ancak ülkemizin bu yolda kat edeceği daha çok mesafe var gibi görünüyor.

    Nadir AVŞAROĞLU
    Maden Mühendisi
    A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı


    Bu haberin tüm hakları www.enerjimagazin.com'a aittir. Aktif Link verilerek veya açık kaynak gösterilerek kullanılabilir.