1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .
  2. ISGForum Geliştiricileri - Haberler
    Paylaştığınız güncel haberlerin ana sayfa (portal) slideshow'da çıkmasını istiyorsanız, yüklediğiniz resmin ismi haber olmalı, uzantısı ise jpg olmalıdır. Örnek için ana sayfada ki haberleri inceleyebilirsiniz. Bunu uyguladığınız zaman haberleriniz ana sayfamızda otomatik olarak gösterilecektir.

5000 işçi öldü bakan hâlâ oturuyor

Konusu 'Güncel Haberler' forumundadır ve Erkan Dündar tarafından 8 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Dünyanın her yerinde böylesi katliamların en basit bedeli istifadır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in döneminde iş cinayetleri sonucu ölen işçi sayısı 5 bine yaklaşıyor. Bunca ölü işçi istifa için yeterli değil mi?

    [​IMG]

    Firavunvari gösterişli inşaatlar ve yapılar işçilere mezar olmaya devam ediyor. İnşaat cinayetleri iş cinayetleri içinde ilk sıralarda yer alıyor. İnşaat sektöründeki hızlı büyüme ölümlerin de tırmanmasına yol açıyor. “Yeni Türkiye” inşaat sektörü üzerine yükseliyor ve inşaatla büyüyor. İnşaat patronlarının el üstünde tutulduğu ve siyasi iktidar ile girift ilişkiler içinde olduğu “Yeni Türkiye”de iş cinayetleri katliama dönüşüyor.

    Ağustosta 40 inşaat işçisi öldü

    İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin iş cinayetleri raporlarına göre 2014’ün ilk 8 ayında en az 1270 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu işçilerin 186’sı inşaatlarda can verdi. Torunlar katliamı ile birlikte bu sayısı 200’e yaklaşıyor. Sadece Ağustos ayında 40 inşaat işçisi öldü. 2013 yılında ise iş cinayetlerinde yaşamını yitiren en az 1235 işçinin 294’ü inşaat işçisiydi.

    İnşaat en örgütsüz sektör

    İşçi ölümlerin en çok yaşandığı inşaat sektörü en örgütsüz sektörlerin başında geliyor. TÜİK’e göre, 2 milyona yakın işçinin çalıştığı sektörde 1 milyon 655 bin kayıtlı işçi var. Bu işçilerden sadece 40 bini sendikalı. Ancak sendikalı işçiler kamu sektöründe. İnşaat sektöründe toplu sözleşme kapsamındaki özel sektör işçi sayısı bini bile bulmuyor. İnşaat sektöründe sendikal örgütlenme binde bir bile değil. Sendikasız, denetimsiz ve iktidarın özel teşviki ve koruması altındaki inşaat sektöründe ölüm patlaması yaşanıyor.

    Ölüm sayısı ve yükseliş paralel

    “Muhteşem” inşaatları biran önce bitirme kaygısı, kar ve rant güdüsü ile sağlık ve güvenlik önlemlerinin ihmal edilmesi cinayetleri tetikliyor. Daha bir kaç ay önce üçüncü köprü inşaatında üç işçi yaşamını yitirdi. Hatırlanacağı üzere dönemin başbakanı köprünün temel atma töreni sırasında yüklenici firmadan köprünün üç yılda değil iki yılda bitirilmesini ve 2015’e yetiştirilmesini istemişti.? Benzer bir hızlandırma talebi Marmaray için de söz konusu olmuştu. Hatta Marmaray’dan sorumlu bir Bayındırlık Bakanlığı bürokratı “Marmaray 29 Ekim 2013’e yetişmeseydi intihar edecektik” demişti.

    İki sorumlu Bakan yeni kabinede

    İş cinayetleri sonrasında hesap sorulmaması, cinayetleri cesaretlendiriyor. Soma katliamıyla doğrudan bağlantılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile Enerji Bakanı görevden alınmak veya istifa bir yana yeni kabineye alınarak ödüllendirildi. Dahası Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in Bakanlığı döneminde iş cinayetleri sonucu ölen işçisi sayısı 5 bine yaklaşıyor. Artık “Yeni Türkiye” denilen 2002 sonrası dönemde ise en az 14 bin 700 işçi iş cinayetlerinde öldü. 2011 yılı itibariyle iş kazası oranı AB 15 ülkelerinde (yüz binde) 1.8 iken Türkiye’de 15.4. İşçi ölümleri AB ortalamasının 8.5 katı. Almanya, İsveç ve Finlandiya söz konusu olduğunda bu oran 13 kata kadar yükseliyor. Bu nasıl “fıtrat” ki AB ülkelerinde başka Türkiye’de başka sonuçlar doğuruyor.

    İşçi cehennemleri

    Şimdi “fıtrat”, “sektörel vaka” ve “şehit” demagojileri ile çalınan minareye kılıf hazırlanıyor. İşçi cehennemlerinin siyasi sorumluları işçilere şehitlik bahşedip ve cennet vadediyor. Oysa bu dünyada işlenen iş cinayetlerinin sorumlularından bu dünyada hesap sorulmazsa bu katliamlar sürer gider.

    Rant dünyada da ölümleri tetikliyor

    Brezilya’da bu yıl düzenlenen Dünya Kupası için yapılan dev stadyumun inşaatında 7 işçi öldü. Pele, ölen bir işçinin ardından “ne yapalım olur böyle şeyler, bir kaza oldu, bunu hayatın bir cilvesi olarak kabul edelim” dedi. Pele’nin sözleri Türkiye siyasetçilerini aratmıyor.

    İş cinayetlerinin bir başka utanç verici örneğini ise Katar oluşturuyor. 2012 ve 2013 yıllarında Katar’da 380 Nepalli işçi iş cinayetleri sonucu öldü. 2012 yılından bu yana ölen Hintli göçmen işçi sayısı ise 500 civarında.

    Haftada 12 işçinin öldüğü Katar’da 2022 dünya kupasına kadar 4000 işçinin iş cinayetlerine kurban gidebileceği uyarısı yapılıyor. “Yeni Türkiye”nin müttefiki Katar örneği oldukça manidar.

    İş cinayetleri cephesinde yeni bir şey yok. “Yeni Türkiye” başta inşaat sektörü olmak üzere, yeni iş cinayetleri ile inşa ediliyor.

    Doç. Dr. Aziz Çelik
    Yayınlanma tarihi: 07 Eylül 2014 Pazar

    Cumhuriyet Gazetesi

    Ekli Dosyalar:

    • haber.jpg
      haber.jpg
      Dosya Boyutu:
      45,5 KB
      Görüntüleme:
      3.359
  2. ENES GÜRLER İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    Doğru söylüyorsunuz da, sanki Faruk Çelik istifa etse yerine gelecek olan kişi daha mı iyi olacak? Sadece Faruk Çelik değil, diğer bakanlıklarda da zihniyet aynı.. Hiçbir kamu kuruluşu davalarda suçlu çıkmaz hiçbir memur kusurlu değildir. Bu hep böyle oldu yani. Şahıslardan ziyade zihniyetle alakalı bir problemimiz var.