1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Beğendiğimiz şiirleri paylaşalım

Konusu 'Edebiyat ve Kitap' forumundadır ve Koray Pehlivanoğlu tarafından 13 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Forumda yazarken meslekdaşlarımın şiire çok yatkın olduğunu farkettim. Böyle de bir bölüm yoktu.

    İlgi çeker umuyorum.
  2. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Tamam ilk şiir benden:)

    Çokluk Senindir

    özenle soyduğum şu elma söyle şimdi kimindir
    özenle ne yapıyorsam bilirsin artık senindir

    suya giden adam meselâ omuzunu eğri tutsa
    güneş su ve adamın omzundaki eğrilik senindir

    ayağa kalkarsın, adına uygunsun ve haklısın
    kararan dünya bildiğin gibi sık sık senindir

    kararan dünya, yeni bir güle bir ateş parçasıdır
    bir ateş parçasından arta kalan soylu karanlık senindir

    bir deneyli geçmişi aldın geldin yeniyi güzel boyadın
    ben bilirim sen de bil ilk aydınlık senindir

    çünkü bir silah gibi tutarsın tuttuğun her şeyi
    her yeri bir uyarma diye tutan ıslık senindir

    senindir ey sonsuz veren ne varsa hayat gibi
    tutma soluğunu, genişle, öz ve kabuk senindir

    ey en güzel görüntüsü çiçeklere dökülen bir çavlanın
    aşkım, sonsuzum, bu dünyada ne var ne yok senindir

    Turgut Uyar
  3. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu şiirin şarkısı da yapılmıştı. Eskiler hatırlar sanıyorum :)

    Veda

    Hani o bırakıp giderken seni
    Bu öksüz tavrını takmayacaktın?
    Alnına koyarken veda buseni
    Yüzüme bu türlü bakmayacaktın?

    Hani ey gözlerim bu son vedada,
    Yolunu kaybeden yolcunun dağda
    Birini çağırmak için imdada
    Yaktığı ateşi yakmayacaktın?

    Gelse de en acı sözler dilime
    Uçacak sanırdım birkaç kelime...
    Bir alev halinde düştün elime
    Hani ey gözyaşım akmayacaktın?

    Orhan Seyfi Orhon
  4. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    TAHİRLE ZÜHRE MESELESİ

    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
    bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
    yani yürekte.

    Meselâ bir barikatta dövüşerek
    meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
    meselâ denerken damarlarında bir serumu
    ölmek ayıp olur mu?

    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

    Seversin dünyayı doludizgin
    ama o bunun farkında değildir
    ayrılmak istemezsin dünyadan
    ama o senden ayrılacak
    yani sen elmayı seviyorsun diye
    elmanın da seni sevmesi şart mı?
    Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
    yahut hiç sevmeseydi
    Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

    Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
    hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

    Nazým Hikmet Ran
    ( 1902 - 1963 )


    Not:En çok sevdiğim ve ezberimden çıkmayan bir Şiirdir.
  5. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Evet Nazım'ın unutulmaz şiirlerinden biridir. Tekrar hatırlattığınız için teşekkürler.

    yani sen elmayı seviyorsun diye
    elmanın da seni sevmesi şart mı?
  6. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Sevmek Bir İnsanı

    Bir insanı sevmek. _ilk önce kendine inanmakla başlıyor,
    Ne kadar kaybetsekte yitik sevdalarımızı küllerinden doğuyoruz yeniden.

    Ve insanı sevmek;paradan,puldan,günlük yaşamdan kopmaktı,
    yada kendinden vazgeçmek sanıyorlardı.
    Para çok tatlıydı O'ndan, para para para der kimbilir bu yüzden: NAPOLYON .

    Ve sevmek._Kusuru bulmaktı,yenilmekti ve belki vazgeçmekti yaşa kalmaktan.
    ama hepsinin içinde çatlamış bir nehir akardı.umut hala vardı.

    Yaşamak için vardı sevmek,sonsuz'dan çıkıp gelen.


    Erkan DÜNDAR-21.08.2013
  7. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Aheste Çek Kürekleri

    âheste çek kürekleri, mehtâb uyanmasın,
    bir âlemi hayâle dalan âb uyanmasın.

    âğuş'u nev-bahâr'da, hâbîdedir cihân;
    sürsün sabâh-ı haşr'e kadar, hâb uyanmasın.

    dursun bu mûsikî-i semâvî içinde sâz,
    leyl-i tarâb'da bir dahî mızrâb uyanmasın.

    ey gül, sükûtâ varmayı emr-eyle bülbüle,
    gülşen'de mest-ü zevk olan ahbâb uyanmasın.

    değmez kemâl, uyanmaya ikmâl-i ömr içün,
    varsın bu uykudan dil-i bîtâb uyanmasın.

    Yahya Kemal Beyatlı

    Bu şiirin şarkısı da vardı eskiler bilir
  8. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Ağır Ölüm

    Ağır ağır ölür alışkanlığının kölesi olanlar, her gün aynı yoldan yürüyenler, yürüyüş biçimini hiç değiştirmeyenler, giysilerinin rengini değiştirmeye yeltenmeyenler, tanımadıklarıyla konuşmayanlar.

    Ağır ağır ölür tutkudan ve duygulanımdan kaçanlar, beyaz üzerinde siyahı tercih edenler, gözleri ışıldatan ve esnemeyi gülümseyişe çeviren ve yanlışlıklarla duygulanımların karşısında onarılmış yüreği küt küt attıran bir demet duygu yerine “i” harflerinin üzerine nokta koymayı yeğleyenler.

    Ağır ağır ölür işlerinde ve sevdalarında mutsuz olup da bu durumu tersine çevirmeyenler, bir düşü gerçekleştirmek adına kesinlik yerine belirsizliğe kalkışmayanlar, hayatlarında bir kez bile mantıklı bir öğüde aldırış etmeyenler.

    Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar.

    Ağır ağır ölür özsaygılarını ağır ağır yok edenler, kendilerine yardım edilmesine izin vermeyenler, ne kadar şanssız oldukları ve sürekli yağan yağmur hakkında bütün hayatlarınca yakınanlar, daha bir işe koyulmadan o işten el çekenler, bilmedikleri şeyler hakkında soru sormayanlar, bildikleri şeyler hakkındaki soruları yanıtlamayanlar.

    Deneyelim ve kaçınalım küçük dozdaki ölümlerden, anımsayalım her zaman: yaşıyor olmak yalnızca nefes alıp vermekten çok daha büyük bir çabayı gerektirir.

    Yalnızca ateşli bir sabır ulaştırır bizi muhteşem bir mutluluğun kapısına.


    Pablo Neruda
    Çeviren: İsmail Aksoy


    Çevirenin notu: Şiirin son tümcesini, Rimbaud’nun “A’laurore, armes d’une ardente patience nous entrerons aux splendid villes” (“Şafak kızıllığında, ateşli bir sabırla silâhlanmış olarak gireceğiz o muhteşem kentlere”) dizesinden esinlenerek yazmıştır Neruda.

    İsmail Aksoy

    Pablo Neruda
  9. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Şiir çok ağır oldu... bir ara tercüme de edeyim :)
    --- Tekrar yazılan mesaj birleştirildi, 15 Eylül 2013 ---
    Rimbaud'un adı geçen şiiri de inanılmazdır. Onuda paylaşalım aklımızda olsun.
  10. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Gidersen Yıkılır Bu Kent


    Gidersen yıkılır bu kent, kuşlarda gider
    Bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
    Yanlış adresteydik, kimsesizdik belki
    Sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
    Biz mi yanlızdık, durmadan yağmur yağardı
    Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken

    Gidersen kim sular fesleğenleri
    Kuşlar nereye sığınır akşam olunca

    Sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
    Sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
    Bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
    Adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
    Öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
    Birde seni ekliyorum susuşlarıma

    Selamsız saygısız yürüyelim sokakları
    Belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
    Geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
    Adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
    Yüreğimize alırız onları, ısıtırız
    Gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam

    Gidersen kar yağar avuçlarıma
    Bir ceylan sessizliği olur burada aşklar

    Fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
    Durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
    Ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
    Menekşeler nergisler yerine kuş ölüleri
    Bir su sesi bir fesleğen kokusu şimdi uzak
    Yangınları anımsatıyor genç ölülere artık

    Bulvar kahvelerinde arabesk bir duman
    Sis ve intihar çöküyor bütün birhanelere
    Bu kentin künyesi bellidir artık ve susuşun
    İsyan olur milyon kere, hiç bilmez miyim
    Sokul yanıma sen, ellerin sımsıcak kalsın
    Devriyeler basıyor karartılmış evleri yine

    Gidersen yıkılır bu kent kuşlarda ölür
    Bir tufan olurum sustuğun her yerde

    Ahmet Telli
  11. Mevlana der ki;

    Sarılmayı bilir misin ?
    Sahiplenmeyi, sahiplendiğinde sadık kalmayı ?
    Sen bilir misin Aşık olmayı ?
    Bölünebilir misin ikilere, üçlere…
    gerekirse binlere ?
    Yapabilir misin ?
    Gerçekten sevebilir misin ?
    "Sevmenin Demesi" olmaz.
    UNUTMA
    Ya çok seversin bir kere, ya da hiç sevmezsin.

    Diyorsun ki ben sana gönlümü verdim. iyi de gönül dediğin nedir ki ey sevgili ?
    Ben sana hiç gönlümü verir miyim ?
    Çünkü gönül dediğin toprağa girince toz olur, toprak olur.
    Ben sana ruhumu veririm.
    Çünkü ruhum sende sonsuzluk olur…
  12. Gökhan Ustaosmanoğlu İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    Palyaço

    i.

    kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
    kaç kilo çekerdi yalnızlık
    kaç kere ezildim altında
    yaz yağmurlarının

    belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
    her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
    hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

    kim sevmezdi çiçekleri filan
    ”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

    bunu palyaço söyledi,
    palyaço söyledi ben yazdım
    yazdım, yazmasam ağlayacaktım

    herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
    sırf bu yüzden mi ağladım
    alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

    biraz birazdım her şeyden
    dün biraz sinirlenmiştim mesela
    yarın bir kadını seveceğim biraz
    biraz biraz kör oldum bügünlerde

    ama rakı kadehlerini boşaltmayın
    eksilmesin hiçbir şey
    hiçbir şeyden dahi olsa
    kalsın biraz

    ii.

    umursamıyorum yılgınlığımı filan
    çünkü sessizce yaşanmalı her şey
    bir devrim sesszce olmalı mesela
    ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

    bir palyaço neden yalan söylesin ki
    ben palyaço olsaydım söylemezdim
    marangoz olsaydım da söylemezdim
    ben insan olsaydım yalan söylemezdim!

    hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
    kaç kilo çeker ki bir palyaço
    hem neden yüzüme vuruyorsunuz
    bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

    gocunmam ki ben, ben gocunmam
    bir palyaço ne kara gocunmazsa
    o kadar, o kadar gocunmam işte

    rakı doldurun! eksilmesin

    iii.

    bitmedi, yazacağım daha
    yazmazsam ağlayacağım çünkü
    alçakça olacak biraz

    hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
    her sokakta biraz daha eksilirdik
    bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
    bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
    ”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
    sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
    sokaklar daha bir puslu
    palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
    ve ben daha bir alçak olurdum
    ağlardım biraz

    hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
    hatta kuyruğuma basma diyorum
    acıyor, tırmalarım,-
    diyorum

    kahrol, kahrol!
    diyorum

    iv.

    geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
    korktum birden, kusacak gibi oldum
    ”olur öyle” dedi palyaço,
    ”herkes alçaktır biraz”
    ”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
    ben bazen bağırırım biraz

    ”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
    ben bazen eksilirim biraz
    aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
    bunu sonradan öğrendim

    ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
    herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
    bunu da sonradan öğrendim

    örneğin;

    geçen gün bir kadınla seviştim
    biraz değil çok seviştim

    ya işte öyle palyaço
    diyorum ki,
    bunu da yeni öğrendim
    sevişmek de eksilmekmiş biraz

    v.

    kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
    ”ben sevmezdim” dedim, “yalan”
    dedi
    bunu palyaço söyledi
    palyaço söyledi, ben yazdım
    yazmasam, alçak olacaktım
    hem ben roman da yazdım biraz

    bazen diyorum ki, palyaço,
    sen olmasan ben ne yaparım
    alçakça eksilirim belki biraz
    her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
    hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
    ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

    biraz biraz anlıyorum ki,
    yüzler eller, o terli vücutlar filan
    her şey plastikmiş biraz

    vi.

    haydi sirtaki yapalım palyaço
    rakı doldur, yine eksildik biraz
  13. Serkan Aydemir İtfaiye Amiri-Yangın Eğitmeni

    • Bölüm Yöneticisi
    Uzmanlık Sınıfı:
    Diğer Belge
    ÖZLEDİM SENİ
    Özledim seni...
    Ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
    Beynimi uyuşturuyor özlemin...
    Çok sık birlikte olmasak bile
    Benimle olduğunu bilmenin
    Bunca zamandır içimi ısıttığını
    Yeni yeni anlıyorum
    Yokluğun,
    Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp
    Mütemediyen bir boşluğa
    Sabahları seni okşayarak başlamaları
    Akşamları her işi bir kenara koyup
    Seninle başbaşa konuşmaları özlüyorum;
    Oynaşmalarımızı,
    Yürüyüşlerimizi,
    Sevimli haşarılığını,
    Çocuksu küskünlüğünü...
    Nasıl da serttin başkalarına karşı
    Beni savunurken;
    Ve ne kadar yumuşak
    Bir çift kısık gözle kendini
    Ellerimin okşayışına bırakırken
    Gitmeni asla istemediğim halde
    Buna mecbur olduğunu görmek
    Ve sana bunları söylemeden
    ''Git artık'' demek
    ''Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa''
    Demek sana ne de zor
    Seni görmemek ve belki yıllar sonra
    Karşılaştığımızda
    Bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
    Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
    Can Yücel
  14. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Yukarıdaki iki şiirin şairleri kim arkadaşlar. Şairlerini de belirtelim lütfen.
  15. Murat Turan İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Diğer Belge
    Gülce
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Ulu dilber kalesinin burcunda
    Muhteşem belaya nazır
    Topuklarım boşluğun avcunda
    Derin yar adımı çağırır
    Dikildim parmaklarımın ucunda
    Bir gamzelik rüzgâr yetecek
    Ha itti beni, ha itecek
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Civan hazır
    Divan hazır
    Ferman hazır
    Kurban hazır

    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Güzelliğin zulme çaldığı sınır
    Başım döner, beynim bulanır
    El etmez
    Gel etmez
    Gülce'm uzaktan dolanır
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Gülce bir davet
    Mecaz değil
    Maraz değil
    Gülce bir afet
    Peri değil
    Huri değil
    Gülce beyaz sihir
    Gülce ölümcül naz
    Buram buram zehir
    Yar yüzünde infaz

    Bir gamzelik rüzgâr yetecek
    Ha itti beni, ha itecek
    Güzelliğin zulme çaldığı sınır
    Uçurumun kenarındayım Hızır
    Ben fakir
    En hakir
    Bin taksir
    Ateşten
    Kalleşten
    Mızrakla gürzden
    Dabbetülarz'dan
    Deccal’dan, yedi düvelden
    Korku nedir bilmeyen ben
    Tir tir titriyorum Gülce’den
    Ödüm patlıyor Gülce’ye bakmaktan
    Nutkum tutuluyor, ürperiyorum
    Saniyeler gözlerimde birer can
    Her saniyede bir can veriyorum

    Ömer Lütfi Mete
  16. Özkan Bozkurt İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    KAHRAMANLIK

    Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
    Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
    Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
    Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir.

    Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
    Koşar adım gitmeli onların arkasından.
    Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından
    İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

    Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
    Her ışığın ardında gizlidir bir karanlık.
    Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık;
    Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

    Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
    Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmektir.
    Bunun için ölüme bir atılış gerekir.
    Atıldıktan sonra bir daha dönmemektir...

    Hüseyin Nihal Atsız
  17. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Özkan Bey şiirin adını da yazalım :)
  18. Özkan Bozkurt İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    TOPAL ASKER!

    Ey gözünün rengi bana yabancı güzel,
    Her yolcunun uğradığı ey hancı güzel!
    Sen yabancı kucaklarda yaşarken her gün
    Yapıyorduk bizde kanla, barutla düğün.​
    Sen o sıcak odalarda cilveli, mahmur
    Dolaşırken… Biz de tipi, fırtına, yağmur,
    Kar altında kanlar döktük, canlar yıprattık;
    Aç yaşadık, susuz kaldık, taşlarda yattık​
    Sen açılmış bir bahardın, biz kara kıştık;
    Bizden üstün ordularla böyle çarpıştık…
    Gülme bana bakıp pek arsız arsız
    Sen ey dışı güzel, fakat içi çamur kız!​
    Sana karşı haykıranı mecbursun dinle;
    Bugün hesap göreceğiz artık seninle:
    Ben cephede geberirken, geride vatan
    Aşkı ile bin belalı işe can atan​
    Anam, babam, karım, kızım eziliyorken
    Dağlar kadar yük altında… Gel, cevap ver, sen
    Bana anlat, anlat bana, siz ne yaptınız?
    Köpek gibi oynaştınız, fuhşa taptınız!​
    Anavatan boğulurken kıpkızıl kanda
    Yalnız gönül verdiniz siz zevke, cazbanda…
    Ey nankör kız, ey fahişe unutma şunu:
    Sizin için harbederken yedim kurşunu.​
    Onun için topal kaldı böyle bacağım,
    Onun için tütmez oldu artık ocağım.
    Nazlı nazlı yatıyorken sen yataklarda
    Sallanarak ölü kaldık biz bataklarda.​
    Kalbur oldu süngülerle çelik bağrımız,
    Bu amansız boğuşmada öldü yarımız,
    Ya siz nasıl yaşadınız? Bizim kanımız
    Size şarap oldu sanki… Şehit canımız​
    Güya sizin mezenizdi! Yiyip içtiniz;
    Zıpladınız,kudurdunuz arsız,edepsiz!…
    Gerçi salonlarda “yıldız” dı senin adın,
    Hakkikatte fahişesin ey alçak kadın!​
    Ey allıklı ve düzgünlü yosma bil şunu:
    Bütün millet öğrenmiştir senin fuhşunu.
    Omuzunda neden seni fuzuli çeksin?
    Kinimizin şiddetiyle gebereceksin!..​
    HÜSEYİN NİHAL ATSIZ​
  19. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Edip'e Yanıtı Bilinen Sorular

    Yıldızların ülkesi var mıdır Edip
    Dicle aktığı toprakları seçer mi?

    Kasrik boğazı'ndan esen kanlı zemheri
    Yalnız Kasrik'te mi üşütür insanı?

    Herkes türküsünü elbet kendi sesiyle söyler
    İnsanın dili boynuna kement olur mu?

    Öldürmeğe ekinlerden başlayan adamlar
    Eşiklere nasıl bir zulümle gelirler?

    Kimsenin kalmadığı darmadağın köylerde
    'Önce Vatan' yazısı bir hüzün değil midir?

    Şükrü Erbaş


    Şükrü erbaş hakkında bilgi için;
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Şükrü_Erbaş
  20. Özkan Bozkurt İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    TAŞLARI BAĞLAMIŞLAR KÖPEKLER SERBEST!

    Borcumuz var vatana elbet ödenecek
    Az sabret ana oğlun inşallah dönecek
    O kadar kolay değil vatanı bölmek
    Ve o kadar zor değil uğruna ölmek

    Taşları bağlamışlar köpekler serbest
    Eşkiya düze inmiş yiğitler derdest
    İmama bozulup da bozmayız abdest
    Gün gelir de bu hesap görülür elbet

    Cephede yenilen düşman bir zaman siner
    İlk fırsatta oyunu sinsice dener
    Keser döner sap döner bu hesap döner
    Bu millet makus talihi bu kez de yener

    Taşları bağlamışlar köpekler serbest
    Eşkiya düze inmiş yiğitler derdest
    İmama bozulup da bozmayız abdest
    Gün gelir de bu hesap görülür elbet

    ARİF NAZIM