1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Beğendiğimiz şiirleri paylaşalım

Konusu 'Edebiyat ve Kitap' forumundadır ve Koray Pehlivanoğlu tarafından 13 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. Murat Turan İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Diğer Belge
    YASAK
    Sev 'Yasak'... Söv 'Yasak'... Sevda 'yasak da yasak'
    Yaşıyorum ulan! .. Yaşamak da mı YASAK! ...
    Haykıran gönüle bak zincirlerde tutsak
    Çürüyorum ulan! .. Çürümek de mi YASAK! ...

    Özgürlük seline kanat çırptım sevgiden
    Jandarmalar uykusuzmuş benim yüzümden;
    Sabahları kimseciklere görünmeden,
    Ağlıyorum ulan! .. Ağlamak da mı YASAK! ...

    Aşkımı yitirsem de hasret pususunda
    Heybemde aşk yazıyor Yusuflar kuyusunda
    Solmuş bir tebessümle cami avlusunda
    Bekliyorum ulan! .. Beklemek de mi YASAK! ...

    'Oku' diyorsun anam, neyi okuyası! ...
    Okul, okul değil, okul şiddet yuvası
    Şehir bulvarlarında eylülü, mayısı
    Kınıyorum ulan! .. Kınamak da mı YASAK! ...

    Babam diyordu ya; dem kahpe icadın demi
    Kahpe zindanlarda zom yaparlar beynimi
    Temelinde aşk yazan sevda felsefemi
    Taşıyorum ulan! .. Taşımak da mı YASAK! ...

    Sevda felsefemin aristosu kim dersen
    Gizem deryasında onu sen bul istersen
    Ajandama kalkan soysuz balyoz yüzünden
    Yürüyorum ulan! .. Yürümek de mi YASAK! ...

    Ajandamın sonunda bir şiir haritası
    'Olmak ya da olmamak' yazar bir kıtası
    Ölüme baş kaldıran ölümcül abbası
    Anlıyorum ulan! .. Anlamak da mı YASAK! ...

    İNTİHAR GECELERE VURULDU TUĞRA ŞİMDİ
    NE 'ÇEKİÇ' ANLAR SESİMİ, NE DE 'BUĞRA' ŞİMDİ
    YERYÜZÜ CESEDİME GÖK-YÜZÜNLE UĞRA ŞİMDİ
    ÖLÜYORUM ULAN!
    ÖLÜYORUM ULAN!
    ÖLÜYORUM ULAAN!
    ÖLMEK DE Mİ YASAK!



    Serdar Akkoç
  2. Talat ARICI İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    100616
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    CS Yazılım Enformasyon Teknolojileri Ltd. ŞTİ.
    malesef karşıdaki insana söylemek yerine yazıya dökülmüş sözler :(
    Seni Seviyorum
    Güneşin sonsuz sıcaklığıyla dövdüğü yeryüzünün sıcak çöllerinde, çıplak ayakla yürüyen böceklerin yağmuru beklediği gibi seni bekliyorum…​
    İnsan oğlunun kirletemeyeceği kadar yüksek, rüzgarın bile çıkmaya korktuğu, dünyanın en yüksek dağının en yüksek noktasındaki bembeyaz kar gibi duygularımla seni istiyorum…​
    Senin gelmediğin her gün amazonlara yağan yağmur kadar ağlıyorum…​
    Her gün, her gece acaba hata bendemi? ne suçum vardı? şans bana hiç gülmeyecek mi? Diye kendi kendime soruyorum…​
    Sen beni mutlu edemedin ama ben seni mutlu etmek istiyorum…​
    İnsanın sevildiğini bilmesi güzeldir biliyorum... BUNU BİLDİĞİM VE SENİN MUTLU OLMANI İSTEDİĞİM İÇİN SÖYLÜYORUM GÜLÜM;​
    SENİ ÇOK SEVİYORUM…
    Talat ARICI
  3. Ayça Bulut İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Göğe Bakma Durağı

    İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
    Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
    Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
    Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
    Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
    Bu evleri atla bu evleri de bunları da
    Göğe bakalım

    Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
    İnecek var deriz otobüs durur ineriz
    Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
    Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
    Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
    Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
    Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
    Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
    Beni bırak göğe bakalım

    Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
    Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
    Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
    Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
    Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
    Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
    Bana dönesin diye bir bir kapattım
    Şimdi otobüs gelir biner gideriz
    Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
    Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
    Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
    Durma kendini hatırlat
    Durma göğe bakalım

    Turgut Uyar
  4. Gökhan Ustaosmanoğlu İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı

    Palyaço Turgut Uyarın şiiridir.
  5. Ayhan Bölükbaşoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    5717
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Hyundai Assan Otomotiv San. Tic.A.Ş.
    Seslendiren: Tuncel Kurtiz (Ezel dizisi)

    Kulak verin sözlerime iyice,
    Herkes öldürebilir sevdiğini
    Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
    Kimi dalkavukça sözlerle,
    Korkaklar öpücük ile öldürür,
    Yürekliler kılıç darbeleriyle!

    Kimi gençken öldürür sevdiğini
    Kimileri yaşlı iken öldürür;
    Şehvetli ellerle öldürür kimi
    Kimi altından ellerle öldürür;
    Merhametli kişi bıçak kullanır
    Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.

    Kimi aşk kısadır, kimi uzundur,
    Kimi satar kimi de satın alır;
    Kimi gözyaşı döker öldürürken,
    Kimi kılı kıpırdamadan öldürür;
    ÇünKü Herkes öldürebilir sevdiğini
    Ama herkes öldürdü diye ölmez.

    Oscar Wilde
  6. Gökhan Ustaosmanoğlu İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    Şiirin adı "Reading zindanı baladı"dır. Özdemir Asaf çevirmiştir...

    Güzel paylaşım..
  7. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    GENERALLER NİÇİN SOKAĞA ÇIKAMAZ


    bir general herşeyi göze alıp
    biz ölümlüler gibi
    sokağa çıkarsa
    bastonunu kaçırır hemen
    sokağın küçük oğlanları
    damdan dama damdan dama
    ve rüzgarlı kahkahalarıyla
    küçük kızları sokağın
    şapkasını uçurur bulutlara

    bir general herşeyi göze alıp
    biz ölümlüler gibi
    sokağa çıkarsa
    bembeyaz barikatlarına takılır
    generalin dikenleri madalyaları
    bulut kokan akasya ruhu kokan
    çivit ve cesaret kokan
    sonsuz çamaşırların

    bir general herşeyi göze alıp
    biz ölümlüler gibi
    sokağa çıkarsa
    sokağın ortasında
    büyük bir ayna
    bir yüzde sayın general
    ötekinde mahalle bekçisi

    bütün bunlar
    ve buna benzer nedenlerden ötürü
    generaller sokağa çıkamazlar
    sokağın üstündeki sahanlıktan
    geçip gider
    helikopterle teyyareler


    1980

    CAHİT KOYTAK

    Cahit Koytak kimdir merak edenler için;

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Cahit_Koytak

    Tanımayanlar mutlaka tanısın isterim çok özel bir şairdir.
  8. Erdem Baskın Forum Yöneticisi

    • Forum Yöneticisi
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    OSGB
    ZAMAN
    Nedir zaman, nedir?
    Bir su mu, bir kuş mu?
    Nedir zaman, nedir?
    İniş mi, yokuş mu?

    Bir sese benziyor;
    Arkanız hep zifir!
    Bir sese benziyor;
    Önünüz tüm kabir!

    Belki de bir hırsız;
    İzi, lekesi var.
    Belki de bir hırsız;
    O yok, gölgesi var.

    Annesi azabın,
    Sonsuzluk, şarkısı.
    Annesi azabın,
    Cinnetin tıpkısı.

    İçimde bir nokta;
    Dönüyor aleve.
    İçimde bir nokta;
    Beynimde bir güve.

    Akrep ve yelkovan,
    Varlığın nabzında.
    Akrep ve yelkovan,
    Yokluğun ağzında.

    Zamanın çarkları,
    Sizi yürütüyor!
    Zamanın çarkları,
    Beni öğütüyor.

    Zaman her yerde ve
    Her şeyin içinde.
    Zaman her yerde ve
    Acem'de ve Çin'de.

    Kime kaçsam ondan;
    Ha yakın, ha ırak?
    Kime kaçsam ondan;
    Ya sema, ya toprak...

    (1936) N.F.K
  9. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    İŞ-SA OSGB
    Gözlerin gözlerime değdiğinde
    Felaketim olurdun Ağlardım...Atilla İLHAN
  10. Deniz Devrim İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    UY HAVAR

    Yangınlar,
    Kahpe fakları,
    Korku çığları
    Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
    Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.
    Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
    Pusatsız, duldasız, üryan
    Bir cana bir de başa
    Seher vakti leylim -leylim
    Cellat nişangahlar aynasındasın.
    Oy sevmişim ben seni...

    Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!
    He canım...
    Çiçekdağı kıtlık, kıran,
    Gül açmaz, çağla dökmez.
    Vurur alnım şakına
    Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
    Küfrünü, Medetsiz, Munzur.
    Şahmurat Suyu kan akar
    Ve ben şairim.

    Namus işçisiyim yani
    Yürek işçisi.
    Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,
    Ne salkım bir bakış
    Resmin çekeyim,
    Ne kınsız bir rüzgar
    Mısra dökeyim.
    Oy sevmişem ben seni...

    Ve sen daha demincek,
    Yıllar da geçse demincek,
    Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
    Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,
    Yaran derine gitmiş,
    Fitil tutmaz, bilirim.
    Ama hesap dağlarladır,
    Umut, dağlarla.

    Düşün, uzay çağında bir ayağımız,
    Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri
    Düşün, olasılık, atom fiziği
    Ve bizi biz eden amansız sevda,
    Atıp bir kıyıya iki zamın
    Yarının çocukları, gülleri için
    Herbirinin ayvatüyü, çilleri için,
    Koymuş postasını,
    Görmüş restini.
    He canım,
    Sen getir üstünü.

    Uy havar!
    Muhammed, İsa aşkına,
    Yattığın ranza aşkına,
    Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü!
    Benim de boş yanım hançer yalımı
    Ve zulamda kan-ter içinde, asi,
    He desem, koparacak dizginlerini
    Yediveren gül kardeşi bir arzu
    Oy sevmişem ben seni...

    AHMED ARİF
  11. Deniz Devrim İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    ACILARA TUTUNMAK

    Kavuşmak özgürlükse
    Özgürdük ikimizde
    Elleri çığlık çığlık
    Yanyana iki dünya

    İkimiz iki dağdan
    İki hırçın su gibi
    Akıp gelmiştik
    Buluşmuştuk bir kavşakta
    Unutmuştuk ayrılığı
    Yok saymıştık özlemeyi
    Şarkımıza dalmıştık
    Mutluluk mavi çocuk
    Oynardı bahçemizde

    Acı çekmek özgürlükse
    Özgürüz ikimizde
    O yuvasız çalıkuşu
    Bense kafeste kanarya

    O dolaşmış daldan dala
    Savurmuş yüreğini
    Ben bölmüşüm yüreğimi
    Başkaldıran dizelere

    Aramakmış oysa sevmek
    Özlemekmiş oysa sevmek
    Bulup bulup yitirmekmiş
    Düşsel bir oyuncağı

    Yalanmış hepsi yalan
    Yalanmış hepsi yalan
    Sevmek diye birşey vardı
    Sevmek diye birşey yokmuş

    Acı çektim günlerce
    Acı çektim susarak
    Şu kısacık konutlukta
    Deprem kargaşasında

    Yaşadım birkaç bin yıl
    Acılara tutunarak
    Acı çekmek özgürlükse
    Özgürüz ikimizde

    Acılardan arta kalan
    İşte bu bakışlarmış
    Kuğu diye gözlerimde
    Gün batımı bulutlarmış

    Yalanmış hepsi yalan
    Yalanmış hepsi yalan
    Savrulup gitmek varmış
    Ayrı yörüngelerde

    HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL
  12. Sizin Hiç Babanız Öldü Mü?

    Sizin hiç babanız öldü mü?
    Benim bir kere öldü kör oldum
    Yıkadılar aldılar götürdüler
    Babamdan ummazdım bunu kör oldum
    Siz hiç hamama gittiniz mi?
    Ben gittim lambanın biri söndü
    Gözümün biri söndü kör oldum
    Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
    Söylelemesine maviydi kör oldum
    Taşlara gelince hamam taşlarına
    Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
    Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
    Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
    Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
    Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?

    Cemal SÜREYA
  13. Sevinç KAYA İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    17157
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    DESEM Kİ
    Desem ki vakitlerden bir Nisan akşamıdır,
    Rüzgârların en ferahlatıcısı senden esiyor,
    Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini,
    Ormanların en kuytusunu sende gezmekteyim,
    Senden kopardım çiçeklerin en solmazını,
    Toprakların en bereketlisini sende sürdüm,
    Sende tattım yemişlerin cümlesini.

    Desem ki sen benim için,
    Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek,
    Su gibi aziz bir şeysin;
    Nimettensin, nimettensin!
    Desem ki... İnan bana sevgilim inan, Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgârlarla, nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi farkedemezsen, Rüzgârların, nehirlerin, kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini, Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gökkubbede, Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum.
  14. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Cahit Koytak Tanıtmaya devam edelim;

    Moğol paşası & acem şairi

    Moğol paşası sormuş acem şairine,
    “Baka, demiş, demirci kılıç yapar,
    Kargı yapar, saban demiri yapar, üzengi yapar;
    Asker kılıç sallar, korku salar, haraç toplar;
    Köylü ekmek yetiştirir ona,
    Kavaf potin, terzi don yetiştirir,
    Tüccar kârından hisse ayırır Hana, noyana.
    Peki sen ne yaparsın, be adam,
    Sen, şehrin zincirsiz delisi,
    Ne katarsın dünyaya, söyle bilelim,
    Ne alır, ne satarsın çarşı pazarda?”

    “Ben mi, demiş acem şairi, ben ha!
    Ben, akıl denen madeni alırım önüme, amcacım,
    Onu çömlekçi çamuru gibi yoğurur, yoğurur,
    Demirci yaparım ondan,
    asker yaparım, köylü yaparım,
    Terzi yaparım, tüccar yaparım.
    Sonra aynı çamurun artanından,
    Onlar ne kadar aptalsa tam işte o kadar aptal,
    Onlar ne kadar hödükse tam işte o kadar hödük,
    Onlar ne kadar hırsızsa o kadar hırsız,
    O kadar yolsuz, o kadar gaddar Paşalar musallat ederim başlarına,
    Bir de takma kafalı padişah dikerim tepelerine, iyi mi!

    Sonra döner, Zaman denen o ince mi ince,
    Akışkan mı akışkan kumdan Avuç avuç alırım, komutanım,
    Avuç avuç alır, kendi soluğumu katarım ona,
    Kendi ezgilerimi, kendi türkülerimi...
    Ve rüzgâr yaparım ondan,
    Bulut yaparım, yağmur yaparım,
    Bağlar, bahçeler, höyükler yaparım,
    Kaleler yaparım, kuleler dikerim,
    Şehirler kurarım, şehirler, uluslar,
    Umranlar, örenler, mezarlar...
    Bulut yaparım, yağmur yaparım,
    Bağlar, bahçeler, höyükler yaparım,
    Kaleler yaparım, kuleler dikerim,
    Şehirler kurarım, şehirler, uluslar,
    Umranlar, örenler, mezarlar...
    Göçerlere, çetelere ve zorbalara
    Bu yaptıklarımı anlatır, anlatır da Caka satarım,
    amcacım, caka satarım.
    Benim yaptığım bu! dünyaya kattığım, yani...
    Ya sizinki, komutanım, ya sizinki?”

    17 Temmuz 2009
    Yoksulların ve Şairlerin Kitabı
  15. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Uçurumdan bile değil

    Uçurumdan bile değil
    İnsan buraya yaşamdan düşüyor sevgilim

    Özlem içimde bir ur gibi büyürken
    Susuz yazların sıcağında yüreğim
    Çam kozalakları gibi çatlaya çatlaya
    bir alfabe arıyorum acıyı taşıyacak
    kurumuş dudaklarımda
    izmaritine kadar içtiğim eski bir şarkı
    Kalaycılar geçer uykumun sokaklarından
    parlatarak eski rüyaları.
    Usulca düşünürken içinden geçtiğimiz şehirleri

    Sevgilim yüreğinde karsız yüce bir dağ
    eteklerinde taşıdığın kitaplar
    beyaz kardelen gülüşlerinle görüşüme geldiğinde
    sana dokunmak otuz yıl uzunluğunda bir duvar
    karşımda buzdan sıradağlar gibi yıllar

    Tuttuğum kadar yanarım, gece
    ateştendir umudun eli sevgilim
    ne kadar aheste çeksem de düşümün küreklerini
    uyanır bir çığ gibi peş peşe düdük sesleri
    Artık dokun dokunabilirsen
    düştüğün kuyunun içinden
    gergefine benzeyen mehtabın yüzüne
    masallarını işlediğin zor bir nakış gibi
    bir şiir yazarım ah'ımı alırcasına
    kaybolduğum bu morgun günlüğüne
    sığdıramıyorum kendimi
    kendimdeki Yer altı ırmağına
    yarım bir alfabeyle taşıyorum dudaklarımdan

    umurumda bile değil
    insan buraya yaşamdan düşüyor sevgilim


    Yalçın Hafçı
  16. Biraz değiştim,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar…
    Değiştim,
    Unutamadığım sözlerinin arasında sıkışıyorum,
    Bir yanım kendimi kolluyor bir yanım seni
    Ben benimle savaşıyorum,
    Seninle değil!
    Sonucu kılıcı kuşananından belli olan bir savaşın
    Ne kazanabileni ne de kaybedeniyim,
    Sorun değil!
    Elbet alışırım,
    Biraz alıştım,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
    Alıştım,
    Varlığını istemediğim tüm eksik yanlarıma,
    Ve çokluğunu da yokluğunu da istemediğim bu iki arada bir derede duyguya alışıyorum,
    Bir yanım bırak diyor bir yanım –ma,
    Kesin değil!
    Henüz tanıştım,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
    Tanıdığımı sandığım bana daha da yakınım artık,
    Duvarlara anlatırken öğrendiklerim kendi
    hakkımda,
    Ve aynalara ağlarken gördüklerim kendi
    tarafımda…
    Bir yanım memnun oldum diyor, bir yanım
    tanıyamadım daha,
    Samimi değil!
    Bir hayli kırıldım,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
    Canıma batan her halin felç gibi indi bedenime,
    Gözlerimden tut da ciğerime kadar kırgınım!
    Aslında ne sana, ne olanlara…
    Kendime kırgınım…
    Maziye hiç değil, an’a kırgınım.
    Anlatamadığım, anlayamadığım masalların bana yaptıklarına,
    Dinlediğim şarkılarda bana seni anlatan
    şarkıcılara,
    Beni anlamadığın kelimelerin bana her şeyi
    anlatıyor gibi geliyor oluşlarına…
    Bir hayli kırgınım…
    Beni ben kırdım oysa,
    İyi değil!
    Galiba yoruldum,
    Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar,
    Kendime kalbimi kanıtlamaktan,
    Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan,
    Ve dahası kocaman bir sahada tek başına
    koşmaktan yoruldum..

    CAN YÜCEL
  17. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Mavi

    üstünde yağmurdan başka hiçbir şey yoktu
    anlam olmak için yeterince çıplaktın
    şiirin nasıl bir şey olması gerektiğini
    hatırlatıyordu gözlerin, sana böyle inandım:
    ben inanmak için şiir yazıyorum, gözlerin
    cihangir'i hatırlatıyordu, hayal içinde fakir
    üsküdar'dan o rüyaya baktım: maviydin
    bir özletip bir geri çekiyordun denizlerini!
    usul usul inandım güzelliğin hatırına yağan
    yağmurun üstümüzde hakkı vardır, inandım
    uzak bir mavi kızın gözlerindeki bulut
    burada içimize yağacaktır, inandım, mavi
    bir yağmurluğun da olsa şiirden ıslanırdın!
    gövdene de böyle inandım, duruydu, şiirin
    nasıl bir şey olması gerektiğini hatırlatıyordu:
    öyle çıplaktın ki içinde şiirden başka
    hiçbir şey yoktu, gövden neyi hatırlatıyorsa
    ona inanıyorum, beni hatırılamasa da, biliyorum
    bazı uzaklıkların hiç mektup beklemediğini...

    bazı şiirler de bekleyemiyor yağmurun dinmesini!

    Haydar Ergülen
  18. Rüveyda Emanet İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Mutlu Aşk Yoktur Ki Dünyada
    Aslında hiçbir şey kâr değil insana
    Ne gücü ne
    zayıf yanları ne de yüreği
    Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa
    Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi
    Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara
    Mutlu aşk yok ki dünyada


    Hani giydirilmiş erler bir başka
    yazgıya
    İşte o silahsız erlere benzer hayatı
    Sabahları o yazgı için uyanmış olsalar da
    Tükenmiştirler ve kararsızdırlar akşamları
    Söyle yavrum şu sözleri sakın ağlama
    Mutlu aşk yok ki
    dünyada
    Güzel aşkım tatlı aşkım çıbanım derdim
    Yaralı bir kuş gibi taşırım seni şuramda
    Ve görmeden bakanlar şu halimize bizim
    Süzdüğüm sözleri söylerler benden sonra
    Ve her şey der demez ölür
    iri gözlerin uğruna
    Mutlu aşk yok ki dünyada
    Yaşamayı öğrenmek bizimçin geçti çoktan
    Ağlasın gece içinde kalplerimiz yan yana
    En küçük şarkıyı mutsuzluktur kurtaran
    Her ürperiş borçlu baştan bir
    hayıflanmaya
    Ve her kitar havası beslenir bir hıçkırıkla
    Mutlu aşk yok ki dünyada
    Acılara batmamış bir aşk söyle bana
    Yıkmamış kıymamış olsun bir aşk söyle
    Bir aşk söyle sarartıp soldurmamış
    ama
    İnan ki senden artık değil yurt sevgisi de
    Bir aşk yok ki paydos demiş göz yaşlarına
    Mutlu aşk yok ki dünyada
    Ama şu aşk ikimizin öyle de olsa.
    Louis Aragon
  19. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    YENİLGİ

    Ah susuşu o saf yüreğin
    ah, acısı acemi çocukluğun
    düş kırıklığı, coşkudaki bozgun

    Ah yenilginin yorgun kısrağı
    kendi içini kavuran kızgın ateş
    bekleyişe bağlanan umut, tasası haykırışın

    Ah, ardı ardına kenetlenen ölüm
    ah, hıncı sabırla bezeyen sır
    yazmadaki sırması ağlayışın, tırnaklara oturan kan

    Sanki delirmenin eşiğindeyim
    boş bomboş gözlerine gömülmüşüm bir köpeğin
    mısırların süt taneleri, kestanelerin
    bademlerin daha olgunlaşmamış
    suyla susuzluk arası kayganlığında
    aranıp duruyorum kendimi

    Ey yangınlarda patlamaya hazırlanan merak
    ey içimi ekşi sularla çalkalayan baş dönmesi
    ıssız ıpıssız boşluğu aysız gecenin
    ölümle yaşamak arasındaki şerit
    naneler, kekikler, ebegümeçleri
    ve şifalı bulutu kaynar kükürt deresinin
    çekiyor altımdan nemli döşeğimi

    Ah, yürekleri toprağa saplanan arkadaşlarım
    ah, oğlakların, tayların, buzağıların
    acı otlarla kararan damakları
    (akşamları barut kokusuyla dönsem de odama,
    sancısı: çaresiz seyrettiğim ölümün

    Ah, bir kere daha kederliyim
    ah, çılgın bir aşkın kollarında incelen bıçak
    seni öperek bilemeliyim

    Nihat Behram
  20. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Ekmek şarap sen ve ben

    Ekmek şarap sen ve ben
    bir de sabahın dördü
    dışarda kar
    odamız ılık
    gözlerin ılık ılık damlarken boş kadehe
    anlattın bana ağzı sarımsak kokan bir çocukla yattığını
    aşkı tattığını, karım dediğini ve aldattığını

    kıskandım Gogen’i Tahitilim
    terlemiş vücudunu silerken
    cüzzam mikrobunu ve yaktığı kulübesini
    saçların bağlamıştı ellerimi muz kokulum
    güneşi doğurmuştu ölü cisim
    martı çığlıklarıyla bir sahil kayalığında
    nefesin vücudumu yakıyordu yer yer
    sam yelim sahra-i kebirim
    kahrettim her şeye o gün
    babanın şarap çanağına,
    Gogen’e,
    kadere,
    sana,
    bana ,
    bir de gittiğin arabanın tekerine

    ne diyordum arkadaş….
    diyordum ki ben bu zıkkımı içmek için içerim
    ama içerken düşünmem neden içiyorum diye
    daha sonra yaparım hayatın felsefesini

    sırayla olurum Fatih, Selim, Kanuni
    bazen kadın hamamında tellak….
    bazen Christoph Colomb
    Napolyon’ken düşünürüm Elbe’de geçen günleri
    Timur’ken Beyazıt’ı yenişimi….
    bir kere Aristo’nun hocası olmuştum
    ona verdiğim dersle gurur duymuştum
    bazen Jan Dark’ı kurtarmak için çalışan bir kahraman
    bazen odunun ateşleyen bir cellat olurum

    eğer daha da içersem
    Shakespare halt etmiş derim karşımda
    salyalı dudaklarımdan yayık sesimi dinlerim de
    işte Mozart’ın aradığı melodi bu diye gülerim
    enayiymiş be Platon…
    bir içsin de görsün….ne felsefesi varmış bu hayatın
    anlasın geçmişi kınalı dünyanın kaç bucak olduğunu

    ıslak kaldırımlarda yürürken acırım
    önde yalpa vuran sarhoşun zavallı haline
    ukalalık işte derim neme lazım senin
    kendine bak; sende bir serserin bir sarhoş….
    ve yavaş yavaş kaybolur acı kahkalarım
    şehrin izbe sokaklarında
    yavaş yavaş kaybolur benliğim…

    İhsan Türe


    Bu eşsiz şiiri Mazlum Çimen'in müziği ve Mümtaz Sevinç'in inanılmaz sesinden dinlemek isterseniz linkini de koyayım;