1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Beğendiğimiz şiirleri paylaşalım

Konusu 'Edebiyat ve Kitap' forumundadır ve Koray Pehlivanoğlu tarafından 13 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. sina76 İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?

    Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
    Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
    Sevmek için güzele mi bakmalı?
    Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
    Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
    Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
    Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
    Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
    Solması için gülü dalından mı koparmalı?
    Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
    Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
    Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
  2. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    şiirin yazarı kim??
  3. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Sanıyorum istanbul üzerine bu derinlikte bir şiir hiç yazılmadı. İste benim şehrim İstanbul...

    İstanbul Ağrısı


    kanatları parça parça bu ağustos geceleri
    yıldızlar kaynarken
    şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen
    sen
    eğer yine İstanbul'san
    yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim

    pancak pancak şiirler tüküreceğim
    demek yine ben
    limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
    kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
    yahudi sokaklarını aydınlatan telaviv şarkıları
    mavi asfaltlara çökmüş
    diz bağlıyor
    eğer sen yine İstanbul'san
    kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
    sirkeci garı'nda tren çığlıklarıyla bıçaklanıp
    intihar dumanlari içindeki haydarpaşa'dan
    anadolu üstlerine bakıp bakıp
    ağlayan
    sen eğer yine İstanbul'san
    aldanmıyorsam
    yakaları karanfilli ibneler eğer beni aldatmıyorsa
    kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
    yine senin emrindeyim
    utanmasam
    gozlerimi damla damla kadehime damlatarak
    kendimi yani şu bildigim attila ilhan'i
    zehirleyebilirim

    sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
    tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
    imtihan çığlıkları yükseliyor üniversite'den
    tophane iskelesi'nde diesel kamyonları sarhoş
    direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler
    uykusuz dalgalanıyor

    ulan İstanbul sen misin
    senin ellerin mi bu eller
    ulan bu gemiler senin gemilerin mi
    minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
    liman liman götüren
    ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
    akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
    neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
    antenlerinden
    neden
    peki İstanbul ya ben
    ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
    gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas
    ya benim kahrım
    ya senin ağrın
    ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
    çaresiz zehirle kusan çılgın bir yılan gibi
    burgu burgu içime boşalttığın
    o senin ağrın
    o senin

    eğer sen yine İstanbul'san
    yanılmıyorsam
    koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
    sicilyalı balıkçılara marsilyalı dok işçilerine
    satır satır okumak istediğim
    sen
    eğer yine İstanbul'san
    eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim

    ulan yine sen kazandın İstanbul
    sen kazandın ben yenildim
    kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
    yine emrindeyim
    ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa
    parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
    hiç bir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
    yanılmıyorsam
    sen eğer yine İstanbul'san
    senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
    gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
    bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir

    ulan bunu sen de bilirsin İstanbul
    kaç kere yazdım kimbilir
    kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
    1949 eylül'ünde birader mırc ve ben
    sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık
    sana taptık ulan
    unuttun mu
    sana taptık

    Atilla İlhan
  4. Ekrem Altunya İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Ben vermek istedim ömrümü senin yoluna
    Vermiş olsaydın keşke kar tanesi kadar değer
    Pervanen olup tutuşmak isteyen bu kuluna
    Sana mı kaldım! diyip çekip gitmeseydin eğer

    Rüzgarla dansa kalkan saçların dayanılmazdı
    Çektiğim bunca acı busen olmasa kanılmazdı
    Leyla ile Mecnun artık dudaklarda anılmazdı
    Seninle bir dakika aşkı yaşasaydık eğer

    Ben Yaratandan korkup günaha bulaşmazdım
    Meyhane yolunu ezberleyip dolaşmazdım
    Sigaraya masaya seni anlatıp durmazdım
    Aşk şarabını elinden içebilseydim eğer

    Gül zevk alır bülbülün kanıyla sulanmaktan
    Tatlı belam seherden geceye seni anmaktan
    İnan korkum yok haşa cehennemde yanmaktan
    Bende gölgen olup can verebilseydim eğer

    Ömrün son demleri gelip kapıyı çalmadan
    Kaderin tek perdelik oyunu da aşkmış meğer
    Gözü açık gitmezdi Azrail canını almadan
    Ekrem’in gönlüde aşkı bulabilseydi eğer
    --- Tekrar yazılan mesaj birleştirildi, 29 Eylül 2013 ---

    VİCTOR HUGO
  5. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Hocam şiirin adını ve şairini yazalım ayıptır günahtır yazıktır yahu :)
  6. Enver Çığşar İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    5343
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    TOROS OSGB
    Yapamadığımız
    -Rahşan´a-

    akşam kapı eşiğinde bir terli giysi gibi
    soyunmak vardı derdinden evrenin
    bir entari serinliğini giyinmek
    kendi derdini tespih gibi çekmek elinde

    yün örmen vardı akşamları koltuğa gömülü
    karşında polisiye roman okumak vardı
    sorgusuz bakışmak yoruldukça gözlerimiz
    sevinçsiz gülmek üzüntüsüz ağlamak

    oturmağa konuklar gelmesi bazen
    çevresinde bir masanın kaygısız
    sıcacık konularda bir demli çay gibi
    bilmedik komşularla konuşmak

    dünyamızla uyuşmak vardı
    oyunda sonunu görmeden oynamak
    sevinebilmek kazandığına
    yitirdiğine yerinebilmek

    düşünmiyebilmek yoruldukça düşünmekten
    kamaştıkça örtebilmek gözlerini
    düşlerde bile ışıktan sakınarak kendini
    uyayabilmek vardı vaktinde rahat

    Bülent Ecevit
  7. Seçkin Çetin İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Ben bir eylül sen haziran

    Bir eylüldü başlayan içimde
    Ağaçlar dökmüştü yapraklarını
    Çimenler sararmıştı
    Rengi solmuştu tüm çiçeklerin
    Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı
    Katar gidiyordu kuşlar uzaklara
    Deli deli esiyordu rüzgar
    Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa
    Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar

    Neydi o bir zamanlar
    Sevmişliğim, sevilmişliğim
    O heyheyler, o delişmenlikler neydi
    Ne bu kadere boyun eğmişliğim
    Ne bu acıdan korlaşan yürek
    Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım
    Önümdeki diz boyu karanlıklar da ne
    Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım

    Beni kötü yakaladın haziran
    Gamlı, yıkık eylül sonuma
    Bir ilk yaz tazeliği getirdin
    Masmavi göğünle
    Cana can katan güneşinle
    Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime
    Çiçekler açtı dokunduğun
    Çimler büyüdü yürüdüğün
    Ve güller katmer oldu güldüğün yerde

    Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi
    Oldurduğun yemişlerin ağırlığından
    Dallarım yere değiyor
    Güneşi batmadan saçlarının
    Bir dolunay doğuyor bakışlarından
    Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma
    Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık
    Başım dönüyor, of başım dönüyor yaşamaktan
    Ölebilirim artık

    Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse
    Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma
    Baksana; parmak uçlarım ateş
    Lavlar fışkırıyor göz bebeklerimden
    Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan
    Benimle meydan oku her çaresizliğe
    Benimle uyu, benimle uyan
    Birlikte varalım on üçüncü aylara

    Ümit Yaşar Oğuzcan
  8. ferit ceylaner İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    33090
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    KARDEŞ HEKİMLER OSGB
    Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak

    her şey yapılabilir
    bir beyaz kağıtla
    uçak örneğin uçurtma mesela
    altına konulabilir
    bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
    sallanan bir masanın
    veya şiir yazılabilir
    süresi ötekilerden kısa
    bir ömür üzerine.

    bir beyaz kağıda
    her şey yazılabilir
    senin dışında
    güzelliğine benzetme bulmak zor
    sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
    her şeyden
    bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
    belki tabiattadır çaresi
    senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
    ve benim
    bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
    anlarım bitkiden filan
    ama anlatamam
    toprağın güneşle konuşmasını
    sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

    sen bana ışık ver yeter
    bende filiz çok
    köklerim içimde gizlidir
    gelen giden açan soran bere budak yok
    bir şiir istersin
    “içinde benzetmeler olan”
    kusura bakma sevgilim
    heybemde sana benzeyecek kadar
    güzel bir şey yok

    uzun bir yoldan gelen
    tedariksiz katıksız bir yolcuyum
    yaralı yarasız sevdalardan geçtim
    koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
    her şeyi anlattım
    olan olmayan acıtan sancıtan
    bilsem ki sana varmak içindi
    bütün mola sancıları
    bütün stabilize arkadaşlıklar
    daha hızlı koşardım
    severadım gelirdim
    gözlerinin mercan maviliğine

    sana bakmak
    suya bakmaktır
    sana bakmak
    bir mucizeyi anlamaktır

    sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
    aşk sorgusunda şahanem
    yalnız kelepçeler sanıktır
    ne yazsam olmuyor
    çünkü bilenler hatırlar
    hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
    bahçıvanlar değil tüccarlardır
    sen öyle göz
    sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
    sen teninde cennet kayganlığı iken
    sana şiir yazmak ahmaklıktır

    bir tek söz kalır
    dişlerimin arasından
    ben sana gülüm derim
    gülün ömrü uzamaya başlar

    verdiğim bütün sözler
    sende kalsın isterim
    ben sana gülüm derim
    gül sana benzediği için ölümsüz
    yazdığım bütün şiirler
    sana başlayan bir kitap için önsöz

    sana bakmak
    bir beyaz kağıda bakmaktır
    her şey olmaya hazır
    sana bakmak
    suya bakmaktır
    gördüğün suretten utanmak
    sana bakmak
    bütün rastlantıları reddedip
    bir mucizeyi anlamaktır
    sana bakmak
    Allah’a inanmaktır

    *Yılmaz Erdoğan
    *
  9. ferit ceylaner İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    33090
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    KARDEŞ HEKİMLER OSGB
    Beyoğlu'ndan Dolmabahçe'ye Taşınan Bir Aralık Akşamı

    Sus pus olmuş puslu bir İstanbul muydu yüzün,
    yoksa çok bildik hüzünler mi taşınmıştı yüzüne.
    Dolmabahçe'de, çay tadında...
    Divit ucuyla yazılmış bir aşkın sureti vardı avuçlarında, tarih bir başka iklimin kıvamını gösteriyordu.
    Ben rehnedilmiş yelkovan gibi...Hani akrep'i seven ama yüreği takvim yokuşlarında...
    Sinemada elinin elimde terleyişinin bir anlamı olmalı, sesinin sesimde yankılanmasının...Sanki perdedekine üzülmüş ya da sevinmişsin de tesadüfen akmış yüzün içime...Yalan! Sen perdeye bakıyorsun, fikrin benim seyir defterimde...Ve ben amerikanca bir filmi kürtçe seyrediyorum.
    Kadın, Beyoğlu'nda bir kış akşamında, üstündeki deri montun sahibine küs, soğukluğundan muzdarip yürüyordu...Adam da...Yürümek hiçbir şeyi çözmüyordu, bazı aralık akşamlarında...Parmağında yaralı bir öyküyü taşıyordu adam...Kadının yüzünde bir hüzün...Hüzünlü aralık akşamında bir yüzük...Yüzüğün yüzünde dünya güzeli bir kadının kehaneti...Soğuğun ve karanlığın vehameti!
    Hayatı, bir başkasının pantolonu gibi küçültülmüş, daraltılmış..İlk sahibinin o pantolonla yaşadığı şeyler, yani pantolonu pantolon yapan anılar, bazı ilkbahar bereleri yüzünden yapılan yamalar, ter tüketen yazlar...Yaşananlara bir beden büyük geliyor artık hayat!
    Bir aşkı paylaşmak için çok geç, bir paylaşıma aşık olmak içinse erken...Beni sevda yerimden vurdu yine zaman...Şimdi sana söylenecek tek cümle:
    BENDE SANA YETECEK KADAR BEN KALMADI...

    *Yılmaz Erdoğan*
  10. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    KELİMELERİN

    Bu geç vakit
    bu sonbahar gecesinde; kelimelerinle doluyum;
    zaman gibi, madde gibi, ebedi, göz gibi çıplak,
    el gibi ağır ve yıldızlar gibi pırıl pırıl kelimeler.

    Kelimelerin geldiler bana
    yüreğinden, kafandan, etindendiler.
    Kelimelerin getirdiler seni,

    onlar; ana
    onlar, kadın
    ve yoldaş olan...

    Mahzundular, acıydılar, sevinçli, umutlu,

    kahramandılar.

    Kelimelerin insandılar.

    Nazım Hikmet
  11. sina76 İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Yıllar geçse de üstünden
    Bu kalp seni unutur mu?
    Kader gibi istemeden
    Bu kalp seni unutur mu?

    Bir hasretli yüzün vardı...
    İçinde bir hüzün vardı
    Söyleyecek sözün vardı
    Bu kalp seni unutur mu?

    Kalbim seni unutur mu?
    Anlamı yok tüm sözlerin
    Sensiz geçen gecelerin
    Yaşanacak senelerin

    Bu kalp seni unutur mu?
    Bambaşka bir halin vardı
    Fark etmeden beni sardı
    Benliğimi benden aldı
    Bu kalp seni unutur mu?
    Kalbim seni unutur mu?

    Bana aşkı veren sendin
    Sonra alıp giden sendin
    Yollarımız aynı derdin
    Bu kalp seni unutur mu?

    Oysa düşlerim başkaydı
    Birden bire yarım kaldı
    Yaşanacak çok şey vardı
    Bu kalp seni unutur mu?

    Her gün akşam yastığımda
    Üşüyorum yokluğunda
    Yaşıyorum boşluğunda
    Bu kalp seni unutur mu?

    Bambaşka bir halin vardı
    Fark etmeden beni sardı
    Benliğimi benden aldı
    Bu kalp seni unutur mu?Devamını Gör
  12. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    şiirin adını ve yazarını yazalım lütfen
  13. sina76 İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    [​IMG]
    Tanrım; bu güzel yüze vermişsin emek,
    O sümbülü koklamak, saçın' ellemek.
    Sonra da ona bakma, dersen, anlamı:
    Dolu kadehi ters tut, hiç dökme demek!

    Ömer HAYYAM
  14. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    İtirazın İki Şartı

    çok olmadığımız kesin
    çok olan tarafta değiliz
    çok olan tarafta olmayacağız
    türkiye'de kürt olacağız
    kürtlerde ermeni
    ermenilerde süryani
    gidip almanya'da türk olacağız
    hollanda'da surinamlı
    fransa'da cezayirli
    iran'da azeri
    amerika'da zifiri zenci olacağız
    çoğalan zencide mutlaka kızılderili
    israil'de filistinli
    köpeğin karşısında kedi
    kedinin karşısında kuş olacağız
    kuşun karşısında börtü böcek
    hakemler hep karşı takımı tutacak
    ve biz hep yedi kişiyle tamamlayacağız maçı
    çiçeklerden kamelya olacağız
    az kolumuzun tarafında
    solda olacağız
    bu itirazın ilk şartı
    solda da az olacağız
    devrimi çoğaltırken çünkü
    bir başka devrime hızla azalacağız

    bu da itirazın ikinci şartı

    NEVZAT ÇELİK
  15. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
  16. Alper Akpunar Eğitim Grubu Lideri

    • Eğitim Grubu
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    16217
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Gündoğdu Mobilya (Sümela)
    Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
    Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
    Sevmek için güzele mi bakmalı?
    Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
    Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
    Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
    Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
    Solması için gülü dalından mı koparmalı?
    Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
    Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
    Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?
  17. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Arkadaşlar şiirin adını ve şairini yazalım. Bu tarz sunmak şiire ve şaire saygısızlık.
  18. Alper Akpunar Eğitim Grubu Lideri

    • Eğitim Grubu
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    16217
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Gündoğdu Mobilya (Sümela)
    Ayrılık Şiiri Her satırı
    Mendireğe dizili karabataklara benzeyen
    Bir mektup bırakarak
    balıkçı koyundan
    sisler icinde uzaklaşan kayık gibi
    bir sabah usulca ayrıldın koynumdan Bütün yolcularını
    Boğaz köprüsünün çaldıgı
    Araba vapurunun
    boş seferleri
    gibi yanlızca rüzgâr
    gezinir sensiz yüreğimde Durgun bir sudur aslında deniz
    ki çocukların acemi oltalarını denedikleri
    kuytu bir iskelenin
    tahtaları altına yazdıgım
    ayrılık siirini okudukca
    dalgalanır... Sunay Akın
  19. Aygün Bentürker İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    11423
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    “Elbet bir bildiği var bu çocukların.
    Kolay değil öyle bu yaşta ölmek.
    Yeşil bir yaprak gibi yüreği koparıp ateşe atmak, pek öyle kolay değil.
    *Hasan Hüseyin Korkmazgil
    --- Tekrar yazılan mesaj birleştirildi, 3 Ekim 2013 ---
    Ben ki her akşam yatağımda
    onu düşünüyorum
    onu sevdiğim müddetçe
    yatağımı da seveceğim. Orhan VELİ
  20. sina76 İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    [​IMG]
    Memleket isterim
    Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
    Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.
    Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
    Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. ...
    Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
    Kış günü herkesin evi barkı olsun.
    Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
    Olursa bir şikayet ölümden olsun.
    Cahit Sıtkı TARANCI