1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .
  2. ISGForum Geliştiricileri - Haberler
    Paylaştığınız güncel haberlerin ana sayfa (portal) slideshow'da çıkmasını istiyorsanız, yüklediğiniz resmin ismi haber olmalı, uzantısı ise jpg olmalıdır. Örnek için ana sayfada ki haberleri inceleyebilirsiniz. Bunu uyguladığınız zaman haberleriniz ana sayfamızda otomatik olarak gösterilecektir.

Bu iş çocuk oyuncağı değil!

Konusu 'Güncel Haberler' forumundadır ve Mehmet MAKAR tarafından 19 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Merhaba arkadaşlar!
    Çocuk işçiliğinin önüne geçilmesi için bir bir kampanya var gazetelerde sürekli reklamları ve haberleri var (benim okuduğum gazetede var en azından) Bianet'de çocuk işçiliği ile ilgili yazı dizileri yapıldı. Çok araştıramadım (kampanyayı) ama bizim sektörle doğrudan ilişkili olduğu ve 1 milyon çocuk işçi olduğu varsayımı göz önüne alınınca destek verilmesi gereken bir kapmanya olduğunu ifade edebilirim.

    "‘Ne güzel, erken yaşta sorumluluk alıyorlar, elleri ekmek tutuyor’ diyorsanız; günde 50 kuruşa yetişkinler için bile ağır sayılacak işlerde, 10 saat mesai yaptıklarını bilin.
    'Hem spor yapıyor, hem de her yeri gezip görüyorlar’ diyorsanız; yetersiz beslenme ve ağır şartlar nedeniyle kalıcı sağlık sorunları yaşadıklarını ve gittikleri yerlerde dışlandıklarını bilin!
    'Durumu iyi olmayan bir kaç aile bu işi yapıyordur' diyorsanız; tam olarak 1 milyon çocuk işçiden bahsettiğimizi ve bu çocukların Türkiye’nin geleceğini şekillendireceğini bilin.
    'Bu konuda kanun çıkartsınlar' diyorsanız; çocukların çalışmasının uluslararası sözleşmelerin yanı sıra İş Kanunu, İlköğretim ve Eğitim Kanunu gibi birçok başlık altında, halihazırda anayasal suç olduğunu bilin.
    'Teftiş edilsin' diyorsanız, ülkemizdeki 4 milyon ticari kuruluşu denetleyecek iş müfettişi sayısının 1500 olduğunu bilin.
    'Ne yapalım, büyüyünce düzelirler' diyorsanız, bu çocukların çalıştıkları için okula gidemediklerini ve onları gelecekte, kalıcı yoksulluktan başka bir şeyin beklemediğini bilin.
    Çünkü gerçekleri bilirseniz, görmezden de gelemezsiniz…"


    [​IMG]

    "MANİFESTO​


    Çocuk olmak;
    anne-babamızla aynı işi yapmak zorunda olmak değil!
    Çocuk olmak;
    ev diyeceğimiz bir yer olmadan, mahsul toplamak için oradan oraya göç etmek değil!
    Çocuk olmak;
    en ağır şartlarda, günde 10 saatten fazla çalışmak zorunda olmak değil!
    Çocuk olmak;
    kayıtlı olduğumuz okula, senede sadece birkaç gün gidebilmek değil!
    Çocuk olmak;
    sırf böyle bir dünyaya doğduk diye, önceden belirlenmiş bir kaderi yaşamak değil!
    Çocuk olmak;
    oyun oynamamızın lüks olduğunu kabullenip susmak değil!
    Çocuk olmak;
    kanunlarla korunmuş haklarımızdan mahrum büyümek değil!
    ÇOCUK OLMAK;
    BÖYLE BİR ŞEY DEĞİL!​


    1. Türkiye’de çocuk işçiliği ne kadar ciddi bir sorun?

      TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) 2012 verilerine göre Türkiye’de istihdam edilen çocuk sayısı 893.000’e ulaşmıştır. 2006-2012 yılları arasında çocuk işçiliğinde azalma eğilimi tümüyle durmuş, 2006 yılından bu yana toplam çocuk işçiler içerisinde tarım sektöründe çalışan çocukların sayısı, 73.000 kişilik bir artış göstererek tarım işçisi olarak çalışan çocukların toplam çocuk işçi sayısına oranı %45’e ulaşmıştır. Türkiye’de tarım sektöründe çalışan çocukların toplam sayısının 350.000-400.000 arasında olduğu dile getirilmektedir. (1)
      Çocuk işçiliği, çocukların yaşam haklarının ihlaline yol açan, görmezden gelinemeyecek bir toplumsal sömürüdür. Çocuk işçiliği, hak ihlalleri, çocukları eğitimden ve yaşamdan kopartarak yoksulluğu süreklileştirmesi ve haksızlığı daimileştiren bir sömürü ilişkisi olması temelinde, Türkiye’nin en ciddi sorunlarından biridir.
      Çocuk işçiliğinin sonlandırılması, gelişmekte olan ülkeler kategorisinden gelişmiş ülkeler ligine geçiş yapmak isteyen Türkiye özelinde, bir sınav niteliği taşımaktadır.
      (1)Kaynak: Çalışma ve Toplum Ekonomi ve Hukuk Dergisi: http://calismatoplum.org/sayi33/gulcubuk.pdf
    2. Türkiye’de çocuklar kaç yaşından itibaren çalıştırılıyor?

      Mevsimlik tarım işçilerinin çocukları, doğumlarından itibaren mevsimlik tarım göçünün beraberinde getirdiği şartlardan etkilenmektedirler. Kalkınma Atölyesi raporları, mevsimlik tarım işçiliginden etkilenen çocuklar için 6-15 gibi bir yaş aralığına işaret etmektedir.
      2012’den bu yana sahada çalışmalar ve destek faaliyetleri yürüten Hayata Destek ekibinin gözlemlerine göre, mevsimlik tarımda çocuklar, 9-10 yaşlarından itibaren tarlalarda/bahçelerde çalışmaya zorlanmaktadırlar.
    3. Çocukların çeşitli işlerde çalıştırılması niçin bu kadar kötü?

      Türkiye İş Kanunu’na göre 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması yasaktır. 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış çocukların hafif işler dışında çalışmaları, 16 yaşını doldurmamış çocukların ağır ve tehlikeli işlerde çalışmaları ve 18 yaşını doldurmamış çocukların çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinde çalışmaları kanunlar ve uluslararası sözleşmelerle yasaklanmıştır. Çocuk işçiliğinin çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri, kısa ve uzun vadede, devasa ölçüdedir. Çocuk işçiliği, çocukların sağlıkları, gelecekleri ve toplumdaki yerleri için aşağıdaki sonuçları doğurmaktadır:
      • Çocuklar, eğitimden, çoğu zaman telafi edilemeyecek süreler boyunca kopmakta, pek çok durumda okul hayatına tümüyle veda etmektedirler. (1)
      • Çalışmaya zorlanan çocuklar, insanlık dışı yaşam ve çalışma koşulları nedeniyle, hem göç yolunda hem de göç ettikleri kentlerdeki geçici konaklama yerlerinde kazalara ve hastalıklara maruz kalmaktadır.
      • Çocukların, sabahtan akşama kadar tarlada ürünün ekiminden dikim ve hasadına kadar her aşamada, hiçbir yasal güvence olmaksızın çalışmalarından ötürü, tarım ilaçları başta olmak üzere birçok değişkenden olumsuz etkilendikleri düşünülmektedir.
      • Mevsimlik tarım işçilerinin çocukları, yoksulluk ve ailelerinin ilgisizliği nedeniyle beslenme yetersizliği ile karşı karşıya kalmaktadırlar.
      • Duygusal, bilişsel ve fiziksel sağlıkları ve gelişimleri tehlikeye atılan, yaşam boyu sürecek kronik sağlık sorunlarıyla yüz yüze kalan çocuklar, eğitim kesintisi kurbanları olarak tamamlayamadıkları okul hayatları dolayısıyla toplumsal dışlanmaya karşı daha savunmasızlasarak “otekilestirme”ye maruz kalmakta, “potansiyel suçlu muamelesi” görmektedirler.
      • Tarlada/bahçede çalıştırılsın çalıştırılmasın, mevsimlik tarım işçisi kız çocuklarının yüzde 68.4’ü su taşıma, yüzde 63.7’si kardeşlerine bakma, yüzde 66.6’sı eşyaları gözetleme, yüzde 45.6’sı bulaşık yıkama, yüzde 30’u yemek hazırlama, yüzde 49.1’i temizlik yapma gibi işleri yerine getirmektedir. Kardeşlerinin sorumluluğu verilen kız çocuklarından “küçük anne” rolü üstlenmeleri beklenmektedir. Çocukların omuzlarına kaldıramayacakları yüklerin yüklenmesi, onların küçük yaşta yetişkinlerin dünyasına adım atmalarına neden olmaktadır. (2)
      • Tüm bu olumsuzluklar, okul hayatından kopmanın kalıcı etkisiyle birlikte, uzun vadede çocukları, ailelerinin kaderini paylaşmaktan başka bir seçeneğin olmadığı bir “yoksulluk döngüsü”ne hapsetmektedir.
      (1) Kalkınma Atölyesi verilerine göre Çalışan çocukların 2010/11 eğitim-öğretim yılında 180 eğitim gününden ortalama 58.6 gün devamsızlık yaptıkları tespit edilmiştir. Ayrıca, mevsimlik göçer işçilerin çocuklarının yüzde 82.8'lik bir kısmı, ‘okula neden devam edemediği’ sorusuna “mevsimlik tarım göçü” cevabını vermiştir. (2) Kaynak: Kalkınma Atölyesi Mevsimlik Tarım Göçünden Etkilenen 6-14 yaş grubu çocuklar için Temel Araştırma http://www.kalkinmaatolyesi.org/foto/Seasonal_agricultural_migration/TEMEL ARASTIRMA RAPORU1.pdf
    4. Çocukların çalıştığı tek ülke Türkiye mi? Başka hiçbir yerde örneği yok mu?

      Dünyada, pek çoğu tam zamanlı çalışan, eğitim hayatından tümüyle kopartılmış, çocuk olma hakları tanınmayan 215 milyon çocuk işçi (1) bulunmaktadır. Bu sayının 100 milyonunu, sağlığa zararlı ortamlarda çalışma, kölelik, ya da diğer tür angaryalara koşulmuş çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerini yerine getiren çocuklar oluşturmaktadır. Çocuk işçiliğinin en kötü biçimlerinin yoğun olarak rastlandığı ülkeler arasında Mali, Bhutan, Burundi, Uganda, Nijer, Burkina, Etiyopya, Nepal, Ruanda, Kenya ve Pakistan gibi az gelişmiş ülkeler yer almaktadır.
      Çocukların tarımda, madencilikte, inşaat sektöründe, toplayıcılık işlerinde, sokakta dilenci olarak, silahlı çatışmalarda “çocuk asker” olarak, angaryaya koşularak ya da borçlandırılarak, cinsel açıdan istismar edilecekleri ya da yasadışı etkinliklerin bir parçası yapılacakları işlerde, kısacası çocukların fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlıklarına zarar veren, ahlaki açıdan kabul edilemez ve yasadışı etkinliklerde çalıştırılmaları, uluslararası anlaşmalarda tanımlanan Çocuk İşçiliğinin En Kötü Biçimlerini teşkil eder. Uluslararası anlaşmaları imzalayan ülkeler, çocuk işçiliğinin kendi topraklarında süregelen en kötü biçimlerini kendileri belirlemişlerdir.
      (1) Kaynak: http://www.ilo.org/global/topics/child-labour/lang--en/index.htm
    5. Mevsimlik geçici tarım işçiliği nedir?

      Her yıl özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden binlerce aile Çukurova’ya, Karadeniz, Ege, İç ve Batı Anadolu Bölgelerine, mevsimlik ve gezici tarım işçisi olarak göç etmekte ve özellikle pamuk, şeker pancarı, fındık, narenciye, kayısı, bakliyat, üzüm ve sebze üretiminde çalışmaktadır. İşçilerin geldikleri bölgeler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun az gelişmiş, doğurganlık oranı yüksek, kırsal ve kentsel bölgeleridir.
      Mevsimlik göçer işçiler, genellikle, zorunlu göçe zorlanmış, zorunlu göç sürecinden önce temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olan kişilerdir. Köyünde yaptığı birikimi, kendini geçindirecek bir yatırıma dönüştüremeden köylerinden göç ettirilmiş bu kişilerin yaşadıkları ekonomik mağduriyet, toplumsal hak ihlallerini de beraberinde getirmiştir.
      Ancak mevsimlik tarım işçiliği, sadece zorunlu göç sonrasında ortaya çıkan bir durum değildir. Bu “iş kolu”, tarihsel açıdan, yüz yıllardır sürmekte olan, “ırgatlık” kurumu şeklinde temellenen ve kötü yaşam ve çalışma koşulları, sosyal güvence eksikliği ve temel haklardan mahrumiyeti içine alan bir pratiktir.
      Mevsimlik tarım işçilerinin göç süreci çeşitlilik göstermektedir. Tüm yıl göçer işçilik yapanlar Kasım ayında pamuk tarımından sonra turunçgil tarımı için evlerinden ayrılmakta ve Eylül ayında Urfa’ya pamuk tarımı için dönerek göçü sonlandırmaktadır. Bazı işçiler Nisan-Mayıs aylarında Malatya’da Kayısı ile başlamakta Ordu ve Çarşamba’da fındık işi ile devam edip yine eylülde pamuk ile göçlerini bitirmektedir. Bazı kalabalık aileler ise fındık işinden sonra şeker pancarına gitmektedir. Mevsimlik tarım işçileri, pek çok ilde, farklı ürünlerin ekimi, toplanması ve işlenmesinde çalışmakta ve tarım işçisi olarak çalıştıkları aylar içinde kendilerine bütün bir yıl yetecek miktarda para kazanmaya çalışmaktadırlar.
      Mevsimlik tarım işçileri hakkındaki istatistiki veriler, mevsimlik tarımda çalışan çocuklar hakkındaki istatistiki veriler gibi, dağınık ve yetersizdir. 2003 yılına ait araştırmalar, yaklaşık bir milyon kişinin mevsimlik tarım göçüne katıldığını, bu kişilerin yüzde 35-40’ının 5-17 yaş arasındaki çocuklar olduğu yönünde tahminlere yer vermiştir.
    6. Çocuklar mevsimlik tarımda nasıl çalıştırılıyor? Çalışan çocukların aileleri yok mu?

      Çocuklar, yaşadıkları kentlerden mevsimlik tarım yapılan kentlere, her yıl, çoğunlukla aileleriyle birlikte göç etmekte ve bu kentlerdeki bağ/bahçe/tarlalarda, aileleriyle birlikte çalışmaktadırlar. Çocukların neredeyse tamamı anne, baba, büyükanne/büyükbaba ve kardeşleriyle birlikte göç etmektedirler, geriye kalan kesimse, akrabalarıyla birlikte göç etmektedir.
      Mevsimlik tarım göçüne katılan çocukların sayısı her sene değişse de düzenli bir izleme sistemi bulunmadığı için bu değişikliğin boyutları gözlemlenememektedir.
    7. Aileleri düşünsün. O kadar çok çocuk yapmasalardı, bize ne?

      Aileler, işverenler ve aracılar, çocukların kendi okul masraflarını çıkartmak için çalıştıklarını söyleseler de pek çok çocuk, aile bütçesine katkı yapmak için çalışmaya zorlanmaktadır.
      Aile planlaması, kalkınma, işgücü ya da refah stratejileri doğrultusunda kullanılabilecek bir pratiktir. Fakat ailelerin halihazırda sahip oldukları çocuk sayısından yola çıkarak böylesi kaderci ve bir toplumsallık dışı bakışın benimsenmesi, bu büyük sorunu çözmeyecektir.
      Ayrıca, yoksulluk, çok çocuklu aileler gibi çocuk sayısı az olan aileleri de etkilemektedir. Hiçbir ekonomik, toplumsal ya da demografik gerekçe, çocukların en temel haklarından mahrum bırakılarak çalışmaya zorlanmasını haklı gösteremez...
    8. ...............
    A
    Daha detaylı bilgi için web sayfasını ziyaret edin: http://www.buiscocukoyuncagidegil.com
    .
    ...
    ......

    Ekli Dosyalar:

    • haber.jpg
      haber.jpg
      Dosya Boyutu:
      25,5 KB
      Görüntüleme:
      18.910
  2. Sait Aktaş Forum Yöneticisi

    • Forum Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    41670
    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    Firma / Kurum:
    :::::::::
    Çok önemli bir sorun bana göre de.
    Evet . İnsanların küçük yaşta sorumluluk alması gerektiğine inanmaktayım. Ama bu sorumluluk almaktan kastım, zorunlu olarak çalışmak, çalıştırılmak değil elbette. Amacım, insanların daha çocukken, yaşama hayatının zorluğunun bilincine varması ve etrafımızdaki kültür yozlaşmasından etkilenerek eğitimini aksatmaması.
    Ülkemizdeki ekonomik sıkıntıların giderilmesi ile ancak bu sorun giderilir diye düşünüyorum. Eğer yasaklamalarla bu işi yapmaya çalışırsak da, hayatta kalmak için tek çaresi çocuklarının da çalışması olan aileler bu sefer bu işi kaçak olarak yapacaklar ki bu da denetleyememek, yani onları kaybetmek olacaktır.
    Keşke saçma sapan şeylere dahi teşvik bulan, hibe paralar ayarlayan yetkililer bu kaynakları bu çocuklara harcasa da 3-5 çocuğu kazansa.
    Daha çocuk yaşta hayatın zorluğuna itilmiş bir birey, 20 sene sonra trilyoner olsa bile yaşayamadı çocukluğunun tadını nasıl çıkaracak? Onun psikolojisi tekrar nasıl düzelecek? Onu düşünmek lazım...
  3. ENES GÜRLER İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    minerist, önemli bir konuya dikkat çekmişsiniz. Ama durumu kötü olan ailelerin çocukları başka ne yapsın? Çalıp çırpsın mı? Devlet yardım etmiyor görmezden geliyor demek, ki çalışan çocuk sayısı bir milyon gibi ciddi düzeyde.
  4. Sait Aktaş Forum Yöneticisi

    • Forum Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    41670
    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    Firma / Kurum:
    :::::::::
    İşte burada da benim önerim devreye giriyor. :D
  5. A. Onur Sevinç Çeviri Grubu

    • Çeviri Grubu
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Cummins Makina
    Miner bende bu iş ne işi düşünüyordum ! Ulen ne adamsın yahu ! Madenci olduğun için neredeyse şanslısın diyeceğim :D Burda şu yorumu yazayım, topiği sonra okuyacağım :D Bu arada kuymak hazır mı ? Karnım acıktı, uzun yazmışsın :D
  6. Fatma Kocaer Bölüm Yöneticisi

    • Bölüm Yöneticisi
    • Etkinlik Grubu
    İl Temsilciliği:
    Konya
    Sertifika Numarası:
    13436
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
  7. ENES GÜRLER İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    Yorumunuzu okumamıştım, pardon :)