1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Fiziksel kaynaklı meslek hastalıkları

Konusu 'Meslek Hastalıkları,Tanı ve Bildirimleri' forumundadır ve Erkan Dündar tarafından 14 Temmuz 2015 başlatılmıştır.

  1. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Fiziksel Kaynaklı Meslek Hastalıkları

    a-) Gürültü ve sarsıntı:
    Oldukça önemli ve yaygın olan fiziksel meslek hastalığı etkenleridir. Günümüz modern yaşamında gürültüden kaçmak adeta imkânsız hale gelmiştir.

    Gürültü: Arzu edilmeyen sese gürültü denir. Gürültü, ruh ve sinir sistemi ile işitme duygusu üzerinde etki eder. Sesin şiddetinin birimi desibeldir. dB harfleri ile gösterilir. Sıfır (0) desibel duyma eşiğidir(sınırıdır). Yani sıfır desibelin altındaki sesleri duymayız. 75 desibelin üzerindeki sesler tehlikelidir. Sinir ve ruh sistemimizde şu etkileri görülür: Konsantrasyon, dikkat ve reaksiyon kapasitesi zayıflar. Yorgunluk, uyku bozuklukları, baş ağrısı, dolaşım sistemi bozuklukları gibi rahatsızlıklar görülür. Bu belirtiler gürültünün çeşitli faktörlerine bağlı olarak değişir. Örneğin yüksek frekanslı sesler düşük frekanslı seslere göre daha etkilidir. İşitme fonksiyonu üzerindeki etkileri ise; gürültüye maruz kalma süresi, gürültünün şiddeti, frekansı, kesintili olması (örneğin çekiç darbeleri gibi), kişinin yaşı, bireysel hassasiyetleri, iç kulağın fonksiyon bakımından durumu, önceden geçirilen veya halen devam eden hastalıklar gibi faktörlere bağlıdır. Şiddetli gürültüye maruz kalan kişilerde önce geçici bir sağırlık meydana gelir. Daha sonraları zamanla artan işitme yetersizlikleri ve tam bir sağırlık olabilir. Sağırlık başlangıçta kulağın hassas olduğu 4000 Hertz(Hz) civarındaki yüksek frekanslı tonlara karşı olur ve daha sonra diğer frekanslarda da görülür.

    Gürültünün insan sağlığı için zararlı olduğu eşik değer 85 dB olarak kabul edilmiştir. 85 db den daha gürültülü yerlerde çalışırken gerekli güvenlik tedbirleri alınmalıdır. Gürültü, Havalı çekiç, Testere, Planya, Kırma makinelerini kullananlarda, rahatsızlık, dikkatin dağılması, ilerleyen aşamalarda duyma kaybı meydana getirir.

    Sarsıntı (Titreşim): İşyerinde makine, tezgah, araç ve gereçler ile tezgah üzerinde veya kurulmuş sistemlerde ya da binalarda meydana gelen titreşimlerdir. Örneğin delme işleminde kullanılan kompresörlerde, un fabrikalarında, uygun zemin üzerine oturtulmamış yüksek devirli makinelerde vibrasyon çok fazladır. Vibrasyonun varlığı çalışanı yorar ve sinirli yapar. Delme işleminde kullanılan kompresörlerde çalışanlarda parmakların hassasiyetinin kaybolduğu ve iltihaplanmalara sebep olduğu görülmüştür.

    b-) Tozlar:
    Tozlardan Meydana Gelen Meslek Hastalıkları aslında en önemli grubu oluştururlar. Tozlardan oluşan hastalıkların genel adları "Pnömokonyoz"dur. Zararlı toz parçacıkları madenciler tarafından ve diğer bazı işciler tarafından solunduğu zaman, akciğerlerde küçük bir iltihabi kitle oluşur. Bunlar ise, röntgen filminde, birer katı yumru olarak görülürler. Röntgen filminde, bu şekilde lekeli görüntü veren hastalıklara Pnömokonyoz denir. Akciğer dokusu incelir ve esnekliği kaybolur. Bu durum, Fibrozis olarak bilinir. Sonuçta hastadaki nefes darlığı, gün geçtikçe daha da artar ve durum kalıcı öksürüğe dönüşür. Hastalığa bir kez yakalanıldıktan sonra, solunan havadaki toz oranında azalma olsa da, akciğer dokusundaki hasar kalıcıdır. Kişi sonunda öyle kötü bir döneme girer ki, evinden dışarı çıkamaz. Solunan toz parçasının hangi madde olduğu röntgenden anlaşılabilir. Çünkü partiküllerin akciğerdeki dağılımları değişik şekiller gösterirler.

    Değişik pnömokonyozlar, neden olan toza göre isimlendirilirler. Meslek gruplarına bağlı olarak en sık, silikoz, asbestoz, berillioz, bisinoz gibi hastalıklar meydana gelmektedir.

    Pnömokonyozun meslek hastalığı sayılabilmesi için, sigortalının, havasında pnömokonyoz yapacak yoğunluk ve nitelikte toz bulunan yer altı ve yer üstü işlerinde toplam olarak en az üç yıl çalışmış olması gerekir. Yüksek sağlık Kurulunun onayı sağlanmak koşuluyla 3 yıllık süre indirilebilir..

    Silikoz: silis oksitle meydana gelen akciğer fibrozisidir. Yaygın ve tehlikeli bir toz hastalığıdır. Kuartz taşlarından elde edilen tüm maden cevherlerinde silikoz tehlikesi vardır. Altın, bakır, kurşun, çinko, demir, antrasit maden kömürü ve adi maden kömürü madenciliğinde çalışan işçilerde silikoz gelişebilir. Dökümcülük, tünel, taş ocakçılığı, kumtaşı öğütme, beton kırma, granit oymacılığı ve porselen ya da seramik çanak çömlek gibi işlerinde çalışanlar silikoz riskiyle karşı karşıyadırlar. Silikoz, akciğerlerin solunabilen kristalize silika'ya aşırı maruz kalınması sonucu, akciğerlerde yaptığı sakatlayıcı ve geri dönüşü olmayan ve bazen da öldürücü olan bir akciğer hastalığıdır. Silica, yeryüzü kabuğunun en çok görülen ikinci minerali ve kum, kaya ve diğer mineral ve maden cevherlerinin de başlıca unsurudur. Kristalize silikanin mikroskobik parçacıklarını içeren tozlara aşırı korumasız kalmak akciğerlerde havadan solunum yoluyla alınan oksijen alım yeteneğini düşüren bir scar (ölü doku) dokusuna neden olabilir. Deniz kenarlarında bulunan tipik kum, silikoz tehlikesi tehdidi göstermez. ABD istatistiklerine göre, her yıl 1 milyondan fazla Amerikan işçisi kristal silikaya maruz kalmaktadır. Her yıl, 250 den fazla Amerikan işçisi, silikozdan ölmektedir.

    Bu hastalığın çaresi olmamakla beraber, işverenlerin, işçilerin ve sağlık uzmanlarının bu maruz kalmayı düşürmeğe karşı birlikte davranması halinde, yüzde yüz korunulabilen bir hastalıktır. Silikozise ek olarak, kristal silica parçacıklarının solunması, bronşit ve tuberküloz gibi hastalıklara yol açabilir. Bazı çalışmalar sonucunda, akciğer kanseriyle ilişkili olduğu da ortaya çıkarılmıştır.

    Asbestoz: Amyant tozları ile meydana gelen bronkoplumoner fibrozisdir.

    Berillioz:Berilyum tozlarının solunması ile meydana gelen yaygın bronko-pnomokonyozdur.

    Bisinoz: Pamuk lifleri, yaprak, keten ve kenevir tozlarının solunması ile meydana gelen belli zamanlarda kendini gösteren astım nöbetleri ile olan fibrozisdir.

    c-) Sıcak ve soğuk ortamda çalışma:
    İş yerinin ısı, ışık, havalandırma yönlerinden uygun olmaması çeşitli rahatsızlıkları beraberinde getirir bu nedenle çalışma çevresini aşırı sıcak, soğuk, kuruluk, ve nemden korumak gerekmektedir.Soğuk hava akımının olduğu iş yerlerinde nezle-grip vb hastalıklar sık olur ve işgücü kaybına sebebiyet verir. aşırı sıcak karşısında çalışanlarda ise (dökümhane,demir çelik,fırınlar vb) aşırı tuz ve sıvı kaybı yanında sıcak çarpması olaylarına sık rastlanır.kışın açık havada çalışanlarda ise donma vakaları görülebilir.

    d-) Düşük ve yüksek basınçta çalışma:
    Sualtında karşılaşılan basınç farklılığı insanoğlunun başka hiç bir şartta karşılaşamayacağı kadar fazladır. Onbinlerce metre atmosfer sütununun yarattığı basınç suda her on metrede bir ortaya çıkmaktadır. Bu durumdan insan vücudunda içi hava ile dolu boşluklar en fazla etkilenir. "Boyle Kanunu" uyarınca dalarken olduğu gibi basınç artışında bu boşluklar küçülebilmeli ya da eşitlenebilmeli; çıkış sırasında olduğu gibi basınç azalışında bu boşluklar yine eşitlenebilmeli ya da genleşebilmelidir. Basınç artışı solunan gazın yoğunluğunu arttırarak solunum işi yükünü arttırır. Ayrıca derinlerde belirli bir kısmi basıncın ötesinde solunan gazların, normal atmosferik şartlarda solunurken görülmeyen etkileri ortaya çıkar.

    e-) Radyasyon (iyonize olan ve olmayan)
    X ışınları, ultraviyole ışınlar, görülebilen ışınlar, kızıl ötesi ışınlar, mikro dalgalar, radyo dalgaları ve manyetik alanlar, elektromanyetik spektrumun parçalarıdır. Elektromanyetik parçaları, frekans ve dalga boyları ile tanımlanır. Ultraviyole ve X ışınları çok yüksek frekanslarda olduğundan, elektromanyetik parçalar kimyasal bağları kırabilecek enerjiye sahiptir. Bu bağların kırılması iyonlaşma diye tanımlanır. İyonlaşabilen elektromanyetik radyasyonları, hücrenin genetik materyali olan DNA'yı parçalayabilecek kadar enerji taşımaktadır. DNA'nın zarar görmesi ise hücreleri öldürmektedir. Bunun sonucunda doku zarar görür. DNA'da çok az bir zedelenme, kansere yol açabilecek kalıcı değişikliklere sebep olur. Maden işletme yataklarında, doğal su kaynakları içerisinde ve toprakta; gerek insan faaliyetleri sonucu, gerekse doğal olarak bulunan radyoaktif maddeler besin zincirine (bitkilere) girerek, oradan da hayvan ve insanlara geçmek suretiyle ölümle sonuçlanan çeşitli hastalıklara sebep olmaktadır. Radyoaktif kirleticiler özellikle insan, hayvan ve bitki sağlığına olumsuz etkiler yaparak çevreyi ve ekolojik dengeyi bozmaktadır. Ayrıca radyasyon, canlılarda genetik değişikliklere de yol açmaktadır. Radyasyonun etkisi; cins, yaş ve organa göre değişmektedir. Çocuklar ve büyüme çağındaki gençler ile özellikle göz en fazla etkilenen organ olup; görme zayıflığı, katarakt ve göz uyumunun yavaşlamasına sebep olmaktadır. Deri ise, radyasyona karşı daha dayanıklıdır.

    Biyolojik Kaynaklı Meslek Hastalıkları

    Biyolojik nedenlerle oluşan hastalıklar:
    Bakteri,virüs ve parazitler ile meydana gelebilir. Bunlar arsında; Şarbon, tetanoz, bruselloz, akciğer tüberkülozu, leptospiroz, ankilostomyoz (kancalı barsak kurdu) vb. gibi hastalıklar sayılabilir.

    Tüberküloz (verem) :
    Tüberküloz, soluduğumuz hava ile akciğerlere giren M.Tbc basilinin (mikrobunun) yol açtığı, asıl olarak akciğerlerde yerleşen, fakat kan ve lenf yoluyla tüm vücuda dağılabilen mikrobik, bulaşıcı, süreğen bir hastalıktır. Hastalığı yalnızca aktif tüberküloz bulunan kişiler bulaştırabilir. Akciğer dışı organ tüberkülozu olanlar,15 gündür tedavi alıyor olanlar pratik olarak bulaştırıcı değildir.

    Hastalık damlacık yoluyla bulaşır. Hastanın hapşırma öksürmesi sonucu havaya yayılan basiller kapalı bir ortamda uzun süre aynı havayı soluyan sağlam kişilerce alınır. Ancak mikrobu soluyan kişilerin az bir kısmında hastalık gelişir. Hastalık solunan mikrobun sayısına, hastalık yapma gücüne, kişinin direncine, bağışıklık sisteminin kuvvetine göre farklılık gösterir. Hastalık tabak, bardak veya diğer nesnelerle bulaşmaz.

    • Hasta kişiyle aynı evde yaşamış veya uzun süreli temasta bulunmuş olanlar,

    • Hastalığın yaygın olduğu ülkelere gidenler,

    • Bağışıklık sistemini zayıflatan kanser, AIDS vb. hastalıklara yakalananlar,

    • Toplu yaşanan yurt, hastane, cezaevi gibi yerlerde kalanlar,

    • Beslenmesi bozuk, kötü yaşam koşullarına sahip kişiler,

    • Alkol ve madde bağımlıları,

    • Çalışma şartlarının kötü ve hijyen açısından bozuk işyerlerinde çalışan kalabalık işçi grupları Tüberküloz bulaşması yönünden risk altındadır.

    Kişinin tüberküloz olduğu ancak vücut örneklerinde balgam, idrar, mide sıvısı, BOS (beyin omurilik sıvısı), plevra (akciğer zarı) ve periton (karın zarı) sıvısında gösterilmesiyle söylenebilir. Alınan doku biyopsilerinde tüberküloza özgü değişikliklerin izlenmesiyle de tanı konabilir. Aktif hastalığı olanlarla yakın temasta bulunanlar, birlikte yaşayanlara koldan PPD Testi yapılır. PPD Testi, Tbc basilini alıp almadığımızı gösterir, ancak hastalığı göstermez. Testin (+) çıkması, hastalık yönünden araştırmayı gerektirir.

    Meslek hastalığı açısından iş yerlerinde tüberkülozdan korunmak çok önemlidir. Solunum sisteminin korunması için çeşitli araçlar kullanılmaktadır. Bunların çalışma sistemleri aynıdır.

    Başlıca solunum sistemi koruyucu araçları şunlardır:

    1-Filtreli Toz Maskesi: Yüze takılan ve kullanan kişiye çevresindeki tozlu havayı bir filtreden geçirerek veren bir araçtır.

    2-Basınçlı Temiz Hava Maskesi: Kullanan kişinin başına takılan spiralli bir hortumla uygun bir sistemden alınan basınçlı temiz havayı veren bir araçtır.

    3-Süzgeçli Gaz Maskesi: Havanın içindeki zararlı gaz ve buharları süzmek üzere kimyasal maddeler içeren bir süzgeci bulunan bir araçtır.

    4-Hortumla Temiz Hava Maskesi: Kullananın yüzüne takılan ve ucundaki hortum aracı ile normal atmosfer basıncındaki temiz havanın solunmasını sağlayan maskedir.

    5-Basınçlı Oksijen Solunum Cihazı: Yüze takılan bir maskeye bağlı, oynak bir hortum aracılığı ile oksijen içeren uygun bir sistemle bağlantılı cihazdır.

    6-Basınçlı Hava Solunum Cihazı: Yüze takılan bir maskeye bağlı, oynak bir hortum aracılığı ile basınçlı hava içeren tüple bağlantılı cihazdır.

    7-Oksijen Üretimli Solunum Cihazı: Yüze takılan bir maske ile kimyasal yolla üretilen oksijenin solunumunu sağlayan cihazdır.

    Günümüzde hastalık tedavi edilebilir hale gelmiştir. Ancak günlük uygulamalarda tedavinin uzun ve çok ilaçla yapılıyor olması hasta uyumunu güçleştirmektedir. Ülkemizde Verem Savaş Dispanserleri ücretsiz olarak hastalığın tetkik ve tedavisini yapmaktadır.

    Şarbon:
    Şarbon ot yiyen hayvanlarda görülen bakteriyel bir enfeksiyon hastalığıdır. Hastalığa yol açan mikrop toprakta ve meralarda bulunur. Mikrop hayvanın sindirim sistemine oradan da kana karışır hayvanın tüm organlarının iflas etmesine sebep olur Şarbon mikrobunun en önemli özelliği "spor" denilen ve dış ortama son derece dayanıklı yapılar oluşturmasıdır. Bu sporlar doğada toprakta yaygın olarak bulunurlar ve çevre koşullarına oldukça dirençlidir. Dış ortamlarda yıllarca yaşayabilirler. Şarbonun insandan insana bulaşması çok küçük bir ihtimaldir hastalıklı hayvandan insana geçişi ise şöyle olur: 1. Hayvanda oluşan şarbon yarasına temas ile 2. Şarbonlu hayvanın etinin yenmesi ile 3. Şarbon sporlarının bulunduğu havayı soluyarak Şarbon mikrobu 120 ºC'lik ısıya kadar yaşıyabilir, hastalık insana 120 ºC'nin üstünde pişirilen etlerden geçmez. Şarbon sporları genellikle 1 ile 10 mikron büyüklüğünde olduğu için uzun süre havada asılı kalabilir ve solunum yoluyla havadan insana geçer. Dünyayı sarsan şarbon teröründe kullanılan mikrop ise laboratuarda özel olarak üretilip toz haline getirilen türdendir. Bulaşma şekline göre şarbon hastalığının üç türünden bahsedilebilir: • Deri Şarbonu, • Akciğer Şarbonu, • Bağırsak Şarbonu, Şarbona karşı en etkin korunma yöntemi aşılanmadır. Özellikle büyük ve küçükbaş hayvan yetiştirenlerle çiftlik işiyle uğraşanlar en önemli risk gruplarını oluşturdukları için bu kişilerin salgın zamanlarında, mutlaka aşılanması gerekir.

    Tetanoz:
    Doğada dış etkenlere oldukça dirençli olarak bulunabilen bir mikroptur.Toprakla çalışanlarda, paslı demir vb maddelerle temas edenlerde, mezarlık işçilerinde, madencilerde, taş-mermer işçilerinde görülebilir. Korunmak için 5 yılda bir aşı olunmalıdır. Tedavisi için geliştirilmiş serumlar mevcuttur.

    Bruselloz:
    Bu bakteriye hastalığın daha çok ineklerden çiğ süt ve pastörize edilmemiş sütten imal edilen süt ürünlerinden geçtiği bilinmektedir.Ancak Bruselloz için ikinci önemli bir kaynak köpeklerdir. Hasta köpekler devamlı taşıyıcı durumundadırlar. Spontan yavru atmalar brusellosizin ilk göstergesidir. Bulaşma oral ve mukoz membranlar yoluyla olmaktadır. Erkek köpekler enfeksiyonu çiftleşme yoluyla enfekte dişi köpeklerden alırlar. Ayrıca hasta dişilerin vulvalarının yalanması ve idrarlarının alınması yolu ile de bulaşmalar olmaktadır. Dişiler de yine çiftleşme ve hastalığın etkeni olan bakterilerin ağız yolu ile alınması neticesinde hastalığa yakalanırlar. Bu nedenle dişi köpekler üreme öncesinde brusellosiz yönünden kontrol edilmelidir. Titremeyle yükselen ve düşmeyen ateş atakları ile karakterize bir hastalıktır. tedaviye rağmen ölümler görülebilmektedir.

    Leptospiroz:
    Klinik tablosu oldukça değişik olan bu enfeksiyonda ateş ile başlayan hastalık tablosu böbrek yetmezliği ile sonuçlanır. Böbrek fonksiyonlarının bozulması üremiye neden olur. Başlıca belirtileri halsizlik, uyuşukluk, depresyon, iştahsızlık, ishal, kusma, ağız ve göz mukozalarının yangısı, anormal sinirsel belirtiler ve ölüme neden olan kan pıhtılaşması bozukluklarıdır. Bulaşma enfekte köpek ve ratların (sıçan) idrarları ile olur.


    Psiko-Sosyal Kaynaklı Meslek Hastalıkları

    Manik-depressif Sendrom:
    Manik, depresyonun tam tersi olarak aşırı bir neşe, çalışma hırsı, hareketlilik, öfori hali ile karakterizedir. Manik demressif sendromda ise kişi peryodik olarak zaman zaman "manik" zaman zaman "depressif" duygu haline girer. Dalgalı bir durum söz konusudur. Genelde her manik dönemi bir depressif dönem takip eder. Bu depresyondan daha önemli sonuçlar doğurabilecek bir meslek hastalığı olarak algılanmalıdır. İşverenlerin, iş kazalarının azalması üzücü durumlarla karşılaşılmaması için çalışanlarına düzenli olarak psikolojik destek sağlaması şarttır. Kurumlar, çalışanların psikolojik sağlığının da yerinde olup olmadığını kontrol etmelidir. Çalışma ortamındaki kişiler arasındaki ilişkilerin iyi olması ve işyeri ortamındaki tehlikelerin kontrol altına alınmış olması gerekir

    a) Deneyimsizlik

    b) Bulma ve keşfetme merakı

    c) Risk alma davranışı

    d) Ailede uyumsuzluk

    e) İşyerinde uyumsuzluk

    f) Riskin bilincinde olmama gibi nedenlerle psikososyal meslek hastalıkları görülebilmektedir. Günümüzde işyeri stresi kaynaklı depresyon ve manik-depressif sendrom gibi rahatsızlıklar oldukça yaygınlaşmıştır.

    Depresyon:
    Depresyon ruhsal olarak çökme, içe kapanma hali olarak tanımlanabilir. Depresyona giren kişilerde hayattan zevk alamama, hiçbir iş yapmak istemeyiş, mutsuzluk hali ve ileri vakalarda intihara eğilim söz konusudur. Başta depresyon olmak üzere diğer ruhsal hastalıkları yaşayan çalışanlar, çalıştıkları kurumları önemli maddi ve manevi kayıp ve zararlara uğratmaktadır. Dikkat eksikliği, algı ile konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık ve öz denetim sorunlarına yol açarak zihinsel faaliyetleri bozmaktadır. Bu tür oluşumlar ise iş kazalarına, yaralanmalara ve hatta ölümlere yol açmaktadır. Yoğun çalışma temposu, izin kullanmamak, iş ve özel hayat dengesizliği de depresyonu tetikleyen en önemli nedenler arasında sayılabilmektedir. İş yerlerinde sadece fiziksel tedbirlerin alınması, iş kazalarını önlemekte tek başına yetersiz kalmaktadır. İş kazalarıyla etkili bir mücadele için fiziksel tedbirlerin insan faktörüyle bütünleştirilmiş olması gerekmektedir.

    Meslek Hastalıklarından Korunma

    İşyerlerinde meslek hastalıklarına sebep olabilecek faktörleri her zaman tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Bu sebeple, meslek hastalıklarından korunmak için bu faktörlerin insan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerini en aza indirmek veya zararsız hale getirmek amacıyla işyerinde bir takım önlemlere başvurmak gerekir.

    Meslek hastalıklarından korunma ilkeleri başlıca üç bölümde incelenebilir:
    1. Tıbbi korunma önlemleri,

    2. İşyerindeki çalışma çevresine ait korunma önlemleri,

    3. İşçiye ait korunma önlemleri.
    1.Tıbbi Korunma Önlemleri:
    Tıbbi korunma önlemleri birkaç safhadan meydana gelir.

    Bunlar:

    a)İşe Giriş Tıbbi Kontrolleri: İşe yeni alınan kişilerin, yapacağı işe fiziksel ve ruhsal olarak uygun olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla yapılan tıbbi muayeneyi kapsar. Yeni bir işe girerken alınan sağlık raporları gibi.

    b)Periyodik Tıbbi Kontroller: Bir işte çalışan kişilerin belirli aralıklarla (üç ay, altı ay, bir yıl gibi) tıbbi muayeneden geçirilerek, yaptıkları işten etkilenip etkilenmediklerinin tespit edilmesi amacıyla yapılan kontrolleri kapsar. Buna portör muayene de denir. Periyodik tıbbi muayenelerin sonucunda tespit edilen bulgulara göre çalışanların tedavisi yapılmalı ve aynı işe devam edip edemeyeceği de doktor tarafından belirlenmelidir.

    c)Eğitim ve Uyarma: Sakıncalı çalışma şartlarının tespit edilmesiyle, bu sakıncalı şartlardan korunma yolları bütün çalışanlara öğretilmeli, gerekli uyarılar yapılmalıdır.

    2. İşyerinde Çalışma Çevresine Ait Korunma Önlemleri:
    İşyerlerinde sağlığa zararlı etkilerin büyük bir bölümü, işyeri havasına yayılan maddelerden (duman, toz, buhar, gaz vb. gibi.) ve işyerindeki fiziksel şartlardan ileri gelmektedir. Bazen de zararlı maddelerle doğrudan doğruya elle temas söz konusudur. İşyerindeki bu tehlikeler yok edilerek veya en aza

    İlk Yardım Nedir?

    Herhangi bir kaza yâda yaşamı tehlikeye düşüren durumda, sağlık görevlilerinin yardımı sağlanıncaya kadar, hayatın kurtarılması ya da durumun daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla, ilaçsız olarak yapılan uygulamalara ilkyardım denir. İlk yardım uygulamasında kesinlikle ilaç kullanılmaz.

    İlk Yardımda Amaç Nedir?
    • Yaşamı koruma ve sürdürülmesini sağlama

    • Durumun kötüleşmesini engelleme

    • İyileşmesini kolaylaştırma
    İlkyardımcının Özellikleri Ve Sorumlulukları Nedir?
    1. Sakin ve telaşsız olmalı.

    2. Hastayı sakinleştirmeli.

    3. Çevreyi değerlendirip süren bir tehlike olup olmadığını belirlemeli.

    4. Kendi can güvenliğini tehlikeye atmamalı.

    5. Çevredeki kişileri, sağlık kuruluşları, itfaiye ve güvenliğe haber vermeleri için organize etmeli.

    6. Hastanın durumunu değerlendirerek uygun ilk yardıma başlamalı.

    7. Hastanın sağlık kuruluşuna bir an önce ulaşmasını sağlamalı.
    İlk Yardımın Abc'si Nedir?
    • (= Airway) Soluk yolunun açılması.

    • (= Breathing) Solunumun düzeltilmesi.

    • (= Circulation) Dolaşımın etkinliğini sağlama.

    Kaynak: İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi