1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .
  2. ISGForum Geliştiricileri - Haberler
    Paylaştığınız güncel haberlerin ana sayfa (portal) slideshow'da çıkmasını istiyorsanız, yüklediğiniz resmin ismi haber olmalı, uzantısı ise jpg olmalıdır. Örnek için ana sayfada ki haberleri inceleyebilirsiniz. Bunu uyguladığınız zaman haberleriniz ana sayfamızda otomatik olarak gösterilecektir.

Gençler neden işsiz?

Konusu 'Güncel Haberler' forumundadır ve Erkan Dündar tarafından 21 Mayıs 2015 başlatılmıştır.

  1. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Genç işsizler rahatsız!
    [​IMG]

    21 Mayıs 2015, Perşembe

    "Şunu anladım ki Ankara’da tanıdığın biri yoksa iş bulman imkânsız. Gazetelerde siyasetçilerin yakınlarına sağladığı torpilleri gördükçe, bunca yıl neden okudum, diye düşünmeden edemiyorum..."

    Spottaki sözler uzun süredir iş arayan iletişim fakültesi mezunu Levent Yıldırım’a ait. Yıldırım, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı 3 milyon 226 bin işsizden yalnızca biri. İş bulmak için çalmadığı kapı, başvurmadığı ilan kalmamış. Kimi güçlü referanslar istemiş, kimi tecrübe, kimi de sigortasız çalışma şartı. Yıldırım’a göre, iş arayan hemen herkes bu şartlarla karşılaşıyor ve ekonomisi kötü giden Türkiye’de işe girmenin yolu, Ankara’da bir tanıdıktan ya da çok güçlü bir referanstan geçiyor. Devlet kurumlarının dahi liyakate bakmayarak işe aldığını dile getiren Yıldırım, “KPSS’den çok yüksek puan alsan da torpili olmayanlar için devlet memurluğu artık hayal. Bir partiden değilsen işe alınman imkânsız. Siyasetçilerin lise mezunu yakınları bakanlıklara müdür yapılıyor. Bu şartlarla nasıl mücadele edelim?” Levent Yıldırım’ın sözleri, gelecek umudu her yıl azalan genç işsizlere tercüman oluyor.

    Çok değil bundan birkaç yıl evvel ebeveynler, “Okuyun, hayatımızı kurtarın.” derdi. Yıllar geçtikçe bu söylem, “Okuyun, kendinizi kurtarın.” hâlini aldı. Şimdi ise büyükler, “Okudun da ne oldu? Sonunda işsiz kaldın.” diyor. Şu an Türkiye’nin en önemli ekonomik ve sosyal sorununun işsizlik olduğu dikkate alınınca ebeveynlerin haklı olduğunu söylemek mümkün. Son anketler ve araştırmalar işsizliğin, özellikle de genç işsizliğin, ne denli arttığını somut bir biçimde gösteriyor.

    5 GENÇTEN BİRİ İŞSİZ

    TÜİK’in en son 2015 Şubat ayı için açıkladığı verilere göre, işsizlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 401 bin artarak 3 milyon 226 bin oldu. İşsizlik oranı yüzde 11’i aşarken, 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 3 puanlık artış ile yüzde 20’yi buldu. Yani Türkiye’de artık her 5 gençten biri işsiz. TÜİK’in genç işsizlikte eğitim dağılımına göre ise en çok lise ve altı eğitim gören gençlerin işsiz kaldığı görülüyor. Yükseköğrenim diplomalı genç işsizler ise ikinci sırada geliyor.

    Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) en son Nisan ayı için yayımladığı İstatistik Bülteni’nde, İŞKUR’a kayıtlı işgücü sayısı geçen yılın aynı ayına göre 603 bin 350 kişi artarak, 4 milyon 705 bin oldu. 18 aydır kayıtlı işsiz sayısı yine aynı dönemler mukayese edilince 2,18 milyondan 2,93 milyona yükseldi. İŞKUR’a başvuruların yüzde 82’si lise ve altı kişilerden geldi ve bütün başvuranların yüzde 25’ini 15-24 yaş arası gençler oluşturdu.

    EKONOMİK KRİZ BEKLENTİSİ ARTIYOR

    Kadir Has Üniversitesi’nin (KHAS) her yıl yaptığı “Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması”nın sonuncusu ve Açık Toplum Vakfı’nın araştırmaları da aynı tabloyu çiziyor. KHAS’ın Aralık 2014’te 26 şehirde 18 yaş ve üzeri bin kişi ile yüz yüze yaptığı çalışmada, “Türkiye’nin en önemli sorunu nedir?” sorusuna vatandaşın yüzde 57’si ekonomik sıkıntı ve işsizlik cevabını vermiş. Geçen yıl bu soruya işsizlik yanıtı verenler yüzde 29 iken, bu yıl bu oran yüzde 33’e yükselmiş. Ankete katılanların yüzde 45’i son bir yılda ekonomik olarak daha kötü duruma geldiklerini belirtirken, bu oran 2012’de 1,6, 2013’te ise 2,5 düzeyinde kalmıştı.

    Açık Toplum Vakfı, Koç Üniversitesi ve Ohio Devlet Üniversitesi desteğiyle yürütülen araştırmaya göre, son bir yılda “Ekonomi kötüye gidiyor” diyenler yüzde 30’dan yüzde 48’e yükseldi. “Türkiye’nin en önemli iki sorunu nedir?” sorusuna da yüzde 39 ile işsizlik ve yüzde 13 ile de ekonomik kriz cevabı geldi.

    GENÇLER NEDEN İŞSİZ?

    Türkiye’nin kanayan yarası hâline gelen işsizlik sorununun çözülebileceğini düşünüyorlar mı? Gençler, iş bulmanın her geçen gün zorlaştığını, şirketlerin yeni mezunlara çok şans tanımadığını, tanıdık kontenjanından işe girenlerin çok fazla olduğunu düşünüyor. Onlara göre, bir şirkette tanıdığın varsa iş bulma sürecinde 1-0 öndesin. İnternet üzerinden yapılan başvuruların da çok işe yaramadığını düşünüyorlar. İnternetteki şirketlerin arama özelliklerine bazı kotalar koyarak, belli nitelikteki insanlarla hemen iletişime geçtiklerini söylüyor gençler. Bu durumu fark etmeyenlerse günlerce, hatta aylarca şirketlerden haber bekliyor. Yeni istihdam alanının oluşturulmadığından yakınan gençler, devlet yetkililerinin ve özel sektörün kafa kafaya verip bir an önce işsizlik sorununu çözmelerini bekliyor.

    Ayrıca gençler iş arama telaşındayken bir de sınava giriyor. Şirketler işe alım sürecinde açtıkları iş kontenjanına binlerce başvuru aldığından dolayı eleman seçerken hem hızlı cevap vermek hem de nitelikli eleman bulabilmek için çözümü yazılı ve sözlü sınav yapmakta buluyor. Bu sınavlarda yabancı dil test ediliyor, mesleki beceriler ölçülüyor. İşverenlere göre, yapılan sınavlar hem işlerini kolaylaştırıyor hem de işe alınacak kişileri yakından tanımalarına fırsat sunuyor.

    DİPLOMA ANAHTAR DEĞİL

    İş dünyası, gençlerin fakülte diplomalarının her kapıyı açan bir anahtar olarak görmemeleri gerektiğini de belirtiyor. Nitelikli elemandan kasıt; okurken stajlar gören, dil becerilerini geliştiren, proje üreten gençler. Bu özelliklere sahip olmayanlarla şirketler çok fazla zaman kaybetmek istemiyor. Ayrıca iş dünyası ve okullarda verilen eğitimlerin çakışması, eğitim-istihdam arasındaki sorunları da ortaya çıkarıyor.

    Gazi Üniversitesi Araştırma Görevlisi Işıl Kurnaz’ın geçen yıl yayımladığı “İşgücü Piyasasında Uyumsuz Eşleşme” raporunda, üniversiteyi bitirip iş hayatına atılan gençlerin yüzde 31,8’i, lise veya daha az düzeyde eğitim almış kişilerin yapacağı işlerde çalışıyor. Kurnaz’ın araştırmasına göre; Türkiye’nin eğitim sistemi ve işgücü piyasasının kendine has özellikleri nedeniyle gerek öğrenim alanı, gerekse meslek ya da iş konusunda, gençlerin seçim yapma imkânları oldukça sınırlı.

    Türkiye’de yükseköğretime katılım oranı giderek artıyor. Ancak bir taraftan eğitimli genç işsizliğinin, diğer taraftan eğitim düzeylerine veya eğitim alanlarına uygun olmayan işlerde çalışanların sayısının yüksek olması, eğitim-istihdam ilişkisinin alarm verdiğini gösteriyor. Kurnaz, eğitim-istihdam ilişkisinin kurulamaması hâlinde her yıl milyarlarca liranın harcandığı üniversite eğitiminin beklentileri karşılamayan bir yatırıma dönüşeceği uyarısında bulunuyor.

    TORPİL LİYAKATİN ÖNÜNE GEÇTİ

    Gençlerin iş sahibi olmalarındaki önemli engellerden biri devlet dairelerinde dönen torpiller. KPSS’den çok yüksek puan alsalar da, torpili olmayanlar için devlet memurluğu hayale dönüştü. Gazete manşetlerine yansıyan Adalet Bakanlığı’ndaki parti referanslı kadrolaşma haberleri bu kıyakları gösterdi. Çıkan haberlerde, iktidar, 11 ilin adliyesine, bir ayda 1703 zabıt kâtibi ile mübaşiri, KPSS yerine mülakat puanlarına göre seçti. Memur alımlarında fişlemelerle gençlerin önü tıkandı. Zaman gazetesinde geçen yıl yer alan bir haberde, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı, polis teşkilatına alımlarda skandal bir fişleme olayına imza atmıştı. Belgelere göre, bakanlık memur adaylarını akrabaları ile birlikte fişledi. Öğrencilerin isimlerinin karşısına, ‘Alperen Ocakları üyesi, üvey amcası DTP üyesi, Ülkü Ocakları üyesi, dedesi hakkında PKK’ya yardım yataklıktan işlem yapıldı’ şeklinde notlar düşüldüğü görüldü. Bugün bu türlü kıyaklarla kamu kurumlarına kaç kişinin atandığı bilinmiyor ama 10 binleri aştığı tahmin ediliyor.

    Öte yandan işsizlik sorunu büyürken, Suriye’deki iç savaştan kaçan mültecilerin düşük maliyetleri ile işverenlerce tercih edilmeleri, işsizlik rakamlarını doğrudan etkileyen bir başka unsur. Suriyeliler Türkiye’nin hemen hemen bütün illerine dağılmış durumda. Parası olan Suriyeliler kendi işlerini kurarken, durumu iyi olmayanlar da kaçak işçi olarak çalışıyor. Özellikle tarım, imalat sanayisi ve hizmet sektöründe Suriyeliler, Türklerin yaptığı işleri yarı fiyatına yapmaya razı oluyor. İşverenler de bundan dolayı Türk işçi yerine Suriyelileri alıyor.

    İŞSİZLİK SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR?

    Doç. Dr. Ramazan Taş, “Yüzde 20 genç işsizlik ekonomiyi nasıl etkiliyor?” adlı makalesinde, işsizliğin çözülmesi için atılması gereken adımları şöyle sıralıyor:

    “Yatırım ve üretimi artırmadan büyüyemeyiz. Büyüme hızımızı yüzde 5’in üzerine çıkarmadan işsizliği azaltamayız. Türkiye yüzde 5’in altında büyüdüğünde işsizlik oranı artmakta, yüzde 5’in üzerinde büyüdüğünde ise her yüzde 2’lik büyüme işsizliği yüzde 1 düşürmektedir. Yani Türkiye ekonomisi yüzde 7 büyürse, işsizlik yüzde 8’e; yüzde 9 büyürse işsizlik yüzde 7’ye düşebilir. Ancak Çin, ABD gibi istihdam dostu yenilikçi büyüme ve kalkınma modeli geliştirilebilirse yüzde 5 istikrarlı büyüme ile işsizlik yüzde 5’lere inebilir. Türkiye, işsizlik sorununu kalıcı olarak çözebilmek için istihdam üzerindeki toplamda yüzde 50’yi aşan vergi ve parafiskal yükleri azaltmalıdır. Ayrıca büyüme ve istihdam deposu olan yeşil ekonomi, nano teknoloji, bilişim vadileri, enerji çiftlikleri gibi yenilikçi ve istihdam dostu sektörlerde optimal ölçekte yerel ve bölgesel kümelenmeler başlatılmalıdır. Yeni yatırım alanları açılarak hem eksi olan yatırım hem de 25,6 milyon olan Türkiye ekonomisinin iş üretme ve istihdam performansı 50 milyona yükseltilebilir. Sadece 25,6 milyon kişiye iş üretebilen bir ekonomik yapı, 78 milyon nüfusu olan bir ülkeye artık dar geliyor.”

    İSTİHDAM DOSTU BÜYÜME BİTTİ

    Peki, son yıllarda işsizlik neden bu kadar arttı? Turgut Özal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ramazan Taş’a göre, işsizliğin artmasındaki birinci sebep, hükümetin artık istihdam dostu büyüme ve kalkınma vizyonundan uzaklaşması; bu amaçla strateji, program ve eylem geliştirememesi. Taş, özellikle son 2 yıldır çığ gibi büyüyen ekonomik ve sosyal sorunların üzerine gidilmediğini söylüyor. Bundan dolayı geçici sorunlar konjonktürel olmaktan çıkıp yapısal ve kalıcı hâle geliyor. Diğer yandan büyüme hızı düşüyor, ihracat geriliyor, sanayi küçülüyor.

    UMUTSUZLAR...

    Gençlerin her geçen gün gelecek adına kaygıları artıyor, umutları azalıyor. TÜİK’in Yaşam Memnuniyeti Araştırması, gelecekten umutlu gençlerin oranının 2012 yılında yüzde 84 düzeyindeyken 2013 yılında yüzde 83’e, 2014 yılında ise keskin bir düşüşle yüzde 78’e gerilediğini ortaya koyuyordu. Genç erkeklerde gelecekten umutlu olduklarını söyleyenlerin oranı yüzde 79 ve genç kadınlarda gelecekten umutlu olduklarını söyleyenlerin oranı da yüzde 76 olarak belirlendi. Gençlerin yüzde 65’i, 2013 yılında kendini mutlu hissederken, bu oran 2014 yılında 4 puan düşerek yüzde 61 oldu. Mutluluk oranı 2014 yılında genç erkeklerde yüzde 60, genç kadınlarda ise yüzde 62 olarak gerçekleşti.

    (Kaynak: Aksiyon)