1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Hayatını kaybeden madencilerimize ithafen'dir.

Konusu 'Köşe Yazıları' forumundadır ve Özkan Bozkurt tarafından 25 Mart 2015 başlatılmıştır.

  1. Özkan Bozkurt İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Ah ustam… Ey gidi ihtiyar… Madenciydim belki ama onurlu, mağrur… Bilirdim birçok şeyi, birçok bilenden. Molozlar altında vagon taşıyan, tozdan ciğerleri parçalanan teni bilirdim. Kendimi bilirdim, kendimi… Madenciydim belki ama… On altı yaşındaydım; bir gün Türkiye tanıyacak diyordum beni. Madencisiydim, vahşi kapitalizmin. Gülerdim benden ileri ve geri olanlara… Dengesiydim her ikisinin, çocuksu, saf, masum derdim, birazda erkekçe, on altı yaşındaydım.

    Kırıldım belki defalarca, bil ki eğilmedim. Utanmadım ruhuma çizilen kitapların yırtılışından. Bir gül dalıydım koparılan, çelik bir kol… Her fırsatta kasırgalaşan yellerinde… Yerlerinde yeller eser diyebilecek kadar büyümüştüm. Kırıldım belki defalarca, bil ki eğilmedim.

    Bu ezan hangi selaya çıkar baba, nefesim acıyor… Sözlerim gözde kaldı artık, kaşlarım sual. Duymasın güzeller güzeli anacığım birazdan gideceğimi. Birikmesin gözlerinde intihar yüklü bulutlar. Bende yolculuk telaşı var. Bu ezan hangi selaya çıkar baba.

    Göçük altında kaldım baba… Sarı baretim, madenci fenerim birde çizmelerim şahit. Bir de yüreğimde kitaplarım vardı yanımda. Üç damla kan düştü madene, üç damla baldıran zehri. Göçük altında kaldım baba. Ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba.

    Dün gece düşüme giren ihtiyar adam: “Murad olsun söyleyeyim ey oğul” dedi.

    Adalet nerede gizlidir? Dedim. “Ömrüne ömür can güzeli yüreğinde”

    Peki, güneş nerede saklanır? Dedim. “Yavuzun atının ak yelesinde ki sırdır oğul” dedi, dün gece düşüme giren ihtiyar adam.

    Bu dünyada insanların yalnız ağzı var. Siyah beyaz bir fotorafın içindeyim muzdarip. Düşüncelerim kurşuna dizildi sabaha karşı. “Essalatü hayrün minel nevn” derken ezanlar. Açıldı sonsuza giden yol… Bu dünyada insanların yalnız ağzı var.

    Ne açtı yüreğini insanlar nede beyaz atın yelesindeki sırra erdim. Ve buyur eyledi ötelerden ihtiyar adam: “Hoş geldin oğlum, hoş geldin.” Ne açtı yüreğini insanlar nede beyaz atın yelesindeki sırra erdim.

    Somada 18 yaş altı çalışanların içeride göçük altında kaldığını gizlemek için bir türlü madende bulunan çalışan sayılarını açıklayamayan şirketin, siyasetçi ve bürokrat vicdansızların düşünmesi umudu ile hayatını kaybeden tüm madenci arkadaşlarımıza ithafen'dir.