1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Hekimler paragöz mü?

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve Mehmet Aydın_ tarafından 6 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. Mehmet Aydın_ İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    Firma / Kurum:
    Uludağ Bilişim Medya Hizmetleri
    Yazılı ve sözlü platformlarda hekimlerin “maneviyatları hiçe sayılarak”, sürekli ve bıktırıcı bir şekilde “maddiyatları” tartışılmaktadır. Binlerce meslek varken her ortamda sadece hekimin maaşının tüm ayrıntıları ile bahçıvanlar, bilimum memurlar, milletvekilleri, tır şoförleri ve tinerciler tarafından tartışılmasından son derece rahatsızım. Kamuoyunu, bu çok merak ettiği hekim maddiyatı ile ilgili olarak aydınlatmak için bir hekim olarak kendimi görevlendirmiş bulunuyorum.
    Hekim paragöz mü?
    Böyle bir toplumsal algı yaratılmıştır ancak tamamen yanlıştır. Aslında yirmili yaşların sonuna kadar paranın ne olduğunu en az hekimler bilir. Hatta hiç bilmeyenleri ve hala aile yardımıyla geçinenler de vardır. Otuz yaşında ortalama bir hekim muhtemelen ilk arabasının taksitlerini ödüyor ve “kuşku ile korku” karışık olarak bir sonraki döner sermaye ödemesinin ne kadar olacağını ve taksitine yetip yetmeyeceğini bekliyordur.
    Bu noktada biri çıkıp “ben 32 yaşındayım, üniversite de şu, bu bölüm mezunuyum, işim bile yok” diye bize serzenişte bulunabilir. Aslında zaten serzenişte bulundukları için bu yazıyı yazıyorum.Dostum, ben hekimim. Ne devletim, ne hükümetim ne de avukatım. Ağlama platformu da değilim. Atanamıyorsan ya da para kazanamıyorsan benimle ne alakası var?
    Hekimin parayla işi yoktur. Para için hiç kimse hekimliği seçmez. Kanıt mı istiyorsunuz?
    Hayatı boyunca girdiği bütün sınavlarda en iyi %3’e giren IQ’ lara sahip insanların amacı yüz kişiden üç-dördünün sahip olabileceği tesadüfi bir zenginlik olamaz ve bu hasbelkader zenginlik için 45-50 yaşına geleceği meslek olan hekimliği seçmez.Yüz kasaptan üçü, yüz avukattan üçü nasıl zenginse, hekimin de bu hakka sahip olduğunu unutmayın.
    Bizim maaşlarımızı sürekli ameliyat masasına yatıran toplumumuz ve bürokratlar aşağıdaki soruların yanıtlarına göre, bize bir fiyat biçerse, Sağlık Bakanlığı, YÖK ve biz hekimler hep beraber rahatlarız.
    Her gün kaç çocuğunuza menenjit tanısı konulup, hızla tedavi edilip hayata sakatlık, ölüm olmadan döndürüldüğünü biliyor musunuz?
    Kaçınıza akut kalp krizi denilip acil müdahale ile hayatınızın geri kalanını daha konforlu ve daha az ölüm korkusuyla yaşamanız sağlanıyor?
    Kaçınızın bir kazada paramparça olmuş kemikleri saatler süren ameliyatlar sonrası eski haline getiriliyor?
    Biraz daha büyürse birazdan sizi öldürecek bir beyin kanamasının acil tanısı konulup tedavi edilerek kaçınız hayata yeniden merhaba diyorsunuz?
    Apandisitiniz patlamadan, akciğeriniz sönmeden müdahale edilip kaçınız tam şifa ile işinizin başına, ailenizin kucağına dönüyorsunuz?
    Size çok basit gelen bu hastalıklar için acilden, laboratuardan ameliyat masasına kaç kişi yirmi dört saat hazır kıta bekliyor biliyor musunuz?
    Bu soruların cevabı biz hekimler için maddiyat ile ölçülemeyecek değerlerdedir. Bu yüzden hekim aslında para konuşamaz. Çünkü yaptığı işin para karşılığı olmadığını bilir. Bir hastasını kaybettiğinde en yakınını kaybetmiş gibi olur hekim. Hiçbir tıbbi hatası olmasa bile, vicdanın bir köşesinde o hasta sürekli yaşamaya devam eder. Hep bir acaba vardır ve bilimsel gelişmeler arttıkça o acabalar hep devam eder. Yaşayan her hastanızla yaşar, ölen her hastanızla ölmeye devam edersiniz. Tıbben yapabilecek hiçbir şey olmadığını bildiğiniz halde kalbinizde taşıdığınız o “acabalar” sizi hep kemirir.
    Toplum inanışına göre, acil tanınız, doğru müdahaleniz veya sekiz saat süren ameliyatınız ya da günlerce süren yoğun bakımınız sonrası tamamen sağlıklı olarak topluma sunduğunuz bireyin aslında sadece “verilmiş sadakası” vardır. Yaptığınız onca şeyler olmasa da “verilmiş sadaka” zaten onu hayata döndürecektir. Sadakanın elbette yardımı olabileceğini ama aslında tam da öyle olmadığını bir tek siz bilirsiniz.Tekrar başa dönüyorum. Bunun maddi karşılığı yoktur. Burası en hassas noktadır. İşini yapan mutlu ve maddi yeterliliğe sahip bir hekim bu “hayata döndürme” işinden kendisini besleyen ve bir sonraki hastaya hazırlayan maneviyatı kazanır. Bazıları ise o “sadaka”dan pay biçer kendine. İşte onlar mesleğin yüzsüz paragözleriydi ve isim, isim her hastanede bilinmekteydi. Ama bunları temizlemek yerine bütün hekimleri cezalandırmak yoluna gidilince hepimiz “sadaka” dan beslenen aç gözler gibi sunulduk sizlerin gözüne. Bu “yüzde bir” bile olmayan yüzkaraları yüzünden “paragöz” olarak algı yaratılması sayıları yüz binin üzerindeki namuslu hekim için en büyük hakarettir.
    İçinde insan olan her işin akut, öncelikli sorunları vardır. Ancak sadece hekimler akut sorunu, akut olarak çözmek zorundadır. Yargıç davayı 3 yıla yayabilir, polis cinayeti 5 yılda çözebilir ama kalp krizinin acil kapısı-anjiyo odası süresi dakikalarla yarışır. Neden yüksek maaş ödensin? Hekimin senin EKG’ni yorumlayıp senin geleceğinle ilgili hayati bir karar vereceğine inanıyor ve “su saati okuyan memur gibi” bakmadığına inanıyorsan bunu sorgulamayacaksın.
    Ha bu arada, kaçınız su saatini okuyan adama gidip maaşını soruyorsunuz? Sadece merak ettim. Belki de toplum her şeyi sorguluyordur da biz hekimler fazla alınganızdır.
    Hekimin seçme şansı olmadığını da biliyormusunuz? Şu an bir özel hastane, Devlette kazandığımızın 2,3 katı maaş teklif etse bile istifa edip, özelde çalışamıyoruz. Çünkü Bakanlık özele gidebilmemiz için kadro vermiyor. Devletten istifa edip, daha iyi ücretle kendi işini yapamayan başka meslek grubu var mı acaba?
    Sürekli çıkıp duran yönetmeliklerle yaşam standartlarımızın değiştirilmesi bizi hasta ediyor. Döner sermaye belirsizliklerinden birçok hekim ev kredisinden bile uzak duruyor. Kiralık evimizi, çocuğumuzun okulunu bir sonraki yönetmeliğe kadar seçmiş olma kaygısı ile yaşıyoruz.
    Sandığınız kadar rahat değiliz. Lütfen eleştirirken, tartışırken nasıl bir tutsaklık içinde olduğumuzu bilip öyle yazın, konuşun. Hepinize mutlu, sağlıklı günler.
    Uzm. Dr. C.A.
    Medimagazin
  2. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Bu işe gönül vermiş bir hekimin, haklı ve gururlu bir çığlığıdır......