1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Her güne bir film

Konusu 'Sinema ve Tiyatro' forumundadır ve Koray Pehlivanoğlu tarafından 26 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu başlık altında sinema tarihinde yer etmiş bir filmi tanıtmak istiyorum. Biraz sinema eleştirmelerinin desteğiyle kendi izlediğim filmlerde de kendi yorumlarımlada filmi tanıtacağım

    Sinema severler bana destek olursa herkesin yararlanacağı bir arşiv oluşur gibi geliyor bana. Bulursam fragmanlarını da ekleyeceğim.

    Her güne bir film tanıtımı dedim ama bazı filmleri uzun uzun anlatmak ve tartışmak gerekebilir. Bu nedenle aralar biraz açılırsa mazur görün. Bu bölümün fikrini veren forum üyemiz Aslı Ankaralı'ya da sonsuz teşekkürler.

    İlk film;

    Altına Hücum (The Gold Rush) (1925)


    Yönetmen: Charles Chaplin
    Oyuncular: Charles Chaplin, Georgia Hale, Henry Bergman, Mack Swain, Malcolm Waite, Tom Murray
    Senaryo: Charles Chaplin
    Görüntü Yönetmeni: Roland Totheroh
    Kurgu: Charles Chaplin
    Müzik: Charles Chaplin, William P. Perry, Carli Elinor
    Yapımcı:Charles Chaplin
    Yapım: 1925 ABD
    Süre: 95 Dakika
    Gösterim Tarihi: 1925 Almanya

    Daha önce çok sayıda kısa metrajlı ve iki tane de orta metrajlı film yapmış olan Chaplin'in Woman of Paris: A Drama of Fate'ten sonra çektiği ikinci uzun metrajlı filmidir. Bu filminde de öncekilerde olduğu gibi "küçük serseri" Şarlo'yu canlandırmaktadır. Film o tarihte rekor sayılacak bir süre olan 14 ayda ve astronomik sayıcak bir maliyetle tamamlandı. Chaplin filme tam 650.000 dolar harcamıştı.
    1942 yılında Chaplin "Altına Hücum" filmini tekrar elden geçirdi, film için bestelediği müziği ve kendi kaydettiği diyalogları filme monte etti. Kurguda da bazı değişiklikler yaparak filmi yeniden gösterime verdi.

    Filmde, birçok maceracının yaptığı gibi Klondike Altına Hücumu hareketinde Alaska'ya altın aramak için giden "Küçük Serseri" Şarlo'nun buradayken çektiği sıkıntılar, düştüğü komik durumlar, hırstan gözleri dönmüş insanların zaaflarını görmesi ve bu arada aşkı bulması anlatılmaktadır. Filmin en unutulmaz sahnelerinden biri de kendi gibi iki altın arayıcıyla birlikte kar fırtınasının ortasında uçurumun kenarına sürüklenmiş bir kulübede mahsur kaldıkları sahnedir. Ayrıca yemek niyetine "ayakkabısını yediği" sahne de akıllara kazınan ve sinema tarihine geçen sahnelerden biridir.
    "Altına Hücum", 1992 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından "kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli" filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi'nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Altına_Hücum_(film)

    Bu kısa tanıtımdan sonra yorumlarla devam edelim.
    --- Tekrar yazılan mesaj birleştirildi, 26 Ekim 2013 ---
    Buda filmin fragmanı. Bende izleyeli çok yıllar oldu :)

  2. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Chaplin sinema tarihinin yetiştirdiği ender dahiler içerinde belki de en iyisiydi. Altına Hücüm öyle bir filmdir ki. Bir yandan katılırcasına gülersiniz bir yandan bir yandan da hüzünden gözleriniz dolar ve sizi alt üst eder.

    Filmin çekildiği yılların zorlukları,teknik yetersizlikleri gözününe alınırsa gerçekten insanüstü bir çabayla çekilmiş bir filmdir.

    Meşhur ayakkabı yeme sahnesi tam 63 kez tekrar edilerek çekilmiştir. Ki o zamanın çekimlerinin dijital olmadığı düşünülürse bir sahnenin 63 kez tekrarlanmasının nasıl bir mükemmelliyetçilik ürünü olduğunu kavrarsınız.

    Açlıtktan ölme sınırına gelmişken, kendini öldürüp yemeyi düşünen şişman adamı öldüremediği sahne müthiştir, insanın bir hayvan olmadığını beynimize soka soka anlatır bu eşsiz film.

    Filmin komünizm propagandası yaptığı söylendiği ve film sonrası Chaplin’in ABD'ye girişinin yasaklandığını da belirtmek gerekir.

    Filmde Chaplin neredeyse tüm insan hallerinin bir seromonisi yapar bize.

    Napın edin bu filmi izleyin, hatta birden çok izleyin... emin olun siz eski siz olmayacaksınız.
  3. Teşekkürler devamını bekliyoruz ..
  4. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor

    Mersi, sinema severlerde katılımda bulursa kalıcı bir arşiv olur umuyorum...
  5. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Her güne film serine devam ediyoruz. Charles Chaplin'den bir film daha seçtik. (1940) Büyük diktatör - Great Dictator

    Yönetmen: Charles Chaplin​
    Senaryo; Charles Chaplin​
    Oyuncular: Charles Chaplin, Jack Oakie, Paulette Goddard​
    Ülke: ABD​
    Büyük Diktatör, Charlie Chaplin'in yönettiği ve başrolü Paulette Goddard ile paylaştığı, 1940, ABD yapımı politik komedi filmidir. Aynı zamanda Chaplin'in ilk sesli filmidir.
    Filmde Nazizm ve Chaplin tarafından canlandırılan Adolf Hitler oldukça sert bir şekilde eleştirilmektedir.
    Amerika Birleşik Devletleri'nin resmî olarak Nazi Almanyası ile hâlâ barış içinde olduğu ve savaşa henüz girmediği bir dönemde çekilen filmin, kendi dönemi içinde sıradışı bir yeri vardır. Hitler ve emrindeki Nazilerin işgal ettikleri bölgelerde yaptıklarının henüz tam olarak açığa çıkmadığı bir dönemde, Chaplin yaptığı film ile Hitler'in Yahudi mallarını kamulaştırması, antisemitizm, faşizm konularını Nazileri yerden yere vurarak işlemiş; hatta filmde Nazileri beyinleri ve kalpleri makineden yapılma insanlar olarak tanımlamıştır.
    Film ayrıca, yaklaşık 4 dakika süren bitiş konuşması ile ünlüdür.
    "Büyük Diktatör", 1997 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından "kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli" filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi'nde muhafaza edilmesine karar verilmiştir.[1]
    Film, gösterime girdiği yıllarda Almanya'da yasaklanmıştır.
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Büyük_Diktatör
    --- Tekrar yazılan mesaj birleştirildi, 27 Ekim 2013 ---
    Filmin türkçe fragmamının bulamadım ingilizce fragmanı filmi izlemeyenlere yardımcı olacaktır yinede

  6. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu filmde Chaplin faşizmin en güçlü ve prestijli döneminde hitler efsanesini edata ayakları altına almış, dünyanın faşizm gerçeğiyle tanışmasını sağlamıştır. Sadece bu insani arka plan değil ; yine zamanının çok önündeki film, oyunculuk ve yönetmenlik teknikleriyle de bir başyapıt olma hakkını kazanmıştır. Bu filmde yine bizi kahkalarla boğarken bir yandan da oldukça etkili, insani ve siyasi bir mesajı sinemanın kendi büyüsünü ve estetiğini bozmadan bize vermeyi başarmış ender filmlerdendir. Ki filmin çevrildiği tarihlerde dünya hitler tehlikesinin ne boyutlara varcağını henüz çözememişken, Chaplin bunu önceden görebilmiş ve tüm dünyayı sarsarak uyandırmaya çalışmıştır.

    Elindeki dünyayla (balon şeklinde) oynama sahnesi ve berber sahnesi sinema sanatının unutulmazları arasındaki müstesna yeri almıştır. Film 2 saat 7 dakikalık süresiyle uzun bir filmdir ancak sizi koltuklarınız çivilemeyi de başarır. Sadece o kısa balon sahnesinin çekimlerinin defalarca tekrarlanıp 3 günde ancak çekilebilmesi yine dahinin kusursuzu arama çabasına bir örnektir.

    Filmin en etkili sahnesi son bölümdeki yaptığı o inanılmaz konuşmadır. O günün dünyasında ve sonraki uzun dönemde insanlığı önemli ölçüde etkilemiş repliktir. Dünya bir daha eski dünya olmadı desem bilmem abartmış mı olurum. Neyse, o günün atmosferini de gözönüne alıp siz karar verin...

    Filmin o eşsiz bölümü aşağıda;

  7. asli ankarali Eğitim Grubu

    • Eğitim Grubu
    • Etkinlik Grubu
    İl Temsilciliği:
    Kastamonu
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Teşekkür ederim Koray bey:)
  8. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Öneri sizindi Aslı Hanım umarım işe yarıyordur. Tarihsel bir sıra izlemeye çalışıyorum filmleri seçerken.
  9. asli ankarali Eğitim Grubu

    • Eğitim Grubu
    • Etkinlik Grubu
    İl Temsilciliği:
    Kastamonu
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Tabikide işe yarayacaktır ancak güncel filmlerin daha çok dikkat çekeceğini düşünüyrum
  10. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor

    Elbette buna katılıyorum ancak biraz muradım sinema sanatının evrimini göstermek ve tabi birde zamansızlıktan güncel filmleri izlemiyor olmak gibi sorunum var. :)

    Tarihçe güncele ulaşınca artık bu bölümü hazırlamak için sanırım güncel filmleri de izlemem takip etmem gerekecek.
  11. asli ankarali Eğitim Grubu

    • Eğitim Grubu
    • Etkinlik Grubu
    İl Temsilciliği:
    Kastamonu
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Evet güncelle ilgilenirken hem bizim adımıza hemde kendi adınıza yeniliklerden haberdar olucaz;)
  12. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün yeni film tanıtımına Potemkin Zırhlısı (Bronyenosyets Potyomkin) ile devam ediyoruz (1925)

    Yönetmen; Sergey Eyzenşteyn
    Senarist; Nina Agadjanova, Nikolay Aseyev, Sergey Eyzenşteyn, Sergey Tretyakov
    Müzik; Edmund Meisel, Mark-Andreas Schlingensiepen
    Oyuncular; Aleksandr Antonov, Vladimir Barskiy, Grigoriy Aleksandrov, Ivan Bobrov

    Potemkin Zırhlısı 1925 Sovyetler Birliği yapımı sessiz filmdir. Özgün adı Bronyenosyets Potyomkin (Броненосец «Потёмкин») olan film Türkiye'de ilk kez 16 Ekim 1967'de Türk Sinematek Derneği'nde gösterilmiştir.
    Rusya'nın ve Avrupa'nın en eski ve büyük film stüdyosu olan Mosfilm tarafından yapılan filmin yönetmeni Sergei Eisenstein'dır. Yönetmenin ikinci filmi olan Potemkin Zırhlısı konusunu Potemkin Zırhlısı Ayaklanması olarak bilinen gerçek bir olaydan almıştı. Filmde, 1905 yılında Rusya'nın Karadeniz filosuna bağlı Savaş Gemisi Potemkin'de dayanılmaz yaşama şartlarından bezmiş mürettebatın Çar rejimine bağlı subaylara karşı başlattıkları bir ayaklanmanın sonunda gemiyi ele geçirmeleri ve sonrasında gelişen olaylar dramatize edilerek anlatılmıştır.
    "Potemkin Zırhlısı Ayaklanması" 1917'de gerçekleşecek olan Ekim Devrimi'nin bir provası niteliğinde olduğu için film, 1925 yılında Sovyet hükümeti tarafından bir devrim propagandası filmi olması için özellikle ısmarlandı. Ama Sergei Eisenstein bunun çok ötesine geçerek filmde kurgu (montaj) ile ilgili kuramlarının tamamını deneme fırsatı buldu. Ortaya sinemasal açıdan da devrimci bir film çıktı, artık sinemada kurgunun hayati bir önemi olduğu anlaşılmıştı.
    Potemkin Zırhlısı tüm zamanların en etkileyici filmlerinden biridir ve 1958 yılında Belçika'nın Brüksel şehrinde açılan Dünya Fuarında "tüm zamanların en büyük filmi" olarak ilan edilmişti.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Potemkin_Zırhlısı_(film)

    Filmin fragmanı da burada;


  13. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Filmin en meşhur sahnesi Odessa merdivenlerindeki kıyımdır (Primorsky (Potemkin) Merdivenleri). Askerlerin beyaz kıyafetlerle adeta akarak merdivenlerden inişi ve o sırada dehşet içinde kaçışan sivillerin yüzlerindeki korkunun resmedildiği sahne sinema sanatı için devrimsel bir adımdır. Kendinsinden sonra gelen yönetmenlere de esin kaynağı olmuştur. Yakın çekimler, yüze odaklanma vb tekniklerin mucididir. Sinema sanatında ‘kurgu” ‘Belli bir filmin yapımı sırasında elde edilen görüntülerin, senaryodaki ya da metindeki sıraya göre bir anlatım ifade etme amacıyla düzenlenmesi/montaj) ve simgelerin kullanımı yine dahi yönetmen Eisenstein’in buluşlarıdır.
    Yine kendisinden önce kullanılmayan örneğin, bir dakikalık bir olayı farklı camera açıları ve anlatım teknikleriyle daha uzun bir zamana yayma ve sahnenin vuruculuğu artırma yöntemi onun yaratısıdır.
    Film gösterildi yıllarda üretildiği SSCB dahil pek yok ülkede ya tamaman yasaklanmış yada bazı bölümleri kesilip sansürlenmiştir.
    Bu inanımaz filmi çektiğinde Eisenstein’in 27 yaşında olduğunu da belirmek gerekiyor sanırım.
    Bu gün filmi yeniden izlediğimizde film bize basit gelebilir ama filmin 1925 yılının imkanlarıyla çekildiğini unutmamalıyız.

    Bahsi geçen Odessa merdiveni sahnesi aşağıda;

  14. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Yeni filmimiz Fritz Lang- metropolis (1927)

    Yönetmen: Fritz Lang
    Yapımcı: Erich Pommer
    Senarist: Thea von Harbou ve Fritz Lang
    Oyuncular: Alfred Abel,Brigitte Helm,Gustav Fröhlich,Rudolf Klein-Rogge

    Filmi sanırım lise 3 te özel bir gösterimde iilk kez izleme fırsatı bulmuştum. Uzun süre türkiyede yasaklı bir filmdi. Özel bir yöntemle renklendirimişti. Beni altüst edecek kadar etkileyen bir filmdi. Resmen büyülenmiştim. Arkadaşlarla günlerce filmi tartıştığımızı hatırlıyorum. Fİlm gösteriminin ikinci günü özel sinemayı polis basmış film yasaklanmış, sinema sahipleri epey büyük sorunlar yaşamıştı. O zaman Türkiye böyle bir ülkeydi.

    Şimdi biraz filmi tanıtayım sonra ayrıntılı kendi yorumlarımıda yazarım. Gerçekten sinema tarihi için çok önemli bir filmdir.


    Metropolis, Avusturyalı-Alman yönetmen Fritz Lang'ın çektiği sessiz bilimkurgu filmidir. Alman yapımı film, Babelsberg Stüdyoları'nda çekildi ve 1927'de Weimar Cumhuriyeti'nin en güçlü döneminde gösterime girdi. Dönemin en pahalı sessiz filmi olan yapım için yaklaşık 7 milyon Reichsmark (2005 değerleriyle 200 milyon dolar) harcandı.
    Filmin senaryosu 1924'te Lang ve eşi Thea von Harbou tarafından yazıldı. von Harbou 1926'da senaryoyu romanlaştırdı.
    İlk gösterimi 10 Ocak 1927'de Almanya'da yapılan film, 1927'nin Ekim ayında tam İstanbul'da gösterime girmek üzereyken hükümet tarafından ateizm propagandası yaptığı ve komünizmi övdüğü gerekçeleriyle yasaklanmıştı.[2]
    Fütüristik bir distopya ortamında geçen film, sık rastlanan bir bilimkurgu temasını anlatır: kapitalist bir düzende işçiler ile işverenler arasında yaşanan sosyal krizi anlatmaktadır. Alman dışavurumcu sinema akımının bir örneği olan film aslında ekspresyonist olarak başlayıp daha ılımlı bir şekilde biter. Sürekli tekrarlanan "üreten eller ile planlayan beyin arasındaki aracı kalp olmalıdır" cümlesi Almanlara o dönemde korporatizmin ne kadar yakın göründüğünü anlatmaktadır. Film Naziler tarafından da oldukça beğenilmiş özellikle de "arabulucu" simgesi halkın farklı kesimleri arasında dengeyi sağlayacak olan devlet ile özdeşleştirilmiştir.
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Metropolis_(film)

    Buda filmin fragmanı;

  15. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Metropolis sinema tarihinin ilk bilim kurgusu olmasada sanırım bu düzeydeki ilk bilim kurgusudur. İlk gösterimde dağıtımcılar filmi çok uzun bulup önemlice bir bölünü kesip, filmin çok küçük bir bölümünü gösterime sunmuşlardı. Ancak bu kısa versiyon bile kendini bir efsaneye dönüştürüp fanlarını oluşturunca. Filmin kesilen parçaları aranmaya başladı. Eski sinemaların depolarında kalmış parçalar bulundukça film tamamlandı. Şu an bile sadece filmin %79 bulunabilmiştir.

    Filmin çekildiği dönemde kullandığı yöntemler ve sahneler bende bu filmi o tarihte insanlar çekmiş olamaz kesin uzaylılar çekti dememe yol açacak kadar iyidir.

    Dönemini ve çağını aşan bir kapitalizm eleştirisi sunar film bize. Filmde iki ayrı dünya vardır. Varlıklı ve zengin kesim yer üstünde bir tür yaratılmış cennette yaşarken, yeraltındaki fabrikalarda insanlar ölesiye koşullarda çalışmaktadır. Bu koşullar dayanılmazdır. İşçilerin isyan etmesinden korkan yeryüzü insanları işçiler arasına bir insansı robot kadını ajan olarak gönderirler.

    Ama olaylar hiç de beklenen gibi gerçekleşmeyecektir. İnternette bulursanız bu sinema destanını mutlaka izleyin derim.
  16. Gökhan Ustaosmanoğlu İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    Burdaki filmler tavsiyemdir.:) Türlerine göre ayrılmıştır. Kilometre taşlarıdır.

    [​IMG]
  17. Mehmet Ali Coşkun İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    In Bruges tavsiyemdir...
    Müzikler için Carter Burwell ayrı bir teşekkürü hak ediyor...
    Özellikle kasvetli bir günde izlenmesi bünyede ayrı bir etki yaratır...
  18. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Colin farrell'in en iyi oyunculuğunu sergilendiği bir filmdi. Kötü film mi değil... bu başlık altında başyapıtları tanıtmayı amaçlamıştım. Bu film başyapıt mı derseniz asla değil. Vasatın üzerinde ama seyretmesenizde olabilecek bir film.

    Yönetmen Martin McDonagh'ın sanki bir film değilde bir tiyatroyu sinemaya çekmiş.

    Bu başlık altında film tanıtırken ricamdır, film önermekten öte bir şey yapın. Filmi anlatın bize, özgün yorumlarınızı katın. Yönetmen ve oyuncuların adını anma kibarlığı gösterin hiç olmazsa. Film tavsiye edecekseniz de başka başlık açın.
  19. ENES GÜRLER İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    Bişe okunmuyor ki..
  20. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Her güne bir film serisine kaldığımız yerden devam edelim. Yeni filmimiz Rashōmon' (1950)

    Yönetmen: Akira Kurosava
    Sinematografi: Kazuo Miyagawa
    Öykü: Ryunosuke Akutagava
    Senaryo: Akira Kurosava, Shinobu Hashimoto
    Oyuncular: Toşiro Mifune, Takashi Shimura, Machiko Kyō, Masayuki Mori, Minoru Chiaki, Daisuke Katō, Kichijiro Ueda, Noriko Honma

    Raşomon 1950 Japonya yapımı dramatik filmdir. Özgün adı Rashōmon'dur. (羅生門) Japon kısa hikâyesinin babası olarak anılan Ryūnosuke Akutagawa (1892-1927)'nın 1915 tarihinde yazdığı Rashomon ve Korulukta adlı iki kısa hikâyesinden uyarlanan filmi Akira Kurosawa yönetmiştir. Kurosawa aynı zamanda Shinobu Hashimoto ile birlikte filmin senaryosunu yazmış, ayrıca filmin kurgusunu da yapmıştır. Başlıca rollerinde Toşiro Mifune, Machiko Kyō, Masayuki Mori ve Takashi Shimura'nın oynadıkları filmin siyah beyaz görüntülerini Kazuo Miyagawa çekmiştir.
    Akira Kurosawa'nın başyapıtlarından biri olan "Raşomon" aynı zamanda da Japon yönetmeni batı dünyasına tanıtan film olmuştur. Zaten batıda da filmin bazı yeniden çevrimleri yapılmıştır. Bunlardan en bilineni 1964 yılında Martin Ritt'in yönettiği Amerikan filmi The Outrage (Haydut)'dir. Paul Newman, Laurence Harvey gibi ünlülerin rol aldığı bu Western filmi konuyu Japonya'dan vahşi batıya taşımıştı.
    1951'de uluslararası ilk gösteriminin yapıldığı Venedik Film Festivali'nde film Altın Aslan ödülünü aldı. Aynı festivalde Akira Kurosawa'ya ayrıca "İtalyan Film Eleştimenleri Ödülü" de verildi. "En iyi film" dalında BAFTA ve "en iyi sanat yönetimi ve dekor" dalında Oscar'a aday gösterilen Raşomon, 1952 yılında Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi'nin onursal ödülüyle ödüllendirildi.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Raşomon_(film)

    Filmin fragmanını buradan izleyebilirsiniz. Türkçe alt yazı yada dublajlı olanını bulamadım ne yazıkki,