1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Işveren sorumluluğu sadece mevzuatta belirtilen önlemleri almaktan ibaret değildir

Konusu 'Köşe Yazıları' forumundadır ve Ersin Bozkurt tarafından 15 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. Ersin Bozkurt Forum Yöneticisi

    • Forum Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    43934
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Makina mühendisi
    İşveren sorumluluğu sadece Kanunda, Yönetmelikte özetle mevzuatta belirtilen önlemleri almaktan ibaret değildir. Yargıtay’ ın artık içtihada dönüşmüş kararlarında mevzuatta öngörülen tedbirlerin yanı sıra her türlü gelişmiş teknolojiyi de takip ederek gereken tedbirlerin alınması gerektiği yönündedir

    Öncelikle şunu açıklamakta yarar var; İş Kazası KADER’midir. Dinimizde insanoğlunun en gelişmiş teknolojiyi de gözönünde bulundurarak elinden gelen her türlü tedbiri beşeri güç ve imkanlarla almasına karşın yine de kaza önlenemiyorsa ancak bu halde “KADER” denir. Kaderin pozitif hukuktaki karşılığı ise “KAÇINILMAZLIK” Nedir Kaçınılmazlık?

    Kaçınılmazlık; olayın meydana geldiği tarihte geçerli her türlü bilimsel ve teknik kurallar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen, iş kazasının yine de meydana gelmesi halidir. Bu halde bile işveren alınması gerekli herhangi bir önlemi almamış ise olayın kaçınılmazlığından söz edilemez.

    Şimdi tüm dünyayı yasa boğan, Soma’yı “Koma” ya dönüştüren çocukları yetim, eşleri dul, anne-babaların yüreğin kor kömür ocağına dönüştüren, insan olan herkesi derin acıya boğan bu Facia önlenemez miydi?

    20 yıldır binlerce İş Kazası-Meslek Hastalığını soruşturan, inceleyen bu alanda bir yığın kitap-makale-konferans ve yazı yazan A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı olarak diyorum ki elbette %100 önlenmesi mümkün idi.

    Sadece basit önlemler alınsa idi kesinlikle önlenebilirdi. Önlenebilen “hiç bir olay” dinimizde KADER olmadığına göre bu hadisede sözkonusu ocakta gerekli ve yeterli tedbirlerin alınmadığı alenen ortaya çıkmaktadır.

    Peki ne yapılabilir di?

    Öncelikle şunu açıklığa kavuşturmamız gerekmektedir. İşveren sorumluluğu sadece Kanunda, Yönetmelikte özetle mevzuatta belirtilen önlemleri almaktan ibaret değildir. Yargıtay’ ın artık içtihada dönüşmüş kararlarında mevzuatta öngörülen tedbirlerin yanı sıra her türlü gelişmiş teknolojiyi de takip ederek gereken tedbirlerin alınması gerektiği yönündedir. Bu bağlamda; Soma’da patlamayla ilgili şu soruların cevabı verilmelidir?

    1)Kazanın gerçekleştiği maden ocağı her şeyden önce çalışanların sağlık ve güvenliklerini tehlikeye atmayacak şekilde tasarlanmış mıdır?, inşa 2)Ocak, teknolojik gelişmeler de gözönünde bulundurularak gerekli iş güvenliği donanımı ile teçhiz edilmiş midir?

    3)İşveren, patlama ve yangın çıkmasını ve bunların olumsuz etkilerini önlemek üzere, patlayıcıve sağlığa zararlı ortam havasının oluşmasınıönlemek için gerekli iş güvenliği tedbirlerini almış mıdır?

    4) Patlayıcı ortamın tutuşmasınıönlemek, patlama ve yangın başlangıçlarını tespit etmek, yayılmasınıönlemek ve mücadele etmek için yapılan işe uygun tedbirleri almış mıdır?

    5)İşveren, yangın ve diğer bir tehlike anında çalışanların çalışma yerlerini en kısa zamanda ve güvenli bir şekilde terk edebilmeleri için uygun kaçış ve kurtarma araçlarınıkullanıma hazır halde sağlamış mıdır?

    6)Sözkonusu ocakta trafo ve diğer elektrikli ekipmanın seçimi, kurulması, uygun yerlere yerleştirilmesi, hizmete alınması, işletilmesi ve bakımında, çalışanların sağlık ve güvenliği için yapılması gereken tedbirleri yerine getir mişdir?

    7)Elektrikli aygıtlar, çevrenin sıcaklığı da hesaba katılarak, önceden tespit edilmiş en yüksek sıcaklıkta çalışabilecek biçimde kurulurak kullanılmış mıdır?

    8)Gerektiğinde kullanılmak üzere, uygun yerlere, herhangi bir şebeke kısmının akımını tamamen kesecek devre kesicileri yerleştirilmiş mi dir?

    9)Ocakta kullanılan ekipman ve tesisatlar ile bu tip madenlerin grizu gazı ve/veya yanıcı tozlar tarafından muhtemel tehlike oluşturabilmesi ihtimali gözönünde bulundurularak gerekli iş güvenliği tedbirleri alınmışmıdır?

    10) Ocakta elektrikli ekipmanların ve tesislerin gücü ve boyutları, kullanım amacına uygun mudur? Mekanik ve elektrikli iş ekipmanları ile tesisat tehlike meydana getirmeyecek şekilde kurularak gerekli koruma tedbirleri alınmış mıdır?

    11)Mekanik ve elektrikli ekipmanlar ile tesislerin kontrolü, bakımı ve gerektiğinde testlerinin düzenli bir şekilde yapılmasını sağlayacak uygun bakım planı yapıl mışmıdır? Ekipmanların ve tesislerin bütün kısımlarının kontrol, bakım, onarım ve testleri yetkili kişiler tarafından yapılmışmıdır?

    12) Ocakta, uygun otomotik yangın söndürme ekipmanları ve yangın detektörleri ve alarm sistemleri ile donatıl mışmıdır?

    13) Ocakta, patalama-yangın ve diğer her türlü olumsuz koşullar gözönünde bulundurularak “Havalandırma”sistemi yapıl mıdır?

    14. Ocakta ana vantilatör ve aspiratörler birbirinden bağımsız iki ayrı enerji kaynağına bağlanmış mıdır. Bu enerji kaynaklarından birinin durması halinde diğer kaynağın ocak havalandırmasını aksatmayacak en kısa zamanda devreye girmesi sağlan mışmıdır?

    15.En az can kaybını azaltacak şekilde kurtarma ve tahliye işlemleri yapılmış mıdır?

    ……………….. Olay mahalinin görülmesi halinde bütün bu sorular kat kat daha fazla artacaktır.

    Diğer yandan teknolojinin geldiği seviye gözönünde bulundurulduğunda bugün gelişmiş ülkelerde maden kazalarında ölümler minimum seviyeye düşürülmüştür. Kuşkusuz bunda en önemli faktör “Önlemek-Ödemekten Daha Ucuzdur” anlayışından hareketle iş güvenliğine gereken hassasiyeti göstermeleri etkili olmuştur. Bugün bu ülkelerde “Yaşam Odası”/ “Hayat Kurtaran Oda” diye adlandırabileceğimiz maden ocaklarında bu gibi durumlarda işçilerin kurtarılmasına kadar yeterli zaman ve can güvenliği sağlayan işçilerin sığınacağı “Odalar” bulundurulmaktadır. Bu odalarda işçilerin yaşamlarını sürdürecek düzeyde yiyecek-içecek, oksijen, iletişim araçları gibi yaşamsal maddeler bulunmaktadır. Bir çok maden kazasında işçi ölümleri bu “Hayat Odaları” sayesinde önlenmiştir.

    Şimdi takdiri değerli okuyucularıma bırakıyorum;

    Hepimizi derinden sarsan ve hüzne boğan Soma Faciası KADER mi? İhmal Mi?

    Kazada vefat eden tüm emekçilerin yakınlarına en kalbi hissiyatımla baş sağlığı diler, mütevaffalara yüce ALLAH’tan rahmet diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun.

    İsa KARAKAŞ

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Derneği Başkanı
  2. Talha Taflıoğlu Gruplar Koordinatörü

    • Site Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    118179
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    ERPİLİÇ Entegre Tesisleri
    Sayın İsa KARAKAŞ İslam Dinindeki Kader anlayışı konusunda yeterli bilgiye sahip değil.

    Bu konuya KADER mi İHMAL mi diye ayırarak bakarsak itikadi anlamda büyük hata yaparız ki bunun telafisi dinen mümkün olmaz. Bu bahsettiğim telafiyi açıklayacak olursak, İslam Dininde amel konularında yani namaz, oruç, hac, zekat gibi ibadetlerin telafisi mümkün iken inanç/itikat yönünden hatalı inanışların telafisi mümkün olmaz. İnançtaki hata kişinin imanını zedeler. Bakın İmanın Şartları vardır. Bu şartlar kişiden kişiye değişmez. Sabittir. Bu şartlar bana uymuyor diyen kişi zaten müslüman olamaz. O yüzden farklı anlayışları bir kere tespit etmek doğrusuyla yola devam etmek İslam inanışındaki en temel noktadır.

    Bu noktadan itibaren yaşanan her vakanın yazılı bir KADER üzerinde ilerlediğini ancak kişilerin bunu Cüz-i İradeleriyle yönlendirdiğini bilmek temel prensiptir. (Bu tıpkı otomobili süren kişinin durumu gibidir. Kişi direksiyonu şarampole kırarsa uçar kırmazsa virajı düzgün alır. Araç bakımını yaptırmadığı için freni boşaldı diyelim hiç farketmez. Her üç durumda KADER dir. Birisi kader diğeri kader değil başka birşey yani dikkatsizlik yahut ihmal gibi şeyler denilemez)

    Şu şu kaderdir şu şu değildir diyen kimse Ehli Sünnet inancına göre İslam dini sınırlarından çıkmış olur.

    Lütfen KADER hususuyla bu olayları değerlendirmeyin. Ahiret inancınız varsa eğer ahirette KADER mevzusuna yanlış iman ettiğiniz için büyük sıkıntıya düşebilirsiniz.

    Bütün bu yazdıklarım Ehli Sünnet inancındaki müslümanları bağlamaktadır. Şiası, Vahhabisi, Nusayrisi, Haricisi, Mutezilesi nasıl inanır bilmem.

    Keyifli forumlar..
  3. Muhammed Ali Forum Yöneticisi

    • Forum Yöneticisi
    • Eğitim Grubu
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    İsa KARAKAŞ beyin açıklamaları hakkında

    Bir olay ,
    • İhmal sonucu da olur
    • Tüm tedbirleri alırsın , aldıktan sonrada olur.


    İhmal olup olmadığını bilmiyoruz ?
    Somut deliller ortaya konulduktan sonra suçlular varsa yargılanırlar.
    İhmal vardı derken , KADER bahsine girerek İslami hassasiyetleri zorlamamak gerekir.


    Bir insan her konuda bilgili değildir.Dinimiz hakkında hüküm verici konuşmalar insanı günaha sokabilir , şirke götürebilir.
    Alimler bile bazı konularda konuşurken elli kere tartarak konuşurlar.

    Bilmediklerimi ayağımın altına alsaydım başım göğe ererdi. (İmam-ı Azam)
  4. Sait Aktaş Forum Yöneticisi

    • Forum Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    41670
    Uzmanlık Sınıfı:
    Uzman Adayı
    Firma / Kurum:
    :::::::::
    @Talha Taflıoğlu Dediklerinde sonuna kadar haklısın.
    İsa KARAKAŞ beyin aslında anlatmaya çalıştığı şey KADER inancını tartmak değil. Elbette farklı manalara gelebiliyor bu. Ölsek de kalsak da başımıza iyi-kötü ( kötü şey gelmesi demek de tartışılır) her şey KADERimizde vardır zaten. Alnımıza ölüm yazılmışsa bu gerçekleşecek. Çıkar yolu yok. Sadece şeklinde farklılık olabilir. Ama benim yazıdan anladığım şey İslami önemli değeri olan KADER inancını tartmaktan ziyade, bu olaya neden olan eksiklikler konusuna dikkat çekmekti.

    Eşeğimizi sağlam kazığa bağlamak deyimi bize aittir. Bunun devamı da " Tedbir bizden, taktir Allah'tan" denilmektedir. Burada İsa Bey'in anlatmaya çalıştığı şey tedbirimizi ne yönde aldığımız gibi algıladım. Sonuna kadar da katılıyorum. Kader değildir demiyorum elbet. Ama inançlı insan, dikkatli, tedbirli, uyanık olur. Silahın şarjörüne kurşunları sıralayıp kafamıza dayayıp tetiği çekip ölmek intihar etmektir. Olay neticesinde gerçekleşen ölüm kaderdir. Ama bu olayın intihar olduğu gerçeğini değiştirmez.

    Amacımız yapıcı olmak ise gerçekten sorduğu soruların yanıtını samimiyetle ve şeffafça öğrenmektir. Şimdiden olaydan pis kokular gelmeye başladı bile. Kimisi trafo yangını ile alakası yok diyor, Sayın Bakanımız 1 gün sonraki teşriflerinde kendi İş Güvenliği İstatistiklerini sıralayıp "kayıtlarımıza göre uygunsuz durum yok, sigortasız çalışan yok" diyor. ( Birisinin kayıt dışının kayıtlarda olmadığından resmi belgelerde olmadığını da bakana anlatması gerekiyor sanırım)

    Ölen öldüğü ile kalıyor. Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun. Ama her şeyden öğreneceğimiz çıkaracağımız dersler olmalı. Eksikliklerimizi görelim bakalım. Gözümüzün önünde göremediğimiz birşeyler vardır belki de. Yanındaki madende de aynı sebepten dolayı bir kaza yaşansa daha mı iyi olacak?