1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Kısmi süreli inşaatımda ölümlü iş kazası oldu

Konusu 'İş Hukuku ve SGK Uygulamaları' forumundadır ve Aynur Kayapınar tarafından 21 Mayıs 2016 başlatılmıştır.

  1. Aynur Kayapınar İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    80755
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Kimya Mühendisi
    merhabalar; gecen hafta pazar günü kısmi süreli baktığım inşaatta ölümlü iş kazası oldu.
    kkd ler, talimatlar, eğitimler ,rd,olması gerekenleri kendimce hepsini yapmışım...
    savcıya ifade verdim denetimli serbet bırakıldım.kamu davası açılacakmış.bilirkişi atanacakmış
    görüşlerinizi almak isterim arkadaşlar....teşekkürler...
  2. Selman Doğan Serbest Kürsü

    • Bölüm Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    28982
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Bireysel Uzman
    Hocam geçmiş olsun. İşallah bir sıkıntı yaşamazsın. İşimiz gereği ne yaparsak yapalım, dört dörtlükte çalışsak, kader ve kısmet konusunda yapabileceğimiz bir şey yok. Kamu davası devam eder. Dava devam ederken kendinizi riski yüksek işlerden ve sorumluluktan uzak tutun. Tekrarlanmaması önemli. Ceza alırsanız ve asli kusurunuz net olarak kesinleşmezse, cezanız ertelenir. Ancak 5 yıl içerisinde tekrarlanmaması önemli. Allah yardımcınız olsun.
    --- Tekrar yazılan mesaj birleştirildi, 21 Mayıs 2016 ---
    5237 SAYILI TÜRK CEZA KANUNU'NDA TAKSİR
    5237 sayılı TCK, kusurlu sorumluluğun ikinci şekli olan taksiri 22. maddesinde hükme bağlamıştır. Bu hükme göre, "

    (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.
    (2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
    (3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
    (4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.
    (5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.
    (6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek cezadan yarıdan altıda bire kadar indirilebilir."

    5237 sayılı TCK da taksirin esasını dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlaline dayandırmaktadır. Taksir, zararlı sonucun gerçekleşmemesi için iradenin yeterli olarak kullanılmaması ve dolayısıyla dikkat ve özenin gösterilmemesi ile ortaya çıkmaktadır.

    Yargıtay Ceza Genel Kurulu da öğretideki yaklaşımı dikkate alarak taksirin esası konusunda şu değerlendirmeyi yapmaktadır: " 5237 sayılı TCY'nın 22/2. maddesinde "dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi" şeklinde tanımlanan taksir, görüldüğü gibi istisnai bir kusurluluk şeklidir. Toplumsal yaşamda belli faaliyetlerde bulunan kimselerin başkalarına zarar vermemek için bir takım önlemler alması ve bazı davranış kurallarına uyma zorunlulukları bulunmaktadır. Bu kurallar toplum olarak yaşama zorunluluğundan doğabileceği gibi, Devletin müdahalesiyle de ortaya çıkabilmektedir. Taksirli suç bu kuralların ihlal edilmesi sonucu belirir, fail tedbirli ve öngörülü davranmamış olduğu için cezalandırılır. Bu bakımdan sorumluluğun nedeni, öngörebilme imkanı ve ödevinin varlığına rağmen sonuca iradi bir hareketle neden olmaktan kaynaklanmaktadır."


    Taksirin unsurları, TCK'nun hükmü, öğreti ve uygulama dikkate alındığında şu şekilde sıralanabilir:
    a. Taksirle işlenebilen bir suçun bulunması,
    b. Hareketin istenilmiş (iradi) olması, sonucun ise istenilmemesi(irade edilmemesi),
    c. Davranış kurallarının ihlal edilmesi,d. Davranış kurallarının faile isnat edilebilir olması (Sonucun öngörülebilir olması),
    e. Davranış ile sonuç arasında nedensellik bağı bulunması.


    TCK her suçun taksirli şekline yer vermemiştir. TCK'da veya özel kanunda açıkça gösterilen fiiller haricindeki taksirli fiilleri cezalandırma olanağı yoktur. Bu konuda taksirli insan öldürme (TCK m. 85) ve taksirle yaralama (TCK m. 89) suçları ilk akla gelen örnekler olmakla birlikte TCK sınırlı da olsa bazı suçların açıkça taksirli şeklinin cezalandırılmasını benimsemiştir. Bu bağlamda;
    - taksirle öldürme ( m.85),
    - taksirle yaralama ( m.89),
    - taksirli iflas (m. 162),
    - genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokulması (m.171),
    - atom enerjisi ile taksirle patlamaya sebebiyet verme (m.173/2),
    - trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma (m. 180),
    - çevrenin taksirle kirletilmesi (m. 182),
    - zehirli madde katma suçunun taksirle işlenmesi (m.185/2),
    - "çocuğun soy bağını değiştirme" suçunun taksirle işlenmesi (m.231/2),
    - taksirle askeri tesislerin tahribine neden olmak (m.307/3),
    - savaş zamanında yükümlülükleri taksirle yerine getirmeme ( m. 322/2),
    - devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri taksirle açıklama (m. 329/3),
    - yasaklanan bilgileri taksirle açıklama (m. 336/3) ve
    - taksir sonucu casusluk fiillerinin işlenmesi (m.338) suçlarını 22. maddenin 1. fıkrası uyarınca açıkça düzenlemiş bulunmaktadır.


    Hareketin İstenilmiş Olması, Sonucun İse İstenilmemiş Olması
    Taksirin varlığı için öncelikli olarak tipik maddi fiilin fail tarafından doğrudan ve dolaylı olarak istenmemiş olması gerekir. Zira kasttan söz edebilmek için tipik maddi fiilin bilinmesi ve istenmesi gerekir. Kast ile taksiri birbirinden ayıran en önemli unsur taksirde sonucun istenmemiş olmasıdır. Davranış iradi olmakla birlikte sonuç istenmemiş olmalıdır. Sonucun öngörülmesi isteme anlamına gelmez. Bununla birlikte TCK, taksir tanımında sonucun öngörülmemiş olmasına vurgu yapmaktadır. Bilindiği üzere kast, fiilin, bütün unsurlarının bilinmesi ve istenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu itibarla suçun varlığı için gereken unsurlardan sadece birinin dahi bilinmemesi veya istenmemesi ya da hukuka uygunluk nedenin hata sonucu var zannedilmesi durumunda artık kast söz konusu olamayacak, olsa olsa artık taksirin söz konusu olabileceği açıktır.


    Davranış Kurallarının İhlal Edilmesi
    Taksirin varlığı için aranan bir başka unsur, istenmeyen zararlı sonuçları önlemeye yönelik davranış kurallarının ihlal edilmesidir. Bu davranış kuralları, insan davranışlarının başkalarına ait varlıklar bakımından yaratabileceği sınırsız tehlikeli veya zararlı durumları, önlemeye ya da bu tehlikeleri sosyal yönden kabul edilebilir sınırlar içinde tutmayı amaçlamaktadır.
    Zararlı sonuçları önlemeye yönelik davranış kuralları kaynak açısından iki grupta toplanabilir. Buna göre, davranış kuralları, yazılı davranış kuralları ve yazılı olmayan davranış kuralları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Yazılı davranış kuralları, yetkili makamlar tarafından konulan nizam, emir ve talimatlar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Belirtelim ki, bu davranış kurallarının mutlaka resmi otorite tarafından konulması gerekmemektedir. Uyulması zorunlu olması kaydıyla, özel kişilerin koydukları kurallara uyulmaması durumunda da taksirli sorumluluk söz konusu olabilecektir. Örneğin, inşaat sektörüne veya değişik sanayi faaliyetlerine ilişkin çalışma yaşamını ilgilendiren kurallara uyulmaması durumunda taksirli sorumluluk gerçekleşebilir.


    Dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali, ...

    Taksir kalıplarına 765 sayılı mülga TCK, özel hükümlerde taksirli adam öldürme ve yaralama suçlarında yer vermişti. Bunlar, dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslek ve sanatta acemilik, nizamat ve emirlere riayetsizliktir.
    Tedbirsizlik, ortak tecrübenin yüklediği tedbir görevini ihlal ederek belli bir zararlı sonucun gerçekleşmesine engel olabilecek tedbirleri alamamaktır. Burada ihmali bir davranış söz konusu olup, ortak tecrübenin yüklediği tedbir görevinin ihlali söz konusudur.
    Dikkatsizlik (özensizlik), ortak tecrübenin yüklediği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak icrai bir davranışla ortaya çıkan davranış biçimidir.
    Meslekte acemilik, belirli bir meslek mensubunun kanun, nizam, örf ve adet kuralları uyarınca icra ettiği meslek veya sanatla ilgili sahip olması gerekli bilgilerden yoksun olmaktır.
    Nizamat ve emirlere riayetsizlik ise, bireysel veya sosyal bir faaliyeti düzene sokmak amacıyla yetkili merciler tarafından konulmuş kurallara aykırılıktır.


    Örnekler; Mağdurun kusurlu davranışı söz konusu olursa, zararlı sonucun gerçekleşmesine hem failin hem de mağdurun taksirli davranışı etkili olursa failin sorumluluğu varlığını sürdürür. Yok eğer sonuç tek başına mağdurun kusurlu davranışı sonucu meydana gelmiş ise, artık failin davranışı ile sonuç arasında nedensellik bağı olmadığından, failin sorumluluğu söz konusu olmayacaktır. Yargıtay'a göre, kaldırımda açılan kuyuya gece karanlığında düşen kızını kurtarmak için iradi olarak atlayan babanın ölümü ile failin kuyu açma davranışı arasında nedensellik bağı bulunmaktadır. Zira çocuğun babası kuyuyu ve kızının bu kuyuya düştüğünü görmüş, buna rağmen kendi iradi davranışı ile kuyuya atladığından, failin tedbirsizlik olarak nitelendirilebilecek davranışından söz edilemez. Kuşkusuz çocuğun kuyuya düşmesi sonucu ölümünden gerekli tedbirleri almaması nedeniyle taksirli olarak sorumludur.

    Yargıtay da kararlarında taksirli sorumluluk için nedensellik bağının varlığını aramaktadır. Gerçekten Yargıtay'a göre, taksirli suçlarda nedensellik bağının varlığı için, failin hareketinden bağımsız bir etkenin sonuca tek başına neden olmaması gerekir. Sonucun tamamen mağdurun kusurlu hareketinden kaynaklanması halinde bir başkasını sonuçtan sorumlu tutma olanağı bulunmamaktadır. Yargıtay CGK, nedensellik bağını değerlendirdiği 11.04.1994 tarihli kararında, "sanıkların temel hafriyatı sırasında gereğinden fazla açtıkları bu çukuru doldurmayarak, su ile dolmasına sebebiyet vermeleri ve bu sudan inşaatta yararlanmaları nedeniyle kurutmayı düşünmedikleri, etrafında da başkalarının bu suya girmemesi veya düşmemesi için koruyucu önlem almamaları sebebiyle, iradesiyle de olsa suya girerek boğulup ölen maktülün ölümü ile sanıkların eylemi arasında nedensellik bağı bulunmaktadır."


    Taksir Çeşitleri;

    Basit Taksir ve Bilinçli Taksir
    5237 sayılı TCK, yukarıda işaret edildiği üzere, hem basit taksiri hem de bilinçli taksiri tanımlamış bulunmaktadır. Buna göre, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi durumunda basit taksir söz konusu olacaktır. Taksirin basit şeklinde failin dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle öngörülebilir bir sonucu öngörmemesi söz konusudur.

    Basit taksirde, fail, dikkat ve özen göstermiş olsaydı zararlı sonucu öngörebilecek ve dolayısıyla sonuç gerçekleşmeyecektir. TCK'nun tanımları dikkate alındığında, failin iradi hareketi sonucu öngörülebilir bir zararlı sonucu öngörmediği durumda basit taksir,

    öngördüğü sonucu istememiş olması durumunda ise, bilinçli taksir söz konusu olacaktır.


    TAKSİRLİ SUÇLARDA İŞTİRAK VE TEŞEBBÜS

    TCK, taksirli suçlarda iştirakin mümkün olmadığını açıkça belirtmiştir TCK'na göre, " birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası, kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir." Bu durumda, artık taksirli suçlara iştirak olup olmayacağı tartışması pratik değerini yitirmiştir.

    Her bir fail, kendi kusuru oranında ayrı ayrı işlenen taksirli suçtan sorumlu olacaktır.


    Örnek; Hekim hastasının ölümüne yol açmışsa ve hâkim 2 yıldan başlayan cezanın asgari haddinden ceza tayin etmişse (TCK 85/1), bu takdirde bu cezanın ertelenmesi mümkündür. Bunun için, Türk Ceza Kanunu’nun 51/1. maddesine göre hekimin “daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması” ve “suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması” gerekir. Cezanın ertelenmesi mağdurun uğradığı zararın giderilmesi koşuluna bağlanabilir (TCK 51/2). Cezası ertelenen hekim hakkında hâkim, “bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirler”. Hekim bu süre zarfında kasıtlı bir suç işlemediği takdirde, cezası infaz edilmiş sayılır ve bu suçtan dolayı artık cezaevine girmesi söz konusu olamaz (TCK 51/8). Ancak hekim bu süre içinde kasıtlı bir suç işlerse, ertelenen cezanın kısmen veya tamamen cezaevinde çektirilmesine karar verilir (TCK 51/7) (Ayrıca yeni suçtan dolayı verilecek ceza da bu cezaya eklenecektir). Görüldüğü gibi, taksirle bir kimsenin ölümüne neden olan hekim, olağanüstü bazı durumlar söz konusu olmadığı müddetçe, cezanın asgari haddinden cezalandırılır ve bu ceza ertelenir. Böylece hekim cezaevine girmez. Ancak cezanın infaz edilmiş sayılacağı sürenin bitimine kadar hekim, bazı haklardan yasaklanacaktır.


    Taksirle Öldürme
    TCK MADDE 85. - (1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    Takdiri indirim nedenleri
    TCK MADDE 62. - (1) Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı hâlinde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine, müebbet hapis; müebbet hapis cezası yerine, yirmibeş yıl hapis cezası verilir. Diğer cezaların beşte birine kadarı indirilir.
    (2) Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri kararda gösterilir.
    HÜKMÜN AÇIKLANMASI VE HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI
    CMK 231/5) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl* veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
    CMK 231/(6) (Ek fıkra: 06/12/2006 - 5560 S.K.23.md) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
    a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
    b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
    c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.
    Bu kanun maddelerini dikkate aldığımızda müvekkilinize atılı suçun alt sınırı 3 yıldır. Müvekkiliniz raporlara göre kusurlu ise, mahkeme ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşacak ve vicdani kanaatine göre bir karar verecektir.
    Bir an için iyimser düşünerek, Mahkemenin alt sınırdan uzaklaşmayarak müvekkiliniz hakkında alt sınır olan 3 yıl hapis cezası verdiğini ve TCK m.62'deki takdiri indirimi de uyguladığını varsaydığımızda bile verilecek ceza 2 yılın üstinde kalacaktır. CMK 231/5'e göre, HAGB'na karar verilebilmesi için verilen cezanın 2 yıldan az olması şartının bulunması karşısında, müvekkiliniz hakkında HAGB'nın uygulanamayacağı kanaatindeyim.


    Taksirle yaralama suçunda TCK suçun işlenmesi sonucu ortaya çıkan netice ve suçun yaptırımı konusunda üçlü bir yarım yapmıştır. Buna göre eğer taksirleme yaralama fiili sonrasında;

    Mağdurun vücudunda acı meydana gelmişse veya sağlığı ya da algılama yeteneği bozulmuşsa verilecek ceza 3 ay ila 1 yıl hapis cezası veya adli para cezası olacaktır. Suçun bu basit hali için mağdurun, taksirle yaralama fiili sonucu canı yanması dahi suçun oluşumu için yeterlidir mutlaka sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulması gerekmez.

    Eğer taksirle yaralamak fiili sonucu mağdurun duyularından veya organlarından birisinin işlevinin sürekli zayıflamışsa, kemik kırılmasına, konuşmada sürekli zorluğa, yüzde sabit ize, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, veya hamile bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına neden olduysa bu durumda ceza 4.5 ay ila 1.5 yıl hapis cezası arasında olacaktır.

    Taksirle yaralama fiili sonucunda, mağdurun İyileşme olanağı bulunmayan bir hastalığa yakalanmasına veya bitkisel hayata girmesine, duyularından veya diğer organlarından herhangi birinin işlevinin yitirmesine, konuşma ya da çocuk yapma yeteneğinin kaybolmasına, yüzün sürekli değişmesine ya da hamile bir kadının çocuğunun düşmesine neden olduysa suçun cezası 6 ay ile 2 yıl hapis cezası arasında tayin edilecektir.


    Tuzla Gemi Endüstri Anonim Şirketi’ne ait tersanede, 23 Şubat 2014’te meydana gelen kazada Tamer Şeyhun adlı 34 yaşındaki işçi, ayaklarının arasındaki gezer vincin aniden hareket etmesi sonucunda vinçle kızak havuzu arasındaki korkuluklara sıkışmış, ardından dört buçuk metre yükseklikten güverteye düşerek ağır yaralanmıştı. Şeyhun, kaldırıldığı hastanede 15 Mart 2014’te ölmüştü.

    Örnek; Bilirkişi incelemesi sonucu, tersanede iş sağlığı ve güvenliği kültürü ve iş organizasyonunun oluşturulamadığı, ikaz-uyarı cihazları ve gezer vincin bakımlarının yapılmadığı için S.S.’un ölümüne sebebiyet verildiği anlaşıldı. Bu nedenle işveren vekili M. T., lojistik sorumlusu Ö.A., armatör V. S., koordinasyon sorumlusu A. A., Proje müdürü Güney Erhan hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesine göre “taksirle ölüme sebep olma” iddiasıyla iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
  3. Aynur Kayapınar İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    80755
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Kimya Mühendisi
    Amin çok sagolun bilirkişi raporu gelirse bilgi verecegim
  4. Aynur Kayapınar İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    80755
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Kimya Mühendisi
    Selman bey ben ceza alırmiyim acaba ben ne yapmisim her eğitimi tam her şey tam herkesin peşinden nasıl kosacagiz.
  5. Talha Taflıoğlu Gruplar Koordinatörü

    • Site Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    118179
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    ERPİLİÇ Entegre Tesisleri
    Bilirkişi raporu önemli. Kusuru hangi oranda dağıtacağı önemli. Hakim zaten ayrıca bir çaba sarfetmez rapora göre hüküm verir. Bilirkişi raporunu takip edin duruma göre itiraz edersiniz. Gerisini zaman gösterecek.
  6. Selman Doğan Serbest Kürsü

    • Bölüm Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    28982
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Bireysel Uzman
    Aynur Hanım,
    Talha bey güzel özetlemiş. Talha Bey'in dediği gibi ÖNEMLİ OLAN BİLİRKİŞİ RAPORU. Sizinle ilgili eksik tespitler hatalı ise itiraz ediniz. Evraklarınızın bir nüshalarını dava süresince elinizde bulundurun. Taksir konusunu yukarıda anlatmıştım. İlkinde asli kusurunuz çıkmazsa sıkıntı olmaz. Asli kusur çıkarsa rücü ve tazminatlar konusunda size de maddi ceza gelebilir. Hapis cezası almazsınız diye tahmin ediyorum(olayın içeriğini tam bilmediğimden. Ama para cezası alabilirsiniz. AllahC.C. yardımcınız olsun. Keşke elimizden bir şey gelse. Ama özelden de mesaj atabilirsiniz.
  7. bayramdagli İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    1234
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    HERŞEY TAM İSE MERAK ETMEYİN BİLİRKİŞİ SİZE KUSUR VERMEYECEKTİR. TESPİT ÖNERİ DEFTERİ ÖNEMLİ EN SON ZİYARET TARİHİ DEFTER KABUL EDİLMEKTEDİR
  8. Rıdvan Aksoy İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    selam
    para cezası nedir? kim şimdiye kadar para cezası yemiş bizleri aydınlatırsanız sevinirim.benim anladığım kadarıyla para cezasının yenmesi mümkün görünmüyor.taksirden dolayı orana göre ceza olabilir sadece.
  9. öznur furkan İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    sgk'nın rücu etmesi mi kast ediliyor acaba
  10. Nilay Akkan İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    108955
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Aynur hanım öncelikle çok geçmiş olsun umarım bilirkişi raporunda sizde kusur bulunmaz da bir sorun çıkmaz.
    Sistem ne kadar acımasız, ecel dediğimiz bir durum var. Her ne kadar önlem alınsa da maalesef kazalar ve ölümler gerçekleşebiliyor. Ancak suçlusu bizler oluyoruz ve biz yargılanıyoruz. Elbetteki hatamız ve eksikliğimiz var ise cezası verilmeli, ancak öyle bir duruma geldik ki şahsen risk analizi yaparken paranoyak gibi acaba bu da olur mu olur olur yazayım diye davranıyorum. Allah yardımcımız olsun işimiz gerçekten zor. Taşın altına elini koymak bu olsa gerek...
  11. may İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    97554
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    geçmiş olsun,
    1-mahkemede hakim savcı vs, sizi ne kadar itham ederse etsin, veya karşı tarafın avukatları size hakarette etse sakın sinirlenmeyin, kızmayın tepki vermeyin savunmaya odaklanın
    2- bu işte iyi bi avukat bulun
    3-hakime her seferinde işinizi tam yaptığınız , belgelerinizin eksiksiz olduğunu,eğitim tutanaklarınızı, tespit öneri ve kurul defterinizin mahkemeye delil olarak konmasını isteyin(tabiki tamsa)
  12. Aynur Kayapınar İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    80755
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Kimya Mühendisi
    aynı gün ifade vermeye gittiğimde rd hariç ,polis savcıya evraklarımı taradı gönderdi.bunun üzerine de denetimli serbestlik dendi.mahkeme olunca da ifademde yazılı söylediğim gibi sözlü olarak da söyleyeceğim