1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Kelimelerin sihirleri

Konusu 'Edebiyat ve Kitap' forumundadır ve Koray Pehlivanoğlu tarafından 16 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Dolap

    Kelimenin kökeni için kimi kaynaklar Akadca kimi kaynaklar Aramice diye belirtmiş. Akadca dālu/dalū; Dönmek, dolanmak. Aramice de ise; dwal, dawlā דְּוַל, דַוְולָא kova, sulama çarkı, sulama düzeneği anlamları var.

    Bu dillerden Farsaça'ya geçtiği düşünülüyor. Farsça; dolāb دولاب 1. su çarkı, 2. her türlü mekanik çark, hile, dolandırıcılık, 3. kiler, erzak deposu olmak üzere üç farklı anlamda kullanılmış.

    Kelime Farsça'dan Arapça'ya geçmiş. Arapça dūlāb; çark, teker, mekanizma, eşya ve evrak dolabı demek.

    İlk Türkçe kullanımı 1330 yılı. Aşık Paşa'nın Garib-name adlı eserinde geçmiş. Su çarkı ve kuyudan su çekme anlamında kullanılmış.

    1680 yılında anlam değişimi olmuş Meninski sözlüğünde anlamı 1- Düzen, kumpas, dolandırıcılık 2- içine eşya konulan mahfaza

    Şu an daha çok ikinci anlamı üzerinden kullanıyoruz bu ilginç kelimeyi.
  2. A.Sait Külekçi İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    46434
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Değişik bir ilgi alanı,
    güzel bir çalışma.
    eline sağlık uzmanım
  3. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Yeni kelimemiz; Penaltı

    Kelimenin kökeni eski yunancadan gelme; oinē ποινη kan bedeli, kısas, demek.

    Latince'de ise poena bir suça karşılık ödenen cereme, ceza, kan bedeli demek.

    Buradan avrupa dillerine geçmiş. İngilizce; penalty 1. her çeşit ceza, 2. futbolda ceza atışı

    Fransızca; pénalité hukuk dilinde ceza

    Türkçeye 1929 yılında bir futbol terimi olarak Britanya üzerinden gelmiş.

    Her penaltı sonrası seyircinin tepkisi düşünülürse sanki bir futbol kuralından çok ilk kökenindeki kan bedeli anlamı daha baskın gibi görünüyor. :)
  4. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; İstiklal

    Kelimenin kökeni arapça istiḳlāl إستقلال; farklı anlamları var; 1- Küçümseme, hiçe sayma, 2. özellikle bir hükümdarı hiçe sayarak itaati reddetme, isyan etme, bağını koparma, 3. başka hükümdar tanımaksızın hüküm sürme, hükümranlık

    Kelimenin ilk kullanılış dönemlerinde anlamı pek iyi değil. Daha çok isyancıları, ayaklanmacıları suçlamak için kullanılmış. Dirlik düzeni bozucu bir anlam taşımış. 15 yüzyıldan itibaren ise kim zorba krallara karşı çıkan ayaklanmalarla birlikte kısmen olumlu bir içerik kazanmış.

    19 yüzyıldan sonra ise dünyanın değişen politik iklimiyle birlikte daha çok isyan ve isyan etme anlamları kazanmış.

    Kelimenin nasıl olupta "bağımsızlık" anlamı taşıdığı bir muamma.

    Bağımsızlık kelimesi eski türkçe bağ kökünden geliyor. Bağ; düğüm akit ittifak demek. Kelime cumhuriyet döneminde oradan türetilmiş. Yani bir akti, ittifakı ve bağı olmayan. müstakil demek.

    İstiklal kelimesiyle bağımsızlık kelimesinin bir bağı yok gibi. Belki zorlanırsa isyan edip bağını koparmak vs denir ama iki kelimeyi böyle birbirinin yerine kullanmak zor.
  5. Aygün Bentürker İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    11423
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    "Kelimenin ilk kullanılış dönemlerinde anlamı pek iyi değil. Daha çok isyancıları, ayaklanmacıları suçlamak için kullanılmış. Dirlik düzeni bozucu bir anlam taşımış. 15 yüzyıldan itibaren ise kim zorba krallara karşı çıkan ayaklanmalarla birlikte kısmen olumlu bir içerik kazanmış."
    Belki de bize isyanı kötü öğrettiler.Belki de isyan hayatın dinamiği.
  6. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bütün isyanlar için iyi yada kötü demek mümkün değil. Bir kısmı isyan ettiklerinden yıktıklarından daha zorba ve totaliter bir hale dönüşmüş. Bir kısmıda gerçekten gelişmenin ilerlemenin önünü açmış. O yüzden genellemeyip tek tek ele almaktan yanayım.

    Kendi adıma toplumsal dönüşümlerde evrimi tercih ederim.
  7. Aygün Bentürker İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    11423
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    o zaman yeni sözcüğümüz evrim :)
  8. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi istek üzerine Evrim ve anlamını tam ortaya çıkarabilmek için Devrim. Yani bu gün iki tane

    Evrim kelimesinin kökeni Uygurca ilk yazılı kaynak 1000 yılına ait. Kelimenin kökü evir yada tevir; döndürmek, çevirmek anlamında evirmek olarak kullanılmış.

    1935 yılında kökü türkçe olmayan kelimeleri atma çılgınlığı döneminde arapça tekâmül ve inkışaf kelimerinin yerine ikame edilmiş.

    tekâmül arapça takāmul تكامل ; gelişme olgunlaşma ve kemale erme anlamında

    İnkişaf
    إنكشاف ; açılma ortaya çıkma anlamında.​

    Devrim; eski türkçe devir kökünden türetilmiş. Devvirmek, zorlamak anlamında. Buda arapça inkılap ve ihtilal kelimelerinin yerine üretilmiş. Üretim tarihi 1934​

    İnkılap​
    إنقلاب; altüs olma, tepetaklak olma​

    İhtilal iχtilāl إختلال karışıklık, fesat, bozgun​

    1900'lü yıllarda dünyaya yayılan marksizmin yeniden gündeme getirdiği iki kelime evrim ve devrim kelimeleri. Evrim gelişme ve olgunlaşma ile kendi doğallığında, akışında bir değişimi ifade ederken. Devrim ise değişimin dönüşümün zorla ve hızla olmasını ifade ediyor.​
  9. Aygün Bentürker İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    11423
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    "Koray P. - Kendi adıma toplumsal dönüşümlerde evrimi tercih ederim."Toplumsal dönüşümlerdeki evrim ,biyoloji biliminde kullanılan evrim gibi mi ? Kullanılan toplumsal davranışların insanlar üzerindeki kalıcılığı gibi mı ?
  10. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Sanırım öyle toplumlar zaten biz farkına varmasakta hızlı bir evrim geçiriyorlar. Örneğin ABD için 40-50 yıl önce siyahlarla beyazların aynı okula gitmesi bile sorunken bu gün siyah bir başkanları var bunun gibi yüzlerce örnek verebiliriz.

    Kendi doğallığında, kendi akışında maddi dünyanın insanları, toplumu kültürü değiştirmesi denebilir.

    Konumuz dil. Dillerin evrimi de bu şekilde sürer. Kelimeleri yasaklayarak yada bir odaya toplanıp kelime üreterek yapılamaz. vs vs :)
  11. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi İhtiyar

    Kelimenin kökeni arapça; iχtiyār, إختيار; Seçme, terhih etme ve seçim anlamı var. Bir diğer anlamı ise seçme yeteneği olan, özgür iradeyle seçebilen demek. Bugünde adını kullandığımız ihtiyar heyeti'de Seçim kurulu anlamına geliyor.

    Türkçede ilk kez yukardaki anlamıyla 1341 de kullanılmış.

    Arapçada ihtiyar sözcüğünü karşılayan bir başka kelime daha var. ṣāḥibu'l-iχtiyār صاحب الإختيا ; Bu anlamı da seçme hakkına sahip reşit birey demek.

    Bu sözcüğün nasıl olupta seçme, seçilmeden yada seçme iradesi olandan yaşlıya evrildiğini ben bilmiyorum.

    1680 yılında Meninski sözlüğünde İhtiyar için yaşlı, kocamış anlamı verilmiş.
  12. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Yeni kelime; Sayın

    Kelimenin kötü sa, eski türkçeden gelme. Sa; Saymak, itibar etmek anlamında. 1070 yılında Divan-i Lugat-it Türk'te geçmiş. Farklı tarihlerdeki sözlüklerde hem itibar hemde sayı sayma anlamlarını üstlenmiş, Sa nın eski türkçede yer almayan Y eki ile . Say haline gelmesi 15. yüzyılın sonunda olmuş.

    1935 yılında Dil devrimi döneminde say-ın dolaşıma sokulan bir kelimedir. In ekinin eklenmesi türkçede olmayan keyfi bir eklemedir. Muhterem, değerli anlamında kullanılan ve kullanımı kabul görmüş bir kelime.
  13. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Komedi

    Kelime eski yunancadan gelme kōmos κώμος; Köy eğlencesi, festival demek

    Buradan italyanca ve fransızcaya geçmiş. İt commedia / Fr comèdie güldüren oyun

    Türkçeye fransızca üzerinden gelmiş. İlk yazılı tarih 1720 Yirmisekiz Mehmet Çelebi'nin Paris seyahatnamesi'nde geçiyor
  14. A. Onur Sevinç Çeviri Grubu

    • Çeviri Grubu
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Cummins Makina

    Şimdi Yunanlar demişte yalan mı demiş ? Tabiki yunanın dediğini alacağız, anlam ağır/yoğun ve manalı. Böyle kelimeleri bekliyoruz :D
  15. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Şempanze

    Kelime Angolada bir yerli dili olan Tshiluba dilinden gelme; kivili-chimpenze; yani taklit insan yada insan taklidi demek..

    O dilden 18. yüzylda fransızcaya geçmiş; chimpanzé ; bir tür büyük maymun.

    1894 yılında da fransızcadan türkçeye geçmiş; şempanze
  16. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Yeni kelimemizi soyadımın anlamını merak ederken keşfetmiştim. Pehlivan

    Milattan önce 3. yüzyılda iranı istila eden ve 450 yıl iktidarda kalan Part kavminden insanlara o zamanki part dili olan Sogd'ça da pahlawānī denirdi. Sogdça'dan eski farsçaya parθava olarak geçen bu kelime orta farça döneminde pahlavīk şeklini aldı.

    Günümüz farça'sında kelime pahlavān پهلوان bahadır, yiğit, savaşçı olarak kullanılmaktadır.

    Türkçe kullanımı 1377 "kıssas'i yusu"ta pehlevān olarak geçmektedir. Anlamı yine farsçadaki gibi bahadır, yiğit anlamındadır. Güreşçilere pehlivan denmesi sadece bir övme amacı taşır
  17. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Bu günün kelimesi; Aşk


    Aşk nedir?​


    Aşk, sevgilinin çarpık bacaklarını düz görmektir demiş şair. İşte büyük düşünürlere göre aşk nedir?​
    Aristo: "Sevmek acı çekmektir, sevmemek ölmek. Sevmek zevktir ama yalnız sevilmenin hiçbir zevki yoktur"​
    Augustinus: "Sevgi ruhun güzelliğidir."​
    Franz Xaver Von Baader: "Özgürlük aşk değildir, yalnız aşkın kapısıdır."​
    François Bacon: "Büyük insanlarda, liyakat sahibi olanların kendilerini budalaca aska kaptırdıkları görülmez. Büyük ruhlar ve büyük isler askla uzlaşmaz"​
    Bailey: "Aşk dünyanın en tatlı mutluluğu ile en derin acısından yaratılmıştır"​
    Balzac: "Aşk yaşamında kadın, ancak hünerli bir çalgıcının elinde dile gelen bir lir gibidir. Kadınlar bizleri sevdikleri zaman her suçumuzu bağışlarlar"​
    Basta: "Erkek az fakat sık sever, kadın ise çok ancak bir kez sever"​
    Jeremy Bentham: "Aşk hazzı, dostlukla duyu hazlarından yoğrulmuştur"​
    Bulor: "Aşk cennetin dilinden bize kalan tek andır"​
    Antoine Bret: "aşkın ilk soluğu mantığın son soluğudur"​
    Jacob Boehme: "İstek, hareket/genişleme, yön veren tezlere bilgelik eklendiğinde aşk olur"​
    La Cordaire: "Aşk her şeyin başlangıcı, ortası ve sonudur"​
    Dante: "Geniş varlık denizinin her yanında geniş bir aşk akışı vardır. Fiziksel devinim, bitkisel yasam, zihinsel yasam... hep evrensel aşkın derece derece yükselen aşamalarını oluşturur. Aşağı derecelerinde yanılmayan aşk, akılla aydınlandığı zaman iyilik ve kötülüğe eğilim kazanır. aşk kusursuz olmayan iyiliklerin üzerinde de vardır. Hatta irade, hile ve şiddet kullanmak yoluyla bir başkasının kötülüğüne çalışmış olsa bile yine aska uyar. Kötülükler asktan uzaklaşma oranında bir takim derecelere sahiptir ve kötülük aska yaklaşmak için sarf ettiği üç oranında erdeme yaklaşmış olur... Cehennem bile adalet kadar aşkın eseridir."​
    Eugene Delacroix: "Aşkı anlatabilmek için yeryüzünde var olan dillerden başka bir dil ister"​
    Descartes: "Bir şey kendimiz için iyi, yani uygun gibi sunulmuşsa ona karşı aşk duyarız."​
    Duclos: "Aşk bıkılmayandır. Her şeyden bıkılabilir ama asktan ... hayır"​
    Epiktet: "Hareket etmenin nedeni 'istek' ve 'sevmektir', bu ise düşünmektir. aşk tutkudur. İyi ya da kötünün ne olduğunu fark edemeyen insan nasıl sevebilir"​
    Epikür: "Bilge olan evlenmez. Evlense bile aşkın vehimlerine kapılmaz... Bir uygarlığın yetkinliği ve insanlığı ancak kardeşlik ve sevgiyle olasıdır."​
    Douglas Ferrola: "Aşk kızamığa benzer, insan ne kadar geç yakalanırsa o kadar ağır geçer"​
    Faulkner: "Aşkı kitaplara soktukları iyi oldu, yoksa belki de başka yerde yasayamayacaktı."​
    Fenelon: "Sevmeden yasamak yasamak değildir. Az sevmek ise sürüklenmektir."​
    Feuerbach: "varlık sezginin, duyunun ve aşkın bir sırrıdır. Bu kişi, bu şey yani bireysel, yalnız duyumda, yalnız askta, mutlak bir değere sahiptir. Sonlu ve sonsuz orada bulunur. aşkın sonsuz derinliği ve aşkın gerçeği, bununla yalnız bununla kaimdir" "... En derin ve en yüce gerçekler duyumlarda saklıdır. Böylece genel olarak başımız dışında bulunan birnesne varoluşun gerçek ve ontolojik belgesi aşktır, varoluşun asktan ve duyumdan başka belgesi yoktur."​
    Costance Foster: "Sevgi bizi zamanın yıkımından koruyan yıkılmaz bir kaledir"​
    François M. C. Fourier:
    1) Geçici ya da keyif verici asklar ki, bu oyuncular, kahpeler, arsızlık aşkları gibi şekillere ayrılır.
    2) Az çok bir süresi fakat kısır asklar ki, bunlar gözde aşklardır.
    3) yalnız bir çocuk doğurtan geçici asklar ki, bunlar dölleyen aşklardır.
    4) Karılar ve kocalar aşkıdır ki, bu iki tarafın isteği ile yıllarca sürer ve bir çok çocuk dogurturur. Fakat bunlar birbirleriyle yaşayıp yasamamakta serbesttir."​
    Freud: "Yaşam belirtisinin kökeninde duygulanma; duygulanmanın da temeli aşktır"​
    Geraldy: "Erkeğin yaradılışında sevmek yoktu. Ona aşkı öğreten kadındır"​
    Geothe: "Sevilenin kusurlarını hoş görmeyen sevmiyor demektir"​
    Efes'li Heraklitos: "Duyu organları akilsiz ruhlara hizmet ettikleri zaman kötü tanıklardır. Eşek samani altına tercih eder; köpek tanımadıklarına havlar. Domuz için çamur saf sudan daha değerlidir. Deniz suyu ister temiz ister kirli olsun, balıklar için kurtarıcı insanlar için uğursuzdur."​
    Victor Hugo: "Aşk bir deniz, kadın onun kıyısıdır."​
    Paul Henri D. Holbach: "İnsanlara kendi akıllarına saygı duymaları ve cesur olmaları telkin edilmeli ve kendileri için arkasından koşması gereken hayallere gereksinimleri varsa, doğruluk, iyilik ve barış sevgisini benimsemeleri öğretilmelidir"​
    Holty: "Aşk kulübeyi altından bir saraya benzetir."​
    Albert Hubbart: "Aşk yaşamdır deriz, ancak umutsuz inançsız aşk ölümden beterdir."​
    Konfüçyus: "Dinsel erdem, insanlığı sevmekle olanaklıdır. Bu sevgi hissi, aileden toplumdan hükümete dek karşılıklı olarak uzamalıdır"​
    François La Rocheffoucauld: "Tüm duygularımız ve tutkularımız rastlantı ve çıkarın eseridir ve bizim erdem, aşk, karşılık beklemezlik dediğimiz şeyler de hoşgörülerden başka bir şey değildir. Adalet aşkı nedir? Adaletsizlik ıstırabından korkmaktır. aşk sahip olduklarımızın bizden alınması korkusudur. aşk duyuların bir hummasıdır."​
    Mevlana: "Bir aşkı başka aşk söndürebilir. Askta ne yükseklik, ne alçaklık, ne de akillilik ve akilsizlik vardır. Hafızlık, şeyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, aşağılık ve rintlik vardır. İnsanin toprağını aşk şebnemi ile yoğurdukları için alemde yüzlerce fitne ve kargaşalık peyda olur. aşkın yüzlerce neşteri, ruhun damarlarına sokuldu ve oradan gönül adi verilen bir damla aldı... aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı."​
    Moliere: "Kadınların büyük tutkusu aşkı ilham etmektir. İnsanı aşkın güzellikleri yaşatır."​
    Montaigne: "Aşk utanma ve çekinmenin olduğu yerde vardır."​
    Mu-Ti: "Kim başkasını severse kendisi de sevilecektir. Başkalarını kazandırmış olan kendisi de kazanmış olacaktır. Tüm insanlar kendileri arasında karşılıklı bir sevgi hissederlerse, güçlüler zayıfları avlayamazlar, sayıları çok olanlar daha az sayıdakileri, baskıları altına alamazlar. Zenginler yoksulları asla baskıları altına alamazlar, usta olanlar da beceriksizlerle alay edemezler. Sevgide tarafsızlık, kişisel sevgide yanılmayı önler; tarafsız sevgi kişisel sevginin de güvencesidir."​
    Newton: "Aşk köprü kurmaktır. İnsanlar köprü kuracaklarına duvar ördükleri için yalnız kalırlar."​
    Robert Owen: "İnsana karşı sonsuz bir sevgi ve şefkat duyabilmek için dinsel inançlardan kurtulmak gerekir."​
    Pascal: "Aşk iradenin ereğidir. Her çeşit dışsal emir ve baskılardan çok usa uymak gerekir. İradenin ereği olan bu asktan başlayıp tutkuda sona eren bir yasam mutludur. Bunlardan birini seçmem gerekse 'aşk’ı yeğ tutarım. Biz aşk karakteri ile doğarız. aşk ruhumuz yetkinleştikçe gelişir ve bizi güzel görünen şeye sürükler. Bundan sonra artik bizim bu alemde sevmekten başka bir şey için var olduğumuzdan kim kuşkulanır? ... aşkın konusu güzelliktir ve insan evrenin en güzel nesnesi olduğu için dışarıda aradığı bu güzelliğin örneğini kendi içinde bulması gerekir. Bu itibarla insan ancak kendisine benzeyeni ve olabildiği kadar kendisine yaklaşanı sever. Sevmeye başlayınca eskisinden bambaşka bir insan olduğumuzu anlarız. Aşktan söz ede ede insan aşık olur."​
    J. J. Rousseau: "Aşk mutluluğunu evlendirdikten sonra da sürdürebilseydik, dünya cennet olurdu. Duygulu gönüller sevginin her türlüsü için duygulu değil mi?"​
    Shakespeare: "Değişiklikle karşılaşınca değişen aşk, aşk değildir... aşk gözle değil ruhla görülür."​
    Madame De Scudery: "İnsan sevmeye başladı mı, yasamaya da başlar."​
    Schiller: "Ey aşk, güzel ve kısasın... aşk insani birliğe, bencillik yalnızlığa götürür."​
    Seneca: "yalnız akilli bir insan sevmesini bilir. Sevip de yitirmek, sevmemiş olmaktan daha iyidir."​
    Stendal: "Aşk, coşku ve tutku olduktan sonra insan hiç sarsılmaz, bunlar olmayınca yasam neye yarar"​
    Cenap Sehabettin: "Kadın olsun, kitap olsun cildine aldanmayıp içindekilere bakılmalıdır."​
    Mark Twain: "Hiç kimse uzun süre evli kalmadıkça gerçek aşkın ne olduğunu anlayamaz."​
    Voltaire: "Aşk bir tablodur, onu doğa çizmiş ve hayal süslemiştir. Tanrı kadınları erkekleri evcilleştirmek için yarattı."​
    Sözlükte "aşk" ne demek?
    1. Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu, sevi.
    2. Tüm varlığıyla sevme durumu.
    3. Sevişme, cinsellik, seks[​IMG]
    Cümle içinde kullanımı​


    Yurt aşkı. Bilim aşkı.
    Gönlüm düştü bu sevdaya / Gel gör beni aşk neyledi.
    - Yunus Emre
    Bütün güzel kadınlar zannettiler ki / Aşk üstüne yazdığım her şiir / Kendileri için yazılmıştır.
    - O. V. Kanık​
    Aşk kelimesinin ingilizcesi​


    n. love, amour, adoration, crush, passion, gallantry
    Köken: Arapça​
  18. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
  19. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    İstek üzerine bu güne bir kelime daha; Aşk

    Kelimenin kökeni aramice; ˁāşaḳ עָשַׁף karışma, haşır neşir olma, bir şeyle uğraşma

    Aramice'den arapçaya geçmiş; ˁişḳ عشق anlamı; şiddetle sevme, şiddetli ve yakıcı sevgi yine arapçada geçen bir başka kelime ile bağlantılı;ˁaşaḳa عشقة 1 sıkıca sarıldı,

    İlk türkçe örnek arapçadan gelme 1300 yılı ˁışḳ

    Meninski sözlügünde 1680 yılında 'aşk olarak geçmiş.
  20. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Selam

    Kelime arapçadan gelme; salām سلام ; . sağ ve sağlam olma, güvende olma, barışık olma, 2. sağlık, selamet, barış, güvenlik

    ilk türkçede kulanımı 1330 Aşık Paşa'nın garipnamesinde geciyor bir karşılama sözü olarak kullanılmış; aleykümselam [ ˁalaykum as-salām] "barış üzerinize"

    Selamınaleyküm'de barış üzerinize olsun diyip temennide bulunmak.

    Vesselam ise bir yemin sözü; barış adına demek.