1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Kelimelerin sihirleri

Konusu 'Edebiyat ve Kitap' forumundadır ve Koray Pehlivanoğlu tarafından 16 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Yeni kelimemiz; Medeni

    Kelime arapçadan gelme ancak arapçada iki ayrı kaynağa da referans vermek mümkün. İlki arapça madanī مدنى ;Şehirli. İkincisi ise yine arapça madīna ͭ مدينة ; Kent ve kent devleti

    17 yüzyılın sonlarına kadar medeni kelimesinden 'şehirl'i anlaşılmış. Osmanlı döneminde genel olarak istanbu için kullanılmış bir kelime. Günümüzde halen bu anlamı kullanılır.

    Latince'de de anlamı aynı civile (kentli, kentsel) , civis (kent, devlet) karşılığıdır. Eski yunancada bilirsiniz bunun yerine polis kullanılmıştır.

    Kelime latinceden fransıczaya geçince fransızca'da anlamı latince köküne yönelmiş; civilisé ; sivil demek.

    Türkçede 1876'a Ahmet Vefik Paşa'nın Lugat-ı Osmani'sin de medeni sözcüğü arapça kentli anlamından fransızca sivil anlamına dönüşmüş. Günümüz türkçesinde medeni yerine uygar kelimesi tercih ediliyor.

    Uygar kelimeside 1934 yılında türkçe kelime üretme furyasında ilk tür devleti olduğu iddia edilen Uygur devletine gönderme yapmak için alınmış.
  2. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Zehir

    Kelimenin kökeni Kürtçe; jahr yada Avesta (zend) dili; jathra olabilir.

    Oradan farsçaya geçmiş; Zahr; Öldürgen, öldürmek, ölüme sebebiyet veren

    Hint avrupa anadiline de ghen olarak geçmiş.

    Türkçede ilk kullanımı 1300 yılı; Zehr
  3. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Bu günün kelimesi; Liyakat..olsun Koray bey..:)
  4. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Genelde bir evrimi olan kelimeleri seçiyorum :)

    Liyakat

    Kelime arapça; liyāḳa ͭ لياقة ; yakışma, layık olma, yine arapça lāḳa لاق ; yakıştı demek

    İlk türkçe kullanılı 1482 Sinan Paşa'nın Tazarruname adlı eserinde geçiyor.
  5. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Alicengiz

    Kelimenin kökü arapça āl آل aile, sülale demek

    1700'lü yıllarda türkçe kullanımı başlamış. Moğol Hakanı Cengiz Han sülalesinden gelen demek.

    1900'lü yıllarda anlam değişmesi olmuş al-i cengiz oyunu; dalavere. dolap çevirmek anlamını almış.

    Muhtemelen 18 yuzyılın sonunda Cengiz han soyundan geldiği dünüşülen kırım ve besarabya hanlarının saray entrikalarını ifade etmek için kullanılmış. Moğol Cengiz Han'a da bir gönderme olabilir.

    Besarabya'da bugünkü Moldova'nın tarihteki adıdır. Prut ve Dinyester nehirlerinin arasında yer alan bölge.
  6. Aygün Bentürker İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    11423
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Türkçenin yeni bir dil olması,doğal olarak türkçe sözcüklerin kökenlerinin ya arapça ya latince ya da fransızca olması sonucunu getiriyor ,en eski olan ve süregelen diller arapça ve fransızca sanırm. Her sözcüğün kökeninin dışardan olması biraz komplekse soktu beni Türkler hiç mi buluş yapamamış diye. Bunun yanında Türkçeyi seviyorum - kolaylıkları çok örneğin Nietzsche deki etzsh = ç :)
  7. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Türkçe de kökeni türkçe olan sözlüklerin oranı %10 kadar. Ama buna takılmamak lazım. Sonuçta başka kökenden de gelse içselleştirmişsek artık türkçedir. Bir dil ırkçılığı olur gerisi zaten. Şu an dünyadaki en zengin ve etkin dil ingilizce
  8. Aygün Bentürker İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    11423
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Dil ırkçılığı- böyle bir kavram oluşması mümkün değildir bence.Zira kültürü zengin olan ülkelerin dilleri de zengin oluyor.
  9. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Evet bu kaçınılmaz bilimde, ekenomide, siyasette, kültürde gelişen ulusların dilleri de zenginleşiyor. Gelecekte bu trende devam ederse, sanırım dünyada herkes anadili kadar ingilizce biliyor olur.
  10. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Avanak

    Kelimenin kökeni ermenice; havanag յավանակ; sıpa, eşek yavrusu demek.

    Orta farsçaya yavānak; yavru, insan veya hayvanın küçüğü olarak geçmiş.

    Farsçada ise yavān/yuvān; genç (civan) olmuş.

    Türkçede ilk kullanımı Ahmet Vefik Paşa'nın Lugat-ı Osmani'de (1876) sanırım gençlerin sık sık hata yapmasını çağrıştırıp, aptal/ahmak kimse olmuş.
  11. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Sıpa

    Kelimenin kökeni için Soğdca yada Avesta (zend) dili diyor kaynaklar. Anlamı at demek. Bu iki kadim dilden diğer dillere geçmiş.

    Farsça; asb, Kürdçe; hesp, Ermenice; asp ասպ, anlamı yine at.

    Türkçe ilk kullanımı 1070 yılı Divan-ı Lagat-it Türk'te geçiyor. Sıp; iki yaşına başmış at demek.

    Kelimenin at anlamından nasıl eşek yavrusuna dönüştüğü bir muamma

    1312 yılında Ebu Hayvan, Kitabü-l İdrak'ta eşek yavrusu olarak alınmış. Ve bu tarihten sonra bizim at eşek yavrusu oluvermiş.
  12. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Yeni kelimemiz Kurban

    Kelimenin kökü ḳrb; yakın olma, hediye verme. Bu kök bütün sami dillerde aramice ve ibranicede ortak.

    Ancak tanrıya sunulan adak anlamı ibranice ve aramiceye mahsus; ḳurbān קרבן

    Büyük ihtimal ibranice üzerinden arapçaya geçmiş; ḳurbān قربان Tanrıya sunulan adak.

    türkçe ilk kullanımı Mukaddimetü'l-edep'te geçiyor 1300 yılına ait.
  13. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi iki tane biri Kurna diğeri istek üzerine Yasemin

    Kurnanın kökeni antik yunanca krounós κρουνός ; çeşme, musluk demek.

    Yunancada ise kruniá κρουνιά lavabo, yalak olmuş.

    Yunancadan Aramice'ye gūrnā ve ermenice guŗn գուռն geçmiş. Hamam kurnası anlamları var.

    Arapça kurn da arapçaya aramiceden geçmiş.

    Türkçe ilk kulanımı 1533 musluk anlamında kullanılmış,

    1680 de Meninski sözlüğü kurna için hamam yalağı anlamını vermiş,

    İkinci kelimmiz Yasemin

    Kelimenin kökeni için iki ayrı kaynak var. Farsça yāsaman/yāsamīn ياسمن/ياسمين güzel kokulu çiçekleri olan bir bitki,

    Ermenice; yasmik > hasmig յասմիկ.. ama farsçadan geçme ihtimali fazla.


    Yunancadan latinceye geçmiş. Bu günki bilimsel adı da latinceden gelme Jasminum spp. Pek çok cinsi olan çiçekli hoş kokulu sarmaşık formunda bir bitki

    image.axd.jpeg
  14. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Çay

    Kelimenin kökeni çince ça'

    Çin'de çok eski bir bitki olan çayı avrupalılar ve ruslar 17 yüzyıldan sonra tanıdılar. Asya ve Doğu Avrupa dillerinde Gwangdong lehçesinden alınan ça' biçimi yaygınken, Batı Avrupa dillerinde aynı sözcüğün Xiamen lehçesinden Holandalı tüccarlar vasıtasıyla alınan biçimi benimsenmiştir.

    Kelimenin farsçası; çāy چاى . çay yapraklarından içecek yapılan bir bitki

    Rusçası çay

    Türkçeye farsça üzerinden geldiği sanılıyor.

    Türkçe sözcük ilk kez Damadzade Ahmed Efendi'nin 1731 tarihli Çay Risalesi'nde yaygın kullanım buldu.
  15. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Yeni Kelimemiz; Jandarma

    Kelime fransızcadan gelme; gendarme silahlı birlik, 2. kırsal polis teşkilatı

    Kelime fransızca gens kökünden türemegens (bir miktar) adam demek. d'arme silahlı adam(lar) demek.

    Bu iki fransızca kökte fransızcaya latinceden gelme. Latince Gens; soy, kavim demek. Yine latince arme ise silah anlamında

    Kelimenin türkçede ilk kullanımı 1879. Osmanlı devleti fransızlardan alıp bir kır polisi (askeri) kurmaya karar verince teşkilatla birlikte bu ismi de almış.
  16. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Bez

    Kelimenin kökeni aramice yada ibranice olabilir; būṣ בוצ beyazlatılmış pamuk veya keten kumaş demek. Bez ile beyaz arasında bir bağlantı olsa gerek.

    Arapça'da bazz بزّ iyi cins pamuklu yada keten kumaş.

    Türkçe de ilk kullanımı Dede Korkut'ta geçer. Beyaz pamuklu kumaş anlamında.

    Eski türkçe de Bez diye bir kelime var uygurcadan gelmiş. Anlamı gudde. kabarcık. salgı organı demek. İki bez birbirine karışınca salgı organı anlamı için Beze kelimesini kullanmışız.
  17. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Pembe

    Kelimenin kökeni farsça panbe پنبه ; pamuk orta farsçada; pambak yine pamuk demek.

    Türkçede ilk görüldğü tarih için Meninski sözlüğü 1680 ylını vermiş. Anlamı farsçayla aynı pamuk demek.

    Kelimenin pamuk anlamından renge dönüşmesi muhtemelen pamuk şeker diye bilinen yiyeceğin renginden kaynaklı. Pamuk şeker rengi yani pembe denmiş olabilir.

    İlk kez renk anlamı da Ahmet Vefik Paşa'nın Lugat-ı Osmani'sinde geçmiş (1876)
  18. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Yeni kelimemiz; Mantı

    Çince mántou 饅頭, Korece mandu ; 13 yuzyıldan itibaren asya bölgesine yayılan bir yemek çeşidi.

    Moğolca'da mantu bohça biçiminde hamur parçalarıyla yapılan yemek

    Moğolca üzerinden türkçeye geçtiği sanılıyor.

    Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'n de bu tür bir yemekten bahsetmiş. Mantu 1680
  19. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Bu günün kelimesi; Kırtasiye

    Eski yunanca χártēs χάρτης ; kağıt

    Aramice; ḳarṭīsā קרטיסא papirüs kağıt anlamında

    Arapça; ḳirṭās قرطاس papirüs bu günki kağıt anlamında. Türkçeye arapça üzerinden gelmiş.

    Türkçede ilk örnek 1900 yılına ait; Kamus-ı Türki adlı kitapta geçiyor; Resmi dairelerde kağıt ve yazı işleri için ayrılan ödeneğe kırtasiye denmiş.
    1930'da anlam değişikliği olmuş iki anlamı var. 1- Kağıt ve yazı malzemelerini satan kişi 2- Yazışmayı artırarak işi zorlaştıran memur

    TDK ise kırtasiye için şöyle demiş;
    Defter, kâğıt, kalem, mürekkep vb. yazı araç ve gereçlerinin bütünü​
  20. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Yeni kelimemiz; Erdem

    Çok eski ve unutulmuş bir türkçe kelime, TDK döneminde türkçe çılgınlığı yaşanınca bu kelimede yeniden tozlu raflardan indirilip arapça fazilet kelimesinin karşılığı olarak kullanıma açıldı.

    Erdem (ardam) anlamı yiğitlik demek. Er yani erkek kökünden gelen cinsiyetçi bir kelime. İlk kullanımı 900 yılında ve taş yazıtlarda geçiyor.

    1302 yılında bir anlam değişimine uğramış. Ebu Hayyan'ın Kitabü-l İdrak'ında érdem marifet, hüner anlamında kullanılmış.

    TDK döneminde yerine kullanıma sunulan fazilet kelimesine de bakalım. Arapça bir kelime faḍīla ͭ فضيلة ; Anlamıda üstünlük, seçkinlik demek.

    Erdem kelimesi fazilet'in yerini de tutmamış aslında.