1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Kurumsallaşma ve iş güvenliği!

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve Özkan Bozkurt tarafından 26 Ekim 2013 başlatılmıştır.

  1. Özkan Bozkurt İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    İnsanlar, ya kaynakları az olduğunda yada yeterli olup daha fazla büyüyerek zengin olmak istediklerinde bir mücadeleye girerler. Onun adı hepinizin bildiği gibi çalışkan olmaktır. Bu mücadelenin sonunda ya istediklerini alırlar yada kaybederler.

    Bu mücadelenin bir üstünde yine bir mücadele var. İşveren olma mücadelesi! Nasıl savaş alanında iyi ordulara ihtiyaç varsa işyerinde de iyi çalışanlara ihtiyaç vardır. Peki İşveren olma nedir? Firma yönetimine talip olan erkek ve kadınların bulunduğu teşkilata denir. Firma yönetimine talip olmak; istihdam yaratmak, vergilerini ödemek, ülke ekonomisine katkıda bulunmak vb. İşveren, "bunu ben yapacağım" diyor. Dev bir ideal, çok yüksek bir tavır ve büyük bir hedef.

    Bir firma içerisinde çalışan kadın ve erkeklerin, çok özverili, azimli, kalpleri cesaretle dolu ve ideallerinin çok yüksek olması gerekir. Eğer bir işveren başarılı olacaksa, o firmanın hem erkekleri hem kadınları demir gibi olmalıdır. Yoksa o firma kanadı kırık kuş, kurumuş ağaçtan farksızdır.

    Firma; işyeri, içinde çalışanlar, onun üzerinde mühendis ve yöneticileri, sermaye ve demirbaşlarıdır. Firmanın var olma sebebi yani insanın bu ekonomik dev örgütü var etmesi, çalışması, onun talimatlarına uyması, bir nevi ona teslim olmasının sebebi; "bize para kazandır, bizim iş güvenliğimizi sağla" diyedir.

    Firma denilen, ki onun icra organı işveren ve yöneticileridir. İşyerinde o çalışanlara, iş güvenliğini sağlamalı ve para kazandırmalıdır. Bu ikisini yapamıyorsa o bir firma falan değildir. Firmacılık oynuyordur.

    En üst mücadelelerde eğer bir firma tanımlamak istiyorsak, bunun iki tane kaynağı vardır. Biri çalışanları ikicisi sermayesidir. Sermayesi güçlü değil veya yoksa çalışanları hazır değilse bir işveren hiç bir rakibi üzerine ne bir diplomasi yürütebilir nede politika üretebilir. Firmanın gücü, çalışanları ve sermayesidir. Bunların ikisi yoksa kimse sizi dinlemez! Ancak bu güce sahipseniz, yakın rakiplerinize hatta uzak rakiplerinize sözünüzü geçirir, istediklerinizi yapabilirsiniz.

    Firmaların öz kaynakları vardır. Fabrikaları, imalathaneleri, madenleri, tarım alanları vb. Bunlar çalışanlarınındır. Eğer buralarda çalışalar yoksa evinizde beslenmede de sıkıntı çekiliyordur.

    Bazı firmalarda iş kazası geçirmiş çalışanlara rastlıyorum. Onlardan dinliyorum bir iş kazasının nasıl meydana geldiğini; "bir işyerinde karışanın görüşenin yoksa işte o işyerinde iş kazası geçirirsiniz!"

    İşyerlerinde çalışanlar kötü değil, dağılmış, yayılmış ve külüstür olmuş. Onlar sürmene bıçağı gibi olmalılar. Bir sürü lüzumsuz insan, bir yumurtayı dokuz kişi taşıyorlar onu da taşımayı beceremezler, yolda kırarlar. Böyle hantal, dağılmış ve yayılmış bir çalışan yapısıyla iş güvenliği falan sağlanamaz. Onlar toparlanmalı ve sürmene bıçağı gibi keskin hale getirilmelidir.

    Çalışanların iş güvenliğini sağlamak ve firmanın gelir düzeyini arttırmak için; özellikle kişisel koruyucu donanımları tam sağlanmalı, sosyal imkanlar arttırılmalıdır. Bu çok pahalı bir iş değil, at ile devede değildir! Çalışanların kolu kanadı zapt edilecek, istikameti verilecek ve hedefler tam gösterilecektir!

    Bazı işverenlerden işittiğim; "böyle şeyler zarara oluyor, kar edemiyorum." Firmalar gözünü karartıp vahşi hayvan gibi insan parçalamaz! Eğer bu saydıklarım yapılmazsa iş kazaları sonrası ceza ve tazminatlar her şeyi elinizden alacak firmanızı işe yaramaz hale getirecek! Çalışanları için para harcayan, yatırım yapan bir firma asla zarar etmez!

    Bir üretimin yada hizmetin tam anlamıyla kaliteli ve rekabet gücünü artırabilecek şekilde gerçekleştirilebilmesi için etkin bir planlama yapılması zorunludur. Eğer bir üretim yada hizmet kırk tane farklı eylemin bir araya getirerek meydana geliyorsa bunlarda mutlaka bir öncelik sıralaması yapılmalıdır. Etkin bir planlama mızrak biçiminde olmalıdır. Eylemler yan yana sıralanarak kalkışılan işten kargaşa doğar. Mızrak gibi ardı sıra gelmelidir ve mutlaka ilk önde iş güvenliği sağlanmalıdır.
    Napolyon Avusturya savaşlarında bir saattir ateş etmeyen topçusunun yanına gider.

    Napolyon: "Neden ateş etmiyorsun asker" der.

    Asker: "Efendim on üç tane sebep var" der.

    Napolyon: "Say asker"

    Asker: "Bir barut yok"

    Napolyon askerine “kes” der.

    Asker: "Efendim on üç sebep var" der.

    Napolyon tekrar “kes” der askerine.

    "Eğer silahınızda barut yoksa diğer nedenlerin önemi yoktur!”
  2. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor


    Ben bu kısmı anlamadım. Özelikle yüksek ideal, cesaret dolu kalp ve demir gibi kısmını. Biraz açabilir miyiz?
  3. Özkan Bozkurt İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Hedefi belli, mazeretlere sığınmayan, yapacağı işi ve gereğini bilen kadın ve erkekler... Demir gibi; öyle yaymış ağzını çok bilmiş konuşan değil, kendine sağlanacak olan kkd leri kullanan çakı gibi giyinmiş.. mızmız değil, bir işi yaparken yapsammı yapmasammı diye değil güvenli ve olması gereken talimat ve sistemle işini yapan çalışanlar ve işin neresinden mevzuat kısmını tamamlarda eski tarlaya yeni mahsülü ekmeden işi yürütürüm diye düşünmeyen işveren ve yöneticiler..