1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .
  2. ISGForum Geliştiricileri - Haberler
    Paylaştığınız güncel haberlerin ana sayfa (portal) slideshow'da çıkmasını istiyorsanız, yüklediğiniz resmin ismi haber olmalı, uzantısı ise jpg olmalıdır. Örnek için ana sayfada ki haberleri inceleyebilirsiniz. Bunu uyguladığınız zaman haberleriniz ana sayfamızda otomatik olarak gösterilecektir.

Müjde yok, ilelebet taşeronluk var!- aziz çelik/birgün gazetesi

Konusu 'Güncel Haberler' forumundadır ve Mehmet MAKAR tarafından 5 Haziran 2014 başlatılmıştır.

  1. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    “Gayri resmi” yeni taşeron (alt işveren) yasa tasarısı taslağı yine “müjde” olarak sunuluyor. Milyonlarca taşeron işçisinin umuduyla oynanıyor. Beklenti yaratılıyor.

    Oysa bu gayri resmi taslakta müjde yok, tersine taşeron uygulamasını kalıcı hale getirecek ve kronikleştirecek düzenlemeler var. Taslağa “gayri resmi” diyorum, çünkü taslak Türk-İş dahil hiçbir sendikal örgüt ile paylaşılmış değil. 14 maddeden oluşan 6 sayfalık bir taslak metin günlerdir ortalıkta dolaşıyor ancak ne taslağın sahibi belli ne de muhatapları haberdar. O kadar ki, Türk-İş üye sendikalara yolladığı 12 Mayıs 2014 tarihli yazıda taslaktan şu ifadelerle söz edilmektedir: “Çok büyük bir işçi grubunu ilgilendiren ve kamuoyunda uzun süredir çözüm bekleyen alt işveren sorununun çözümüne yönelik olarak hazırlandığı iddia edilen taslak metin gayri resmi olarak Konfederasyonumuza ulaşmış olup...” Görüldüğü gibi bu denli yaşamsal bir sorun hakkında hazırlandığı rivayet edilen taslak metin hükümet tarafından lütfedilip işçi örgütlerine gönderilmemiştir. Taslak gayri resmi, tutum da gayri ciddidir. Taslakta yer alan düzenlemeler bu haliyle yasalaşırsa vahim sonuçlar doğuracak niteliktedir. Bu nedenle taslak titizlikle irdelenmeli ve gerçek boyutlarıyla tartışılmalıdır.

    Taşeron işçiye müjde ve koruma olarak sunulan taslak taşeron uygulamasının yaygınlaşmasına ve kökleşmesine yol açacak özellikler taşıyor. Bu yazımızda taşeron uygulamasını ve son taslağı soru ve yanıtlarla ele alacağız.

    Soru 1) Neden taşeron, taşeron uygulamasının amacı nedir?

    1980'li yıllarla birlikte bütün dünyada taşeronlaşma (alt işveren, outsourcing) sermayenin yeni stratejisi içerisinde önemli bir yere sahip. Bu strateji genel olarak iş ilişkilerinin, çalışma sisteminin esnekleştirilmesi ve kuralsızlaştırılması olarak da biliniyor. Taşeron uygulamasının temel nedeni maliyetlerin özellikle de işgücü maliyetinin düşürülmesidir. Bu sistem, çalışma ilişkilerini güvensizleştirirken, sendikasız ve toplu sözleşmesiz ve hatta iş yasası dışında işçi çalıştırmanın bir aracı haline gelmiş durumda. Alt işveren uygulaması özel sektörde örgütsüz ve ucuz işçi çalıştırmanın bir aracıdır. Asıl işverenler maliyetlerini düşürmek için alt işveren uygulamasına başvurmakta ve bu yolla özellikle işgücü maliyetlerini düşürmektedir. Taşeron şirketlere bağlı çalışan işçilerin örgütlenmelerinin zorluğu ve kolayca ikame edilebilmeleri nedeniyle asıl işverenler için bu uygulama bulunmaz nimet haline gelmektedir.

    Kamuda ise taşeronlaşma ısrarla ve hızla sürütülmekte, bu konudaki eleştiriler ve yargı kararları dikkate alınmamaktadır. Taşeronlaşmanın yaygınlaşmasında devletin ısrarı ve inadı önemli bir rol oynamaktadır. Hükümet taşeron uygulaması konusunda verilen yargı kararlarını hiçe saymakta ve sıkıştığında yeni taslakta olduğu gibi yargıyı bypass etmek için yasa yapmaktadır. Taşeron uygulamasıyla bir yandan kamu daha az ve ucuz işçi çalıştırmakta, öte yandan siyasi iktidara yakın müteahhitlere ellerini sıcak sudan soğuk suya değdirmeden kaynak aktarmanın yolu açılmış olmaktadır.

    Soru 2) Taşeron (Alt İşveren) konusunda mevcut yasal durum nedir?

    İş Yasasının 2. Maddesine göre yardımcı işlerde taşeron çalıştırılması mümkün. Bu nedenle işletmelerin ezici çoğunluğu yardımcı işler olan yemek, temizlik, güvenlik ve taşıma gibi yardımcı işleri alt işverene devrediyor. Ancak asıl işte taşeron çalıştırılması konusunda önemli kısıtlamalar söz konusu. İş Yasasının 2. maddesine göre asıl işin bir bölümünde alt işveren çalıştırılabilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenle uzmanlık gerektiren işler” gibi üç koşulun bir arada var olması gereklidir. Asıl işin tümü alt işverene devredilemeyeceği gibi devredilecek kısım için de üç koşulun birlikte varlığı gereklidir. Fransız yüksek yargısının içtihatları arasında da yer alan bu düzenleme taşeron uygulamasını sınırlamayı amaçlıyor. Bu üç koşul aynı anda yok ise yargı taşeron işçi çalıştırmayı muvazaa (hile) olarak kabul ediyor ve işçi başından itibaren asıl işverenin işçisi sayılıyor. Diğer bir ifadeyle bu üç koşul bir arada olmadan, asıl iş, taşerona verilirse bu durumda, “muvazaa” (hile) olgusu ortaya çıkıyor. Nitekim bu yönde verilmiş çok sayıda yargı kararı var. Taşeron meselesinin kritik noktası bu tanımda düğümleniyor.

    Soru 3) Uygulamada bu yasal sınırlamalara uyuluyor mu, taşeronlaşmanın boyutları nedir?

    Uygulamada kesinlikte İş Yasasında yer alan kısıtlamalara uyulmuyor. Başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere işverenler hileli şekilde alt işveren çalıştırıyor. Bu nedenle de taşeronlaşmanın boyutları inanılmaz artıyor. Geçmişte istisna olan taşeron uygulaması günümüzde yaygın ve sıradan bir istihdam biçimi haline geldi.

    Taşeronun gerçek boyutlarını ortaya koyacak sağlıklı istatistiki veriler yok. Ancak Türkiye’de 1980’li yıllarda artmaya başlayan taşeronluğun, AKP döneminde tam bir patlama yaşadığı biliniyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın çeşitli açıklamalarına göre 2002 yılında 358 bin olan taşeron işçi sayısı son yıllarda 1.7 milyona ulaşmış durumda.

    Özel sektörde başlayan taşeronlaşma zamanla kamuda da yaygınlaştı. Kamuda alt işveren, hizmet alımı gibi adlar altında kadrolu kamu çalışanı yerine taşeron işçi tercih edilmeye başlandı. Tşeron uygulaması hizmet ve lojistik sektörlerinde daha hızlı büyümekte ancak doğrudan ana mal ve hizmet üretiminde de yaygın. Taşeron uygulaması çalışma ilişkilerinde güvencesizlik, hukuksuzluk ucuzluk ve örgütsüzlük anlamına gelmektedir. Çalışma haklarının en yaygın ihlal edildiği, iş cinayetlerinin en fazla olduğu yerler taşeron şirketler tarafından yapılan işlerdir.

    Soru 4) Soma’da yaşanan işçi katliamında taşeronlaşmanın rolü nedir?

    Soma katliamı hileli taşeronlaşmanın en tipik sonuçlarından biridir. TKİ (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı) ile Soma Holding arasındaki ilişki kamuoyunda yaygın olarak bilindiği haliyle bir rödovans (kiralama) sözleşmesi değil hizmet alım sözleşmesidir. Hizmet alımı bir taşeron sözleşme tipidir. Kamu İhale Yasası’na göre kamu çeşitli hizmetleri hizmet alım veya imalat alım sözleşmesi yoluyla gerçekleştirebilmektedir. Ancak Soma’da imalat işi olan kömür çıkartılması hizmet alımı adı altında taşeron şirkete yaptırılmıştır. Bu haliyle sözleşme Kamu İhale Kanunu’na aykırıdır. Dahası İş Yasası’na da aykırıdır. Yasağı açıkça çiğneyen bir sözleşme söz konusudur. Bu muvazaalı sözleşme nedeniyle işçiler sözleşmenin başından bu yana gerçek işveren olan Türkiye Kömür İşletmeleri, TKİ’nin işçisidir. Bu yönde verilmiş çok sayıda yargı kararı söz konusudur. Hileli alt işveren ilişkisini kuran kamu veya özel şirket alt işverenle birlikte başından itibaren sorumludur. Hazırlanan yeni taslak asıl işverenin baştan itibaren sorumluluğunu ortadan kaldırmaya ve hileli sözleşmelere geçerlilik kazandırmaya yöneliktir.

    Soru 5) Taslak işçilik alacakları konusunda dava açmasını nasıl zorlaştırıyor?

    Taslağın taşeron uygulaması konusundaki düzenlemelerinden önce işçi alacak davaları konusunda getirdiği yeni zorluklara dikkat çekmek gerekiyor. Tasarı ile işçi alacaklarından kaynaklanan davaların belirsiz alacak davası olarak açılmasının önü tıkanıyor. Tasarı ile işçi alacakları belirli alacak davaları haline getirilmeye çalışılıyor ve işçinin dava açması zorlaştırılıyor. Böylece işçi ve işverenin eşit konumda olduğu ve işçilerin tüm alacaklarını bilebilecek durumda olduğu ve dava açarken alacaklarının tam olarak belirterek dava açması isteniyor. Böylece işçi dava açarken “yasaya aykırı biçimde işten çıkarıldım, yasalardan ve (toplu) iş sözleşmelerinden kaynaklanan haklarım, kıdem tazminatım, ücret alacaklarım, ihbar tazminatım, fazla çalışmalarım, yıllık ücretli izinlerim ödenmedi” diyemeyecek, bunun yerine her bir alacağı için miktar belirtmek zorunda kalacaktır. Oysa işçinin dava açarken tüm alacaklarını kesin olarak bilmesi, hesaplaması mümkün değildir. Bu nedenle belirsiz alacak davası işçisinin lehinedir. Taslak ile belirsiz alacak davalarının önü kapatılmak isteniyor.

    Bu konuda bir diğer olumsuz düzenleme ise işçi alacaklarında hak düşürücü süre getirilmesidir. Taslak ile, “iş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin ücret alacaklarına ilişkin uyuşmazlıklarda dava açma süresi iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren bir yıldır” hükmü getirilmektedir.

    Soru 6) İddia edildiği gibi taslak kamuda taşeron çalıştırmayı azaltıyor mu, yoksa artırıyor mu?

    İddiaların aksine taslak kamuda taşeron işçi çalıştırmayı devamlı hale getirecek düzenlemeler içeriyor. Taslağın 2. Maddesi ile kamu idaresine ait bir işyerinde “yeterli nitelikte veya sayıda personel olmaması durumunda” hizmet alımı ihalesine çıkma hakkı tanınıyor. İş Yasasının 2. Maddesine göre asıl iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında bölünerek alt işverene verilemez. Bu ifadede yer alan üç koşul aynı anda ve birlikte gerçekleşmek zorundadır. Taslak ile getirilen yeni hükümle yeterli sayıda veya nitelikte personel olmaması durumunda yasanın bu hükümleri işlemez hale getirilecektir. Öte yandan yapım işi olan asıl işlerin de hizmet alım sözleşmesiyle ihaleye çıkarılmasının yolu açılmaktadır. Bu durum Kamu İhale Kanunu’nda yer alan yapım işi hizmet işi ayrımının da ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir.

    Nitekim Soma’da yapım işi olan kömür çıkarma işi hizmet alım sözleşmesi ile Soma Holding’e devredilmişti. Soma’da yaşanan bu hileli işlem yeni düzenleme ile hukuki bir korumaya kavuşmuş olacak. Kamuda yaygın olan norm kadro uygulaması ile yeni kadro açılmadığı biliniyor. Bu gerekçeye dayanarak yeterli sayıda veya nitelikli personel olmadığı gerekçesiyle hizmet alımı yoluna gidilebilecektir.

    Öte yandan taslağın 4. Maddesi ile özelleştirme kapsamındaki işyerlerinde mal veya hizmet üretimine ait işler iş yasasındaki sınırlamalara tabi olmaksızın tümüyle alt işverene devredilecektir. Böylece özelleştirme kapsamına alınan kuruluşlar tam bir taşeron cennetine dönüşecektir. Diğer bir ifadeyle özelleştirme kapsamına alınan işyerleri özelleştirilme süreci tamamlanmadan fiilen özelleştirilmiş olacaktır. Örneğin özelleştirme kapsamında olan Yatağan özelleştirme süreci tamamlanmadan fiilen özel sektöre devredilebilecektir.

    Soru 7) Hileli (muvazaalı) taşeron uygulamaları sürekli bir istihdam biçimine mi dönüşüyor?

    Aslında taslak taşeronu sınırlamıyor, ilelebet taşeron uygulamasının önünü açıyor. Taslağın 5. Maddesi ile muvazaalı (hileli) veya yasaya aykırı alt işveren çalıştırmanın yaptırımı köklü biçimde değiştirmektedir. İş Yasasındaki mevcut düzenlemeye göre asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırmaya devam edilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz. Bu durumda asıl işveren-alt işveren ilişkisi muvazaalı (hileli) kabul edilir ve alt işverenin işçileri başından itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. Bu düzenleme hileli taşeron çalıştırmanın en ciddi yaptırımıdır. İşçiler ve sendikalar tarafından açılan sayısız davada muvazaa tespit edilmiş ve işçilerin asıl işverenin işçisi sayılmıştır. Özellikle çeşitli kamu kuruluşlarında yapılan taşeron uygulamalarının hileli olduğu ve işçilerin başından itibaren kamu kurumum ve kuruluşunun işçisi olduğu yönünde çok sayıda yüksek yargı kararı ortaya çıkmıştır. Ancak kamu yargı kararlarına direnerek bu yönde adım atmamış ve keyfi bir biçimde hileli taşeron uygulamasına devam etmiştir.

    Taslağın 5. Maddesi ile muvazaalı taşeron işçi çalıştırmanın en etkili yaptırımı ortadan kaldırılmaktadır. Var olan etkili yaptırım yerine, alt işveren işçileri asıl işverenin işçilerine ödenen emsal ücretin ödenmesi yaptırımı getirilmektedir. Böylece yasaya aykırı ve muvazaalı alt işveren ilişkisi “emsal ücret” ödenerek ilelebet sürdürülebilecektir. Hukuksuz bir işlem yasallık kazanmış olacaktır. Bu hüküm tasarının en tehlikeli hükümlerinden biridir. Bu yolla hukuksuzluğun yaptırımı azaltılmakta, asıl işveren sorumluluktan kurtarılmakta ve taşeron ilişkisinin devamlılığı sağlanmaktadır. Bu yolla hileli şekilde çalıştırılan taşeron işçisinin geçmişe dönük hak talep etmesi zorlaştırılmaktadır.

    Soru 8) Taslakta taşeron işçisine kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin hakkı müjdesi var mı?

    Talakta bu konuda bir aldatmacaya başvurmakta ve zaten var olan haklar müjde diye sunmaktadır. Taşeron işçiler de diğer işçiler gibi iş hukuku hükümlerine tabidir ve diğer işçiler gibi kıdem tazminatı ve yıllık izin hakları vardır. Sanki taşeron işçilerin yasal olarak izin hakkı yokmuş ama şimdi verilecekmiş gibi bir yanılsama yaratılmaktadır. Oysa taşeron işçilerin, taşeron şirket değişse de aynı işyerinde çalışmaya devam etmeleri durumunda izin ve kıdem tazminatı mevcut yasal düzenlemelerle de korunmaktadır. Mevcut yasal düzenlemede de asıl işveren alt işverenle birlikte (müteselsil) sorumludur. Bu nedenle kamu kuruluşu işçinin kıdem tazminatı toplam kıdem süresi üzerinden ödemek zorundadır. Ancak uygulamada bu durum sık sık ihlal edilmektedir.

    Soru 9) Taslakta özel sektör taşeron işçileri için bir “müjde” var mı?

    Taslak asıl olarak kamu kesiminde taşeron çalıştırmayı daha da genişleten uygulamalar getirmektedir. Taslak ile özel sektörde çalışan taşeron işçilerin yönelik, onların koşullarını iyileştirecek bir düzenleme yoktur. Örneğin Kamu İhale Kanunu’na tabi hizmet alımlarında ihale süresi üç yıla çıkartılırken özel sektörde bu yönde bir düzenleme yoktur.

    Özel sektör taşeron işçisine yönelik bir müjdenin taslakta yer almamasında şaşılacak bir yön yoktur. Çünkü taslakta kamu taşeron işçisi için de müjde değil ilelebet taşeronluk vardır. Taslağın amacı kamuyu hileli taşeronluktan kaynaklı yüklerden kullanmak ve hileli işlemlerle taşeron uygulamasını yaygınlaştırmaya dönük hukuki kılıflar bulmaktır.

    Soru 10) Müjde olarak sunulan taslak ilelebet taşeronluk mu öngörüyor?

    Taslağın özünde müjde yok. Kamuda taşeron uygulaması daha sistemli hale getiriliyor ve yargı kararlarının uygulanması yerine mevzuat değiştirilerek durum daha da kötüleştiriliyor. Yargı kararlarına uymak yerine, bu kararları aşmak için mevzuatın değiştirilmesi bu hükümet döneminde yapılan yaygın uygulamalardan biridir.

    Taslak ile taşeron çalıştırma kısıtlanmıyor, muvazaalı taşeron çalıştırmanın yaptırımı artırılmıyor. Tersine kamuda taşeron çalıştırma daha da kolaylaştırılıyor ve hileli be yasaya aykırı taşeron uygulamaları adeta ödüllendiriliyor. Hukuksuz işlemlerin ilelebet sürdürülmesine olanak tanınıyor.

    Tasarı bu haliyle yasalaşırsa Cem Karaca’nın “işçisin sen işçi kal” şarkısı “taşeron işçisin sen taşeron kal” halini alacak.

    Not: Konuyla ilgili görüşlerinden yararlandığım işçi hukukçusu arkadaşım Av. Dr. Murat Özveri’ye teşekkür ediyorum.

    Kaynak: BirGün Gazetesi
  2. Mehmet Fırat Yıldırım İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Aziz Çelik, bir akademisyen olarak iş yaşamı ve iş güvenliği konularındaki yazılarıyla katkılarını sunuyor. Bugünkü BirGün'de çıkan yazısı.

    Madenciye selam taşerona devam

    Müjde dediler yine kof çıktı. Hükümet taşeron sistemine devam kararı aldı. 31 Mayıs 2014 Cumartesi günü yazdığım “Müjde yok, ilelebet taşeronluk” yazısının mürekkebi kurumadan hükümet taşeron çalışmayla ilgili yasa tasarısını TBMM’ye sundu. Böylece yazıda “gayri resmi” olarak nitelediğim taslak resmi bir tasarı haline geldi.

    30 Mayıs 2014 tarihinde TBMM’ye sunulan “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” başlıklı 61 maddelik torba yasa tasarısında yok yok. Madencinin çalışma koşullarını iyileştiren hükümlerden taşeron çalışmaya, tüp bebek deneme hakkını artıran düzenlemeye kadar çok sayıda konu aynı torbaya konmuş durumda.

    Hükümet Soma katliamının yarattığı infiale karşı maden işçilerinin çalışma koşullarında iyileştirme sağlayacak yasal değişiklikleri pakete koydu. Madencilerin çalışma süreleri haftalık 36 saat ile sınırlanıyor, emeklilik yaşı 50’ye indiriliyor, işten çıkarılan madencilerinin işe iade davası açması için gereken koşullar yumuşatılıyor. Bunlar infiali yatıştırmaya dönük tedbirler olsa da olumlu düzenlemeler ve kimsenin bunlara bir itirazı olamaz.

    Ancak maden işçisinin derdine bir nebze olsun deva olacak gibi görünen bu torba yasa, içerdiği diğer tahrip edici değişiklikler nedeniyle madenciye de derman olamaz. Hükümet kurnaz bir tutumla maden işçisinin hakları ile taşeronlaşmayı ilelebet sürdürecek yasa değişikliklerini aynı pakete koydu.

    Torba yasa ile taşeron çalışma düzeninden vazgeçilmiyor. Tersine hukuksuz taşeron işçi çalıştırmanın yaptırımı azaltılıyor. Hileli (muvazaalı) taşeron ilişkisine yasal kılıf hazırlanıyor. Kamunun taşeron işçi çalıştırmasını yaygınlaştıracak düzenlemeler öngörülüyor. İş Yasası’nda halen var olan ve hileli taşeron çalıştırmaya yaptırım getiren hükümler iyice gevşetiliyor.

    Hükümet bir yandan madenciye selam bir yandan taşerona devam diyor. Torba yasada yer alan taşeron hükümlerine karşı çıkanları da madencilerle karşı karşıya getirmeye hazırlanıyor. Torbadaki taşeron hükümlerini eleştirenleri madencilerin haklarına karşı çıkıyorlar diye göstermek istiyor. Tıpkı 2010 Anayasa referandumunda yaptıkları gibi.

    Oysa bilindiği gibi taşeron çalışma düzeni maden işçileri de dahil işçiler için en büyük tehdittir. Soma katliamı hukuksuz taşeron çalıştırmanın sonucunda yaşanmış bir katliam. Torba yasa taşeron çalışmayı genişleteceği için yasal olarak çalışma şartları iyileşen madencilerin bu haklardan yararlanmaları oldukça zor olacak.

    Soma ve benzeri iş cinayetlerinin en önemli nedenlerinden biri taşeron çalışma düzenidir. Yapılması gereken bu insafsız ve haksız çalışma düzenine son verilmesidir. Öncelikli olarak da kamuda taşeron çalışmaya son verilmelidir. Kamuda taşeron uygulaması devlet eliyle işçi komisyoncusu patronlara kaynak aktarılmasından başka bir anlam taşımıyor. Taşeron işçiler yıllardır aynı kurumlarda çalışıyor, sadece kağıt üzerinde kiralayan şirketler değişiyor. Taşeron işçilerle ilgili sevk ve idare yetkisi kamu kurum ve kuruluşlarına ait. İşçilerin ücretleri de kamu tarafından ödeniyor. Taşeron şirket devletten parayı alıyor, kendi komisyonunu kesiyor ve geri kalanı taşeron işçiye ödüyor.

    Taşeron şirketin mal ve hizmet üretiminde hiçbir rolü ve katkısı yok. Sadece komisyonculuk ediyor ve para kazanıyor. Taşeron şirketler yüzlerini dahi görmedikleri, muhatap olmadıkları işçiler üzerinden para kazanıyor. Taşeron düzeni patronlara kamudan kaynak aktarmanın ve kamuda örgütsüz işçi çalıştırmanın bir aracı olarak işliyor. Taşeronluk akla, mantığa, hukuka ve bilime aykırı modern bir kölelik düzenidir.

    Torba yasa işte bu modern kölelik düzenini devam ettiriyor. Daha da insafsız olanı ise bunu yaparken maden işçilerini ve iş cinayetlerine kurban giden madencileri buna alet ediyor. Oysa yapılması gereken kamuda taşeron çalıştırmaya derhal son vermektir.

    “Madenciye selam taşerona devam” demagojisi günü kurtarabilir ama ne madenciyi ne de taşeron işçileri kurtarmaya yetmez.


    Kaynak: BirGün Gazetesi- Aziz Çelik



  3. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman