1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .
  2. ISGForum Geliştiricileri - Haberler
    Paylaştığınız güncel haberlerin ana sayfa (portal) slideshow'da çıkmasını istiyorsanız, yüklediğiniz resmin ismi haber olmalı, uzantısı ise jpg olmalıdır. Örnek için ana sayfada ki haberleri inceleyebilirsiniz. Bunu uyguladığınız zaman haberleriniz ana sayfamızda otomatik olarak gösterilecektir.

Madende hayatını kaybedenlerin ailelerine psikolojik destek

Konusu 'Güncel Haberler' forumundadır ve Erkan Dündar tarafından 18 Mayıs 2014 başlatılmıştır.

  1. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Madende hayatını kaybedenlerin ailelerine psikolojik destek
    Manisa’nın Soma ilçesinde meydana gelen maden faciasında hayatını kaybedenlerin ailelerine İstanbul Üsküdar Üniversitesi akademisyenleri ve öğrencileri psikolojik destek veriyor. Uzman psikolog ve öğrenciler, kapı kapı olaşarak acıları paylaşıyor. Travmaların psikolojik destekle atlatılabileceğini belirten Prof. Dr. Sevda Asqarova, terapi ve tedavi konusunda sonuna kadar ailelerin yanında olacaklarını söyledi.

    Soma’daki maden faciasının üstünden 5 gün geçti. İlk günden itibaren ölü sayısı hızla arttı ve yüzyılın maden faciası olarak tarihte yerini aldı. Olay, kimilerine göre kaza kimilerine göre ihmal. Henüz kimse neden kaynaklandığı konusunda kesin bir şey söyleyemezken ortada net bir gerçek var. Ekmek parası için girdikleri kömür çukurundan hayata veda eden yüzlerce işçi. Hayatını kaybedenlerin acısına ortak olmak için Üsküdar Üniversitesi öğretim görevlileri ve öğrencilerden oluşan ekiple Soma’ya geldi. acılı ailelerin kapılarını tek tek çalarak onlara psikolojik destek vermeye çalışıyorlar.

    İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Psikoloji Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Sevda Asqarova ekibin başında bulunuyor. Psikolojik destek vermek için buraya geldiklerini belirten Asqarova, “İnsanlara travma öncesi destek deprem zamanlarında da oluyor ama bu bir ilk ve çok daha farklı. Travmalar yaşanıyor ve doruğa çıkıyor. Bu gibi durumlarda onlara sadece psikolojik destek gerekiyor. Bunu da bizim ekiple yapıyoruz. Sonuna kadar bu desteği yapacağız. Terapi ve tedaviler olacak. Buraya ilk geldiğimizde çocukların ölümleri çok basit olarak konuştuklarını gördüm. İşte bunun önlemini almak gerekiyor. Anket ve test yapacağız. Buna göre hangi tedaviler gerekiyorsa onları uygulayacağız. Hemen unutulmasını beklemek imkansız. Yaşanan insanlık dışı bir şey. Amacımız onları psikolojik destekle rahatlatmak. Ailelere sesleniyorum. Umutsuzluğa kapılmasınlar. Hele bekleyen aileler pozitif düşünsünler, umutsuzluğa kapılmasınlar. İsyan etmeden umutlarını kaybetmesinler. Acıları kaybetmek mümkün değil ama hafifletmek mümkündür. Bu da sadece psikolojik danışmanlıkla olur. Yetkililerin insanlara hitap şekli çok önemli. Sabır ve anlayışlı olmaları lazım. Deprem tabii bir felakettir. Burada insanları feci şekilde olması önemli. Bunun için önemli olan sadece sabırla ve anlayışla yaklaşımdır.” diye konuştu.

    İngilizce Psikoloji Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Nadire Gülçin Yıldız ise Soma’da toplum olarak çok büyük bir facia yaşandığına dikkat çekti. Olayın, kayıpları olan ailelerin yanında tüm halkı etkilediğini belirten Yıldız, “Can evlerinden vurulmuş bir kitle görmekteyiz. Hepimiz çok üzüldük. Halkımızda gözlemlediğimiz beklenen tepkiler arasında büyük bir öfke var. Devleti, gerçekleri, hayatlarının anlamını inkar, olayların gerçek olup olmadığına yönelik bir sorgulama olabilir. Duyguların ifadesi çok önemli. Bunları aktarma yollarını insanlara öğretmek gerekiyor. Bu süreçte duyguları bastırmak yerine başka şeylerle uğraşarak dayanılır bir şekilde atlatılır diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

    KAYNAK
    --- Tekrar yazılan mesaj birleştirildi, 18 Mayıs 2014 ---
    'Maden mağdurları post tramvatik stres bozukluğu yaşıyor'
    Balıkesir'de görev yapan Psikiyatr Bekir Ceylan, maden kazasında yakınlarını kaybedenlerin ve maden kazasından yaralı kurtulan işçilerin psikolojik durumlarını değerlendirdi. Dr. Ceylan, yaşananların çok acı olduğunu söyleyerek, "Maden faciasında kişilerin, işçilerin madenden çıkması, arkadaşlarının ölüsünü görmesi bana göre büyük bir tramvadır. Bu tramvanın etkileri kişiden kişiye göre değişir. Biz buna post tramvatik stres bozukluğu diyoruz. Kaza sonu kişide ruhi durum bozukluğu oluşur. Bunlar kısa zamanda, yani bir haftada çıkabilir, 6 ay sonra geç tramvatik stres bozukluğu da olabilir. Allah'tan Türkiye'de insanların dayanışması, birbirleri ile konuşması bir tedavidir. Yine de duruma göre ilaç tedavisi, psikolog tedavisi, sosyal terapiler olabilir. Tramvaların tedavi edilmesi gerekir. Tedavi edilmezse o kişilerde kalıcı ruhi bozukluklar olur. Bu durumu biz yaşadığımız depremlerde gördük. O zamanda bölgeye giden psikiyatristler kısa zamanda başarılı tedaviler uyguladılar. O kişilerde ruhsal durum bozukluğu vardı, burada da aynı olay var. Asıl toplu terapi veya grup tedavileri, tedaviler içinde en iyi yol olur" dedi.

    Yaralı madencinin ambulansa binerken sarf ettiği 'Çizmelerimi çıkarayım mı' cümlesinin altında dayanışma olduğunu söyleyen Ceylan, "Türk insanının vatanını ne kadar sevdiğini, hırsız olmadığını, bilinç altında da olsa toplumu düşündüğünü, kendisinden sonra gelecek arkadaşını düşündüğünü gösteriyor. Özellikle madenciler, yer altında başka kişi yoktur, birbirleriyle dayanışma içindedir. Ne acıdır ki, arkadaşı yerine kendini feda eden madenciler gördük. Bu davranış, o dayanışmayı gösteriyor" şeklinde konuştu.

    Maden kazasında yakınlarını kaybedenlerin psikolojik destek alması gerektiğini ifade eden Ceylan, Balıkesir'de kendisine ulaşacak maden mağdurlarını da ücretsiz tedavi edebileceğini söyledi. Ceylan sözlerini şöyle sürdürdü: "Ailelere terapi uygulanmalı. Çocuklar, genç bayanlar var. Bence psikiyatrilere götürsünler. terapiden kaçmasınlar. Üzüntüden kaynaklı post tramvatik stres bozukluğunun tedavisi muhakkak gerekir."

    BAHADIR DEMİRÇEVİREN

    KAYNAK
    --- Tekrar yazılan mesaj birleştirildi, 18 Mayıs 2014 ---
    Soma'da ölenlerin yakınlarına nasıl destek olunacak?
    [​IMG]
    Soma'daki maden faciasında ölen işçi sayısı giderek artıyor. Yapılan son açıklamalarda, 282 işçinin hayatını kaybettiği ve 83 işçinin de kayıp olduğu belirtildi. Faciada ölen 217 işçinin cenazesinin ise ailelerine teslim edildiği bildirildi. Son 12 saatte ise canlı çıkarılan işçinin bulunmadığı bildirildi.

    Tüm bunlar, yaşanan facianın rakamsal bilançosu. Unutulmaması ve sürekli tetikte olunması gereken diğer bir konu ise gözlerin, içeriden gelecek sevindirici haberlerde olması. Ölen işçilerin yakınları, aileleri; hala haber alınamayan işçilerin aileleri, tarif edilemez bir psikoloji içerisinde bekleyişlerini sürdürüyor.

    Bu acı tabloda yaşanan bazı davranışları nasıl değerlendirmeliyiz? Örneğin sedyeyi kirletmek istemeyen işçinin yaşadığı durum ne? Aileler şu anda ne yaşıyor? Nasıl bir davranış biçimi benimsenmeli? Bu tarz ağır travmalarda topluma düşen görevler ne? Tüm bunlar, facianın arka kısmında kalan hayati ayrıntılar.

    Psikiyatri Uzmanı Dr. Arzugül Kanra Pektaş, ailelerin yaşadığı travmatik süreci, nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini ve topluma düşen görevleri AjansHaber’e anlattı.

    “ÖFKE PATLAMALARI DÖNEM DÖNEM YAŞANACAK”

    Ani oluşan, yoğun ve fazla olan kayıplar, sadece aileler için değil, bütün toplum için travma niteliği taşıyan şeylerdir. Ciddi izler bırakabilir. Oradaki ailelerin durumu açısından baktığımızda ise normal günlük yaşam rutinleri içinde, bir anda yoğun bir kayıp yaşandığı açıklamasını yapan Dr. Arzugül Pektaş, gelecekle ilgili kaygı, belirsizlik ve bilinmezlik içinde giden bir kaos yaşanıyor. Tabi ki önce birtakım inkâr durumları, şoklar, kabullenememe hali gündeme gelebilir. Bekleyiş sürecinin ilk başında, herkesin şaşkın davranmasını da açıklayabiliriz. Sonrasındaki aşamalarda yavaş yavaş çökkünlükler, mutsuzluklar, üzüntü, matem havası; arkasından gelen öfke patlamaları, bunlar hep dönem dönem yaşanacak olan şeylerdir. Öfkeli ve suçlayıcı tavırlar, daha sonrasında, zamanla ve yaraların sarılmasıyla bilirlikte gelişebilecek bir kabullenme yaşanır, dedi.

    “SORU İŞARETLERİ, BELİRSİZLİKLER GİDERİLMELİ”

    Ancak tabi ki, varolan durum içinde, insanların bunu kabullenme sürecini, yani gelecekte kendilerinde iz bırakmayacak bir biçimde atlatmaları için de soru işaretlerinin, belirsizliklerin, varsa sorumluların hepsinin net bir şekilde ortaya çıkması, herkesin bir şekilde durumu düzgünce görmesinin sağlanması gerekmekte. Çünkü burada da görüyoruz ki, zaten maden işçileri, kendi içlerinde bir şekilde çok zor bir mesleği yapmak zorundalar. Yani kimsenin, ‘ben ilerde maden işçisi olacağım’ diye ideal haline getirmiş olacağını pek düşünmüyorum.

    “HAYATTAN BEKLEDİKLERİ ŞEYLER FAZLA DEĞİL”

    Bu, bir parça alternatif oluşturamamaktan, bir parça ekonomik zorluklardan, oradaki iş sektörünün en fazla bu alanda olmasından kaynaklanan bir durum. Durum böyle olunca, insanların bu yaşantı içinde hayattan bekledikleri fazla değil. Kendilerine çok değer vermelerini de bekleyemezsin; çünkü canını riske atarak olumsuz birtakım ortamlarda çalışma durumunda kalabiliyorlar. Artık kabul etmeliyiz ki, işçi sağlığı, iş sağlı ile ilgili çok iyi noktalarda değiliz.

    “ARAŞTIRMALARIN CİDDİYETLE YAPILACAĞININ GÜVENCESİ VERİLMELİ”

    Bu ailelere, öncelikle varolan kazanın net bir açıklaması, durumun değerlendirilmesinin ciddiyetle yapılacağının güvencesi verilmeli. Buna göre de varsa suçluların veya ihmallerin, bu yaşananların karşılığını, en doğru biçimde alacağını görebilmek lazım diyen Dr. Pektaş, yani onların yanında olduklarını yöneticilerin ve diğer halkın da hissettirebilmesi önemli. O acı hepimiz için geçerli bir acı ama yakınları olan insanlar için bu durum çok daha farklı bir boyutta, açıklamasını yaptı.

    “TÜM YAŞAM FONKSİYONLARINI ETKİLEYECEK”

    Dr. Pektaş, onların gelecekle ilgili kaygıları, sevdiklerini yitiriyor olmaları. Bitiriş biçimindeki dramatik görüntü veya tablo veya hala ulaşılamamış olmanın getirdiği çelişkiler. Umut ile umutsuzluk arasındaki gidiş gelişler. Tüm yaşam fonksiyonlarını etkileyecek. Hatta uzunca bir süre de etkilemeye devam edecektir. Bunlar depresyona kadar gidecek yoğun psikolojik çökkünlükler, onun yelpazesi içinde dolaşabilecek pek çok sorunla karşı karşıya bir durum içindeler, şeklinde konuştu.

    “DESTEK VERMEK, HAYAT DEVAM EDİYOR DEMEK DEĞİLDİR”

    Pektaş, burada bütün bu ailelere de psikolojik desteğin verilmesi çok önemli. Daha kolay atlatabilmeleri için; yoksa unutturalım üstünü kapatalım, hayat devam ediyor demek değildir. Çünkü belli bir zaman gerekecek matemle ilgili ama; önce dediğim gibi düşünsel olarak kafalarını rahatlatacak, önlerini daha net görebilecek, olayla ilgili kendi gelecekleriyle ilgili tabloların çizilmesi gerekiyor, dedi.

    “BU TARZ AĞIR TRAVMALARIN YAŞANDIĞI DURUMLARA DİKKAT!”

    Toplum, üstüne düşen görevi güzel bir şekilde yapıyor, desteğini gösteriyor. Onların yanında olduklarını ve onları anladıklarını hissettirmek şeklinde güzel bir yaklaşım olur. Bunun dışında tabi ki halkın yapacağı bir diğer şey, bu konuya bütün millet olarak duyarlı olduğumuz, hepimizin belli açıklamalar veya iş sağlığı-işçi sağlığı ile ilgili desteğe ihtiyacımız olduğunu ifade edebilme özgürlüğünü ele geçirmek, açıklamasını yapan Pektaş, sedyeyi kirletmek istemeyen işçinin içinde bulunduğu psikolojik durumu ise şöyle anlatıyor:

    “Şokta bir işçi, hem kurtulduğu için seviniyor hem yaşadığı travmatik ortam yüzünden şaşkın; sedyeyi kirletir miyim, kirletmez miyim çatışması yaşıyor kendi içinde. Bunun, insani olarak kendine ne kadar az değer verdiğinden başka bir açıklaması yok. ‘Beni sevin, ben kötü biri değilim.’ Onun içinde kurtulma sevincinin getirdiği davranış biçimi de var ama düşünün ki ona rağmen, kendi varoluşuyla ilgili ne kadar az bir değer hissediyor.”

    KALICI, RADİKAL, DAHA EMİN ADIMLAR GEREKİYOR

    Bu durumda kayıp yaşayan, yaşamayan herkesin değerli olduğunu hissettirmek çok önemli açıklamasını yapan Pektaş, bu insanların ‘kayıplardan sonra yaşam standartları ne olacak’ anlamında da yolları çizilmeli. Çünkü bizim ülkede vaatler çok oluyor, halktan da çok şey bekleniyor. ‘Birileri ona yardım etsin’ görüşü hakim. Ama öyle değil, bu kadar basit değil. Daha kalıcı, radikal daha emin adımlarla gidebilecek bir sistemin de oluşturulması gerekiyor, diyerek şöyle devam etti:

    “Travmayı en hafif şekilde atlatabilmeleri için, daha profesyonel ellerde bu insanların tedavi edilmesi gerekiyor. Özellikle madenden sağ kurtulan kişilerin ve henüz içeride yakınları olup daha kayıplarıyla yüzleşmemiş olan kişilere de psikiyatrik destek gruplarının oluşturulup bir şekilde daha profesyonel bir yaklaşımla bu bekleme sürecini geçirmeleri sağlanmalı. En yapılmayacak şey ise hiçbir şey olmamış gibi davranmak sıradanlaştırmak, üstünü kapama gayreti… Bunlar, sadece oradakileri değil bütün toplum kesimlerinde benzer travmatik süreçlerin çok daha uzamasına yol açacak sebepler, şeklinde konuştu.

    KAYNAK: AjansHaber