1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

"makine emniyeti uzmanıyız" başlıklı makale

Konusu 'Köşe Yazıları' forumundadır ve Ersin Bozkurt tarafından 18 Ağustos 2014 başlatılmıştır.

  1. Ersin Bozkurt Forum Yöneticisi

    • Forum Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    43934
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Makina mühendisi
    Makina emniyeti uzmanıyız
    Makinada emniyet deyince akla gelen ilk firmalar arasında yer alan ve dünya çapında kusursuz hizmet sunarak tanınan Pilz`in Türkiye Genel Müdürü A. Yavuz Çopur ile görüştük. Yavuz Bey ile hem Pilz gözüyle Türkiye`nin dünyadaki yerini irdeledik, hem de sektör hakkında geniş çapta bilgi aldık.
    Yazının Devamı
    [​IMG]

    04/08/2014

    Pilz, 2002 yılından bu yana Türk sanayine de hizmet ediyor. Firmanın Türkiye’deki ilk ofisi makina imalatçılarının ve otomotiv sektörünün kalbi olan ve aynı zamanda stratejik bir konumda bulunan Bursa’da açıldı. 2005 yılında da İstanbul’daki ofisin açılışı gerçekleşti. Firma, Türkiye içerisinde iki ofisle faaliyetlerine devam ediyor. Yaklaşık bir, iki ay içerisinde de İstanbul’da beş katlı bir binaya taşınacak olan Pilz; yatırımlarına son sürat devam ediyor.

    Pilz ürünlerin üretimi nerede gerçekleşiyor? Yalnızca Almanya’da mı üretim var?

    Yüzde 90 oranında Almanya’da üretim gerçekleştiriliyor. Fransa, İtalya ve İsviçre’de fabrikalarımız mevcut. Orada da takım ürünler üretiliyor. Pilz’de çalışan her beş kişiden biri Ar-Ge mühendisidir. İrlanda’da Yazılım Ar-Ge Merkezi’nde Yazılım, Almanya’da Peter Pilz Technology Centre denilen alanda da Donanım Ar-Ge’si yapılıyor. Pilz, Stuttgart’ta bulunan iki tane binasına ek olarak büyük bir arazi satın aldı. O arazide de ilerleyen zamanda yeni yatırımlar gerçekleştirecek.

    Ürün gamınızda ne gibi ürünler var?

    Emniyet otomasyonuyla alakalı çok geniş bir ürün yelpazemiz bulunuyor. Genel itibariyle sensörler, kontrolörler ve aktuatörler olmak üzere üç gruba ayırabiliriz. Biz bu üç grubun üçünde de teknolojiler üreten lider bir firmayız. Birçok emniyet ürünü ve teknolojisinin de ilk mucidiyiz. Örneğin; emniyet rölesi bunlardan biri… Emniyet PLC’si ve bu PLC’lerin haberleşmesini sağlayan protokoller, 3 boyutlu emniyetli kamera sistemi gibi ürünler ilk defa Pilz tarafından geliştirildi. Bu ilklerimizi güçlü Ar-Ge ekibimize borçluyuz.

    Emniyet otomasyonunda ürün seçimi nelere bağlıdır?

    Emniyet otomasyonu ihtiyaçları, standart otomasyon ihtiyaçlarından farklıdır. Otomasyonda ürün seçimi bir önceki tecrübeyle kolaylıkla yapılabilirken, emniyet tarafında tehlikenin oluşturduğu riskin sorgulanması, derecelendirilmesi ve azaltılması gereklidir ve bunlar ilgili standart ve yönetmelikler doğrultusunda yapılmalıdır. Her tehlikenin oluşturacağı risk bir diğerinden farklı olduğundan ezber çözümler emniyetli olma amacına hizmet etmez, edemez. Ezbere emniyet çözümü üretmek yerine “Risk Değerlendirmesi” yaparak olası risklerin ne derece azaltılabileceği öngörülmelidir. İşletme kültürüne ve üretimin tabiatına uygun kabul edilebilir risk seviyesinin ne olması gerektiği doğru belirlenmelidir. Bizim çabamız işte bu gerçeğin algılanması ve bu farkın anlaşılması üzerinedir.

    Maalesef ürün satıcısı olduğunu beyan eden bir takım firmalar, yabancı markaların desteğiyle ürünlerini pazara sunuyor ve ezbere ortaya koydukları emniyet tedbirlerini satıyorlar, her derde deva gibi gösteriyorlar. Bu anlamda Türkiye pazarında ciddi bir bilgi kirliliği var. Bilinçsiz şekilde tasarlanıp, projesi yapılmadan, standartlara uygunluğu belgelenmeden ezbere sunulan çözümler emniyet olarak değer kazanamıyor. Uygunsuz şekilde alınmış emniyet tedbirleri, harcanan emek ve para nedeniyle oluşturmuş olduğu “Emniyetli” algısına rağmen hala önemli riskler içeriyor ve kazalara neden oluyor.

    Ezbere, kopyala yapıştır şeklinde üretilen emniyet tedbirleri üretim hızının önemli ölçüde azalmasına sebep olabiliyor. Günümüzde hiçbir işletmenin emniyetli olmak adına verimsiz çalışması kabul edilemeyeceğinden bu alınan tedbirler iptal edilerek, eski yapıyla, emniyetsiz şekilde çalışmaya devam ediliyor. Bu ise parayı çöpe atmaktan öteye gitmiyor. Sonuçta işletme kültürüne uygun olmayan emniyet tedbirleri daha çok zaman ve kaynağın boşa harcanmasına sebep oluyor.

    “Risk Değerlendirmesi” iş hayatımıza hızlı girmiş bir kavram. Bu konuda siz çalışmalar yapıyor musunuz?

    Risk Değerlendirmesi 6331 sayılı yasa ile 30.06.2012 tarihinden itibaren iş hayatımıza giren önemli bir yaptırımdır. Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın daha sonra yayınlamış olduğu ilgili yönetmeliklerle de desteklenen “Risk Değerlendirmesi” çalışmasının özünü anlamak çok önemlidir.

    Biz gerek özel sektöre verdiğimiz seminerlerde, gerek Krohne Academy programı içerisinde verdiğimiz derslerde bu konuyu detaylarıyla anlatarak işverenin sorumluluğuna vurgu yapıyoruz.

    Yasa ve yönetmelikler işverenin, üretim tesisindeki risklerin farkında olmasını, ölçmesini, değerlendirmesini ve azaltmasını emrediyor. Bu kapsamda yasa koyucu, en ufak bir çiziği dahi kabul etmiyor ve buna göre kabul edilebilir risk seviyesini işverenin kendisinin belirlemesini istiyor. Çok tehlikeli ve tehlikeli iş kollarında önceden başlatılan bu yaptırımın amacı işverenin sahip olduğu makina ve prosesin risklerini anlamasını, azaltmasını ve bunlara çözüm üretmesini sağlamaktır. Bu anlamda yasa “İşveren Risk Değerlendirmesi yapar veya yaptırır” der.

    Ancak sonuçta risk değerlendirilmesinin doğru şekilde yapılıp risklerin kabul edilebilir seviyeye indirgenmesinden işveren sorumludur. Dolayısıyla işverenin Risk Değerlendirmesini danışmanlık hizmeti olarak dışarıdan alması durumunda işini tam ve eksiksiz yapan profesyonellerle çalışması kendi menfaatine olacaktır.

    Tüm işlerimizde olduğu gibi ülkece olayı basite indirgeme ve hafife alma alışkanlığımız nedeniyle geliştirilmiş olan bazı basit metotları kullanıp kısa yoldan sonuca varmayı severiz. Risk Değerlendirmesinde kullanılan ve gerçekte hiçbir işe yaramayan 5x5 matrisi bunun en somut örneğidir.

    Buna ilave olarak işletmelerde halen yapılmakta olan Risk Değerlendirmesi çalışmaları mekanik ve çevresel riskleri kapsarken makinanın kontrol sisteminden kaynaklanabilecek tehlike ve riskleri hesaba katmamakta, yok kabul etmektedir. Oysaki makina emniyetinde asıl sormamız gereken soru makinanın bir komponenti arıza yaptığında sistemin nasıl tepki vereceği, operatörün emirlerini dinleyip dinlemeyeceğidir. Kendi kendine start alan 3 bin tonluk presin içinde o sırada bakım görevlisinin bakım yapıyor olmasının sonucunda nasıl bir facianın meydana gelebileceğini düşünün…

    Pilz’in yaptığı Risk Değerlendirmesi İSG uzmanlarının yapmış olduğu standart çalışmalara ilave olarak (ki çevresel, ergonomik, fiziksel, kimyasal risk faktörleri gibi çalışmaları da içerir) makinanın kumanda sisteminden, donanımından ve yazılımından kaynaklanacak riskleri ortaya çıkartan “otomasyon, elektrik, elektronik, hidrolik ve pnömatik” kökenli teknik çalışmaları da barındırır. Ancak bu şekilde gerçek anlamda bir makina ve üretim hattının riskleri doğru olarak belirlenmiş ve standartlara uygun şekilde azaltılmış olacaktır.

    Pilz’in makinaları emniyetli hale getirmek için uygulamış olduğu bir sistem var mıdır? (BU SORUNUN YANINA 5 ADIMDA EMNIYET GORSELI GELECEK ONEMLİİİİİİ-FOTONUN RESIM ALTI SU SEKILDE OLACAK: Makinalar emniyetli hale getirilirken üretim verimliliği kaybedilmez ve makinanın yaşam döngüsü boyunca işletme ve bakım maliyetleri de optimize edilmiş olur.)

    Elbette, uzmanlarımızın uzun süren çalışmaları sonucunda “5 Adımda Makina Emniyeti” sistemini geliştirdik. “Risk Değerlendirmesi”, “Emniyet Konsepti”, “Emniyet Tasarımı”, “Sistem Entegrasyonu” ve “Emniyet Doğrulama” süreçlerini içeren bu yaklaşım ile makinaların üretim ve bakım ihtiyaçlarını göz ardı etmeden, standartlara ve direktiflere tamamen uygun olması sağlanmaktadır.

    Tüm bu çalışmalar ile makina ya da tesislerdeki tehlikeli durumlar önceden belirlenir. Belirlenen bu durumlar (kabul edilebilir bir seviyeye kadar) minimize edilir. Bu tehlikelere karşı mekatronik (mekanik, hidrolik, pnömatik, elektrik, elektronik ve yazılım tabanlı) çözümleri içeren bir emniyet konsepti oluşturulur. Kullanıcı ihtiyaçları ve bu konsept göz önüne alınarak bir tasarım hazırlanır. Bu tasarıma bağlı kalınarak uygulama gerçekleştirilir. Uygulama sonrası yapılanların ilgili direktiflere ve standartlara uygunluğu, bir başka ekip tarafından bazı testler, simülasyonlar ve kontroller ile doğrulanır. Bütün bu aşamalardan sonra makina ya da tesisiniz emniyetli ve verimli çalışma şartlarına kavuşmuş olur. Bunun anlamı; makinalar emniyetli hale getirilirken üretim verimliliği kaybedilmez ve makinanın yaşam döngüsü boyunca işletme ve bakım maliyetleri de optimize edilmiş olur.

    “5 Adımda Makina Emniyeti” yaklaşımımızın en kritik noktası “Risk Değerlendirmesi” sonrası yapılan “Emniyet Konsepti” çalışmasıdır. Emniyet konsepti çalışması ile belirlenen riski azaltan standart ve direktiflere uygun, farklı yatırım ve işletme maliyetleri olan çözümler, uzmanlarımız tarafından işverene sunulur. İşveren kendi üretim kültürüne uygun olan, verimliliği düşürmeyen optimum çözümü burada kendi seçer. Ortaya çıkan sonuç kesinlikle emniyetli ve işletme tarafından uygulanabilir olur. Dolayısıyla “5 Adımda Makina Emniyeti” yaklaşımımız işletmenin fikir ve alışkanlıklarını da göz önünde tuttuğu için uygulanan tesislerde son derece başarılı olmuştur. 2008 yılından beri pazara sunduğumuz bu hizmet ile birçok büyük ölçekli yerli ve yabancı firmamızın tercihi olmuştur.

    Sizce ülkemizde bu alanda faaliyet gösteren insanların bilinç düzeyi nedir?

    Her işin bir tasarım aşaması var. Mesela bir bina yapacaksanız ne kadar çelik, ne kadar çimento kullanacağınızı hesaplarsınız. Eğer bir makina üretecekseniz her türlü elektrik, mekanik hesapları yaparsınız; redüktörün hesabını yaparsınız… Fakat emniyetin hesabı ülkemizde yapılmıyor! Satıcılar “Faz-Nötür, Al Götür” diye ürün satıyorlar, kullanıcılar da ‘Alıp bu ürünleri takalım, tamamdır’ diyorlar.

    Oysaki emniyet -ki insan hayatını birinci derecede etkileyen bir otomasyon fonksiyonudur- tasarımının nasıl yapılacağı, standartlar ve direktiflerin içeriği ile yakından ilgilidir.

    Bu bilgilerden yoksun mühendisler ve satıcılar emniyet otomasyonu adı altında hizmet ettiklerini sanıyorlar; halbuki yanılıyorlar, yanıltıyorlar. Biz buna savaş açmış bulunuyoruz. Biz diyoruz ki ‘Doğrudan insan hayatını etkileyen otomasyon fonksiyonları, doğru emniyet çözümleri üzerinden sağlanmalıdır.’ Diğer yandan bir arıza olduğunda makina çalışmaz, makina çalışmadığında üretim aksar. Üretim kaybının sonunda kimsenin canı yanmaz. Fakat sizin makinanız durması gerektiği yerde durmuyorsa muhtemelen ya sakat bırakacaktır ya da birilerinin hayatını sonlandıracaktır. Dolayısıyla makina otomasyonu için proje yapıp, makina emniyeti için ezbere çözümler uygulamak kabul edilemez bir hata ve yanlış bir zihniyettir!

    Dünyanın en iyi ürünlerini kullansanız dahi yanlış mühendislik yapıyorsanız, yanlış kurguluyorsanız kaza eninde sonunda kaçınılmaz olur. Dünyanın en iyi paraşütünü satın alsanız dahi, yanlış katlayarak uçaktan atlarsanız hayatınızdan olursunuz. Işık perdesi olan preslerde çok defa parmak ve kol kaybı yaşandığına şahit olduk. İşte biraz önce söylediğimi tamamen destekleyen bir cümledir bu… Işık perdesine rağmen kaza yaşanabiliyorsa bunun sebebi yanlış tasarımdır, yanlış mühendisliktir, yanlış projelendirmedir. Işık perdesi zaten tek başına koruma sağlamaz. Ama zaten tek başına koruma yapmayacağını bildiğiniz bir şeye siz korurmuş gibi inanırsanız o zaman kaza geliyorum demez, gelir. Bu inanç kucağında bomba taşımayla eşdeğerdir.

    Pilz olarak bizim bu konuda Bakanlık düzeyinde çalışmalarımız var. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın konuyla ilgili denetimlerini daha etkili hale getirebilmek için bilgi paylaşıyor, öneriler sunuyoruz.

    İşverenlerimizde bu bilincin oluşturulmasında Krohne Academy seminerlerimiz oldukça başarılı oluyor. İki yılda 8 lokasyonda düzenlediğimiz tam günlük seminerlerle yaklaşık 600’ü aşkın kullanıcıya doğrudan ulaşma şansını yakaladık. Zaten zor ve teknik olan bir konuyu her disiplinden katılımcının rahatlıkla anlayabileceği seviyede verdiğimiz derslerde oldukça olumlu geri bildirimler aldık. Bu anlamda makina emniyetinin detayları konusundaki bilincin hızla artmakta olduğunu söyleyebiliriz.

    O halde ‘Emniyet çözümlerinin en önemli unsuru tasarımdır’ diyebilir miyiz?

    Hem evet, hem hayır… Aslında makina emniyetinin tamamı bir zincir… Zincirin de halkaları var. Halkalardan birisi ‘doğru ürün’, doğru ürünü kullanmanız lazım. Daha sonra o doğru ürünün nasıl kullanılacağını da bilmek gerekir. Doğru ürün bir halka, diğer halka ise Avrupa ve Dünyadaki Emniyet Standartları yani çözümlerin doğruluğunun dayanağıdır. Üçüncü halka mühendisliği, projelendirilmesidir. Bir başka halka da uygulanması gereken emniyet senaryosudur, ki kazaların öngörülmesi ve önlenmesi bu senaryo ile sağlanır. Tüm bu zincirin halkalarının teker teker doğru uygulanması gerekir. Zincir ancak en zayıf halkası kadar sağlamdır. Bu nedenle bu zincirin her bir halkasının kusursuz olması gerekir.

    2023 vizyonu doğrultusunda aslında piyasaya bakıldığında oldukça ciddi bir pazar var. Sizin bu süreçteki stratejiniz ne olacak?

    Pilz, geleceğe yönelik düşünen ve yatırım yapan global bir şirkettir. Pilz’in, gelecek vizyonunda Türkiye’nin dinamizmine son derece inanıyoruz. 2002 yılından bugüne kadar geldiğimiz 12 yıllık sürede önemli bir büyüme ivmemiz oldu. Bunun altında yatan gerçeklere bakmak gerekirse; biz hiçbir zaman ürün satan bir firma olmadık, satış kaygısıyla proje yapmadık. Kaybedeceğimizi bilsek de doğruyu söyledik ve masadan kalkmasını bildik. Sektör içinde böyle bir duruş bize aslında çok kazandırdı ve kazandırmaya da devam ediyor. Biz ürün satıcısı değiliz, biz makina emniyeti uzmanıyız. Üretimde çalışanların evlerine sağ salim dönmelerini sağlıyoruz, kaza olmasını önlüyoruz ve önlediğimiz kazaların da ne olabileceğini öngörerek bunu yapıyoruz.

    Bir ülke düşününki çağdaş mühendislik standartlarını ve teknolojilerini kademeli olarak uygulamaya başlıyor ve gelişmiş dünyaya entegre olarak ilk 10 ekonomi arasına girmeyi amaçlıyor. Potansiyelimizin son derece yüksek olduğunun göstergesidir bu.

    Gelişmiş ülkeler arasındaki savaşların artık sadece ekonomik platformda olduğunu dikkate aldığımızda, ülkemizin 2023 hedefi çerçevesinde ilk 10 ekonomi arasında yer alabilmesi için yetişmiş insan kaynaklarını, harcamadan, tüketmeden, sistemin dışına itmeden onlara daha çok yatırım yaparak çalışmamız gerektiğine inanıyoruz. Bu anlamda üretimde çalışanların emniyette olması gerekiyor. Bu emniyeti ise eski, demode ürünlerle değil; en yeni teknolojiyi sanayinin hizmetine sunarak sağlayabiliriz. Biz bugün Avrupa’da, Amerika’da ne üretildiyse eş zamanlı olarak onu Türkiye’ye getirip, ülkemizdeki sanayicinin kullanımına sunuyoruz. Sanayicimize ve çalışanlarımıza avantaj sağlıyoruz. Biz Türkiye’nin gücüne ve potansiyeline inanıyor ve güveniyoruz. Yarınların ülkemize bugünden daha büyük başarılar ve refah getireceğine gönülden inanıyoruz.

    http://www.haberortak.com/Haber/Makina/04082014/Makina-emniyeti-uzmaniyiz.php