1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Portör muayeneleri hakkında son durum

Konusu 'İşe Giriş ve Periyodik Muayeneler' forumundadır ve Erkan Dündar tarafından 27 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. Erkan Dündar İSGforum Üyesi

    • Site Yöneticisi
    İl Temsilciliği:
    Trabzon
    Sertifika Numarası:
    47086
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Sarper Timur
    PORTÖRLER HAKKINDA SON DURUM

    UMUMİ HIFZISSIHHA KANUNU DA zorunluluğu belirtilen portör muayeneleri ile ilgili maddeler Kanun Hakkında Kararname ile değiştirldi. (DeğiĢik:11/10/2011-KHK-663/58 md.) Ortada portörü hükmeden madde yok. ama işyeri hekim görev tanımında hala yer alıyor ve müfettişler hala istiyor. İşyeri hekimleri ve uzmanların diğer sağlık gerekliliklerini ve ortam tehlike ve risklerini değerlendirerek portör muayenelerini gerekli durumlarda istemelidir. Kaldırıldı diye insanları tehlikeye atmamalıyız. tabi bunu küçük işletmeler baskı uygulayarak kabul ettirdi.

    Belirtilen yasal maddeler alttadır

    UMUMİ HIFZISSIHHA KANUNU

    Madde 126 - Yenilecek ve içilecek şeyler satan veya veren veyahut taharet ve nezafete mütaallik sanatlar ifa edenler her üç ayda bir kendilerini muayene ettirerek bir sıhhi rapor almağa mecburdurlar. Bunlardan devrei sirayette frengi ve sari verem ve cüzzama müptela olanlarla halkın istikrah ve nefretini mucip bir cilt hastalığına duçar olanlar sanatlarını icradan menolunurlar.
    Madde 126 - Yenilecek ve içilecek şeyler satan ya da veren ya da temizlik ve güzellikle ilgili sanatlar yapanlar her üç ayda bir kendilerini muayene ettirerek bir sağlık raporu almağa mecburdurlar. Bunlardan bulaşıcı döneminde frengi ve bulaşıcı verem ve cüzzama tutulmuş olanlarla halkın tiksinmesini ve nefretini gerektiren bir cilt hastalığına yakalananların sanatlarını yürütmeleri yasaklanır.
    Madde 127 - 126 ncı maddede zikrolunan sıhhi muayene meccanen belediye tabipleri tarafından yapılır. Belediye tabipleri bulunmayan yerlerde bu vazife hükümet tabipleri tarafından icra olunur. Mahalli belediyelerince hangi meslek ve sanat erbabının muayeneye tabi olduğu 266 ncı maddede zikredilen nizamnameye dercolunur.
    Madde 127 - 126 ncı maddede sözü edilen muayene ücretsiz olarak belediye tabipleri tarafından yapılır. Belediye tabipleri bulunmayan yerlerde bu görev hükümet tabipleri tarafından yürütülür. Yerel belediyelerince hangi meslek ve sanat sahiplerinin muayene zorunda olduğu 266 ncı maddede sözü edilen tüzükte belirtilir.

    Madde 126 – (DeğiĢik:11/10/2011-KHK-663/58 md.)
    Gıda üretim ve satış yerleri ve toplu tüketim yerleri ile insan bedenine temasın söz konusu olduğu temizlik hizmetlerine yönelik sanatların ifa edildiği iş yeri sahipleri ve bu iş yerlerinin işletenleri, çalışanlarına, hijyen konusunda bu iş yerlerindeki meslek ve faaliyetin gerektirdiği eğitimi vermeye veya çalışanların bu eğitimi almalarını sağlamaya, belirtilen eğitimleri almış kişileri çalıştırmaya, çalışan kişiler ise bu eğitimleri almaya mecburdurlar. Bizzat çalışmaları durumunda, iş yeri sahipleri ve işletenleri de bu fıkra kapsamındadır.
    Bulaşıcı bir hastalığı olduğu belgelenenler ile iş yerinin faaliyet ve hizmetlerinden doğrudan yararlananları rahatsız edecek nitelikte ve görünür şekilde açık yara veya cilt hastalığı bulunanlar, bizzat çalışan iş yeri sahipleri ve işletenleri de dâhil olmak üzere, alınacak bir raporla hastalıklarının iyileştiği belgeleninceye kadar, birinci fıkrada belirtilen iş yerlerinde çalışamaz ve çalıştırılamazlar. Çalışanlar, hastalıkları konusunda işverene bilgi vermekle yükümlüdür.
    Madde 127 – (DeğiĢik:11/10/2011-KHK-663/58 md.)
    126 ncı maddede belirtilen iş yerlerindeki hijyen eğitimine yönelik hususlara, bu iş yerlerinde çalışmaya engel bulaşıcı hastalıkların ve cilt hastalıklarının neler olduğuna, iyileşme hâlinin belirlenmesine, hangi meslek ve sanat erbabının 126 ncı madde kapsamında olduğuna ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık, İçişleri ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlıklarınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
    126 ncı maddede belirtilen iş yerlerinde bulaşıcı bir hastalık veya bir salgın hastalık çıkması durumunda, bu hastalıkla alakalı gerekli incelemeler, analiz masrafları iş yeri sahipleri ve işletenlerince karşılanmak üzere ilgili kurumlar tarafından yapılır.
    126 ncı maddede belirtilen iş yerlerinde bulaşıcı bir hastalık veya bir salgın hastalık çıkması hâlinde doğacak hukukî sorumluluklar ile bu durumdan zarar gören kişi veya kurumların hukukî yol vasıtasıyla talep edebilecekleri tazminat ödemeleri veya olabilecek diğer ödemeler iş yeri sahiplerine ve işletenlerine aittir,


    kaynak
  2. Erdoğan FİDAN İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    000359
    Uzmanlık Sınıfı:
    Diğer Sağlık Personeli
    "Portör Muayenesi gerekli mi, değil mi?"

    Bu konuya nereden bakıldığına bağlı bence. Günümüzde yapılan Portör Muayenesi çok eksik. O nedenle yapılması pek bir anlam ifade etmiyor. Ya tam anlamıyla yapılmalı, ya da iş olsun diye yapılamamlıdır bence.

    Portör kelime anlamı bakımından "TAŞIYICI" demektir biliyorsunuz. Bu anlamda günümüzde yapılan tetkikleriden başka bir sürü taşıyıcılık ve hastalık bulaştırma riski olan durumlar var. Kaldı ki; standart olarak Hepatit B bakılırken, Hepatit C ve AİDS nedense bakılmıyor. Aynı zamanda kaldırılan kanunda ki frengi de baklımıyor.

    Boğaz, Burun ve gaita kültürü yapılıyor örneğin..
    Bunlar bugün bakınca negatif çıkarken, yarın veya 5 gün sonra pozitif çıkabilir. Kış aylarında nezle/grip geçiren birinin boğaz/burun kültürleri pozitif çıkma olasılığı çok yüksektir örneğin. Gaita kültüründe bakılan nedir mesela? Ağırlıklı olarak Salmonella, Shigella.. Portör muayene günü kişide ishal vb şikayet yoksa negatif çıkar bu test. Peki muayene günü dışında kalan aylar boyunca hasta olmuyor mu bu çalışan? Kaç kişi ben rahatsızım dediğinde doktora veya teste gönderiliyor? vs vs

    Bu nedenle öncelikle bilinçlenme önemlidir diyorum. Sonuç olarak biliçlenmiş bir çalışan ve işveren ile sorun ortaya çıktığı anda müdahale daha doğru olur diye düşünüyorum. Portör Muayenesi gerekli mi gerksiz mi konusu çok su kaldırır çünkü..
  3. Tugba Doğan İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    69070
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    günaydın.bu konuyla ilgili dün hekimle görüştüm.portör kalktı ,hijyen eğitimi aldırmalısın dedi.bize yemekler dışarıdan geliyor mutfakta çalışanımız sadece çay servisi yapıyor.şimdibu elemnın ilk geldiğimde portör muayenesini yaptırmıştım.şimdi bu uygulama kalktı mı ve ben elemanımı hijyen eğitimine mi göndermeliyim.
  4. Erdoğan FİDAN İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    000359
    Uzmanlık Sınıfı:
    Diğer Sağlık Personeli
    merhaba..

    Portör hükmü 2011 yılında Kanun Hakkında Kararname ile değiştirildi. (Değişik:11/10/2011-KHK-663/58 md.). Yasal anlamda bir zorunluluk kalmadı ama işveren yaptırabilir gerek görürse.

    Fakat, Yemekhane veya çay ocağı gibi yerlerde çalışanların HİJYEN EĞİTİMİ almaları gerekli. Şöyle ki;

    "HİJYEN EĞİTİMİ YÖNETMELİĞİ ( RG: 05.07.2013 – 28698 )

    Tanımlar
    MADDE 4
    – (1) Bu Yönetmelikte geçen;
    f) Perakende iş yerleri: Ana dağıtım merkezleri, hazır yemek hizmeti, iş yeri ve kurum yemekhaneleri, restoranlar ve diğer benzeri gıda hizmetlerinin sunulduğu yerler, dükkânlar, toptan satış yerleri, süpermarket dağıtım merkezleri dâhil olmak üzere son tüketiciye satış ve dağıtım noktasında gıdanın işlenmesi, muameleye tabi tutulması veya depolanması ve benzeri hizmetlerin verildiği iş yerlerini ifade eder.
    Belge alan kişilerin çalıştırılması
    MADDE 5
    – (1) Bu Yönetmeliğin kapsadığı iş yerlerinde, Genel Müdürlük tarafından verilen belgeye sahip olmayan kişiler çalıştırılamaz."
  5. ramazan ÇAKI İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    ne olursa olsun portör istemek de fayda var. çünkü hijyen eğitiminin ne derece etkili ne derece kapsamlı verildiği tartışılır.
  6. Erdoğan FİDAN İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    000359
    Uzmanlık Sınıfı:
    Diğer Sağlık Personeli
    Konuyla ilgili geçmişte okuduğum bir makaleyi paylaşmak istiyorum. Prof. Dr. Recep Öztürk hocamın makalesi aşağıdadır. Mikrobiyoloji teknisyeni olarak, günümüzde yapılan portör testlerine bakış açımızın biraz daha gerçekçi olacağı kanısındayım.


    Gıda sektörü çalışanlarında portör (mikrop taşıyıcılığı) taraması
    Ülkemizde gıda işiyle uğraşanlar ve sıhhi müesseselerde çalışanlar için belli dönemlerde portör (mikrop taşıyıcılığı) taraması yaptırılması zorunludur.
    24/4/1930 tarihinde kabul edilip, 6/5/1930 tarihli resmi gazetede yayınlanan 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun (UHK) konuyla ilgili 126 ve 127 maddeleri şöyledir:
    “ Madde 126 - Yenilecek ve içilecek şeyler satan veya veren veyahut taharet ve nezafete mütaallik sanatlar ifa edenler, her üç ayda bir kendilerini muayene ettirerek bir sıhhi rapor almağa mecburdurlar. Bunlardan devre-i sirayette frengi ve sari verem ve cüzzama müptela olanlarla halkın istikrah ve nefretini mucip bir cilt hastalığına duçar olanlar sanatlarını icradan men olunurlar.

    Madde 127 – 126’ncı maddede zikrolunan sıhhi muayene meccanen belediye tabipleri tarafından yapılır. Belediye tabipleri bulunmayan yerlerde bu vazife hükümet tabipleri tarafından icra olunur. Mahalli belediyelerince hangi meslek ve sanat erbabının muayeneye tabii olduğu 266’ncı maddede zikredilen nizamnameye derc olunur.”
    UHK’nun yürürlüğe girişinden itibaren uygulama içeriği Sağlık Bakanlığı’nın genelge ve görüşleriyle zamanla değişen portör taraması, en son 27.1.2005 tarihli Sağlık Bakanlığı genelgesine göre uygulanmaktadır. Buna göre portör muayeneleri özel kurumlarda da yapılabilmektedir. İçerik olarak;
    1) Dışkıda Salmonella ve Shigella kültürü (yılda bir),
    2) Dışkının mikroskopik incelemesi (Entamoeba histolytica, Giardia lamblia kistleri ve helmint yumurtaları yönünden 6 ayda bir),
    3 ) Boğaz ve burun kültürü (Staphylococcus aureus yönünden yılda bir),
    4) Akciğer grafisi (tüberküloz yönünden yılda bir).
    Mevcut haliyle portör taraması acaba ne işe yaramaktadır? Beklenen faydayı sağlamakta mıdır yoksa bekleneni sağlamayan, gereksiz zaman ve ekonomik kayba neden olan “bürokratik” seviyede kalan bir işlem midir? Gıda çalışanlarında portörlük tespitindeki standart yöntemler var mıdır? Son genelgeyle dışkı kültürüyle taranması istenen Salmonella ve Shigella ülkede kaç laboratuvarda standart yöntemlerle üretilip, tanımlanabilmektedir? Daha da önemlisi portör taraması gelişmiş ülkelerde yapılmakta mıdır? Bu sorulara verilecek cevap ne yazık ki olumsuzdur.
    Konuyla ilgili sorunları ve bunlar hakkında görüşümüzü belirtmeden önce portörlük kavramını özetle ele alacağız.
    Hastalığın klinik belirtilerine sahip olmadığı halde infeksiyon etkenini taşıyan ve vücut çıkartıları ile ya da diğer yollardan başkalarına bulaştırabilen kişilere, başka bir ifadeyle “sessiz infeksiyonlular”a portör (mikrop taşıyıcısı) denir. Portörler birçok infeksiyonun bulaşmasında ve yayılmasında önemli rol oynarlar. Portörlük çeşitli gruplara ayrılabilir:
    1) Erken portörlük (kuluçka dönemi taşıyıcıları; hastalık öncesi taşıyıcılar, çocukluk dönemi hastalıkları: Difteri, boğmaca, kızamıkçık, kabakulak, çocuk felci, suçiçeği ile HIV infeksiyonu),
    2) Hastalık sonrası taşıyıcılar (nekahat portörlüğü, sıtma, Salmonella typhi ve nontyphi infeksiyonu, kolera, çocuk felci, hepatit A, hepatit B),
    3) İmmün portörlük (grip: aşılı kişiler veya daha önce aynı tiple infekte olmuş kişiler influenza virüsünü hastalanmadan solunum yolundan damlacıklarla yayarlar),
    4) Hastalanmayan taşıyıcılar (temas portörlüğü; pasif portörlük, epidemik menenjit salgını sırasında belli bir anda toplumdaki kişi¬lerin % 20-60’inin nazofarinksinde Neisseria ıneningitidis bulunabilir; poliomyelitte her felçli hastanın çevresinde 100 kadar sessiz infeksiyonlu vardır).
    Hastalık sonrası taşıyıcılık (nekahat portörlüğü) geçici, kronik veya kesintili olabilir. Etkenin hastalıktan sonra bir süre vücut çıkartılarında bulunmasına geçici portörlük denir. Eğer bu süre daha uzun olursa süregen (kronik) portör¬lükten söz edilir. Örneğin, tifo geçirenlerin dışkısında bir yılı aşmayan bir süre S.typhi bulunabilir. Tifo geçirenlerin % 3 kadarında ise bakteri dışkıda bir yıldan sonra da bulunmaya devam eder. (Bu kişiler kronik tifo portörü¬dürler. S.typhi bu kişilerin çok defa safra kesesine yerleşmiştir ve burada üremeye devam eder.) Vibrio cholerae biotip eltor infeksiyonu sonrasın da kronik taşıyıcılık oluşabilmektedir. Şigelloz, kolera ve diğer dışkıyla bulaşan hastalıklar için geçici taşıyıcılık söz konusudur. Etkenin vücut çıkartılarında zaman zaman bulunmasına ise kesintili portörlük denir. Tifoda muhtemelen safranın zaman zaman bağırsağa boşalmasından ileri gelen bu tür portörlük de görülür.
    Yukarıda görüldüğü gibi portörlük geniş bir kavramdır ve infeksiyon hastalıkların bulaşmasında önemlidir.
    Ülkemizde portör taraması UHK’ndan itibaren 70 yıldan fazla bir süredir uygulanmaktadır. Taşıyıcılıkla ilgili yapılan çalışmalarda ciddi standardizasyon sorunlarının olduğu görülmektedir. Salmonella ve dışkıyla bulaşan diğer etkenleri araştırmak için uzun yıllar değişik merkezlerde Grubel–Widal testi uygulanmış, tüberküloz açısından ise mikrofilmler çekilmiştir. Grubel-Widal aglütinasyon testi ile taşıyıcılık durumunu saptamak mümkün değildir.
    .typhi taşıyıcılığı için serolojik olarak anti-Vi antikorlarının bakılması gerekmektedir. Son dekatta bazı merkezlerde bu uygulama başlatılabilmişti. 1994 - 1997 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Dairesi Başkanlığı tarafından yaklaşık 30.000 kişide anti-Vi antikorları ve dışkı kültürleri yapılmış, otuz şüpheli sonuçtan 4-5 kişide nontifi Salmonella saptanmıştır (% 0,02-0,03). 1986 yılından bu yana klinik ve/veya laboratuvar olarak izlediğimiz ishal olguları arasında 10’u aşmayan tifolunun bir kısmının İstanbul dışına seyahat veya İstanbul’a dışardan gelme öyküsü mevcuttur. Bu ve benzeri gözlemlerin diğer araştırmacılar tarafından saptanması ve portör arama yöntemlerinin taşıyıcı saptamada duyarlılık ve özgüllük sorunları, standart olmayan uygulamalar, ayrıca yılda bir iki kez yapılacak testlerle var olabilecek taşıyıcıların ne kadarının saptanabileceği, konunun maliyet etkinliği gibi sorular dikkate alınarak; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı’nda konunun tarafları, uzmanlar ve bilim adamlarından oluşan bir heyet değişik toplantılar düzenlemiş ve toplantılara Sağlık Bakanlığı yetkilileri de davet edilmiştir. Hazırlanan rapor Bakanlık yetkililerine sunulmuştur. Daha sonra 2006 yılında Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları (KLİMİK) Derneği, Sağlık Bakanlığı’nın görüş istemesi üzerine üç uzman tarafından hazırlanan raporu bakanlığa sunmuştur. Bu girişimlere rağmen bugüne kadar olumlu yönde bir adım atılmamıştır.
    Mevcut portör tarama sisteminin bilimsel ilkeler temelinde yapılmadığı açıktır. Standart olmayan, hatta uygun olmayan yöntemler kullanılarak, gereksiz tetkikler yapılmaktadır. Salmonella, Shigella portörlüğünde önerilen dışkı kültürü ülkemizde kaç laboratuvarda uygun olarak yapılabilmektedir? Üretilen bakterileri tiplendirmek kaç laboratuvar tarafından yapılabilecektir? Özel laboratuvarların da yetki aldığını düşünürsek, mevcut portör tarama ücreti ile sadece uygun bir dışkı kültürü yapılabilecek midir? Laboratuvarların etkin denetiminin yapılamadığı ülkemizde acaba ne kadar doğru çalışılmaktadır?
    Doğrusu yetkililerden aşağıdaki soruların açık cevabını bekliyoruz. Yetmiş yılı aşkındır uygulanmakta olan portör taraması verileri hiç analiz edilmiş midir? Analiz edilmişse bu veriler hangi politika değişimlerine yardımcı olmuştur? Portör taraması maliyet etkin midir? Uygulanan kaç teste karşı, kaç portör bulunmuştur? S.aureus burun-boğaz taşıyıcılığı normalde toplumda % 15-20 oranındadır; saptanan portörler için ne yapılmaktadır? Akciğer tüberkülozuyla gıda ilişkili infeksiyonların ne ilgisi vardır? Portör taraması ile kaç aktif tüberküloz saptanmıştır ve bunun maliyeti ne olmuştur? Son yönergeyle (2005) hepatit B, HIV, HCV aranması istenmemiş olmakla birlikte, değişik merkez ve kurumlarda yapılmış ve yapılmakta olan hepatit B, HCV, HIV taramalarının gıda araçlı bulaşmayla ilgisi nedir? Hepatit B taşıyıcısı olanın, gıda işinde çalışmasının engellenmesinin bilimsel ve yasal dayanağı nedir? Bu soruların cevabı arandığında ülke olarak yanlış bir uygulama yaptığımız açığa çıkacaktır.
    Konuyla ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütü ve Avrupa Birliği tarafından hazırlanan raporlar ülkemizde mevcut uygulamaların uygun olmadığını göstermektedir.
    Gıda sektöründe çalışanların portör muayeneleri konusunda Dünya Sağlık Örgütü’nün 1989 yılında yayınladığı “Gıda Sektöründe Çalışanlar İçin Sağlık Gözetim ve Denetim Danışmanlık Raporu” ilkeleri mevcut haliyle bir taramayı etkin olmadığı için önermemektedir. Bunun yerine ilgili raporda işe alma esnasında ve sonrasında sürekli hijyen eğitimi, hasta olanın tedavi edilmesi veya geçici olarak işten uzaklaştırılması gibi ilkeler önerilmektedir.
    Avrupa Birliği’nin gıdalarla ilgili yaptığı düzenlemeler DSÖ önerileriyle uyum içindedir. AB, gıda işiyle ilgili personelin hijyeni, bunun sağlanması için eğitim ve uygun ortam, gıda güvenliği ile ilgili hastalıkların bildirilmesi, hasta olan kişilerin çalıştırılmaması, işe almadan önce ve sonra belli aralıklarla tıbbi muayene ve belgeleme sistemini önermektedir. Burada eğitilmiş kişinin hastalığını zamanında bildirmesi önemlidir.
    DSÖ, AB raporları ve konuyla ilgili diğer bilimsel görüşleri dikkate alarak çözüm olarak aşağıdaki önerileri sunuyorum:
    1) Gıda güvenliği / hijyeni konusunda asıl olan, kişilerin gıdayla bulaşan hastalıklar ve hijyen konusunda sürekli eğitiminin sağlanmasıdır. Eğitimin niteliği, kullanılması gerekli yöntem, uygulama sıklığı, uygulanması gereken kişiler, uygulamayı yapacak kurumlar, alınan sonuçlara göre ne yapılacağı kararlaştırılmalıdır.
    Çalışanların eğitiminden işyeri sahibi veya yetkilendirilen kişi sorumlu olmalıdır.
    Eğitimler işe girişte ve daha sonra belli periyotlarla yapılmalıdır. Eğitim içeriği konuyla ilgili otoriteler (üniversite, resmi kurumlar) tarafından belirlenmelidir. Eğitim alan gıda çalışanına sertifika verilip ve belli dönemler halinde (işyerinin riskli olma durumuna göre 1–2 yılda bir) eğitim tekrarlanarak sertifika onaylanmalıdır.
    Eğitimin verilmesi ve sertifikalandırmanın kim tarafından yapılacağı (belediyeler, Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, özel kurumlar, sivil toplum kuruluşları …) belirlenirken muhtemel suistimaller göz önünde tutulmalıdır.
    2) Çalışan kişiler “fekal-oral” (dışkı-ağız) veya temas yoluyla bulaşan hastalıklardan birine yakalanırsa durumu iş yeri sorumlusuna bildirmekle yükümlü tutulmalıdır. Bildirim sonrasında çalışan tetkik edilip tedavi edilmeli ve iyileşene kadar üretim ve satışta çalıştırılmamalıdır. Çalışan özlük hakları konusunda mağdur edilmeyeceğini bilerek hastalığını bildirme konusunda teşvik edilmelidir.
    3) Gıda kaynaklı hastalıklarda etkenin saptanmasına yönelik testlerin yapılabileceği özelleşmiş laboratuvarlar kurulmalı, ülke genelinde laboratuvar sürveyansı yapılıp, veriler düzenli aralarla analiz edilip gereken kişi ve kurumlarla paylaşılmalıdır.
    Ülkemizde gıda zehirlenmesi ile ilgili istatistiklerin toplanması, gıda zehirlenmesi vakalarının incelenmesi, zehirlenmeye neden olan gıdanın ve mikrobiyal ajanın belirlenmesi konusunda ciddi yetersizlik vardır. Gıda kaynaklı salgınlar ve sporadik vakalar için sürveyans çalışmaları ve ihbar/kayıt sisteminin iyi işletilmesi hatalı gıda işleme uygulamaları konusunda önemli bilgiler verebilecek ve gıda ile bulaşan hastalıkların önlenmesi konusunda çok önemli yararlar sağlayacaktır. Gıda ile bulaşan hastalıklarla ilgili sürveyans çalışmalarının ve bu hastalıkların Sağlık Bakanlığı’na ihbarının sağlanması gereklidir.
    4) Gıda üretiminde HACCP (hazard analysis critical control point) sisteminin işlerliği sağlanmalı, bu konudaki denetimler etkin olmalıdır. HACCP gibi sistematik yöntemler korunma ve kontrolde günümüzde başarıyla uygulanmaktadır. Korunmada tüm dünyada çiftlikten masaya uzanan emniyetli bir gıda zinciri kurulması konusunda gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu amaçla gıdanın bulaşma kaynakları, gıda emniyetini bozacak durumlar değerlendirilip bu açıdan gerekli önlemler alınmaktadır. Pastörizasyon, ısıtma, ışınlama, antibakteriyel etkili boya ve katkı maddeleri, günümüz teknolojisi korunma araçları arasında önemli olanlarıdır.
    Ülkemizin ana sorunlarından biri etkin bir denetim geleneğimizin olmayışıdır. Konuyla ilgili etkin denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır. Denetimleri yapacak kamu kuruluşları, denetim kriterleri (eğitim sertifikaları, HACCP sistemi…), sıklığı, hatalı durumlarda verilecek cezalar net olarak belirlenmeli; cezalar caydırıcı olmalıdır.
    Avrupa ülkelerinde DSÖ tarafından yapılan sürveyans verilerine göre (Katılımcı ülke sayısı 49, temsil edilen nüfus 850 milyon civarındadır. 1993 ve 1998 yılları arasındaki 30.000 salgın incelenmiştir.) göre ısı hataları, uygunsuz çiğ malzeme kullanımı, çevresel faktörler ve uygunsuz gıda hazırlanmasıdır.
    5) Ülkemizde portör muayenesini zorunlu kılan UHK, günün koşulları dikkate alınarak değiştirilmelidir. Hukuk dilinden uzak olmakla birlikte konuyla ilgili olarak aşağıdaki yasal değişikliğin yapılmasını öneriyoruz.
    “Gerekçe: Günümüzde yiyecek, gıda ve içecek üretiminde çalışanların veya ‘taharet ve nezafete mütaallik sanat ifa edenlerin’, bulaşıcı hastalıkları yaymasını engellemek için ilgili kişiler eğitilmekte ve hastalık durumunda tedavi edilene kadar çalıştırılmamaktadır.
    Dünya Sağlık Örgütü (1989) önerilerine göre belirli dönemde yapılan taramaların beklenen yararı sağlamadığı gerekçesiyle uygulanması önerilmemektedir.
    İlgili öneriler ve gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara uygun olarak ülkemizde de gıda ilgili iş yerlerinde çalışanların eğitimi ve hastalıkları halinde tedavisini esas alan ve gıdayla bulaşan hastalıkların sürveyansının sağlanması amacıyla UHK madde 126 ve 127’nin değişikliği önerilmiştir.
    UHK Madde 126 - 127 değişiklik önerisi:
    Değişik gıdaları, yiyecekleri veya içecekleri hazırlayan ticari kurumlar, hazır yemek üreten tesisler / lokantalar üretim, işleme, depolama, hazırlama ve tüketimlerine kadar geçen süreçte uygun şartlarda çalışmak ve mikrobik bulaşma ve bunların üremelerine engel olma yönünde gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür. Ayrıca “taharet ve nezafete mütaallik sanat ifa edenler”, otel, pansiyon gibi tesislerin mutfaklarında çalışanlar da hijyenik kurallara uymakla yükümlüdür.
    Gıda, içecek ve içecek üretiminde çalışanların / satanların veya “taharet ve nezafetle” ilgili sanat icra edenlerin, hijyen ve bulaşıcı hastalıklar açısından sürekli eğitimleri ve hijyen kurallarına uyumlarının takibi ve denetlenmesi iş yeri sahibi veya sorumlusu tarafından sağlanır.
    İlgili eğitim .......... tarafından verilir. Eğitime katılanlar, eğitim sonunda sertifika alırlar. Sertifika alan kişiler 2 yılda bir sürekli eğitim kurslarına katılır.
    Çalışan kişiler “dışkı-ağız” veya temas yoluyla bulaşan hastalıklardan birine yakalanırsa, durumu iş yeri sorumlusuna bildirmekle yükümlüdür. Bildirim sonrasında çalışan tetkik edilip tedavi edilir ve iyileşene kadar üretim ve satışta çalıştırılmaz.
    Gıda ve içeceklerle bulaşan hastalıkların ülke çapında sürveyansı yapılıp, ilgili hastalıklara yakalananlar ihbar edilir. İlgili takipler ……….. tarafından yapılır.
    İlgili kanun maddesinin yürütülme esasları yönetmelikle belirlenir”.
    Sonuçlar:
    1- Ülkemizde gıda çalışanları için uygulanmakta olan portör taraması standartlara uygun olarak yapılmamaktadır.
    2- Portör tarama tetkiklerinin yapıldığı pek çok merkezde önerilen fiyatlarla genelge kapsamındaki testler doğru bir şekilde yapılıp sonlandırılamaz.
    3- Portör taraması maliyet etkin değildir.
    4- DSÖ 1989 rehberi, AB ülkeleri vd. çoğu gelişmiş ülke uygulamaları portör taramasını önermemektedir.
    5- Gıda çalışanları işe alma ve çalışma süresinde sürekli eğitime alınmalıdır.
    6- Gıda iş kolunda etkin bir denetim sistemi kurulmalıdır.
    7- Gıda zehirlenmeleri ve gıdayla bulaşan hastalıklar için referans laboratuvarlar kurulmalı ve ülke çapında sürveyans yapılmalıdır.
    8- UHK’da gerekli değişiklik yapılmalıdır.
    Kaynaklar
    Unat EK., Temel Mikrobiyoloji, 3. baskı, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Yayınları, Yayın No (Üniversite: 4018, Fakülte: 207); İstanbul, 1997: 235-7.
    Töreci K., Epidemiyoloji. İstanbul Tıp Fakültesi 1998 - 1999 Ders Yılı Klinik Mikrobiyoloji Ders notu.
    Tosun SY., Enfeksiyon hastalıkları yönünden hedefe yönelik taramlar: Gıda çalışanları, 1. EKMUD Kongresi (24-28 Ekim 2007), Kongre Kitabı, Ankara, 2007: 68-75.
    Health Surveillance and Management Procedures for Food-Handling Personnel WHO Technical Report Series 785 WHO Geneva 1989.
    Preventing Foodborne Disease: A Focus on the Infected Food Handler. Report of the Food Handlers with Potentially Foodborne Diseases Subcommites of the NDCS’s Scientific Advisory Committes 2004.
    Slutsker L., Altekruse SF., Foodborne diseases: Emerging pathogens and trends. Infectious Disease Clinics of North Amerca 1998; 12: 199-216.
    Kaferstein F., Abdussalam M., Food safety in the 21st century. Bull World Health Organ 1999; 77: 347-51.
    Tirado C., Schmidt K., WHO Surveillance programme for control of foodborne infections and intoxications: preliminary results and trends across greater Europe. Journal of İnfection, 2001; 43: 80-84.
    * Makalenin orijinali SD Dergi Mart-Nisan-Mayıs 2008 tarihli 6. sayıdan alıntılanmıştır.



    KAYNAK:
    http://www.sdplatform.com/Dergi/136...nda-portor-mikrop-tasiyiciligi--taramasi.aspx
  7. inspector1989 İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    Dündar Bey' e katılmakla beraber; "portör muayenesi kalktı yerine hijyen eğitimi verilmesi gerekli" ifadesi iş sağlığı ve güvenliği teftişinde kapsamında çok doğru bir ifade olmayacaktır. Çünkü;

    İş yeri Hekimi Ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk Ve Eğitimleri Hakkında Yönetmeliği Madde 8/2-c.8 de ''Bulaşıcı hastalıkların kontrolü için yayılmayı önleme ve bağışıklama çalışmalarının yanı sıra gerekli hijyen eğitimlerini vermek, gerekli muayene ve tetkiklerinin yapılmasını sağlamak" işyeri hekimin görevleri arasında gösterilmiştir.

    Bu sebeple Müfettiş tarafından teftiş esnasında; iş yerinde bulaşıcı hastalıkların kontrolü ve önlenmesi amacıyla nasıl bir çalışma yapıldığına bakılır, varsa portör muayenesi bu aşamada kabul görür ancak portör muayenesi yoksa bunun yerine nasıl bir çalışma yapıldığı değerlendirilir. Ancak hijyen eğitimi burada portör muayenesinin yerine kabul edilmez çünkü hijyen eğitim belgelerine zaten yukarıda yönetmelik maddesi gereğince ayrıca bakılacaktır.