1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Risk analizi yaptıran işyerlerini ve işverenleri bekleyen büyük risk

Konusu 'Bilimsel ve Teknik Yazılar' forumundadır ve Mustafa Kızıklı tarafından 10 Mart 2013 başlatılmıştır.

  1. Mustafa Kızıklı İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatları uyarınca, 01 Ocak 2013 tarihinden itibaren birçok işyerinde Risk Analizleri yapılmaktadır. Ancak, risk analizi konusunda bilgi eksikliği ve bu analizleri yapan bazı kişi ve kurumların aç gözlülüğü sebebiyle, önümüzdeki birkaç yıl içinde bu analizler işverenlerin başına büyük dertler açacaktır ve bunun pek kimse frakında değildir.

    4857 Sayılı İş Kanunun 77. Maddesinde işverenin yükümlülüğü olan ve 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunuyla da mecburi ve cezai yaptırımları olan risk analizi, her türde işyerinde yapılması gerekmektedir.​
    Sanılıyor ki; bir işyerinde tehlikeleri belirleyip, risklerin büyüklüğünü kâğıda döküp, öneriler yazıp dosyalayınca her şey bitiyor. Bu işlem risk analizinin esasını oluşturmakla beraber çok önemli bazı şeyler unutuluyor, ya da geçiştiriliyor ki işte önümüzdeki süreçte işverenler bu yüzden büyük tazminatlar ve cezalar ödemek zorunda kalacaklardır.​
    Yapılan risk analizlerinin çoğunda, belki de hepsinde, “Ortam Ölçümleri” konusu unutulmakta ya da pek kafa yorulmamaktadır. Oysa şu an doğru dürüst istatistiği tutulmayan ve tespitine yönelik çalışmaların yeni başladığı “Meslek Hastalığı” kavramı, 3-5 yıl içinde bütün vahametiyle ortaya dökülecek, tespiti yapılacak ve geriye dönük olarak işverenleri köşeye sıkıştıracaktır. Zamanında ortam ölçümleri yapılmadan, bunların ortaya çıkarttığı riskler göz ardı edilerek yapılan risk analizleri ve riskin kaynağında yok edilmediği, önlem alınmadığı, dolayısıyla çalışanların çeşitli meslek hastalıklarına yakalandığı ortaya çıktığında, çok ağır tazminatlar ve cezalarla karşı karşıya kalınacaktır.​
    Meslek hastalıkları konusunda şu an yapılan istatistiklerin ve çalışmaların eksikliği kimseyi yanıltmamalıdır. İş kazalarının çokluğunda dünyada 3. Avrupa’da 1. olan ülkemizde meslek hastalıkları nerdeyse tamamen göz ardı edilmiştir. Ama bunun hep böyle olacağı düşünülmemelidir.​
    Örneğin; 2009 yılı, SGK iş kazası ve meslek hastalığı kayıtlarını incelediğimizde ülkemizde meslek hastalığından ölen yok görünmekte ve durumun vahameti ortaya çıkmaktadır.​
    ........................Toplam ............Ölümlü ............Sürekli İş Göremez
    İş Kazası ...........64.316................... 1171 .........................1668
    Meslek Hastalığı.. 429.................... - .............................217

    2010 Yılı SGK kayıtlarında da ülkemizde nerdeyse meslek hastalığı yokmuş gibi görünmektedir.

    ............................Toplam ........Ölümlü ............Sürekli İş Göremez
    İş Kazası ..............62.903 .............1434................................ 1976
    Meslek Hastalığı ......533 ...................10.................................. 109

    Örneğin bir tekstil fabrikasını düşünelim. Burada ortam ölçümleri yapılmadan risk analizi yapılmış olsun. Oysa mutlaka yapılması gerekenler; gürültü düzeyi ve havadaki partikül madde ölçümleridir. Bu ölçümler yetkili kurumlarca kalibrasyonu onaylanmış cihazlarla ve uzman kişiler tarafından yapılıp kayıt altına alınmış, yasal düzeyin üzerindeki değerler ise kabul edilebilir risk seviyesine çekilmiş olması gerekir. Çoğu tekstil fabrikalarındaki gürültü düzeyinin ve havada uçuşan partikül maddelerin ise yasal sınırların üstünde olduğu bilinmektedir. Yasal sınırların üzerindeki ses düzeyinin kalıcı işitme kaybına, yasal sınırlar üzerindeki partikül maddelerin ise başta akciğer hastalıkları olmak üzere, bir çok meslek hastalığına sebep olduğu kesindir. İşte bu ölçümler olmadan yapılan bir risk analizi önümüzdeki süreçte işvereni köşeye sıkıştıracaktır.

    Örneğin, bu tekstil fabrikasında çalışan ya da geçmişte çalışmış olan bir işçi, işitme kaybı ya da baş dönmesi (vertigo) sebebiyle sağlık kurumuna başvurduğunda, meslek hastalığı teşhisi konulması yakın bir gelecekte kaçınılmaz olacaktır. İşçinin çalıştığı işyerinde geriye yönelik olarak yapılan incelemelerde, bir gürültü düzeyi ölçümünün yapılmamış olması durumunda (gerçekte gürültü düzeyi yasal sınırların altında bile olsa) işveren ve iş güvenliği uzmanı sorumlu tutulacaktır.​
    Bu olaylar birkaç yıl içinde çoğalırken, işverenden alınacak tazminatlarla mesleğini sürdürecek ve bu konuda uzmanlaşmış avukat gurubu karşısında işverenin savunabileceği hukuki durumu ve pek fazla şansı olmayacağı açıktır. Çünkü iş sağlığı ve güvenliği konusunda yasal sorumluluklarını yerine getirmediği, yaptırdığı risk analizlerinde açıkça ortada olacaktır.​
    Örneğimizi tekstil sektörü üzerine verdik ama çok daha tehlikeli ve riskli olan birçok sektörde bu durum daha şiddetli yaşanacak ve Avrupa’da bazı ülkelerde olduğu gibi işverenleri iflasa bile götürebilecektir.​
    Şu anda ortalıkta türeyen, elindeki birkaç sayfa şablonla ucuz pahalı demeden risk analizi yapan “Risk Analizcileri”ne dikkat edilmesi, işverenlerimizin daha bilinçli olması, kendi menfaatleri ve işçilerinin sağlıkları ve güvenlikleri açısından çok önemli hale gelmiştir.​
    İşverenlerimizin cezalara ve hukuki yaptırımlara muhatap olmaması, işçilerimizin de hastalık ya da kazaya uğramaması dileklerimle saygılar sunarım.​
  2. Tuğba Coşkun İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Bireysel
    Mustafa bey,
    Bilgilendirmeniz için teşekkür ediyorum,ancak birşeye takıldım.
    Nasıl oluyor da c sınıfı uzman olarak iş yeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanı eğitimcisi olabiliyorsunuz??
  3. Talha Taflıoğlu Gruplar Koordinatörü

    • Site Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    118179
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    ERPİLİÇ Entegre Tesisleri
    Allah yürü yaa kulum demiş Tuğba Hanım... :)
  4. Ersin Bozkurt Forum Yöneticisi

    • Forum Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    43934
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Makina mühendisi
    üniversitelerde veya yüksek okullarda sanırım en az 4 dönem öğretim görevlisi olarak çalışanlar (örneğin teknik öğretmenler) eğitimci olabiliyorlar
  5. Sebile Cömert İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    bireysel
    çasgemden eğiticilerin eğitimi kursu alarak eğitimci olunabiliyor
  6. Deniz Ural İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    yalnız bildiğim kadarıyla eğitimci olabilmek için A sınıfı olmak lazım...
  7. Tuğba Coşkun İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Bireysel
    Eğiticilerin eğitimini bende aldım,ancak bunun için A sınıfı uzman olmak gerekiyor.
  8. Mustafa Kızıklı İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Tuğba hanım,
    Ben Gaziantep Üniversitesinde, Makina alanında 5 yıl süreyle kadrolu öğretim elemanlığı yaptığım için C sınıfı uzman olmama rağmen Eğitici Belgesi alamaya hak kazandım. Kaldı ki Üniversitede öğretim elemanlığı şartınız tutuyorsa eğitici olmak için İş Güvenliği Uzmanı olmanıza da gerek yok. Yalnız, 01 Ocak 2013 tarihinden itibaren artık üniversitlerde ders vermiş olmak yetmiyor, en az Yrd. Doç. olmak ta gerekiyor.
  9. Tuğba Coşkun İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Bireysel
    Teşekkür ediyorum,bilgilendirdiğiniz için.