1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Sarin gazı: kokusuz, görünmez ve ölümcül!

Konusu 'Kimyasallar ile Çalışmada Emniyet' forumundadır ve Fatma Kocaer tarafından 21 Ağustos 2013 başlatılmıştır.

  1. Fatma Kocaer Bölüm Yöneticisi

    • Bölüm Yöneticisi
    • Etkinlik Grubu
    İl Temsilciliği:
    Konya
    Sertifika Numarası:
    13436
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    sarin-gazi-kokusuz-gorunmez-ve-olumcul.jpg


    Kimyasal bir madde ve siyanürden 500 kat daha zehirli olan sarin gazı nedir?

    Sinir sistemini doğrudan etkileyen sarin gazı, kokusuz, görünmez ve ölümcül bir özelliğe sahip. Derinin sarin gazı ile basit bir teması ile kan dolaşımı durarak ölüme götürebiliyor. Bu gaz çok düşük dozda bile ölümcüldür. Bir yetişkin için yarım miligram yetiyor.

    Gaza maruz kalanlar, önce şiddetli baş ağrısı çekiyor ve gözbebekleri büyüyor. Sonra çırpınma, nefesin kesilmesi, koma ve ölüm meydana geliyor. Tüm bunlar 10 dakika içerisinde yaşanıyor. Buna karşı panzehir var ancak hayatta kalanlar, çoğu vakada çok ağır nörolojik sonuçlarla yaşıyor.

    Hiçbir tadı olmadığı için suyu veya gıda malzemelerini zehirlemek için de kullanılabiliyor. Bombalar da sıvı biçiminde sarin gazı ile yüklenebiliyor. Bu durumda patlamadan sonra havada hızlı bir şekilde buharlaşabiliyor. Atlanta'daki Center for Disease and Control Prevention (CDC)'ye göre sarin buharı ile sürekli temas halinde olan kıyafetler, patlamadan sonraki yarım saat içinde de başkalarına bulaşabiliyor. Uzmanlar sarin gazının siyanürden 500 kat daha zehirli olduğunu kaydediyor.


    TESADÜFEN KEŞFEDİLDİ

    Alman IG Farben kimyacıları yeni böcek ilaçları üzerinde çalışırken, 1982 yılında tesadüfen sarin gazını keşfettiler. Sarin gazı adını, keşfedenlerden alıyor: Schrader, Ambros, Rüdiger ve Van der Linde

    1950'li yıllara kadar geniş bir şekilde kullanılan sarin gazı daha sonra kitlesel imha silahı olarak değerlendirildi ve 1991'den itibaren Birleşmiş Milletler tarafından yasaklandı. Bu gaz özellikle 1988'de Halepçe'de Saddam Hüseyin rejimi tarafından Kürtlere karşı kullanıldı, en az 5 bin kişi kimyasal silahlarla katledildi. "Aum Vérité Suprême" isimli tarikat 20 Mart 1995'te Tokyo metrosunda sarin gazı ile saldırı düzenledi, 12 kişi öldü.

    Sinir Gazları ve Etkileri


    ETKEN: Sinir gazları (sinir ajanları) G ve V olmak üzere 2′yeayrılır. G grubunda (GA) tabun,(GB) sarin,(GD) soman gazları, V grubunda ise Vx gazı bulunur. Kişinin sinir sistemini doğrudan etkiler ve hayati fonksiyonları felce uğratırlar. Saldırı maksadıyla kullanılır. Özellikle baskın şeklinde kayıp verdirmek ve huzursuzluk yaratmak amacıyla kullanılır.
    Sinir ajanları 2. dünya savaşından az önce geliştirilmiş,organofosforlu böcek öldürücülerine benzeren toksik kimyasal savaş ajanlarıdır. G grubu ajanları buharlaşmaya olan eğilimleri nedeniyle , birkaç saat içerisinde yayılıp dağılmaktadırlar. Vx ise uçuculuğu daha az olan ve atılıp dağıldığı yerde haftalarca veya daha uzun süre kalabilen bir ajandır.
    Fiziksel ve Kimyasal özellikleri: Organofosfor esterleridir. Normalsıcaklık ve basınçta sıvı şeklinde, bunların dışında buhar halindedir. Kaynama noktaları yüksektir. Sıvı ajanlar renksiz, açık sarı, saf olmadıklarında koyu kahve rengindedirler, hafif yağlıboya kokusundadırlar, ancak tam fark edilemezler. Suda az, yağda çok çözünürler, klorlu bileşikler ve kuvvetli alkali solüsyonlarda hızla inaktive olurlar.
    Penetrasyongücü: sıvı ve buharları normal kumaştan kolaylıklageçerler. Deri eşyalarda insan derisi gibi geçirgendirler.Ancak butil lastik ve polyester gibi sentetik maddeler dirençlidir.Cerrahi eldiven geçirgendir.
    Etki mekanizması: Sinir ajanları, öncelikle asetilkolin esterazenziminin etkisinin dönüşümsüz olarak ortadankaldırılmasına yol açmaktadır. Enzimin etkisinin ortadankaldırılması ile, zehirleyici düzeyde asetilkolin birikimisonucu sinirlerden kaslara uyarıların gitmesi engellenmektedir. Bu durum zamana bağımlı olarak dönüşümsüzolarak meydana gelmektedir. Son basamak oluşmadan önce obidoksimveya pralidoksim klorid gibi nükleofilik oksim preparatlarınınuygulanması enzimin tekrar aktive olmasını sağlarken daha sonra uygulanması etkili olmamaktadır. Son basamak olan dönüşümsüz etkinin oluşum hızı, sinir ajanlarının türlerine göre geniş bir dağılım göstermektedir. örneğin, bu reaksiyon Soman gazına maruziyetten sonra dakikalar içinde gelişirken, Sarin ile 5 saat, Tabun ve Vx ile 40 saat kadar sonra meydana gelmektedir.
    ortalama öldürücü dozlar: (Dakikada 15 litre havasoluyan 70 Kg.lık bir insan için)

    sarin
    soman
    VX
    150-400 mg.sn/m3;
    75-100 mg.sn/m3;
    35-mg.sn/m3;
    10 mg.sn/m3;
    Vücudagirişi: Gaz ya da sıvı halde bulunabilirler. Gaz halinde isehavada buharlaşarak solunum yolu ile, sıvı halde ise temasla veyaelbiselerden geçerek deride bir tahribat yapmadan vücudagirer. Gözden, deri yoluyla, solunum yoluyla, sindirim sistemi yoluyla vücuda girerler.
    Kolinerjiksinir uçları eksitasyonu (muskarinik etki), motor son plakeksitasyonu (nikotinik etki), otonom ganlion eksitasyonu(nikotinik), merkezi sinaps eksitasyonu (hem muskarinik hemde nikotinik etki) görülür.
    Nedeniaçıklanamayan; görmede bulanıklık, baş ağrısı, göğüstebasınç hissi, öksürük, nefes darlığı, burunakması, kas zayıflığı, salya akması, gibi belirtiler sinir gazlarına sunuk kalmışlığın göstergesidir.
    Sinir ajanı saldırısı ile karşılaşanda genel belirtiler : İlk belirtiler: miosis ve görmede bulanıklık, frontal bölgede şiddetli ağrı, göğüste basınç hissi ve öksürük, burun akması.
    Takipeden belirtiler :salya akması, bronkospazm, kaslarda kasılma veçekilmeler, miksiyon ve defekasyon reflekslerinin kaybı, kanbasıncı düşmesi, bradikardi, solunum felci ve ölüm.
    Bulaşma yerine göre belirtiler:
    Göz
    ; miosis ve gözyaşarması.
    Deri ; lokalize terleme, deri altında kasfasikülasyonu.
    Solunum ; belirgin burun akması, bronşialsekresyon artması ve şiddetli bronkospazm.
    Sindirim sitemi ;intestinal hiper peristaltizm ve kramp tarzında karında ağrı, bulantıve kusmalar.
    Klinik Etkileri: Zehirlenmenin belirti ve bulguları , bu ajanların muskarinik , nikotinik ve beyini aşırı uyarmasına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.
    Muskarinik etkiler: tükrük, ter, göz yaşıve bronşlarda daralma ve aşırı salgı, bulantı, kusma, diyare,kramplar tarzında karın ağrıları, idrar ve dışkı kaçırma vekalp atımında aşırı yavaşlama şeklinde ortaya çıkar.
    Nikotinik etkiler: kaslarda kasılma ve seyirmelerlebirlikte felç gelişebilir.
    Merkezi Sinir Sistemi etkileri arasında aşırı tedirginlik, sinirlilik hali, baş dönmesi, yorgunluk, durgunluk,hafızada zayıflama, depresyon, ani ve kontrolsüz hareketler,kasılmalar, koma ve solunum durması ortaya çıkabilir.
    Ajanın yüksek dozda solunması ile 1-2 dakika içerisinde bilinçkaybı, kısmi felç, solunum durması, göz bebeğininküçülmesi, salgıda artış, dışkı ve idrar kaçırma gibi bulgular ortaya çıkar. Bu hastalara acil tıbbimüdahalede bulunulmazsa ölüm dakikalar içerisindegerçekleşebilir. Sinir ajanlarına maruziyet sonrası oluşan MSSetkileri haftalarca devam edebilir. Ancak ileri derecede oksijen azlığı nedeniyle beyinde bir hasar meydana gelmemiş ise genellikle tam bir iyileşme mümkündür.Sinir ajanlarına bağlı ölüm ise; solunum merkezinin hasara uğraması ve görev yapamaması, solunum kaslarının felci, bronşlarda nefes alamayacak kadar kasılmaya bağlı daralma ve bronş salgılarına bağlı tıkanma sonucu gelişen solunum yetmezliği nedeniyle olmaktadır.
    Tedavi: spesifik antidotu atropindir. Sinir gazına maruz kalmış bir kazazedeye tedavi yaklaşımı şu basamakları içermektedir:
    - Sinir ajanlarının temizlenmesi (Dekontaminasyon),
    Solunum desteği,
    Panzehir (antidot) tedavisi (Sinir gazının etkisini ortadan kaldıran ilaç verilmesi),
    Belirtilere yönelik destek tedavisi,
    Dekontaminasyonkadar solunum desteğinin de uygulanması büyük önemtaşımaktadır. çok şiddetli sunuk kalmalarda solunumdesteğinin 0,5-3 saat kadar sürdürülmesigerekmektedir.
    Dekontaminasyon(Temizleme);
    Kimyasalajanların temizleme işlemi yapılarak miktarlarının azaltılması veyaortadan kaldırılması işlemini kapsamaktadır.
    Bu işlemler;
    a.Fiziksel temizleme,
    b.Kimyasal nötralizasyon (ilacın etkisinin ortadan kaldırılması),
    c.Detoksifikasyon (zehirleyici etkinin kaldırılması) şeklindedir.
    Herhangibir kimyasal bulaşığın en önemli ve etkin temizlenmesibulaşmanın başladığı andan itibaren ilk 1-2 dakika içindeyapılan temizleme işlemidir. Dekontaminasyonda kullanılan kimyasal yöntemler ise, su ve sabun ile yıkama, oksidasyon ve asit bazhidrolizi yöntemleridir. Su ve sabun ile yıkama işlemi hemmekanik olarak hemde kimyasal ajanı hidrolize ederek etkisiniazaltır. Oksidasyon ve hidroliz işlemi ise hipoklorit gibi aktifklorin içeren kimyasalları kapsamaktadır. %0.5′liksodyum veya kalsiyum hipoklorit çözeltisi ciltdekontaminasyonu için, % 5′lik çözeltilerise malzemenin dekontaminasyonu için kullanılır. Alkalihidroliz önemlidir. Alkali pH’daki hipokloritler, Vx ve Gajanlarını çok iyi bir şekilde hidrolize etmektedirler.
    Kazazedeler,kimyasal madde ile bulaşmış bölgeden hızla uzaklaştırılmalı,derhal dekontaminasyona başlanmalıdır. Şuuru kapalı veya ağır yaralıhasta için oksijen uygulaması ile kalp ve solunum desteğisağlanmalıdır. Atropin, birkaç dakika içerisinde bronş kasılması nedeniyle solunum güçlüğünüortadan kaldıracağı için, şuuru açık, nefes darlığıolan bir hastanın solunum yolunu açma girişimine gerekolmayabilir, ancak bilinci kapalı, solunumu durmuş bir hastanın mümkün olduğunca kısa sürede solunum yollarının açılması (entübasyon) gerekir. Ventriküler fibrilasyon (kalbin çok hızlı atışı) riskini azaltmak için atropin uygulamasından önce oksijen tatbikinin önemli olduğu da unutulmamalıdır.
    Ajanınetkisini ortadan kaldıran panzehir tedavisinde kullanılan ilaçlararasında atropin+pralidoksim veyaobidoksim klorid ve diazepam, ayrıca koruyucu olarak piridostigmin bromid de kullanılmaktadır. Atropin, periferik muskarinik reseptörlerdebirikmiş olan asetilkolinin etkisini bloke eder. Bu ilaç,reseptörler üzerinde özel olarak bağlanma bölgeleriiçin asetilkolin ile yarışır. Bu yarışmalı inhibisyon nedeniile asetilkolin, reseptör bölgesine bağlanamamakta,sinaptik boşluğun dışına geçmektedir. Atropin bu şekildeki etkiler ile MSS’ne ait bazı belirtileri ortadan kaldırmaktadır.
    Obidoksimve Pralidoksim klorid ise bir oksim preparatıdır. Sinir ajanına bağlanarak, sinir ajanı ile enzim arasındaki bağı koparıp, enzimin tekrar aktif hale geçmesini sağlar. Bu maksatla kullanıma hazır halde askerin kendi kendisine uygulaması için otoenjektörün içinde atropin ile birlikte 220 mg obidoksim veya pralidoksim klorid bulunmaktadır.
    Diazepam;sinir ajanlarının neden olduğu şuur kaybıyla birlikte görülenkasılmayı (konvülsiyon) ve buna bağlı beyin hasarını azaltmakiçin kullanılır.
    Sinirajanına maruz kalındığında; kişide göz yaşarması ile birliktegörme bulanıklığı , başın ön kısmında ve gözdiplerinde ağrı, göğüste sıkışma, öksürük veburun akması belirtilerini hissedilği anda, içinde 2 mg. Atropin sülfat ve 220 mg. Obidoksim (veya pralidoksim) kloridbulunan 3 adet otoenjektörden birincisi kas içine kalçadan veya baldırdan uygulanmalıdır. 10 dakika sonra belirtilerde bir düzelme olmaması halinde ikinci otoenjektör uygulanmalı, ancak zehirlenme belirtilerinin giderek artması durumunda ise üçüncü otoenjektörlü atropin ilacı diazepam ile birlikte uygulanmalıdır. Göz bebeğinde ileri derecede küçülme (myozis), ağız ve burun salgısında artma, nefes darlığı, solunum durması, morarma, kaslarda kasılma, seyirmeler, şuur kaybıyla birlikte olan kasılmalar, idrar ve dışkı kontrolünün kaybı gibi belirtilerin görüldüğü çok şiddetli maruziyetlerde atropin 3-5 dakikalık aralıklarla ve gerektiğinde tekrarlanmalı, doz miktarı solunumdaki düzelmeye bağlı olarak düşürülebilir.
    Atropizasyon belirtisi : Ağız kuruluğu ve dakikada 70-80 nabız, yeterliderecede atropin verildiğini gösterir. çok şiddetlizehirlenmelerde atropin enjeksiyonları her seferinde 4-6 mg. İ.V.(yavaş) veya İ.M. şekline çıkarılabilir. Atropinizasyonbelirtileri alınamayan vakalarda 2 mg.lık atropin enjeksiyonları 5-8dakikalık aralıklarla yapılabilir.
    Göze gaz bulaşmışsa göz bol su ile, tercihan serumfizyolojikle, yıkanarak temizlenmeli ve bir göz pomadı sürülerek(tercihen tetrasiklinli) kapatılmalıdır. Yine yüz ve vücudunaçık yerlerinde bulunması muhtemel gaz bulaşığı bol su ile yıkanarak ya da dekontaminasyon havlusu ile temizlenmelidir. Su yoksa gaz bulaşığı olmayan bir kağıt ya da bez ile, kurutma kağıdı ile alıyor gibi, temizlenmelidir.
    Koruyucu Tedbirler
    Saldırı öncesi önlem
    Sinir ajanları ile karşılaşmadan önce, enzimin %20-30 u geçici olarak CARBAMATE ‘larla bloke edilir. Sinir ajanları blokeedilmiş bölgeye yerleşemeyeceği için enzimin %20-30 u önceden korunmuş olur. Daha sonra bu bölge oxime preparatları ile hızla aktive edilir.
    özel maske veya koruyucu giysiler kullanılmalıdır. Sığınağa ya da uygunşekilde çevreden izole edilmiş odaya girilmelidir. Bu amaçlasaldırının yapılacağı kesin ise her 8 saatte bir koruyucu olarakağızdan pridostigmine bromide tablet (30 mg.) alınmalıdır.Pridostigmin kan-beyin engelini geçmediği için beyindeki enzimi korumak sözkonusu değildir. Bunu için engeli geçen Benactysin, tersiyer aminler, physostigmine düşünülebilir. Ancak bu ilaçlarla önlem, askerin performansı ve muhakeme gücünü çok etkilediğinden önerilmez. Ajanların oluşturduğu beyin kaynaklı konvülziyonlar diazepamla ortadan kaldırılabilir.
    İYİLEŞME
    Sinir ajanlarını kümülatif özellikleri vardır.Farklı sürelerde azar miktarda ajanla karşılaşan kimselerdekolinesteraz enzimi inhinisyonu gittikçe artarak semptomlarınartması ve hızlanması söz konusudur. Vücuttaki enzimin %50 sinin inhinisyonu ile klinik belirtiler belirgin bir hal alır. Az miktarda ajanla karşılaşanlarda inhibe enzimin spontan reaktivasyonuna bağlı olarak iyileşme görülür. İyileşme birkaç gün içinde görülürken vücut enzim miktarının normal düzeye ulaşması için haftalar gereklidir. Bu olay vücudun düşük düzeydeki enzime adaptasyonu şeklinde yorumlanır.
    KAYNAKLAR :