1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Taşeron işçilerin hakları

Konusu 'İş Hukuku ve SGK Uygulamaları' forumundadır ve Nevzat Erdağ tarafından 21 Nisan 2015 başlatılmıştır.

  1. Nevzat Erdağ İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Diğer Belge
    [​IMG]Bugün ülkemizde genellikle kamu sektörü ihtiyaç duyduğu bazı hizmetlerini taşeron şirketlerden sağlamaktadır. Kamu kuruluşlarının aralıklarla ihale yolu ile hizmet alımı yaparken genellikle ihaleyi alan taşeron şirket değişmektedir. Fakat yeni taşeron eski çalışanlar ile çalışmaya devam etmektedir. Bu durumda kurumlarda çalışan işçilerin işverenleri değişmekte ve işçilerin SGK kayıtlarında sürekli giriş-çıkış işlemleri görünmektedir. Yani değişen taşeronlara rağmen işçiler değişmemekte, işçiler aynı şekilde ve aynı konumda çalışmaya devam etmektedir. Buna rağmen işçiler oluşan uyuşmazlıklarda nasıl ve ne şekilde hareket edeceklerini bilmemektedirler.

    4857 Sayılı Yeni İş Kanunumuzun 2 inci Maddesinde

    Bir işverenden, iş yerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde,

    İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu iş yerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bir ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur denilmektedir.

    Maddeden anlaşılan iş kanunumuz iki işverenden bahsetmektedir. Bunlar

    • Diğer işveren (alt işveren)
    • Asıl işveren.
    Asıl işveren ile diğer işveren (alt işveren) arasında kurulan ilişkiye de “asıl işveren-alt işveren ilişkisi” denilmektedir. Alt işveren, iş hayatında ise taşeron” (müteahhit) olarak adlandırılan kişidir.

    İş kanunun 2. maddesine özet olarak baktığımızda:

    • Alt işverenin kendi çalıştırdığı işçilerine karşı işveren durumundadır. Bu nedenle de, asıl işveren için İş Kanununda öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar, alt işveren (taşeron) için de geçerlidir. Ancak, bunun geçerli olabilmesi için asıl işveren ile alt işveren arasında yaptıkları istisna akdinde söz konusu hususların yer almış olması gerekir.
    • Asıl işveren ile alt işveren arasındaki sözleşmede yer alan bu hususlar emredici niteliktedir. Aksine başka türlü işlem yapılamaz. Taraflar birbirlerine yaptıkları sözleşmedeki hükümlerle bağlıdırlar.
    Ancak bu durum, alt işveren işçilerini ve hak sahiplerini bağlamaz kanun koyucu, işçileri korumak ve onlara güvence vermek amacıyla esas işvereni de alt işverenle birlikte sorumluluk altına sokmuştur.

    Bu konuya yüksek yargının bakışını Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 27.04.1998 tarihli 1998/3083 kararında şöyle görüyoruz;

    506 sayılı yasanın 87. Maddesinde aracı veya taşeron işveren tanımı ve sorumlukları belirlenirken iki ölçütün esas alındığıdır.

    Bunlardan birincisi, asıl işveren konumunda bulunan kimsenin, öncelikle işçi çalıştıran bir işveren özelliğine sahip olması olduğu,

    İkinci ve en önemli hususun, tali işveren durumunda bulunan işverenin almış ve yüklenmiş olduğu işin, asıl işverenin asli ve yardımcı işlerinden olması olduğu,

    SGK Primlerinde Sorumluluk Kimindir?

    Yukarıda bahsettiğimiz Yargıtay 10.Hukuk Dairesinin 27.04.1998 tarihli 1998/3083 kararında Tali işveren durumunda bulunan işverenin almış ve yüklenmiş olduğu işin, asıl işverenin asli ve yardımcı işlerinden olması durumunda şirketin prim ve gecikme zammı borçlarından, asıl işverenin de sorumlu olduğu belirtilmiştir.

    Kamu Kurumlarında Çalışan Taşeron İşçilerinin Hakları Kime Aittir?

    Kamu kurumlarında çalışan taşeron işçilerinin durumu 4857 sayılı iş kanunumuzun 36. maddesinde, “kamu kuruluşlarının tesis ettiği alt işverenlik ilişkilerinde ödenmeyen işçi ücretlerinin alt işverenin hak edişinden ödeneceği ve bu konuda asıl işveren durumundaki kamu kuruluşunun işçinin ancak üç ay ödenmeyen ücretinden sorumlu olacağı belirtilmiştir. Yani kamu kuruluşu; alt işverence ödenmeyen “ihbar, kıdem tazminatı ve diğer haklardan sorumlu tutulmamaktadır.

    Kamuda Çalışan Taşeron Değiştiğinde İşçinin Durumu Ne Olur?

    Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 18.9.2008 23980 esas numaralı kararın da:

    “iş yerinin bir bütün olarak veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devri iş yeri devri olarak tanımlanabilir” derken,

    4857 sayılı İş Kanununun 6. maddesinde iş yerinin bir bütün olarak veya bir hukuki bir işleme dayalı olarak başkasına devri halinde mevcut iş sözleşmelerinin devralana geçeceği düzenlenmiştir.

    Bu anlatıma göre alt işverence asıl işverenden alınan iş kapsamında faaliyetini yürüttüğü iş yerinin tamamen başka bir işverene devri 4857 sayılı İş Kanununun 6.maddesi kapsamında iş yeri devri niteliğindedir. Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu yöndedir. Diyerek işçilerin özlük haklarını da iş yeri devri koşullarında değerlendirmemiz gerektiğini anlatmaktadır. İşçinin işi yeni alan alt işverenle çalışmaya devam etmesini bir sözleşme devri olarak kabul etmektedir.

    Fakat Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 19.01.2012 tarihli E.2009/34509 K.2012/kararında süresi sona eren alt işverence işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde yapılan fesih bildirimi ile iş ilişkisi son ereceğinden işçinin daha sonra yeni alt işveren yanındaki çalışmaları yeni bir iş sözleşmesi niteliğindedir demektir.

    Bu iki karara baktığımızda işçi açısından iki önemli hususun ortaya çıktığını görmekteyiz:

    1. Çalıştığı taşeron değiştiğinde iş sözleşmesi fesih edilmiş ise yeni taşeronla yeni iş sözleşmesi imzalayıp eski taşerondan kıdem, izin gibi alacaklarını tahsil etmelidir.
    2. Taşeron değiştiği halde sadece sgk giriş çıkışı yapılarak işçiler yaptıkları işi aynen yapmaya devam ettiklerinde bu Yargıtay kararına ve iş kanunumuzun 6. maddesi açıklamalarına göre iş yeri devridir.
    İş yeri devri kuralları uygulanması durumda ise; asıl işveren ve son alt işveren, işçinin tüm çalışması süresindeki özlük haklarından da sorumludur. Ayrıca devreden alt işverende kendi dönemlerinden sorumlu olacaklardır. İşçilik alacaklarından asıl işveren olan kurumun sorumlu olduğu durumlarda Taşeronluk sözleşmesi gereği asıl işveren, alt işverene (taşerona) işçiye ödediği tazminatlarını geri almak için ayrıca rücu davası açabilir.

    2.madde şartlarının oluşması durumunda işçi tüm çalışma süresini dikkate alarak kıdem ve ihbar tazminatını, yıllık izin ücretlerini ve diğer maaş ve işçilik alacaklarını asıl işverenden ve faaliyette olan son alt işverenden (taşerondan) talep edebileceklerdir. Ayrıca işçilerin asıl işveren ve son alt işverene de haksız ve geçersiz fesih yapması nedeniyle fesih ihbarından itibaren 1 ay içinde işe iade davası açabilmesi de söz konusudur.

    İş Kazasında İşçi Haklarında Sorumluluk Kimindir?

    Yargıtay 9.Hukuk Dairesi 17926/1750 sayılı kararında “işçilik haklarından” ve “sendikal alacaklardan” Yargıtay asıl işvereni de alt işveren ile “birlikte sorumlu” tutmuştur. Yargıtayın bu kararında asıl işveren ile alt işveren arasında imzalanan teknik şartnamede her türlü sorumluluğun işi yapan firmaya (alt işverene) ait olacağı kararlaştırılsa bile bu hükmün işçiyi bağlamayacağı gerekçesiyle alt işveren işçisinin uğradığı iş kazasından asıl işverenin de sorumlu olacağını kabul etmiştir.

    Taşeron Elemanı İş Kazası Geçirdiğinde Durum Nedir?

    Bu konuda verilmiş yargı kararı önemli bir örnek oluşturmaktadır.

    Yargı kararına konu örnekte;

    1. Yüksek gerilim enerji hattı yapımı sırasında, elektrik direğinden düşen taşeron firma işçisi, kazada sürekli bakım ve yardıma muhtaç kalacak şekilde yüzde 100 malul kalmıştır.
    2. Hattın yapımı için ihaleyi kazanan firmanın taşeron şirketine bağlı çalışan işçi, firmaların ve asıl işverenin iş sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini yeterince almadıkları gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat davası açmıştır.
    Davayı görüşen Ankara 2. İş Mahkemesi, bilirkişi raporu uyarınca olayda asıl işverenin yüzde 30, alt işverenin yüzde 40, işçinin ise yüzde 30 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği belirtilerek Asıl işveren hakkındaki davanın pasif dava ehliyeti bulunmaması ve anahtar teslimi ihale makamı olması nedeniyle reddine karar verdi. Mahkeme, ihaleyi alan firma ve taşeron firmanın işçiye maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmetti.

    Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu.

    Daire'nin kararında, yerel mahkemece kurulan hükmün doğru olmadığı belirtilerek, gerçekten bir iş kazası sonucu zarara uğrayan işçinin tazminat davasının, işveren veya kusurlu 3. kişilere karşı yöneltileceği kaydedildi.

    Kararda, aracı olarak nitelendirilen kişilerce işe alınan işçilerin uğrayacakları zarardan, asıl işverenin aracı ile birlikte sorumlu olacağı vurgulandı.

    Kararda, şöyle denildi:

    ''İşin tamamı yerine bir bölümü devrolunduğunda, devreden kişinin işverenlik sıfatı devam ettiğinden kusuru olmasa da olay tarihinde yürürlükte bulunan 1475 sayılı iş Kanunu’nun 1/son maddesi gereğince sorumlu olduğunun kabulü gerekir.

    Bu durumda, enerji iletim hatlarının yapımı işi, davalılardan asıl işveren Genel Müdürlüğünün asıl işi olup, bu işi başka birine verse dahi işi alanla birlikte sorumluluğu devam edecektir.

    Asıl işveren olarak taşeron şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu düşünülmeksizin, davalı asıl işveren Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

    Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır''demiştir.

    Yerel Mahkeme'nin ilk kararında direnmesi üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na geldi. Kurul, yerel mahkemenin direnme kararını, daire gerekçesi doğrultusunda oy birliğiyle bozmuştur.