1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .
  2. ISGForum Geliştiricileri - Haberler
    Paylaştığınız güncel haberlerin ana sayfa (portal) slideshow'da çıkmasını istiyorsanız, yüklediğiniz resmin ismi haber olmalı, uzantısı ise jpg olmalıdır. Örnek için ana sayfada ki haberleri inceleyebilirsiniz. Bunu uyguladığınız zaman haberleriniz ana sayfamızda otomatik olarak gösterilecektir.

Web sitesi reklamlarının vergi boyutu

Konusu 'Güncel Haberler' forumundadır ve Nevzat Erdağ tarafından 17 Eylül 2014 başlatılmıştır.

  1. Nevzat Erdağ İSGforum Üyesi

    Uzmanlık Sınıfı:
    Diğer Belge
    [​IMG]E-ticaret, çağımızın vazgeçilmezlerinden olmasıyla birlikte vergilendirme alanında birçok sorunun ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bugün herhangi bir vergi dairesine gidip bu konu hakkında bilgi almak istediğinizde çalışanlar size konu hakkında tam bilgileri olmadığı için yanlış ya da eksik yönlendirme yapacaklardır. İnternet reklamcılığı ile gelir sağlayan herkesin bu gelirlerin vergisel boyutunu bilmek konusunda bir sorumluluğu vardır. Hukuk sistemimizde bilmemek gerekçe değildir.Elektronik ticaret, coğrafi sınırları kaldırması nedeniyle, vergiden kaçınma ve vergi kaçırma imkânlarını arttırmıştır. Vergilendirmenin temeli vergiyi doğuran olaydır. İnternet üzerinde yapılan işlemlerde vergiyi doğuran olayın kavranabilmesi açısından, somut ürünlerin yanında enformasyon ve veri kaynakları gibi dijital ürünlerin alışverişinin de yapılabiliyor olmasından dolayı güçlükler ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla global ticaretin geçerli olduğu dünyamızda mevcut vergi kanunlarıyla, e-ticaretin vergilendirilmesinde yetersiz kalınacağı açıktır. E-ticaretin farklı ülkelerde gerçekleştirilmesi kazancın elde edilmesi için yapılan harcamaların ne kadarının hangi ülkeye ait olduğunun bilinmesini gerektirdiğinden hem hukuki hem de teknik problemler ortaya çıkabilmektedir. Bu makalemde bu hassas konuyu vergi kanunlarımız açısından inceleyerek elektronik ortamda gelir elde edilmenin vergisel boyutunu ayrıntılı bir şekilde açıklayacağım.

    [​IMG]GELİR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN

    Elektronik ticaretten sağlanan gelirlere gelir vergisi kanunumuz açısından bakacak olursak Gelir Vergisi Kanunumuz gelir kavramını tanımlamamıştır. Ancak 1. maddesinde geliri yedi unsura ayırarak ve bunların kapsamlarını belirlemiştir.1.maddede sayılan gelirin unsurlarında 7. Sırada sayılan diğer kazanç ve iratlar tanımlaması ile “arızi kazançlar” alt türlerine ayırarak vergi kapsamına almıştır. Arızi kazançlar, Kanunun 82. maddesinde belirlenmiştir. Bu kapsamdaki gelirin özelliği, geçici bir faaliyete dayanmasıdır. Eğer ticari muamelelerin yapılması veya aracılık faaliyeti, devamlılık unsurunu içerirse veya bir ticari işletme boyutlarını kapsayacak şekilde ifa edilirse, kazanç artık ticari kazanç kapsamına girecektir. GVK 37. Maddesinde Her türlü ticari ve sınaî faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır tanımlaması ile vergilendirilecek kazanç tanımlanmıştır. Yine kanunun 9. Maddesinde vergiden muaf gelirler tanımlanmıştır. Vergi mevzuatı açısından "edinilen kazanç" kavramı temeldir, vergi mevzuatı istisnalar hariç bu kazancın kaynağı ile pek ilgilenmez. Elde ettiğiniz gelir Madde 9 ve müteakip maddelerde belirtilen istisnalardan birine girmiyor ise vergiye tabidir. Gelirin internet üzerinden sağlanıyor olması, vergi yükümlülükleri açısından bir fark yaratmaz. Gelir vergisi açısından web sitesinden elde edilen gelir süreklilik arz ediyor ise ticari gelir olarak nitelendirilebileceği gibi, gayrimenkul sermaye iradı ya da hizmet olarak da vergilendirilebilir. Bana göre Türkiye’de iş yeri veya temsilcisi olmayan arama motoru Google ve sosyal paylaşım sitesi Facebook’a internet üzerinden, internet reklam alanı satılması gelir vergisi kanunumuz açısından ticari kazanç çerçevesinde hizmet satışıdır. Bunun sebebi ise; kazanç elde edilen faaliyetin vergilendirilmesi vergi kanunlarında ana unsurdur. Bu hususun muaf olduğu durumlarda kanunlarda açıkça belirtilmiştir. Web sitesinden dolayı alacağınız reklam geliri süreklilik arz ettiği ve kazanç getirici olmasından dolayı ticari kazanca girmektedir. Bu tür gelir elde edenlerin vergi mükellefiyeti açtırması gelir bedellerini faturalayarak üzerinden vergi ödemesi gerekmektedir.

    KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN

    Katma değer vergisi kanunun 1. Maddesi Verginin Konusunu Teşkil Eden İşlemleri tanımlarken Türkiye'de yapılan işlemler katma değer vergisine tabidir demektedir. Kanunun 8. Maddesi de vergi mükellefini tanımlarken “Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde bu işleri yapanları” mükellef olarak görmüştür. Yine kanunun 11. Maddesi mal ve hizmet ihracını tanımlarken 12 ve 32. Maddelerinde Mal ve hizmet ihracatında KDV’den muaf olmanın şartları tanımlanmıştır. Ayrıca bu konu 17, 26, 30 ve 113 seri numaralı tebliğler ile de ayrıntılı anlatılmıştır. KDV kanunumuzun bu maddeleri ışığında Hizmet İhracatında KDV İstisnası Uygulanabilmesinin Şartlarını açıklayan 26 seri numaralı genel tebliğin (K) bölümünde yer alan aşağıdaki dört koşulun birlikte gerçekleşmiş olması gerekmektedir

    1. Hizmet Türkiye’de, yurt dışındaki bir müşteri için yapılmış olmalıdır.
    2. Fatura veya benzeri belge yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmiş olmalıdır.
    3. Hizmetin bedeli döviz olarak Türkiye’ye getirilmelidir.
    4. Hizmetten yurt dışında yararlanılmalıdır.
    Hizmetten yurt dışında yararlanılması bu maddeler içerisinde tam anlaşılmayan bir konu olduğu için konu 26 ve 30 seri numaralı tebliğlerde ayrıntılı olarak açıklanmıştır Yukarıda aktarılan 4 şartın tamamının aynı anda gerçekleşmesi durumunda istisnadan yararlanılabileceği aksi halde yararlanılamayacağı unutulmamalıdır.

    Dolayısıyla yurt dışındaki bir müşteri için verilecek hizmet ile ilgili olarak düzenlenecek bir fatura üzerinde KDV hesaplamasının yapılması için KDV uygulaması ile ilgili 26 seri numaralı genel tebliğde belirtilmiş olan yukarıda yazdığım 4 koşulun aynen varlığı zorunlu olmaktadır.

    Tebliğde yer alan koşulların herhangi birinin gerçekleşmemiş olması halinde hizmet yurt dışındaki bir müşteri için verilmiş olsa dahi yapılan iş KDV'ye tabi olacaktır.

    KDV kanununda beyan esasına göre yapılan mal veya hizmet ihracatının kanunda belirtilen sürelerde beyan edilme zorunluluğu vardır.

    Şimdi verdiğimiz bu bilgiler ışığında Yukarıda gelir vergisi açısından incelediğimiz Elektronik ticaretten sağlanan gelirlerin durumuna KDV açısından bakacak olursak

    Türkiye’de iş yeri veya temsilcisi olmayan arama motoru Google ve sosyal paylaşım sitesi Facebook’a internet üzerinden, internet reklam alanı satılması KDV kanunumuz açısından Web sitenizde google kendi reklamını veriyor ise bu hizmet ihracatıdır açıkladığımız gibi hizmet ihracatı KDV den muaftır. Fakat hizmet ihracatının KDV den muaf olması bu hizmet için aldığımız paranın beyan edilmesine engel değildir. Verdiğimiz bu hizmet için hizmet ihraç faturası düzenleme zorunluluğumuz ve bu faturaları beyan etmem zorunluluğumuz da bir muafiyet yoktur.

    Şu ana kadar Katma Değer Vergisi Kanunu açısından web sitesindeki reklam alanınıGoogle ve Facebook gibi firmalardan internet üzerinden reklam alanı satılmasında KDV acısından muafiyet olduğunu fakat bu muafiyetin beyan zorunluluğunu kaldırmadığını anlattık

    Bu konunu diğer boyutu da; Google ve Facebook gibi firmalardan internet üzerinden reklam alanı satın alınması durumunda ne olacağıdır?

    Google gerekse de Facebook’tan internet üzerinden, internet reklam alanı satın alınması hizmetten Türkiye’de faydalanılması sebebi ile KDV'nin konusuna girmektedir. KDV’nin konusuna giren bu işlemler nedeniyle vergiyi kim, nasıl beyan edip ödeyecektir?

    Sorusunun cevabını; Maliye Bakanlığı da yurt dışından sağlanan hizmetlerin vergilendirilmesi ile ilgili 15 Seri No.lu Katma Değer Vergisi Kanunu Genel Tebliği ile açıklamıştır.
    15 Seri No.lu KDV Genel Tebliğin de; “Katma Değer Vergisi Kanununun 1. maddesine göre işlemler Türkiye'de yapıldıkları takdirde vergiye tabi tutulabilecektir. Aynı Kanun’un 6/b maddesine göre, Türkiye'de yapılan, değerlendirilen veya faydalanılan hizmetler Türkiye'de ifa edilmiş sayılacaktır denmektedir. Yurt dışındaki firmalara yaptırılan hizmetlerden bu kapsama girenlerin vergiye tabi olacağı açıktır. Bu gibi hizmet ifalarında, mükellef esas olarak yurt dışındaki firmadır. Fakat firmanın Türkiye'de ikametgahı, iş yeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmaması halinde vergi, sözü edilen Kanun’un 9. maddesi gereğince hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından bağlı bulunulan vergi dairesine sorumlu sıfatıyla 2 no.lu KDV beyannamesi ile beyan edilip ödenecektir. Diğer taraftan ödenen bu verginin aynı dönemde 1 no.lu KDV beyannamesinde genel hükümlere göre indirim konusu yapılması mümkündür.

    KURUMLAR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN

    5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunun 1. Maddesi verginin konusunu açıklamıştır aynı maddenin 2. Bendinde Kurum kazancı, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşur diyerek bir tanımlama yapılmıştır. Yine kanunun 3. Maddesinde dar ve tam mükellef tanımlaması yapılarak

    (1) Tam mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanuni veya iş merkezi Türkiye'de bulunanlar, gerek Türkiye içinde gerekse Türkiye dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirilirler.

    (2) Dar mükellefiyet: Kanunun 1 inci maddesinde sayılı kurumlardan kanuni ve iş merkezlerinin her ikisi de Türkiye'de bulunmayanlar, sadece Türkiye'de elde ettikleri kazançları üzerinden vergilendirilirler denmiştir.

    Türkiye’de iş yeri veya temsilcisi olmayan arama motoru Google ve sosyal paylaşım sitesi Facebook’a internet üzerinden, internet reklam alanı satılması kurumlar vergisi kanunu açısından dar mükellef ile yapılan ticaret kapsamında değerlendirilmelidir. Ticareti yapan reklam geliri elde eden Türkiye’deki kurumun şirket olması durumunda kurumlar vergisi kanunu açısından durum değerlendirilmelidir.

    Bu konunu diğer boyutu da; Google ve Facebook gibi firmalardan internet üzerinden reklam alanı satın alınması durumunda ne olacağıdır?

    5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre Türkiye’de kanuni merkezi veya iş merkezi olmayan firmalar dar mükellef kurum olarak adlandırılmaktadır.

    Kurumlar Vergisi Kanununda dar mükellef kurumların Türkiye’de elde etmiş oldukları kazançların vergilendirilmesinin üç şekilde yapıldığı görülmektedir

    Buna göre dar mükellef kurumlar, kazancın niteliğine göre;

    1- Yıllık kurumlar vergisi beyannamesi vererek,

    2- Özel beyanname vererek,

    3- Kazancı sağlayanların kurumlar vergisi stopaj yapmak suretiyle vergilenmektedir.

    Kurumlar Vergisi Kanununun 22. maddesinin 1. fıkrasında; “Dar mükellef kurumların iş yeri veya daimi temsilci vasıtasıyla elde edilen kazançlarının tespitinde, aksi belirtilmediği takdirde tam mükellef kurumlar için geçerli olan hükümler uygulanır. ” Hükmü yer almış fakat iş yeri veya daimi temsilci olmadan elde edilen ticari kazançların yıllık beyanname ile beyan edileceğine dair bir hükme yer verilmemiştir. Diğer taraftan Kurumlar Vergisi Kanununun 3. maddesinin 3. fıkrasında “dar mükellef kurumların kurum kazançlarının Türkiye’de iş yeri olan veya daimi temsilcisi bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya bu temsilciler aracılığıyla yapılan işlerden elde edilen ticari kazançlardan” ibaret olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, dar mükellef kurumlar iş yeri veya daimi temsilci vasıtasıyla elde ettikleri kazançlar için tam mükellef kurumlar gibi yıllık kurumlar vergisi beyannamesi verecektir. Ancak iş yeri veya daimi temsilci olmadan elde edilen ticari kazançlar için yıllık kurumlar vergisi beyannamesi verilmeyecektir.
    Dar mükellefiyette vergi kesintisi ise Kurumlar Vergisi Kanununun 30. maddesinde açıklanmıştır. Söz konusu maddede “dar mükellefiyete tabi kurumların, yine aynı maddede sayılan kazanç ve iratları üzerinden, bu kazanç ve iratları nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettirenler tarafından kurumlar vergisi kesintisi yapılacağı” hüküm altına alınmıştır. Söz konusu madde kapsamında iş yeri veya daimi temsilci olmadan elde edilen ticari kazançlar nedeniyle yapılacak ödemelerden vergi kesileceğine dair bir hüküm konulmamıştır.

    Yaptığımız açıklamalardan anlaşılacağı üzere Kurumlar Vergisi Kanununun da dar mükellef kurumların iş yeri veya daimi temsilci olmadan elde edilen ticari kazançların vergiye tabi olduğu hususunda bir belirleme yapılmamıştır.

    Bu nedenle Google ve Facebook gibi yurt dışı kaynaklı firmalardan internet üzerinden, internet reklam alanı satın alınması olayında bu firmaların Türkiye’deki iş yeri veya daimi temsilcisi olmadan bu kazancı elde etmeleri nedeniyle bu firmaların kazançları kurumlar vergisine tabi değildir. Fakat hizmet alımı yapıldığı için hizmeti alan firma açısından faturanın gider yazılabilmesi için Yukarıda Katma değer vergisi kanunu açısından izah ettiğimiz şekilde alış faturasının vergilendirilerek gider yazılması gerekmektedir.

    VERGİ USUL KANUNU AÇISINDAN

    213 sayılıVergi usul kanunumuz açısından Türkiye’de iş yeri veya temsilcisi olmayan arama motoru Google ve sosyal paylaşım sitesi Facebook’a internet üzerinden, internet reklam alanı satılması konusunu incelediğimizde kanunun 232. Maddesinde fatura kullanma mecburiyetinde olanlar sayılmıştır. Diğer taraftan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 229. maddesinde; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır.” 231/5. maddesinde de; “Fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren 7 gün içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır.”Hükümleri yer almaktadır. Aynı kanunun 256. Maddesinde Defter ve Belgelerle Diğer Kayıtların İbraz Mecburiyeti açıklanmış, kanunun 344. Maddesinde de vergi ziyaı tanımlaması yapılmıştır. Bu anlattıklarımız ışığında web sitesi üzerinden gelir elde eden vergi mükellefi olmayan kişilerin durumuna baktığımız zaman.

    Kanunda fatura düzenlemek zorunlu kılındığı halde elde edilen gelir karşılığında “Yapılan ödemeler ile komisyon ve masraflar üzerinden fatura düzenlenmesi gerekmekte” tanımlamasına rağmen fatura düzenlenmediği ve defter kayıtlarına alınmadığı durumlarda, vergi incelemelerinde yukarıda bahsettiğimiz kanunun 344. Maddesinde bahsedilen vergi ziaı ile muhatap olacaklardır.

    Bu konunun diğer boyutu; Google ve Facebook gibi firmalardan internet üzerinden reklam alanı satın alınması durumunda ne olacağına vergi usul kanunu açısından bakacak olursak?



    253 sıra no’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin “B-Yurt Dışında Faaliyette Bulunan Mükelleflere Yaptırılan İş ve Hizmetler Karşılığında Alınan Belgelerle İlgili İşlemler” başlıklı bölümünde;

    “Vergi Usul Kanununun kayıt nizamına ilişkin 215’inci maddesinde, bu Kanuna göre tutulacak defter ve kayıtların Türkçe tutulmasının mecburi olacağı belirtilmiştir. 227’inci maddesinde de “Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça bu Kanuna göre tutulan ve üçüncü şahıslarla olan münasebet ve muamelelere ait olan münasebet ve muamelelere ait olan kayıtların tevsiki mecburidir hükmü yer almıştır. Söz konusu kayıtların ise aynı Kanunun 229’uncu ve müteakip maddelerinde yer alan belgelerden herhangi biri ile tevsik edilmesi gerekmektedir.

    Bu hükümlere göre, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlara yaptırılan iş veya hizmetler karşılığında ödemede bulunan gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, yurt dışında mukim kişi veya kuruluşlardan aldıkları muteber belgeleri defterlerine gider olarak kaydedebilmekte dirler.

    Buna göre, yurt dışındaki kişi veya firmalardan belge alan mükellefler, bu belgeleri defter kayıtlarında gider olarak göstermeleri sırasında belgelerde yazılı bedelleri, belgelerin düzenlendiği günde Merkez Bankasınca belirlenen döviz alış kuru üzerinden Türk Lirasına çevirerek kayıtlarında göstereceklerdir. Ancak inceleme sırasında inceleme elemanınca lüzum görülmesi halinde, mükellefler bu belgelerini tercüme ettirmek zorundadırlar.” ifadesine yer verilmiştir.

    Yukarıda yazılanlardan da açıkça anlaşılacağı üzere, Google firmasından gelen belgelerde yazılı bedellerin, belgelerin düzenlendiği günde Merkez Bankasınca belirlenen döviz alış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek kayıtlarda gösterilmesi gerekmektedir. Fakat hizmet alımı yapıldığı için hizmeti alan firma açısından faturanın gider yazılabilmesi için Yukarıda Katma değer vergisi kanunu açısından izah ettiğimiz şekilde alış faturasının vergilendirilerek

    İLAN VE REKLAM VERGİSİ AÇISINDAN

    2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu içinde madde 12 ilâ 16 arasında yer alan İlan ve Reklam Vergisinin konusu kanunda, “Belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü ilan ve reklam, İlan ve Reklam Vergisine tabidir" şeklinde açıklanmıştır.

    Kanunun 13. maddesinde; “İlan ve Reklam Vergisinin mükellefi, yurt dışından gönderilen ilan ve reklamlar dahil olmak üzere, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişilerdir şeklinde tanımlanmıştır

    Kanunun 14. maddesinde 10 bent halinde açıklanan ve vergiden istisna edilen konular

    Bu konu yeni Türk Ticaret Kanunu Taslağında da ele alınmış ve işletmelere web sitesi yaptırma zorunluluğu getirilmiştir. Bu sitelerden çeşitli pazarlama faaliyetleri de gerçekleştirmektedirler. Sonuç olarak bu siteler vasıtasıyla işletmeler kendileri hakkında tanıtıcı faaliyetler yapmaktadırlar.

    Yukarıda açıkladığımız İlan ve Reklam Vergisinin konusuna göre “her türlü" ifadesi ile konu çok geniş bir şekilde ele alınmıştır. Dolayısıyla akla gelebilecek her türlü ilan, tanıtım ve reklam faaliyeti eğer Kanunun 14. maddesinde sayılan istisna konuları arasında da yer almıyorsa verginin konusuna girmektedir.

    Belediye Gelirleri Kanunu içinde yer alan İlan ve Reklam Vergisinin 14. maddesinde 10 bent halinde açıklanan istisna konularına baktığımızda web sitelerini verginin konusu dışında tutabileceğimiz bir hüküm bulunmadığı görülmektedir.

    Makale konumuz açısından durumu değerlendirecek olursak Google ve sosyal paylaşım sitesi Facebook’a internet üzerinden, internet reklam alanı satılması konusunu incelediğimizde Bu durumda söz konusu web sitelerinde verginin konusuna giren bir işlem gerçekleşmektedir. Ancak verginin hangi kıstaslara göre alınacağı ve beyan edileceği kanunen belirli değildir. Bu durumda da verginin kanuniliği ilkesi gereği bu alan vergileme dışı kalmaktadır. Bana göre son 5 yıl içinde 170 in üzerinde kanunda güncelleme bazılarında yeniden sil baştan yapılan ülkemizde önümüzdeki günlerde bu kanunda yenilenerek bu net olmayan durum netleştirilecektir.

    AVRUPA ÜLKELERİNDE DURUM NASIL

    Elektronik ticaretten sağlanan gelirler, dijital mal ve hizmetlerin sunumundan elde edilen gelirler, ülkeler arası vergi anlaşmaları gereği tam olarak tanımlanamamaktadır. Fakat genelde Ticari kazanç ya da gayrimenkul sermaye iradı şeklinde sınıflandırılmıştır. OECD ülkeleri uygulamalarında bir yazara, bir mucide ya da bir yayıncıya hakların devredilmesi karşılığında düzenli aralıklarla ödenen para veya menfaatler toplamı, gayrimenkul sermaye iradını ifade etmektedir. Gizli teknik hizmetlerin sunulması ve kullanılması sonucu elde edilen ve web sitesi sahiplerince telif ücreti karşılığı yayımlanan bilgilerden elde edilen gelirler de, gayrimenkul sermaye iradı kabul edilir. OECD ülkeleri ve ABD’de gayrimenkul sermaye iradı ile ticari kazançlar aynı tür vergilendirme rejimine tabidir. Elektronik ticaret yapan satıcının gayrimenkul sermaye iradı kabul edilen gelirleri çoğu ülkede zaten kaynakta kesinti yolu ile vergilendirilmektedir. OECD ülkelerince varılan anlaşmaya göre e-ticaret tüketimin yapıldığı yerde vergilendirilecektir. Belirtilen nedenlerle bütün ülkelerin sadece yerleşim yerine göre geliri vergilendirmesi bir sabit iş yeri belirlenme mecburiyetini ortadan kaldırmasının yanı sıra, problemi, ulusal hale dönüştürecektir. Bu konuda uluslararası internet hukukunun oluşturulması bir zorunluluk halini almıştır.

    SONUÇ DEĞERLENDİRME

    Türkiye’de iş yeri veya temsilcisi olmayan arama motoru Google ve sosyal paylaşım sitesi Facebook’a internet üzerinden, internet reklam alanı satılması veya bunlardan hizmet alınması konusunu ben sadece vergi mevzuatı açısından irdeledim, bu konunun diğer açılımları ticaret hukuk açısından ticari faaliyet niteliği, borçlar hukuku açısından sözleşmenin niteliği, HUMK açısından ispat konuları vs.) ayrı ayrı irdelenmesi gereken konulardır.

    Satışın gerçekleştiği mecra internet de olsa, yapılmakta olan iş ticari bir faaliyet ise, öncelikle bir vergi mükellefiyeti tesis ettirilmelidir. Satışlar, şirket olarak gerçekleştirilecekse, “Kurumlar Vergisi”; şahsi olarak gerçekleştirilecekse de “Gelir Vergisi” mükellefiyeti tesisi gerekmektedir. Dolayısıyla, bu faaliyetlerden elde edilecek gelir ilk etapta Gelir Vergisi veya Kurumlar Vergisi’ne tabi olmayı gerektirir. Ayrıca, bu gelirler Katma Değer Vergisi’ne de tabidir. Dolayısıyla, vergi mükellefi olan satıcı, satışın gerçekleştirildiği alıcıya, KDV’yi de hesaplayarak fatura kesmelidir.

    Son söz olarak, gün geçtikçe daha fazla hayatımıza giren e-ticaret büyümeye ve burada varlık gösterenlere sayısız fırsatlar sunmaya devam edecek. Dolayısıyla, internet üzerinden satış yapacakların da vergi mükellefiyeti açısından durumlarını değerlendirmeleri ve internet üzerinden gerçekleştirecekleri işlemlerle ilgili vergisel yükümlülükleri konusunda önceden bilgi edinmeleri faydalı olacaktır.