1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .
  2. ISGForum Geliştiricileri - Haberler
    Paylaştığınız güncel haberlerin ana sayfa (portal) slideshow'da çıkmasını istiyorsanız, yüklediğiniz resmin ismi haber olmalı, uzantısı ise jpg olmalıdır. Örnek için ana sayfada ki haberleri inceleyebilirsiniz. Bunu uyguladığınız zaman haberleriniz ana sayfamızda otomatik olarak gösterilecektir.

Yaptığımız otellere girebilmek istiyoruz başlıklı haber-hürriyet pazar 13 ocak 2013

Konusu 'Güncel Haberler' forumundadır ve Ersin Bozkurt tarafından 14 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Ersin Bozkurt Forum Yöneticisi

    • Forum Yöneticisi
    Sertifika Numarası:
    43934
    Uzmanlık Sınıfı:
    A Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Makina mühendisi
    Yaptığımız otellere girebilmek istiyoruz
    [​IMG]
    Zeynep Bilgehan Fotoğraflar: Sebati Karakurt, Levent Kulu[​IMG]
    13 Ocak 2013
    [​IMG]
    [​IMG][​IMG]
    İnşaat, Türkiye’de büyümenin lokomotif sektörlerinden. Peki tüm bu yeni yapıları yükselten inşaat işçileri hangi koşullarda yaşıyor ve çalışıyor? İşte bu soruların cevabı için, geçen ay İnşaat İşçileri Derneği kuruldu. Üstelik alışılmış örgütlerden çok farklı bir yaklaşımları var. Onlar kültürlü, eğitimli ve mutlu işçi olmak istiyor.
    İnşaat İşçileri Derneği’nin kurucusu 30 yıllık mermer ustası Mustafa Adnan Akyol. Örgütlenme fikri 2010’da bir direniş sırasında başlamış: “35 gün oturma eylemi yaptık. Bu sırada inşaat işçilerinin hiçbir haklarını bilmediğini fark ettik. Eylem sonunda önce bir girişim oluşturduk. Ardından 3 Aralık 2012’de zamanın geldiğini düşünüp resmi olarak dernekleştik.” diyor. Akademisyen ve aktivistlerin de destek verdiği dernek, bir sendikadan farklı olarak çalışıyor; “İnşaat, sendikalar için zor bir sektör çünkü fabrika işçileri gibi olduğumuz yerde durmuyoruz. Peşimizden koşmaları gerek. Bunu da hiçbir sendika yapmıyor. Bizimse koltuğumuz olmadığından her yerdeyiz! Ayrıca diğer sendika ve siyasi partilerin kurduğu derneklerden farklı olarak üyelik şartı koşmuyoruz. Hatta bunu teklif bile etmiyoruz. Amacımız o olsa haftada 5 bin üye bulabiliriz ama bizim işimiz işçilere haklarını nasıl arayacaklarını öğretmek.” Akyol, bunun için şantiye şantiye gezip işçilere anayasal haklarını anlatıyor. Onlara, gerektiğinde şantiyeleri sogulayabilecek eğitim ve özgüveni veriyor.
    YAPTIĞIMIZ OTELLERE GİRMEK İSTİYORUZ - FOTO GALERİ
    Peki işçiler derneğe nasıl bakıyor? “İşçilerin örgütlenmeyle ilgili duyguları karmaşık” diyor Akyol; “Bugüne kadar kimse inşaat işçilerini örgütlememiş. Bu yüzden ‘dernek’ çoğu için yepyeni bir şey. Sorunlarını çözmeye yardım ettiğimizde aramızda ciddi bir güven ilişkisi gelişiyor. Ardından sorumluluk alıp kendi arkadaşlarına da derneği anlatıyorlar. Bu değişimi gözlemlemek çok etkileyici.”
    SON ÇARE EYLEM
    Dernek olarak, geleneksel işçi hareketlerinden de farklı bir yaklaşım izliyorlar. Sorunları iletişim yoluyla çözme taraftarılar. Eylem, ancak son yol olarak görülüyor. Akyol bu tavırlarını şöyle özetliyor: “Yanıyoruz, bitiyoruz, öldük, açız” diye yalvarmayı hiç istemiyoruz Neden dilencilik yapalım ki? İstediğimiz şey zaten hak ettiğimiz alınterimiz. Kimseden sadaka istemiyoruz.”
    Dernek bağımsızlığını korumak istediği için hiçbir yerden maddi katkı almıyor. Kurucuları ve aktivistleri kendi imkanlarıyla çalışıyorlar. Yalnızca üyelerden aylık 10 TL aidat alınıyor. İşsiz kaldıklarında bu ücret talep edilmiyor. “Bir inşaat işçisi için her şey zor” diyor Akyol, “Daha işe başlarken barınma problemiyle karşılaşıyoruz. Büyük şantiyeler dışında çoğunlukla insanlık dışı şekilde yaşıyoruz. Dokuz metrekarelik bir konteynırda sekiz kişinin kaldığı, bin kişiye dört tuvalet ve yalnızca 15 duşun tahsis edildiği yerler olduğunu biliyoruz.”
    BU BENİM ESERİM
    Derneğin tek amacı iş koşullarının düzeltilmesi değil. İnşaat işçilerinin iş dışında da daha faal olmalarını istiyorlar. “İnsan gibi yaşayıp insan gibi hayatını devam ettirmeliler. İnşaat işçilerinin sosyal hayatı yoktur. Bunu hem ekonomik durumları hem de iş koşulları engelliyor. Pazarları bile çalışırlar. Vakitleri olsa ne yapacaklarını bilemezler. Biz, yaşam kalitelerini yükseltmek için de bir şeyler öğretmek istiyoruz. Sinemaya, tiyatroya gidebilmeli, spor yapabilmeliler... İnşaat işçileri aşık olduğunu bile söyleyemez. Onlara bu kültürü anlatmak istiyoruz. Patronlar da bu konuda destek olabilir. Örneğin bir şantiyede, en azından ayda bir sinema veya tiyatro gösterimi neden yapılmasın?” diyor Akyol ve inşaat işçilerinin neredeyse hepsinin mutsuz olduğunu da anlatıyor: “Oysa mesleklerini sevmeleri gerekiyor. Daha önce dış cephesini yaptığı bir binanın önünden geçerken ‘Bu benim eserim!’ diye gurur duymalılar. Onlara ne o eğitimi vermişiz ne işini sevecek imkanları sağlıyoruz... Toz toprak içinde, sağlığından olacak şekilde, az ücretle, güvensiz ortamda çalıştırılıyorlar. Sonunda da bir kadercilikle her şeyden vazgeçiyorlar. Yaptıkları otelde bir gece kalma ücreti üç aylık maaşlarına eşdeğer. Oraya girmeyi hak etmediklerini, layık olmadıklarını düşünüyorlar. En kötüsü de bu. Yüzlerce ev yapmışken kendilerine de bir ev almayı istemeleri için onları motive ediyoruz. Bunun hakları olduğunu bilmeliler.”
    ŞİRKETLERE KARNE
    Peki patronlar bu dernek işine nasıl bakıyor? Akyol şöyle cevaplıyor: “Firmalarla görüşürken şu soruyu soruyoruz, ‘İşçi haklarını ihlal eden mi yoksa saygı gösteren kategorisinde mi yer almak istersiniz?’ Eskiden karlılık, borçluluk ve yatırım üzerinden değerlendirilen inşaat sektörü artık işçi haklarına gösterilen saygı üzerinden değerlendirilecek. Özenle topladığımız somut kanıtlara dayanan firma raporları hazırlıyoruz. Belli aralıklarla bu raporları paylaşacağız.” Bu konuda işverene yardıma da hazırlar: “Şantiyelerde işçilerin iş cinayetine kurban gitmemesi, ücretlerinin ödenmesi, sağlıklı koşullarda barınabilmeleri için insiyatif almaya ve önerilerde bulunmaya hazırız” diyor.
    Üniversiteli ustalar
    Mustafa Adnan Akyol, “Türkiye’deki inşaat işçileri, inşaat işçisi değil” diyor: “Para karşılığında az bir eğitimle ustalık sertifikası alabiliyorsunuz. Ama bu böyle olmaz. Çok iyi eğitim gerekiyor. Üniversitelerde inşaat işçiliği bölümü olmalı, meslek liselerinde öğretilmeli. İnşaat işçileri yetiştirilmeli.”
    Para versem bile almıyorlar
    Ali Şat (25)
    Erzincanlıyım. Bir aydır İstanbul’dayım. Aslında çiftçilik yapıyorum ama burada çalışmaya başladım. İşimi seviyorum, çok zevkli ama zor şartlarda çalışıyoruz. Özgürlüğüm yok. İstediğim yerlerde gezemiyorum, istediğim kıyafetleri giyemiyorum. Gurbetçi bir inşaatçı için bu herkesten daha zor. Çalıştığım otel şantiyesinde altıncı kat faaliyete girdi ama ben oraya giremiyorum. Yaptığım yeri gezmek ve görmek istiyorum ama para versem bile sırf oranın inşaatında çalıştığım için beni almıyorlar.
    Hayalim usta olmak
    Veli Çelik (23)
    Erzincan’da hayvancılık yapıyordum ama dört-beş aydır İstanbul’da fayans ustası yardımcısı olarak çalışıyorum. Bu dalı özellikle seçmedim ama işimi seviyorum. Buna rağmen inşaatta çalışmak çok zor. Riskli bir iş. Hep çok dikkatli olmak gerekiyor. Hayalim usta olmak.

    http://www.hurriyet.com.tr/pazar/22350950.asp

    Ekli Dosyalar:

    • haber.jpg
      haber.jpg
      Dosya Boyutu:
      12,5 KB
      Görüntüleme:
      4.202