1. İSGForum'a Hoş Geldiniz..
    İSGForum gerçek hayatta 'İş Güvenliği ve Çevre' adına yaşadığınız her şeyi olduğu gibi burada paylaşmanızı, kişilerle iletişim kurmanızı sağlar. Fotoğraf albümü, durum güncelleme, yorum, konu, mesaj vb. şeyleri istediğiniz herkese paylaşabilirsiniz. Üniversite arkadaşlarınızı bulabilir, onları takip edebilir ve onlarla iletişim kurabilirsiniz. Duvarlarına yazarak yorum formatında sohbet edebilirsiniz. İSGForum ile ortamınızı kurabilir, kişilerle fikir - bilgi alışverişi yapabilir ve etkinlikler düzenleyebilirsiniz. İSGForum'un tüm hizmetleri kuruluşundan beri ücretsizdir ve ücretsiz olarak kalacaktır. Daha fazla bilgi için site turumuza katılmak ister misiniz? O zaman buraya tıklayınız :) Giriş yapmak ya da kayıt olmak için .

Zenginleşmek yasak ölmek serbest – ali topuz (radikal)

Konusu 'Köşe Yazıları' forumundadır ve Mehmet MAKAR tarafından 26 Eylül 2013 başlatılmıştır.

  1. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Muğla'daki işçi ölümleri üzerine yazılmış bir köşe yazısı. Dün okuduğumda çok beğendim iyi okumalar.

    [​IMG]

    Laf çok: Ekonomi uçuyor, adalet şahlanacak filan. Uçan ekonomide gelir dağılımı hiç düzelmiyor. Payına ölüm düşen işçi hak arayışında yalnız…


    Bıktırıcı biliyorum, ama önemli. Hayati önemde: Türkiye’de en yoksul yüzde 20 ile en zengin yüzde 20 arasındaki gelir farkı, 2012’de sekiz kat olmuş. Önceki yıl da aynı öyleydi.
    En düşük gelire sahip gruptakilerin toplam gelirden aldığı pay yüzde 5,9 oldu.
    Bu dilimler geniş, gösterdiği kadarını, belki de çok daha fazlasını gizliyor aslında. Örneğin, en zengin yüzde 1 ya da yüzde 5’in payını bilsek, tablo gözümüze başka görünecek. Ne kadar az kişinin ne kadar çok pay aldığını, ne kadar çok kişinin ne kadar az payı paylaştığını bir kademe daha yakından temaşa edeceğiz. Ama heyhat, yüzde 20’lerle işleniyor bu hesap. Adaletsizliği temel almış bir düzeni kuranlar ve lehdarları, düzendeki sorunların bilgisini öyle kolayından da paylaşmazlar.
    Fakat bu da yeterli. Albatros gibi uçan ekonomi, Karun’u kıskandıracak kadar artan zenginlik, günden güne iyilerin iyisine dönüşen toplum filan martavalları dere tepe düz giderken, gidilen yolun arpa boyunu bulmadığı anlaşılıyor işte: Gelir dağılımında yüzde 0,002 düzelme varmış 2011’e göre; yazıyla on binde iki. Sabır fakirler için değil mi! Bekleyin. Bir hayli 10 yıl sonra, damlaya damlaya göl olmak suretiyle her yer, yüzeriz hep beraber.
    Nüfusun yüzde 16.3’ü yoksulluk sınırının altında, sürekli yoksulluk riski altında bulunanların oranı da yüzde 16.
    İstanbul bölgesi 16 bin 126 lira ile ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri en yüksek olan bölge durumunda iken, bunu, 14 bin 160 lira ortalama gelir ile Batı Anadolu izlemiş. En düşük ortalamaya sahip bölge ise 5 bin 870 lira ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi oldu. Güneydoğu Anadolu Bölgesi derken, Kürtler yani. Hani herkesle eşit yoksullukta oldukları iddia edilenlerin yaşadığı, “Canım, Yozgat’ta da, Kırklareli’de de fakirlik var. Güneydoğu Anadolulular nankör” denilen yerler.
    Küçük fotoğraf
    Bu ‘büyük fotoğraf’ dedikleriydi. Hani bir sorundan bahsedince, lafı ağza tıkmak için söyleyiverdikleri büyük fotoğraf. Küçük fotoğraflar var bir de, fıtrattan.
    17 Haziran 2013’te Muğla Milas’ta, Güllük beldesinde atık su ve kanalizasyon istasyonunda yoğun bir çalışma vardı. Akfen adlı firmada çalışan iki arkadaş ‘inip’ bakacaklardı. Dönmediler. Bir arkadaşları meraklanıp peşlerinden gitti. O da dönmedi. Böyle böyle yedi işçi indi. Hiçbiri çıkamadı. Kuyu havasını dolduran gazdan zehirlenmiş, ölmüşlerdi.
    Müdür olan Mustafa Öztürk 39 yaşındaydı. Beraberindeki elektrik teknisyeni Yüksel Kum 46 yaşında. Kanalizasyon altyapı elemanı Özcan Özkan 51. Diğer işçiler Fikret Özdemir 37, Hasan Özgür 43, Mevlüt Özbakır 48 ve Serkan Miral 27 yaşlarındaydılar.
    Radikal’de önceki gün İsmail Saymaz, bu ‘kaza’nın ardından hazırlanan bilirkişi raporunu okuttu hepimize. Bir ‘yoklar’ raporuydu bu. İsmail’in birçok haberinde olduğu gibi, ‘yoklar’ı öğrendik. Memleketteki insanlığın yokları.
    Sayalım: Aslında yaptıkları iş için bir makine sistemi vardı, ama yoktu o gün. Yıllardır olduğu gibi. Arızalanmıştı. Makine kıymetli şey. Tamiri para ister. İnsan öyle mi? Hem makinenin elleri yok. İnsanın elleri var. Elleriyle temizliyorlardı tıkanıklıkları. Beldenin pisliğini.
    Kanlı haziran
    Kuyuda biriken gazı ölçecek bir alet vardı aslında. Ama yoktu. Çünkü 750 liraydı. Durmadan maliyet arttırıcı dayatmalarda bulunmak, işverenimizin boynunu büküyor ya, ondan. “İşgücü üzerindeki yükleri azaltmak gerek” diye bağırıyorlar ya ilim, filim insanları, al sana yük azaltma.
    İşçilerin kullanabileceği gaz maskeleri vardı. Ama yoktu. Çünkü 75 liraydı. Yahu bu da para mı deyip geçmeyelim, damlaya damlaya göl olur. Ekonomimiz okyanus boyutuna böyle böyle gelir.
    İşçiler zaten indiklerinde ölebileceklerini de bilmiyor olabilirlerdi. Çünkü şirketimiz bunun eğitimini de vermemişti. İşçi işte, söylersin yapar. Eğitim budur. Bir yerde bir levha filan da yoktu. Hoş olsaydı ne olurdu, “İn kardeş. Şirketimizin, ülkemizin rekabet gücü. Milli gelir. Katma değer. Maliyet” büyülü nutkunu bir kaş kaldırmayla anlatıverirdi zaten patron ya da vekillerinden biri. Değil mi?
    Altı bilirkişinin hazırladığı rapor, iş kazalarının neredeyse tamamı gibi ‘kaza’ değil cinayet, hem de seri cinayet vasfında olduğunu gösterecek kadar açık. Açık ve yaralayıcı.
    İstatistikle başladık, öyle sürdürelim:
    İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre o haziranda en az 104 işçi yaşamını yitirdi. Hazırlanan raporda en çok işçi ölümü taşeron işçilerin en fazla olduğu inşaat alanında meydana geldi. İkinci sırada mevsimlik tarım işçileri var. Can kayıplarının beşi çocuk yaşta.
    İstatistiklerin yanında bir de tercihlere bakalım. Devletin tercihlerine… Önce, kazalardan sonra olan biteni bir özetleyelim: İşveren, bir miktar para karşılığında anlaşma önerir. Bunda ayıp yok, elbette tazminat denilen kadim hukuk gereği bu olmalıdır. Fakat bu paralar azdır genellikle. Ölen ya da sakatlanan adına, hak sahiplerinin ‘daha çok’ alabilmesi, yani hakkına (canın bedeli yoktur elbette, ama kalanların da yaşaması gerekir) kavuşabilmesi için kullanılacak hukuk yolları hiç de ucuz değildir. İş müfettişlerinin saptamaları ve baroların hukuki yardımları daima yararlı olsa da, kalanların yokluk, yoksulluk yüzünden üç otuz paraya razı olmasına engel olacak hiçbir mekanizma yoktur. Mevzuat kâğıt üzerinde işçi lehine düzenlemeler içerse de en son vahim bir duvar vardır: Tazminat davaları ‘zenginleşmeye yol açmamalı’dır. Bir anlamda ‘evrensel’ bir hüküm gibidir bu, fakat gelin görün ki Türkiye’deki uygulaması, işçileri borçlu bile çıkarabilecek kadar kaba ve ilkeldir.
    Üstelik ne Çalışma Bakanlığı ne de Aileden Sorumlu Bakanlık, bu davalarda işçi lehine bir role sahiptir. ‘Sanayi, ekonomi, ticaret’ filan nutukları eşliğinde, açılışlardan ödül törenlerine, gezilerden toplantılara ‘işveren’in yanında görebiliriz tüm bakanları, bakanlıkları, fakat bu davalarda değil. ‘Çalışma barışı’ demek de onların dilinde sadece maaşına, işinin fıtratına, başına gelene sessizce razı gelen işçiler demektir.

    Büyük fotoğrafta sayılara indirgenenler, küçük fotoğrafta gazla boğulur. Buralardaki, yediğimiz, içtiğimiz, giydiğimiz değerlerin üretimindeki kuyu kadar derin ve can kadar temel adaletsizlikleri görmeden yürütülen her siyaset, bu suçların ortağıdır.

    Radikal Gazetesi
  2. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Doğru bir yaz değil gelir dağılımı gini katsayısı ile ölçülür son 10 yılda o konuda da düzelme var.
  3. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    İş kazası üzerine gerçekçi bir yazı... ekonomi bir istatistik kurmacası/yalanı üzerine kurulu olduğu için isteyen istediği biçimde algılayabilir.
    Alttaki yazılarda çok birşey değişmediğini ifade ediyor. Dediğim gibi algı meselesi bardağın dolu tarafı boş tarafı !

    http://birgun.net/haber/akpnin-buyume-efsaneleri-1894.html

    http://www.birgun.net/yazi-goster/gulsah-karadag/16-8-2013/carpitarak-saptirma-sanati-313.html
  4. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Ekonomi ciddi bir bilimdir. Nobel ödülü kategorisine dahil edilmiştir. İnsanlar genelde anlamakta güçlük çektikleri şeyleri yok saymayı severler napıcaksın.
  5. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    ne bu şimdi sidik mi yarıştırıyon böyle ukalaca bir cevap mı olur kimin anlayıp kimin anlamadığına nasıl karar veriyorsun!
  6. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    "ekonomi bir istatistik kurmacası/yalanı üzerine kurulu" diyen birinin bir bilim olarak ekonomiyi anladığını düşünmek için sebep var mı?

    Fizik uydurmadır hayal ürünüdür demek gibi bir şey bu :)
  7. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman

    Devletin verdiği istatistikler ne üzerine kurulu söyler misin ? Ekonomi yalan kurmaca üzerine kurulu derken ekonomiyi reddettiğimi düşünmedin heralde bütün herşeyin temelinde ekonomi varken bunu reddedeceğimi düşünmedin değil mi? ekonomi-politik herşeyin temelidir. bütün herşeyin!
  8. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    İstatistiki sadece devlet tutmuyor. OECD, tüm büyük holdingler, üniversiteler, rating kuruluşları, ito :) istatistik burjuvaziye daha lazım ona göre yatırım kararı alıyorlar. Bu güne kadar bütün bu farklı istatistikler arasında anlamlı bir fark çıkmadı :)

    Rakamları ciddiye almadan ekonomi ciddiye alınabilir mi?

    Fizik severim ama matematiğe güvenmiyorum demek kadar abzürd olmuş bu :)
  9. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman

    bu yukarıda saydığınız kurumların hepsi kıdem tazminatının kaldırılmasını istiyor mesela istatistikler daha iyi olsun diye. ama kendi istatistikleri. Burjuvazi asgari ücretin arttırılması için hiç istatistik yayınladı mı ? Ekonomiye matematiğe inanmasaydım size o iki linki atmazdım. Orada da istatistikler var ama hukarıda saydığınız kurumların dilinden konuşmuyor.! Siz ne demek istediğimi anladınız koray bey, kinaye dolu cümlelerinizi twitterda paylaşın orda çok rağbet görür.
  10. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Sz hayali şeylere inanmakta ısrarlısınız. Bütün rakamlar yalan :) ekonomi kandırmaca sonrada benle bilim tartışıcaksınız. Bi sizin inançlarınız doğru.. kolay gelsin
  11. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman

    benim inançlarım doğru diye birşey demedim. ben yukarıda bir olgudan bahsetmişim senin inandığın kurumların istatistiklerin neye hizmet ettiğinden bahsetmişim sen demediğim halde tekyönlü inançtan bahsetmişsin. Ne yani burjuvazinin istatistiklerine göre mi yaşayalım kıdem tazminatını da onlara verelim. işsizlik fonu diye birşey kurdular bizim vergilerimizden topladıkları paraları işsizlere vereceklerine nerelere verdiler söylüyor mu o inandığın istatistikler. yada türkiye zenginleşirken en alttaki sınıf ne kadar zenginleşiyor, en üstteki sınıf ne kadar zenginleşiyor arada ki makas ne kadar söylüyor mu? bana bunları söyle senle nasıl bilim tartışırmışım gibi nasıl bir egonun tezahürü olan süslü cümleler kurma!
  12. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Yahu benim inandığım kurum diye bir şey yok. Türkiyede istatistik tutan pek çok kurum var. OECD, dünya bankası, Büyük holdingler, DİE, İTO, ATO, üniversiteler, Sendikalar, büyük bankalar vs.
    Hepsi işi gücü bırakmış bizi kandırıyor olamaz.

    Çünkü istatik onlara lazım, doğru olacakki ona göre yatırım ve parasal kararlar alacaklar dimi.?



    İstatiksik bir bilim; burjuvanın işçinin ayrı ayrı istatistikleri yok. Fizik kimya gibi tıpkı. Burjuvanın ayrı işçinin ayrı fizik kimyası mı var?


    Nerelere vermişler? Varmı somut bilgi, rakam hemen bekliyorum.


    Bunun tek ölçüm yöntemi GİNİ katsayısı. Başka bir ölçümü yok. OECD her ülke için bunu yayınlar. son 10 yıldır gelir dağımılında düzelme var. Ali topuz bu nedenle saçmalamış dedim ya canım kardeşim.
  13. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    İstatistik bir bilim evet ama rakamlarla oynamak diye birşey var o zaman bilimsellik kalmıyor ortada. ben Sendikaların ve akademisyenlerin istatistiklerini takip ediyorum. Yalan çarpıtma dediklerim sen hangisi biliyorsun! üstüne basa basa söylüyorum daha bugün çalışma meclisinde konuşuldu kıdem tazminatının kaldırılması için raporlar istatistikler hazırlıyor !


    işsizlik maaşı olarak toplanan para 58 milyar dolar ödennen. 5.8 milyar dolar yani onda biri kullanılmış. geri kalanı merkezi bütçeye aktarılmış oradan da gap vb yatırımlar için teşvik olarak dağııtlmış



    Bütün dünyada ilerlemeler olurken tabiki türkiyede de ilerleme olacak ama öyle anlattıkları gibi bir büyüme yok. OECD türkiyeyi gelir dağılımında en kötü 3 ülke en sonda 4 ülke arasında açıkladı. meksika, çin abd türkiye. TÜİK verileri bile çarpıtmalara rağmen arada 8 kat mesafe olduğunu ifade ediyor. TÜİK hep %20lik dilimlerde açıklıyor yoksulluk zenginlik istatistiklerini. son 10 yılda bu düzeldi diyorsun ya en zengin %5 lik kesim ne kadar pay almış en yoksul ne kadar pay almış açıklasa ya neden açıklamıyor.
  14. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    büyümede Çinden sonra dünya ikincisyiz, 45 çeyrektir kesintisiz büyüyoruz. Avrupanın en hızlı büyüyen ülkesiyiz.. Buda mı gol değil :)
  15. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    dostum tamam bende onu diyorum evet büyüyoruz büyüyoruz da bu büyümeden kim ne kadar pay alıyor onu diyorum bu büyümeyi sağlayan üreten insanlar değil mi? avrupanın en çok çalışan işçileri türkiye de, büyüme rekorları kırılıyor sonuç? büyümeden çalışanlara ne kadar pay verilmiş onları da söyler misin? agari ücrette büyüme de kaçıncıyız? battı denilen yunanistanın bile gerisindeyiz farkındasın değil mi?
  16. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Ee diyorum ya bunu veren tek veri GİNİ katsayısı. Türkiyenin son 10 yıllık verilerinde gini katsayısında düzelme var. Demekki türkiye eskiye göre zenginliği daha adil paylaşmış.

    Ama siz bu rakam yalan diyorsunuz.

    Sİz ise hiç bir rakam vermeden herşeyin kötüye gittiğine inanmamızı bekliyorsunuz. Bunun neresi bilimsel.

    Bana rakam verin.
  17. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman

    DİSK-AR; "AKP hükümetleri döneminde ekonomi % 63 düzeyinde büyürken, net asgari ücret, vergi iadesi ve asgari geçim indirimleri dahil, aynı dönemde reel olarak sadece % 6,6 oranında artış göstermiştir."

    "bugün krizdeki Yunanistan’da asgari ücret düşürülmüş hali ile 1621 TL, İspanya’da 1772 TL’dir (21 Aralık 2012 TCMB verileri üzerinden hesaplanmıştır). Resmi haftalık çalışma süresi Yunanistan’da 40, İspanya’da 38,3 saatken, Türkiye’de 45 saattir. Asgari ücretten alınan vergi oranı Türkiye’de daha yüksektir. Yıllık ücretli izin hakkı bu ülkelerde en az 20 gün iken, Türkiye’de 14 gündür. Buna karşın brüt asgari ücret sadece 940 TL’dir."

    EUROSTAT-

    Ülkelerdeki işçilerin çalışma saatleri
    Türkiye 1.877
    ABD 1.787
    OECD 1.776
    Almanya 1.400

    Avrupada en çok çalışan ülkeyiz asgari ücrette nerelerdeyiz yukarıda var!
  18. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Rakam yıllık enfasyonun %1,6 üzerinde, reel artış olmuş demek bu.

    2002'den bu yana net asgari ücerreteki artışın % 257,6 dir., 'Enflasyondaki artışın % 120 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, asgari ücrette reel olarak %100 artış olmuş demektir. Doğru bilgiye doğru veriyle ulaşabiriz. Dolar bazında ise asgari ücret 3 kat artmıştır.

    2002 yılının net asgari ücreti 184 Lira imiş ve 2002 yılında bu 184 Lira ile 110 Amerikan Doları alabiliyormuşuz.
    Günümüz itibariyle de net asgari ücreti 730 Lira kabul edersek, günümüzde 730 Lira ile 400 Amerikan Doları alabiliyoruz.
  19. Mehmet MAKAR Haber Grubu Lideri

    • Bölüm Yöneticisi
    • Haber Grubu
    Sertifika Numarası:
    120329
    Uzmanlık Sınıfı:
    B Sınıfı Uzman
    Asgari ücret sayısal olarak 184 liradan 730 liraya çıkmış bu ortada tekrar yazmana gerek yok ki. AKP döneminde ekonomik büyüme diğer yıllara göre daha yüksek oldu bunu reddeden kimse yok bunun kaymağını kim yedi. ben gsmh ne kadar artmış asgari ücret ne kadar artmış büyümeden ne kadar pay almış çalışanlar diyorum!

    iki tablo vereyim o zaman Serkan Öngel DİSK-Ar müdürü birgün yazarı aynı zamanda kullanılan yöntemlerde raporun sonunda açıklanmış bilimsel veri diyorsun ya!;



    Tablo 1. Net Asgari Ücret ve Gayri Safi Yurt İçi Hasıla Karşılaştırması (2005=100)
    "[​IMG]

    Not: Net asgari ücret endeksi hesaplamasında 2005 ve 2006 yıllarında vergi iadesi üst sınırı, 2008 yılı sonrası için asgari geçim indirimi hesaplamalara eklenmiştir. Reel Ücret endeksi hesaplanırken TÜİK TÜFE 12 aylık ortalamaları alınmıştır. 2011 Aralık ayı enflasyon rakamları ve 2011 yılı ekonomik büyüme rakamları için 15 Aralık 2011 Merkez Bankası Beklenti Anketi sonuçları kullanılmıştır.

    Ne verimlilik ne de büyüme asgari ücrete yansıdı
    Bunun yanında asgari ücretin uzun gelişme seyrine bakıldığında 33 yıllık bir dönem için (1978 yılından bu yana) ekonomi (1977-2006 GSMH ve 2007 sonrası GSYİH) sabit fiyatlarla 3,51 kat, dolar bazında yaklaşık 5 kat büyürken, asgari ücretin % 6′lık gelişme ile neredeyse yerinde saydığı görülmektedir. 12 Eylül askeri cuntası ile büyük bir darbe alan asgari ücret, geçen 31 yıllık süreç zarfında 33 yıl öncesindeki seviyelerinde seyretmektedir.

    Tablo 2. Reel Brüt Asgari Ücret – Ekonomik Büyüme Karşılaştırma (1978=100)
    [​IMG]
    1999 yılına kadar 1978 yılındaki ekonomik gücüne ulaşmayan asgari ücret, bu yılda ulaştığı düzeyi, yüksek enflasyon ortamında yaşanan iki krizle ciddi bir biçimde kaybetmiş, 1978 ve 1999 seviyesine ancak 2004 yılında yeniden ulaşabilmiştir. 2005 yılından bu yana ise asgari ücret yerinde saymaya devam etmektedir.
    Hâlbuki asgari ücret ekonomik büyüme oranında bir artış kaydetseydi bugün brüt 2754 TL, net 1973 TL ve 789,2 euro olacaktı. Komşumuz Yunanistan’da asgari ücret brüt 876,62 euro düzeyindedir.
    Raporun tamamı; http://www.sendika.org/2012/12/asgari-ucret-ve-ekonomik-buyume-raporu-disk-ar/"
  20. Koray Pehlivanoğlu İSGforum Üyesi

    Sertifika Numarası:
    32082
    Uzmanlık Sınıfı:
    C Sınıfı Uzman
    Firma / Kurum:
    Serbest Çalışıyor
    Eğer yunanistan gibi asgari ücret artsaydı. Şu an türkiye'de yunanistan gibi batıyor olurdu. Neyseki hükümet böyle bir popülizm yapmadı. Diskin verileri türkiyenin en güvenilmez veriledir.

    Ben size başka rakamlar vereyim;

    Asgari ücret 2002'de 184 TL iken 740 TL'ye yükseldi.

    Asgari ücretle 2002 yılında 181 etmek, 21 kilo dana eti, 143 litre süt, 146 litre mazot alırken
    2012 yılında alım gücü artarak 303 ekmek, 31 kilo dana eti, 371 litre süt ve 198 litre mazota yükseldi.

    Ortalama memur maaşı 2002'de 578 TL iken 2012'de 2 bin 42 TL'ye çıktı.
    Ortalama memur maaşıyla 2002'de 569 ekmek, 67 kilo dana eti, 449 litre süt ve 454 litre mazot alınırken
    2012'de bu rakamlar ekmekte 837 adete, dana etinde 87 kilograma, sütte bin 23l litreye ve mazotta 546 litreye çıktı.

    En düşük memur emekli maaşı 2002'de 377 TL iken 2012'de 1084 TL oldu.
    2002'de 371 adet ekmek, 44 kilo dana eti, 292 litre süt, 298 litre mazot alınırken,
    2012'de 444 ekmek, 46 kilo dana eti, 543 litre süte yükseldi. Mazotta ise 290 litreye düştü.

    Bunlar somut zenginleşme verileridir.

    Elbette yeterli değildir. 10 yıl önce batmakta olan bir ülke bu hale geldi unutmayın.

    http://www.ahaber.com.tr/Ekonomi/2012/08/04/maasinizla-10-yil-once-ne-alabiliyordunuz